Müslümanlar olarak tüm yapıp-ettiklerimiz ve ilişkilerimizin öz ve biçimsel niteliği eleştiri konusu olmaya açık olmalıdır. Ancak bu konunun insan tabiatına zor gelmesiyle birlikte eleştirinin dozajı ve üslupta yapılan hatalar beraberinde eleştiriye kapalılığı getirmekte. Nitekim Müslümanların, eleştirme ve eleştirilme konusunda yeterli gayret ve olgunluğu gösterdiklerini iddia etmek zor. Oysa birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etme sorumluluğu ile mükellef olduğumuz Rabbimizin açık ayetleriyle ortada.
Bu durumda eleştirinin niteliğini, ölçüsünü ve eleştiride nasıl bir üslup kullanmak gerektiğini konuşmak istedik.
Böylelikle eleştirinin neden gerekli olduğu; bireysel, kolektif ve yapısal tüm amel/etkinliklerimizin eleştiriye ne kadar açık olduğu; eleştiride ölçüsüzlüğün ne gibi olumsuzluklara yol açtığı; eleştirmemenin ve eleştirememenin hangi zaaflarla malul olduğunu; buna mukabil eleştirtmemenin ya da eleştiriye karşı tahammülsüzlüğün ne derece bir hastalık olduğunu; eleştiriyi saldırıya dönüştürme, abartma, toptan mahkûm etme gibi tutumların yansımalarını ve son olarak eleştirinin hedefinin ne olması gerektiğini istişareye açmış olalım.