Dr. Ali Karadaği: "İlk aidiyetim İslam’dır"

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Dr. Ali Karadaği, inanç dünyasıyla çelişen "seküler" yapılara yönelik bir açıklama yayımladı.

HAKSÖZ HABER

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Dr. Ali Karadaği, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, kendisine yönelik "Kürt halkının yanında mısın? DSG’yi destekliyor musun?" şeklindeki sorulara yanıt verdi.

Suriye ordusunun Rojava’ya yönelik saldırıları sırasında, "bir Kürt olarak neden bölgedeki güçlere destek vermediği" yönündeki eleştirilere değinen Karadaği, bu konudaki tutumunu dile getirdi.

"İlk aidiyetim İslam’dır"

Kendisinin her şeyden önce bir Müslüman olduğunu belirten Dr. Karadaği, "Benim ilk ve son aidiyetim İslam'dır. Bu en üst kimliğin gölgesi altında tüm ulusal ve insani kimlikler yer alır. Yüce Allah'a şükürler olsun ki fikrim, hiçbir 'bozuk akide' veya seküler partinin ideolojisiyle kirlenmemiştir" ifadelerini kullandı.

"Fikri bir karşı duruş"

DSG, Komünist Parti ve Baas gibi yapılara olan mesafesinin tesadüfi olmadığını vurgulayan Karadaği, şunları kaydetti:

"DSG, Komünist Parti, Baasçı Sosyalist Parti ve benzeri katı seküler ideolojiye sahip partilere karşı tutumum ilkesel ve fikridir. Bu, onların felsefi temellerinin benim İslami referansımla çatışmasından kaynaklanıyor. Dinle savaşan, dini dışlayan veya ona karşı olan ideolojilere karşıyım. Ancak bu fikri anlaşmazlık, benim için asla birine zulmetme sebebi olamaz; bir saldırı gerekçesi teşkil etmez ve kör bir nefret doğurmaz."

"40 yıldır Kürt halkının yanındayım"

Kürt halkına verdiği desteğin herhangi bir partiye bağlı olmadığını ifade eden Karadaği, şu açıklamada bulundu:

"40 yılı aşkın bir süredir insani yardım, eğitim, kalkınma ve hakların savunulması noktasında Kürt halkının yanındayım. Benim bu desteğim hiçbir zaman bir partiye veya ideolojik bir bayrağa bağlı olmamıştır. Benim tarafım insan, hak ve adalettir. Bu, inancımın ve Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir gereğidir."

"Zulme karşı duruşum evrenseldir"

Hayatı boyunca kimliğine bakmaksızın mazlumların yanında olduğunu belirten Karadaği; Filistin davası, Suriye halkının özgürlük mücadelesi, Yemen'deki Husi darbesine karşı duruşu ile Keşmir, Arakan (Rohingya) ve Doğu Türkistan'daki ezilen toplumlara verdiği desteğin bunun kanıtı olduğunu belirtti.

Dr. Ali Karadaği, Müslümanların söylentilere göre değil, şer'i ve ahlaki ölçülere göre hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, "Fikri farklılıklar, gerçekleri çarpıtmak veya mazluma yardım etmekten vazgeçmek için bir bahane olamaz" dedi.

Dr. Ali Karadaği’nin açıklamasının tam metni:

"Bana, bir gün sorulacağını hiç tahmin etmediğim bir soru soruldu: 'Kürt halkının yanında mısın? DSG'nin yanında mısın?'

Eğer bazı puslu hava oluşturma çabaları, fitne ve iftira girişimleri olmasaydı, bu iki soru aslında cevap vermeye bile ihtiyaç duymayacağım sorulardı. Ancak söylentilerin önünü kesmek ve taşları yerine oturtmak adına bu açıklamayı yapma gereği duydum.

Açıkça ve hiçbir müphemliğe yer bırakmadan söylüyorum: Ben bir Müslümanım, bu dinin evladıyım. Sadakatim (velâ) Allah'a, O’nun Resulü’ne ve müminleredir. Ömrümün başından bugüne kadar, hiçbir ikircikliliğe düşmeden ve değerlerimde hiçbir hiyerarşi kurmadan, ilk ve son aidiyetim İslam’dır.

Bu en üst kimliğin gölgesi altında diğer tüm ulusal, vatani ve insani aidiyetler; ancak İslam’ın sarsılmaz kaidelerine bağlı kaldıkları, temel esaslarıyla çelişmedikleri ve yüce amaçlarına zıt düşmedikleri sürece anlam kazanır. Yüce Allah’ın bir lütfudur ki; fikrimi hiçbir bozuk akideyle veya herhangi bir seküler partinin ideolojisiyle kirletmedim.

Bu ölçü temelinde; DSG, Komünist Parti, Baasçı Sosyalist Parti ve benzeri katı seküler ideolojiye sahip yapılara karşı duruşum, ilkesel ve fikri bir duruştur. Bu duruş, onların akidevî ve felsefi temellerinin benim İslami merciliğimle (referansımla) yaşadığı derin çelişkiden kaynaklanmaktadır. Ben onlarla beraber değilim; aksine onların dinle çatışan, dini dışlayan veya dine karşı duran ideolojilerine karşıyım.

Ancak bu akidevî veya fikri anlaşmazlık; benim için asla birine zulmetme sebebi olamaz, bir saldırı gerekçesi teşkil etmez ve kör bir nefret üretmez.

Ben tüm ömrüm boyunca, zalim kim olursa olsun zulme karşı durdum ve aidiyeti ne olursa olsun insan onurunun yanında oldum. Hayat hikayem sözlerimden önce buna şahittir: Filistin konusundaki duruşum bilinmektedir. Suriye halkının zulmün mirasından kurtulma hakkına verdiğim destek sabittir. Yemen’deki Husi darbesini reddedişim nettir. Keşmir, Arakan (Rohingya) ve Doğu Türkistan’daki mazlumlara verdiğim destek ise ne mevsimlik olmuştur ne de sadece sözde kalmıştır.

Hiç tereddüt etmeden söylüyorum: 40 yılı aşkın bir süredir insani yardım, eğitim, kalkınma, hakların savunulması, dışlanmışlığın ve zulmün reddedilmesi konularında Kürt halkının yanında durdum. Kürt halkına verdiğim destek hiçbir zaman bir partiye şartlanmamış, ideolojik bir bayrağa bağlanmamıştır. Bu duruş; insandan, haktan ve adaletten yana bir tercihtir; kaynağını imandan ve Kur'an-ı Kerim ayetlerinden almaktadır.

Müslüman, söylentilerin peşine düşmez ve tavırlarını şunun bunun kışkırtması üzerine inşa etmez. Bir tarafla olan anlaşmazlığını, gerçekleri çarpıtmak ve karalamak için bir bahane olarak kullanmaz. Onun anlaşmazlığı, hassas bir şer’î ve ahlaki ölçüyle düzenlenmiştir: Sapkın fikirleri reddeder, dinle savaşan ideolojilere karşı çıkar; ancak bu hükmü o halkın tamamına teşmil etmez (genellemez), halkların haklarını inkar etmez ve nerede olursa olsun mazluma yardım etmekten vazgeçmez.

Asıl olan ilke ve duruş budur. Kim bundan başka bir şey istiyorsa, bilsin ki o zaman dinin sahibine değil, bizzat dine karşı çıkıyor demektir."

Gündem Haberleri

Bir yalanın devriyesi
Mossad için çalıştığı tespit edilen 2 kişi tutuklandı
Buca Belediyesine yönelik rüşvet operasyonu: 7 tutuklama
Keçiören Belediye Başkanı CHP'den istifa etti
Mihalgazi belediye başkanı Zeynep Güneş’e hakaret eden İYİ Partili tutuklandı