Facebook Çılgınlığı ve Çocuklarımız

HÜLYA ŞEKERCİ

 

İnsanların internette geçirdikleri zaman giderek artıyor. Öyle ki ‘İnternet bağımlılığı’, tedavi edilmesi gereken hastalıklar arasında yerini almış durumda. Ve artık ‘internet nesli’ araştırmalara konu oluyor.

İnternette zaman geçirmenin niceliği kadar niteliği de önemli aslında. Özellikle ailelerin çocukları açısından tedirgin eden internet oyunlarından sonra yeni dönemde paylaşım sitelerine yoğun ilgi de ister istemez aileleri endişelendiriyor. Bu paylaşım sitelerinin en hızlı yayılanı Facebook.

Bu siteyi dünya üzerinde milyonlarca insan kullanıyor. 2004 ten bu yana dünya üzerindeki baş döndürücü hızla yayılımı, kullanıcıları üzerinde yapılan araştırmaların nedenlerinden biri. Bir araştırmaya göre 18-34 yaşlarında kadınların yüzde 34’ü sabahları uyandıklarında yaptıkları ilk iş, facebook sayfalarını açmak.

Site kendini şöyle tanımlıyor: ‘ Facebook’ tanıdıklarınla iletişim kurmanı ve hayatında olup bitenleri paylaşmanı sağlar.

Ne kadar güzel görünüyor değil mi! Tanıdıklarınla iletişim kurmak kulağa hoş geliyor. Bu sitede öyle bir sistem var ki kendine ait bir sayfa açan herkes, kısa sürede ilkokul arkadaşından eski mahalledeki komşusuna kadar hayatına giren herkesle aynı listede buluveriyor kendini.

Önce e-postalarıma gelen maillerle çağrıldığım facebook, çok kısa süre içinde ismini sıkça duyduğum, çocuklarımın sayfa açtıktan sonra daha fazla muttali olduğum bir paylaşım sitesi. Bir internet nesli var artık ve bu nesil her ay dört milyon üyenin eklendiği facebook sitesinde cirit atıyor.

Yetişkinler, özellikle İslami kimlik sahibi dostlar, bu siteyi hangi amaçlarla kullanıyor ve ne gibi getirisi oluyor bilmiyorum. Ancak orta öğretim ve lise düzeyindeki gençlerin paylaştıkları videoları ve yazıp çizdiklerini gördükten sonra çocuklarımızın ciddi bir ahlaki krizle karşı karşıya olduğu söylemek hiçte abartı sayılmaz. Zira ne kadar korunmaya çalışsanız da her an müstehcen, argo hatta küfür içerikli mesaj ya da videolarla karşılaşmamanız imkansız.

Gözlemlediğim kadarıyla çevremdeki gençlerin hemen hemen hepsinin bir facebook adresi var.

Bilgisayarın başında ya da cep telefonlarından sürekli facebook adreslerine giren gençler sanki sanal bir alemde yaşıyorlar. Gerçek dünyadan kopuyorlar. Bu durum aile içinde bireyciliği arttırıyor ve çocuk kendine sanal alemde dokunulmaz bir alan açmaya başlıyor. Bu bağımlılık gençlerin diğer sorumluluklarının önüne geçiyor ve çocuğun zaman yönetimini ele geçiriyor. Çocuğun aile ile geçirdiği zaman azalıyor. Çünkü bu sitede gençlerin dikkatini çeken pek çok şey var. Bir ara virüs gibi yayılan farmville oyununu oynamak için Facebookta pek çok kişi sayfa açmıştı. Ancak bu oyunu oynamak için kendine sayfa açan gençler zaman içinde fotoğraflar girmeye, video paylaşmaya ve grup kurmaya ya da kurulan guruplarda yer almaya başladılar. Aynı zamanda site içinde arkadaşlarıyla online görüşebilen kişiler, kişilik vb. testlerle muhatap oluyor ve bu şekilde her daim ilgileri canlı tutuluyor.

Gelelim burada paylaşılan resimlere. Gençler burada kendilerince beğendikleri bütün resimlerini paylaşıyorlar. Bu resimlerin altına yorumlar da yapılabiliyor. Gerçi bu resimler, sayfanın sahibinin istediği kişiler tarafından görülebiliyor. Ancak bu konuda ne kadar hassasiyet gösterdikleri çekilen fotoğraflardaki pozlardan anlaşılıyor. Bu resimler doğal ortamlarda çekilmiş fotoğraflardan ziyade manken pozlarını andırıyor. Ve her bir resmin altına gelen yorumları merak eden kişi, her fırsatını bulduğunda facebook adresine giriyor.

Bir de paylaşılan videolar var. Hemen hepsinin altında sanırım çok komik anlamına gelen ‘koptum yhaa …’ yazılı.  Paylaşılan videolar genellikle ahlak sınırlarını zorlayan, galiz ifadeler hatta küfürlerin yer aldığı görüntüleri içeriyor. Bu videolardaki işlenen konular yüz yüze ilişkilerde paylaşılamayacak kadar kötü olmasına rağmen sanal ortamda rahatlıkla yaygınlaşabiliyor.

Bu durumu belki ergenlik döneminin ıslah edilecek zaafları olarak görerek, bu eğilimlerin zamanla törpüleyip eğitmek gibi bir hedefimiz olmalı. Ne var ki bu zaafların sanal ortamda bu şekilde ulu orta sergilenerek normalleşmesi en ciddi tehlike olsa gerek. Kız-erkek ilişkilerinin sınırlarının iyi çizilmesi gereken bu evrede hassasiyetlerin aşılarak, sınırların zorlandığı hatta çoğu zaman aşıldığı bir deşarj alanıyla karşı karşıyayız. Örneğin 15 yaşında bir genç ilişki durumuna; ‘ilişkiye açık’,hoşlandığı; ‘kadınlar’, siyasi görüşü; AK Parti, dini inancı; ‘Müslüman’olarak kendini tanımlamış. Daha kötü tanımlamaları ise bu satırlara taşımak istemedim doğrusu.

Bir de bu sitede kullanılan özel bir dil var. Öyle ki bu siteye ilk kez giriyorsanız acaba hangi dilde anlaşıyorlar diye sormaktan alamazsınız kendinizi. Sesli harflerin kullanılmadığı, İngilizce ibarelerin bozulmuş hallerinin yer aldığı bolca argo ve kısaltılmış küfür sözlerinden müteşekkil bir dil.

Elbette arada bir olumlu mesajlar ya da videolar paylaşılmıyor değil. Örneğin geçtiğimiz ay yapılan referandum öncesinde siyasi kamplaşma hemen hemen tüm gençlerin sayfalarına yansıdı ve ciddi tartışmalar yaşandı. Ne var ki referandum sonrası yeniden hudutları aşan, seviyesiz paylaşımlar kaldığı yerden devam ediyor. Genel olarak bu yaş gurubunda paylaşım sitelerinde iyi, olumlu şeyler bulmak mümkün ama tıpkı çamur deryasında yetişmiş bir güzel bir bitki bulmak kadar zor ve etkisiz.

Boş şeylerden yüz çevirmek sorumluluğunda olan biz müminler çocuklarımızın zihinlerini kirleten bu paylaşım sitelerine karşı dikkatli olmakla mükellefiz. Çocuklarımızı, gençlerimizi daha verimli vakit geçirecekleri, daha mutlu olacakları arkadaş guruplarına katmak vb. alternatif çözümler üzerinde kafa yormalıyız. Gençlerimizi sosyal paylaşım sitelerinin ‘ağı’na değil imanın, bilincin, takvanın belirleyici olduğu paylaşım alanlarına katmalıyız.