Ertosun Bey zekámızla alay mı ediyor?

Ahmet Kekeç

Tatil yapmanın iyi tarafı şu: Gazete okumayabiliyorsun, Türkiye Cumhuriyeti adı verilen tuhaf ülkenin kronik ve saçma gündemiyle meşgul olmayabiliyorsun, dolayısıyla her şey uyarındaymış gibi yapabiliyorsun.

Değil oysa...

Tatil biter, valizler açılır, okumayı umduğun kitaplar yeniden raflara dizilir, ‘gazete’ ve ‘televizyon’ hayatındaki eski yerini alır, o zaman ‘Ulan sahi’ dersin, ‘HSYK diye bir meselemiz vardı. Ali Suat Ertosun Bey’in başarılarını konuşuyor, Ergenekon savcılarına ne yapılacağını tartışıyorduk.’

Ben döndüğümde kriz bitmişti.

Hangi kritik noktalara hangi kritik atamaların yapıldığını izleyemedim ama Ergenekon savcıları yerinde kalmış. Hákimlere de dokunulamamış...

Fakat, HSYK diye bir meselemiz hálá var.

İş (‘şimdilik’ kaydıyla) tatlıya bağlandı diye, HSYK meselesini konuşmayacak mıyız, değerli bir hukukçu olan Ali Suat Ertosun Bey’in geçmiş başarılarını, gelecekte kaydedeceği ‘muvaffakiyetleri’, vatana hizmet çerçevesinde gerçekleştirdiği ‘yararlı’ icraatları tartışmayacak mıyız?

Hem tartışacağız, hem soracağız, hem sorgulayacağız...

HSYK üyeliği ve ‘devlet üstün hizmet madalyası’yla onurlandırılan bu değerli HSYK üyesi, bir zamanlar Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü’ydü.

Muhtemelen bu görevinde ‘başarılı’ bulundu...

Bu ‘başarı’yı görüp ödül ve taltif mekanizmasını işleten dönemin Adalet Bakanı ve büyük devlet adamı Cemil Çiçek’i de ayrıca kutlamak lazım.

Ertosun Bey, dün bir basın toplantısı düzenledi ve hakkındaki iddialara cevap verdi... Uyku saatim olmasına rağmen, fedakarlık yapıp izledim.

Hiç ikna olmadım.

Sabancı’nın katili Mustafa Duyar’ı ‘susturan’ Ergin kardeşler bu kutsal görevi kim(ler)den aldı? Ergin kardeşler, bu cinayeti müteakip, ‘infaz merkezi’ olarak da anılan cezaevine neden sürülmek istendi?

Bu soruların cevabını öğrenemedik.

Daha doğrusu, Ertosun’un söyledikleri bizi tatmin etmedi.

Daha da ‘yakıcı’ soruyu Can Dündar gündeme getirmişti ama bu soruya da açık, anlaşılabilir ve kamu vicdanını tatmin edecek netlikte cevaplar alamadık.

Ertosun Bey, Mustafa Duyar’dan konuşma sözü alan gazeteci Can Dündar’ı, Bakanlıktan gerekli izinler alındığı halde cezaevine sokmuyor.

Neden?

Mustafa Duyar para istemiş... Estekmiş... Köstekmiş...

Bu mudur?

Ertosun Bey, geçmiş tarihlerde, bu satırların yazarının da zorlamasıyla, tedavi izni verilmediği için gözlerini kaybeden Leyla Büyükdağ adlı hükümlü hakkında bir açıklama yapmış, olayda bir kusuru bulunmadığını ifade etmişti.

Peki, TAYAD’ın hazırladığı ‘Hapishanelerde Sessiz İmha’ adlı rapora ne diyordu?

Mezkur rapor, yüzlerce tutuklu ve hükümlünün çeşitli hastalıklarla boğuştuğu ve bazı tutuklu ve hükümlülerin tedavilerinin (bilerek ya da bilmeyerek) engellendiğini iddia ediyordu.

Ertosun Bey bu iddialara da cevap vermedi.

Konu basın toplantısında da gündeme getirilmedi.

Bir HSYK üyesi ne diye Ergenekon sanıklarıyla görüşür?

Ne diye JİTEM’ci komutanlarla bağ evlerinde buluşur? Onlarla ne paylaşır?

Bunları bilmek istiyoruz.

Ek olarak, ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adı verilen, ama 37 hükümlünün hayattan koparılmasıyla sonuçlanan ‘hadise’nin encamını merak ediyoruz.

Ertosun Bey diyor ki, ‘İsterdik ki, Hayata Dönüş Operasyonu ölümsüz neticelensin. Ergenekon sanığı olan şahıs da benim dostumdur. Biz her zaman bir araya gelip memleket sorunlarını konuşuruz. Her şeyi konuşuruz. Tarım politikalarını bile konuşuruz...’

Öyle mi?

Hukuku ne zaman konuşacaksınız?

Soruşturma görevini yürüten hákim ve savcılara uygulanan baskıları ne zaman konuşacaksınız?

Cezaevlerinde şaibeli bir şekilde ortadan kaldırılan tutuklu ve hükümlülerin durumunu ne zaman konuşacaksınız?

Soru sorduğu için yaka paça dışarı atılan gazetecileri ne zaman konuşacaksınız?

STAR