Fethin çocukları, zaferin şahitleri

İSMAİL CEYRAN

Tarihi ebediyetle harmanlayanlara…

"Cennetin kokusu, çocukların kokusudur." 

Sermede Meydanı’nda saçları taranmış, üzerlerine adeta cennet kokuları sinmiş çocukların gözlerinde parıldayan muazzam nur, meğer Şam’ın kapılarını Müslümanlara açan büyük fethin sessiz ama en gür habercisiymiş. Tarih bazen bir çocuğun gözlerinde saklanır, sonra bir ümmetin kaderi olarak ortaya çıkar.

"Şüphesiz batıl yok olmaya mahkûmdur."

Şam'ın ufkunda yükselen ışık, ümmetin hafızasında çok önceden doğmuştu. Yıllardır bu coğrafyayı kan gölüne çeviren katil Baas rejiminin devrilmesi ve küresel haramilerin bu kutsal topraklardan sökülüp atılması, meydanlarda ete kemiğe bürünmüş olarak gördüğümüz tevekkül ve direniş bilincinin hayal olmadığını kanıtladı. Fani olan, baki olana hürmetle anlam bulur; dünyevi zulümler ve fani güçler yok olup giderken, Şam’dan Gazze’ye uzanan sarsılmaz iman ve adanmışlık bu meydanlarda ebedileşir. Zafer önce kalplere indi, sonra şehirlere yayıldı; işte bu durum, zaferin bu coğrafyanın kaçınılmaz mukadderatı olduğunu tüm dünyaya tescilledi, elhamdülillah.

"Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik."

Suriye’de yaşananlar; Batı mahreçli, ısmarlama bir devrim ya da köksüz, seküler bir inkılap değildir. Aksine bu hareket; toprağın, ruhun ve geleceğin katıksız bir İslami fethiydi. Bu topraklar nice acılar gördü ve çok canımız yandı, vallahi çok günler kahrolduk. Ve fakat çok kıyam da burada yeşerdi, burada doğdu kuvvetli adamlar. Ve fetih, bugün artık Suriye halkı için soyut bir kavram olmaktan çıktı; hayatın ta kendisi hâline geldi.

"Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer iman etmişseniz, en üstün olan sizlersiniz."

Varil bombalarının, kimyasal silahların ve işgalci Rus-İran çetelerinin gölgelerine meydan okurcasına, bu bayram sabahı kıymetli dostlarla şahitlik ettiğimiz, içinde yer alıp omuz omuza saf tuttuğumuz Sermede Meydanı’ndaki bayram namazı, bugünkü özgürlüğün ve izzetin omurgasını oluşturuyordu. Küresel emperyalist güçlerin ve yerli uşaklarının bir türlü hesaba katamadığı şey, bu meydanda kurulan sarsılmaz, akidevi nesiller zinciriydi. Bu sabahın ışığı, uzun yılların sabrından süzülüp doğdu.

"Şüphesiz izzet ve şeref tümüyle Allah'a aittir."

Meydanı dolduran kalabalık, asırların içinden süzülüp gelen bir direniş hafızasıydı. Yanı başımızda babalarının elinden sımsıkı tutan çocuklar, izzeti, dik duruşu ve fethin ahlakını teorilerden değil, bizzat hayatını ortaya koyan canlı şahitlerinden öğrendiler. Bu çocuklar, tevhidin gölgesinde büyüyen yarının şahitleridir; her çocuk ise yarına bırakılmış bir tevhid emanetidir. Babaları şehadet mertebesine erip Rabbine yürümüş olsa da, bu asil emaneti ak saçlı dedelerinin güvenli avuçlarından gururla devraldılar. Ve bugün yetimlerin bakışlarında gördüğümüz şey şehitlerin vakarından başkası değildir.

"Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise sakınanlar için daha hayırlıdır."

Bu meydan, bu aziz beldenin bu biricik alanı, uykunun fani dünyayı, namazın ise baki ahireti sembolize ettiği o ezeli hakikati kuşanarak, bayram sabahının en erken vaktinde dünyanın rehavet uykusunu terk edip ahiret uyanışına koşanların meydanıydı. Sermede Meydanı, hatıranın ve umudun aynı secdede buluştuğu yerdi; çünkü bir ümmet bazen bir meydanda yeniden kendini hatırlar. Birlikte kıyama durduğumuz, rükuya eğildiğimiz bu nesiller; saçları taranmış, en güzel bayramlıklarını giymiş olarak, dededen babaya, babadan evlada uzanan kesintisiz bir cihad ve direniş silsilesinin çelikten halkalarıydı. Her nesil emaneti bir sonrakine taşıdı, yürüyüş hiç durmadı ve rüzgâr, şehitlerin emanetini çocukların yüreğine taşıyordu. Bugün Şam’da, Halep’te, İdlib’de esen özgürlük rüzgârı, işte babasından ve dedesinden bu tevhid sancağını devralan çocukların temiz soluğudur.

"Biz Allah'ın boyadığı renge boyandık. Kimin boyası Allah'ın boyadığı renkten daha güzeldir?"

Bugün çok şükür Suriye semalarında müstekbirlerin, katillerin kirli gölgeleri değil; adaletin, hürriyetin ve tevhidin sancağı büyük bir huzurla dalgalanıyor. Göğe yükselen tekbirler, yeryüzüne cesaret olarak geri döndü. Bayram sabahı omuzlarımızı birbirine kenetlediğimiz Sermede Meydanı’nı dolduran çocukların semaya yükselen duaları, harabeler arasından inşa edilen yeni hayatın en sağlam harcı oldu. Her âmin, gökyüzüne bırakılmış bir zafer müjdesiydi. Egemenlerin, uluslararası vesayet odaklarının ve işbirlikçilerin kirli planları tarihin çöplüğüne gömüldü, elhamdülillah, ve en nihayetinde Allah’ın vaadi ve hükmü tecelli etti. Uzun yıllar sabırla bekleyen toprak sonunda bir fetih yeşertti. Asırlar boyunca itinayla korunan ateş, bugün yeniden alev aldı. Bu ilahi hüküm; evlatlarını dünyanın fani korkularıyla, Batılı seküler paradigmalarla değil, ebediyetin nurlu rengiyle boyayan, nesiller boyu bizimle omuz omuza saf tutan muvahhid bir halkın eliyle kalıcı bir fethe, ümmetin yüz akı bir zafere dönüştü.

Bu zafer, yalnızca bir coğrafyanın değil, zincirlerinden boşanmak isteyen tüm mazlum coğrafyaların; Şam’ın acısıyla ağlayıp Gazze’nin direnişiyle doğrulan ümmetin ortak şahlanışıdır. Şehitlerin sessizliği, meydanların en güçlü hitabına dönüştü. Fetih, kalplerde korunan bir sır gibi nesilden nesle taşındı. Sermede Meydanı’nda dökülen her damla gözyaşı ve yükselen her amin, Kudüs’ün zincirlerini kıracak olan o büyük fethin de habercisidir, inşallah.