Gazze’de teknokrasi değil küresel vesayet

Ahmet Varol, Gazze için oluşturulan Barış Kurulu’nun gerçekte siyonist işgal rejiminin güvenliğini önceleyen küresel bir vesayet mekanizması olarak kurgulandığını ifade ediyor.

Ahmet Varol/Yeni Akit

Gazze’ye Barış Değil Vesayet Kurulu!

Bir yandan Suriye’de küresel emperyalizmin ve siyonist işgal rejiminin işbirlikçisi SDG’ye ağır darbeler indirilirken bir yandan da uluslararası güçler, Gazze’yle ilgili planlarını yürütmek için yeni kurullar ve bir teknokrat hükümet oluşturdu. SDG konusuyla ilgili tespit ve kanaatlerimizi dile getirmeyi erteleyerek bugün Gazze’yle ilgili olarak uluslararası platformda meydana gelen son gelişmeler hakkında bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.

Her şeyden önce, Trump’ın talimatları doğrultusunda oluşturulan sözde Gazze Barış Kurulu hakkında ateşkes konusundaki prensip anlaşması değil tamamen Trump’ın planı ve önerileri esas alınmıştır. Onun plan ve önerilerini şekillendiren ise işgal rejimi ve ABD’deki siyonist lobidir. O yüzden de kurulun çekirdek kadrosunu siyonist lobiye mensup ya da onun açıktan desteklediği ve sahiplendiği kişiler oluşturmuştur. Karar mekanizmasını da bu kadro oluşturacaktır. Sonradan kurula alınacaklar ise ya sadece vitrin süsü olarak kullanılacak ya da kurulun izleyeceği politikanın daha geniş tabanlı bir karar mekanizmasının takip ve desteğiyle yürütüldüğü iddiasına dayanak oluşturmaları sağlanacaktır.


Bu yönüyle kurulun asıl amacı Gazze’yi, siyonist işgal rejimi hesabına ve onun güvenliği açısından risk oluşturan faktörlerin önünü kesmek için yakın takibe almak; bölgeyle ilgili yeni düzenlemelerde de bu politikanın öncelikli olmasını sağlamak için gözlemcilik yapmaktır. Dolayısıyla kurul, gerçekte Gazze üzerinde, siyonist işgal rejiminin geleceğini önemseyen küresel emperyalizmin bir vesayet kurulu niteliği taşımaktadır. Bu itibarla adında kullanılan “barış” kelimesi tamamen bu kavramın taşıdığı olumlu anlamı istismar ve göz boyama amaçlıdır. O yüzden bu kurulun “Uluslararası Vesayet Kurulu” olarak isimlendirilmesi daha isabetli olacaktır.


Gazze’de geçiş sürecinde bağımsız bir teknokrat hükümetin oluşturulmasını Filistin direnişi prensipte kabul etmişti. Ancak Filistin direnişinin istediği bu hükümetin tüm üyelerinin, herhangi bir dış baskı ve vesayete maruz kalmayacak, bölge halkının maslahatını gözetme konusunda bağımsız karar verebilecek Filistinlilerden oluşturulmasıydı. Hükümetin Filistinlilerden oluşturulması şartına uyulduğu söylenebilir. Üyelerin bölge halkının maslahatını gözetme duyarlılığına sahip olmaları konusunda da şimdilik bir tartışma ve endişe söz konusu değil.


Ancak küresel emperyalizmin bölgeyi yakın takibe almak amacıyla oluşturduğu vesayet kurulu teknokrat hükümet üzerinde bir yaptırım ve baskı gücüne sahip olacağından ipler yerel hükümetin değil uluslararası vesayet kurulunun elinde olacak ve hükümet her ne kadar bölge halkının maslahatını gözeten bir politika izlemek istese de siyonist işgal rejiminin çıkarlarını önceleyeceği kesin olan vesayet kurulunun politikası ve baskıları hükümetin başarısının önünde ciddi bir engel teşkil edecek ve bağımsız karar verme yetkilerinden büyük ölçüde mahrum bırakılacaktır.



Uluslararası vesayet kuruluna bağlı olarak bölgeye yerleştirilmesi planlanan ve adının “Gazze İstikrar Gücü” olacağı belirtilen askeri gücün amacı eğer ki işgalci katillerin ateşkes ihlallerinin önüne geçmek ve siyonist tehdit karşısında bölge ahalisinin güvenliğini sağlamak olsaydı böyle bir gücün bölgeye yerleştirilmesi ümit verici olabilirdi. Ancak siyonist katillerle göbek bağı içinde, Filistin halkının değil siyonist işgal rejiminin geleceğinin güvenliğini önceleyen bir kurulun politikasına bağımlı olacak bir askeri mekanizmadan böyle bir şey beklemek çok fazla iyimserlik olur.

Bizim gördüğümüz kadarıyla söz konusu uluslararası gücün asıl amacı, işgal rejimi açısından hâlâ endişe verişi olarak kabul edilen direniş silahlarının etkisizleştirilmesidir. Bu yönüyle de bölgeye yerleştirilecek güç gerçekte bir istikrar gücü değil işgal gücü olacak ve siyonist işgalcilerin iki yıl süren soykırım yoluyla gerçekleştiremediğini “uluslararası” kılıfı verilen bir askeri mekanizmanın kirli oyunlarıyla başarmaya çalışacaktır.

Yorum Analiz Haberleri

Tarihî Kudüs tecrübesiyle bugünün krizlerini okumak
“Şeriatın kestiği parmak acımaz”
Kadim terbiyeden çağdaş ihmalkârlığa geçiş
Suriye'de toprak bütünlüğü ve nihai barış için mekik diplomasisi
İran’daki olaylar ve küresel çıkar dengeleri