Evanjelik ve siyonist mesihçiliğin tehlikeli ittifakı

Abdullah Muradoğlu, Evanjelik ve siyonist mesihçilik söylemlerinin savaşları dini kehanetlerle meşrulaştırdığını ifade ediyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Hangi Mesih gelsin diye savaşıyorlar!

Bu ayın başlarında Beyaz Saray’da Evanjelik Hıristiyan rahipler ABD Başkanı Donald Trump’ı ve İran’a karşı açtığı savaşı kutsayan sözde bir dua seansı gerçekleştirdiler. Amerikan medyasında bazı komutanların ise askerlerine İran’a açılan savaşın Tanrı’nın ilahî plânının bir parçası olduğunu söyledikleri, “Armageddon”a (Kıyamet Savaşı) ve ‘İsa Mesih’in ikinci gelişine atıfta bulunan İncil metinlerinden alıntı yaptıklarına dair haberler yer aldı. Bir astsubay ise komutanının kendilerine Trump’ın Armageddon’u başlatmak ve İsa›nın dünyaya dönüşünü işaretlemek için İsa tarafından görevlendirildiğini söylediğini ifşa ediyordu.

Haçlı şövalyesi olduğunu göstermek için vücudunu Haç dövmeleriyle bezeyen ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth bazı dini etkinliklerde Trump’ın politikalarını “İncil’e uygun” olduğunu, Trump’ın bir “savaşçı” olduğunu ve Tanrı’nın ona özel bir misyon yüklediğini söylüyordu. Soykırımcı Netanyahu ise İran’la savaşın başlamasından bu yana düzenlediği ilk basın toplantısında “Mesih’in dönüşüne kadar dayanacağız, ama bu önümüzdeki Perşembe günü gerçekleşmeyecek” diyordu. Tabii ki Netanyahu Yahudiler’in mesihine atıfta bulunuyordu.

Yahudi ve Hıristiyan mesihleri taban tabana zıt. Birinin gelişi, diğerinin yok oluşu anlamına geliyor. Hıristiyan Siyonistler’in önde gelen isimlerinden, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin Netanyahu’nun Mesih’ini Hıristiyanlara nasıl yedireceğiyse merak konusu tabii.

New York Merkezli Yahudi Hasidik topluğuna ait “Chabad-Lubavitch Sinagogu”nun 1994’te ölen ve “Rebbe” olarak anılan Hahamı Menachem Mendel Schneerson’un Netahyahu için “Mesih’ten önceki son İsrail Başbakanı” dediği söyleniyor. Bu tarikatin mensupları Schneerson’u “Kral Mesih” olarak görüyorlardı. Mensuplarının bir kısmı Schneerson’un ölmediğini, bir kısmıysa öldüğünü ancak Mesih olarak bu sinagogta ortaya çıkacağına inanıyor. İki tarafa göre Schneerson ‘Büyük İsrail Krallığı’nı kuracak olan ‘Beklenen Mesih’tir.

92 yaşında hayatını kaybeden Haham Schneerson bir kez bile olsa İsrail’e adım atmamıştı. Ancak İsrail hükümetleriyle ve İsrail ordusuyla çok yakın bağları olan Schneerson, İsrail’in işgal ettiği topraklardan hiçbir şekilde çekilmemesi gerektiği konusunda son derece sert söylemleriyle tanınıyordu. Mesih’in gelmesi için Yahudilerin ‘Büyük İsrail’ sınırlarına kavuşmasını savunan Schneerson Batı Şeria’daki Siyonist yerleşimciler için sembolik bir isim.

Kendi Mesihlerini bekleyen Hıristiyanlar ise Yahudi Mesihi’ni “Deccal(Anti-Christ)” olarak görüyorlar. Nitekim 17 Asırda Yahudi Sabetay Sevi’nin kendisini “Kurtarıcı Mesih” ilân ettiğinde Hıristiyanların Sabetay Sevi’yi “Deccal” olarak nitelediklerini hatırlatmak gerekiyor.

Yerleşik Yahudi Hahamların da şikâyetleri üzerine “Avcı Mehmet” olarak da bilinen Osmanlı Sultanı IV. Mehmet, Sabetay Sevi ve avanesini hemen derdest ettirmişti. Hikâyenin sonunda Sabetay Sevi müslüman olmayı kabul ederek paçayı kurtarmıştı. Hollanda başta gelmek üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde mallarını mülklerini yok pahasına elden çıkararak Sabetay’ın peşinden giderek ‘Büyük İsrail Krallığı’nı kurmaya heveslenenlerse hayal kırıklığına uğramıştı.

Taraftarlarına göre Sabetay Sevi, İstanbul’da kılıç bile kullanmadan Türk Sultanının tacını ve ülkesini elinden alacağına, Sultanın Sabetay’ın kölesi olarak peşinden diyar diyar gezeceğine dair söylenceler uydurmuşlardı. Bu söylencelere göre Hıristiyanlar dahil tüm uluslar Sabetay Sevi’nin emri atına girecek ve Yahudileri de ‘Efendileri’ olarak göreceklerdi. Bu safsatalar yüzünden Avrupa’daki Sabetaycılar mallarını, mülklerini, servetlerini kaybettiler. Hatta Hıristiyanlarla Yahudiler arasında çıkan olaylarda bazı Yahudiler canlarından bile oldular.

Şimdi de benzer safsatalar Hıristiyan Siyonistler ve Yahudi Siyonistler tarafından üretiliyor. Daha da tuhaf olan ise ABD Savaş Bakanı Hegseth’in yaptığı bir açıklamada İran’a karşı ABD ve İsrail’in askeri üstünlüğünün arttığını savunarak, “Genişleyen tek şey bizim avantajımız. Körfez’deki müttefiklerimizin de artık daha fazla devreye girerek saldırı pozisyonuna geçtiğini görüyoruz” demesiydi. Netanyahu da “Ekibimle birlikte bölgede yeni ittifaklar kuruyoruz. Birkaç hafta önce hayal gibi görünen ilişkiler üzerinde çalışıyoruz” diyordu.

Yahudi Siyonistler’in ve Hıristiyan-Siyonistler’in bölgeyi kan gölüne çevirmeyi amaçlayan mesih safsataları gerçekleşsin diye halkı müslüman ülkelerin ABD ve İsrail’in yanında savaşacaklarını düşünüyor olmaları bile nasıl bir akıl hastalığına yakalandıklarını gösteriyor.

Yorum Analiz Haberleri

Beğeni ekonomisi ve modern narsisizm
Trump’ın karanlık savaşında Musk'ın rolü
İran'da rejim neden devrilmedi?
Gazze örneği ve soykırım kavramının yeniden tanımı
Siyonist rejim sivil yahudileri neden silahlandırıyor?