Özgür Eğitim-Sen, MEB'e bağlı kurumlarda EMASYA çerçevesinde ne tür faaliyetler yapıldığını ve okullara gönderilen bir yazının ne anlama geldiğini ve "İrticai Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı"nın da hazırlanıp hazırlanmadığını sordu.
Balyoz Harekât Planı'yla ortaya çıkan tablonun eğitim çalışanlarını da ilgilendiren boyutları bulunuyor. Darbe tasarlayanların toplumun genelini olduğu gibi özelde eğitimcileri de hedef almaları, öğretmen ve öğrencileri fişlemeleri ve fiili bir darbe durumunda yapmayı planladıkları icraatları ibret vericidir. Planlardan anlaşıldığı kadarıyla EMASYA protokolü sadece darbe için değil okullardan istihbarat toplamak ve öğretmenlerle öğrencileri fişlemek için de yasal bir dayanak oluşturmaktadır.
Aşağıdaki yazıyı kamuoyunun dikkatine sunan Özgür Eğitim-Sen, bu tür raporlar aracılığıyla maksadını fazlasıyla aşan bilgilerin elde edildiğini ve bu bilgilerin darbe planlayanların eline geçtiğinde ne tür maksatlarla kullanılabileceğinin unutulmaması gerektiğini hatırlatıyor:
Okullara gönderilen yazı
"Sayın Yetkili;
Bazı İlçelerimiz ve okullarımız "Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı" raporlarını müdürlüğümüze göndermedikleri tespit edilmiştir.
Bu nedenle Özel Öğrenci Yurtları ve bünyesinde pansiyonu bulunan okullarımız tarafından hazırlanan "Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı" raporlarının aşağıda belirtilen takvime göre yılda üç kez hazırlanarak Bakanlığa gönderilmek üzere müdürlüğümüze belirtilen tarihlerde gönderilmesi hususunda gereken özenin gösterilmesini rica ederim."
-------
Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere okullardan dörder aylık periyotlarda bilgi toplanarak rapora dönüştürülmektedir. Yazı akıllara şu soruyu da getirmektedir:
"Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı" da hazırlanmakta mıdır?
Bu tür raporlar EMASYA çerçevesinde mi hazırlanmaktadır?
Raporlara göre bugüne kadar ne tür eylem planları yapılmıştır?
Bu planlar icra edildiyse, kim ve nasıl icra etmiştir?
Rahatlıkla anlaşılacağı üzere bu mantık okula gelen öğrencileri potansiyel suçlu, eğitimcileri ve eğitim yöneticilerini potansiyel istihbaratçı kabul etmektedir. Yasal ve gayet masumane gibi gösterilecek bu tür raporların sonuçlarının nerelere varabileceğinin Balyoz Harekât Planı'nda ortaya çıkan bilgiler ışığında bir kez daha düşünülmesi gerektiği ortadadır.
Söz konusu darbe planlarında bir kez daha anlaşılan bir diğer gerçek ise okullardan istihbarat toplandığıdır. Eğitimcilerin ve öğrencilerin fişlenmesi hangi gerekçeyle izah edilebilir? Özellikle başörtüsü yasağı çerçevesinde imam-hatip lisesi müdürlerinin fişlenmesi ve yerlerine yeni isimlerin getirilmesinin planlanması, eğitimciler için son derece rahatsız edici bir durumdur. Nitekim Eski İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey'in kamuoyuna "Bir gün Kadıköy İHL'ye gitmiştim. Çocukların başı kapalıydı. Milli güvenlik öğretmeni 'Balıbey ziyarete geldi, başörtüsüne bir şey demedi, göz yumdu.' diye rapor etmiş. Bunun üzerine sorgulandım." şeklindeki sözleri, MGB derslerine giren subayların fişleme faaliyeti yürüttüğünü göstermesi açısından dikkate değerdir.
Özgür Eğitim-Sen olarak darbeci ve cuntacı zihniyeti tel'in ederken, özgürlük ortamları olması gereken okulları kuşatan yasakçı ve militarist uygulamalara derhal son vermesi çağrısı yapıyoruz. EMASYA protokolü gibi Milli Güvenlik Bilgisi dersleri de kaldırılmalıdır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda çeşitli eylem planları adı altında toplanan bilgilerin EMASYA çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmediği, değerlendirildiyse bugüne kadar konuyla ilgili ne tür çalışmaların yapıldığı ve alınan sonuçlar gibi konularda kamuoyunu aydınlatmak zorundadır.
Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin cunta planlarına hedef olmasından duyduğumuz rahatsızlığı tekrar ediyor, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan bu rahatsızlığı giderecek adımları atmasını bekliyoruz.
ÖZGÜR EĞİTİM-SEN
Tokat Temsilcisi
Beytullah ÖNCE