Siyonist örgütler, 9 Nisan 1948'de Kudüs'ün batısındaki Deyr Yasin köyünü basarak 254 Filistinli sivili katletti. Katliamdan kurtulan en büyüğü 9 yaşında 55 çocuğa sığınak olması için, Doğu Kudüs'te Hind el-Hüseyni tarafından Dar et-Tıfıl el-Arabi kuruldu.
Aynı ismi taşıyan vakıf bünyesindeki çocuk yuvası, o gün bugündür faaliyetlerine devam ederek, yaklaşık 1000 kız öğrencisiyle, Filistinli çocukları İsrail işgalinin neden olduğu tüm zorluklara rağmen geleceğe hazırlamaya çalışıyor.
Katliamdan kurtulan 55 çocuk
Vakfın 1962'den itibaren mütevelli heyetinde yer alan, 1995'ten sonra uzun yıllar mütevelli heyeti başkanlığı yapan ve şu anda Arap Çocuk Yuvası Onursal Başkanı olan Mahira Dicani, AA muhabirine, Deyr Yasin katliamından kurtulan yetim Filistinli çocukları ve okulun kuruluş hikayesini anlattı.
Dicani, "9 Nisan 1948'de, İsrailli çeteler Deyr Yasin köyünü kuşattı. Katliamdan 55 çocuk kurtuldu. Onları bir kamyon kasasına koyup Yahudi bölgelerinde gezdirdiler. Sonunda bir kenara bırakıp, 'Arapların yanına gidin' dediler." ifadelerini kullandı.
En büyükleri 9 yaşında olan onlarca çocuğun henüz İsrail tarafından işgal edilmemiş olan Eski Şehir'in Halil (Yafa) Kapısına bırakıldığını aktaran Dicani, 55 çocuğun Kıyamet Kilisesi ile Ömer bin Hattab Camisine ulaştığını, okulun kurucusu Hind el-Hüseyni tarafından buradan alınarak Süryani Manastırı'na yerleştirildiğini söyledi.
İsraillilerin Eski Şehir'e saldırıları nedeniyle çocukların Hüseyni tarafından oradan alınıp okulun şu an bulunduğu yerdeki evine getirilerek yerleştirildiğini ve komşularının, akrabalarının ve tanıdıklarının onlar için yatak ve battaniyeler gönderdiğini paylaşan Dicani, "İşte Arap Çocuk Yuvası bu şekilde kuruldu." dedi.
Daha sonra buranın okula dönüştürüldüğünü, toplanan yardımlarla iki katlı bir bina inşa edildiğini aktaran Dicani, okulun zaman içerisinde gelen yardımlarla daha da büyüdüğünü ve 1967'de tam teşekküllü bir okul haline gelerek ilk mezunlarını verdiğini ifade etti.
Dicani, okulun kuruluşundan beri yetim kız öğrencilerin tamamen ücretsiz eğitim aldığını, 1967'den sonra okulun normal ücretli öğrenci de kabul etmeye başladığını belirtti.
İsrail işgali, Filistinli çocukların eğitimine de engel oldu
1967'de Doğu Kudüs'ün İsrail tarafından işgal edilmesinin birçok zorluğu da beraberinde getirdiğini aktaran Dicani, bağışların kesilmesinin en büyük sorunlarından biri olduğunu, asıl sorunun ise işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze'den öğretmen ve öğrencilerin okula ulaşımına izin verilmemesi olduğunu vurguladı.
Dicani, "Batı Şeria'dan gelen öğretmenlerimize izin belgesi vermemeye başladılar. Sadece Kudüs'te yaşayan öğretmenlerle çalışmamızı istediler ki bu bizim için çok zordu; çünkü Batı Şeria'dan gelen çok sayıda yetkin öğretmenimiz vardı." ifadelerini kullandı.
Aynı durumun öğrenciler için de geçerli olduğunu aktaran Dicani, 1995'ten itibaren İsrail'in izin vermemesi nedeniyle Gazze ve Batı Şeria'dan gelen öğrencilerin okulu bırakmak zorunda kaldığını, Batı Şeria'dan çok az öğrencinin okula gelebildiğini kaydetti.
"Okullar Kudüs'ün kimliğini koruyor"
Bu yıl 60'ncı mezuniyet törenini düzenleyerek 62 Filistinli kız öğrenciyi mezun eden Arap Çocuk Yuvası'nın Müdürü Servet Tahbub, "Sadece Arap Çocuk Yuvası değil, Filistin müfredatıyla eğitim veren tüm okullar Kudüs'ün kimliğini koruyor. İnşallah bu Filistin kimliğini korumaya devam edebilir ve bu konuda kararlı olurlar." değerlendirmesinde bulundu.
Tahbub da Dicani gibi İsrail kontrol noktalarından çocukların geçişine izin verilmemesi nedeniyle Batı Şeria'daki öğrencilerin ulaşamadığına dikkati çekerek "Çok fazla zorluk var. Batı Şeria'dan gelebilen çok az sayıda öğrencimiz kaldı." dedi.
Kendisinin de fiili okul müdürü olmasına rağmen İsrail işgalinin getirdiği zorluklarla yüzleştiğinin altını çizen Tahbub, kademeli bir İsrail baskısına maruz kaldıklarını, kendisinin Kudüs kimliği (mavi kimlik) sahibi olmadığı için resmi olarak okul müdürü olmasının engellendiğini belirtti.
"Tıpkı okulumun bana yardım ettiği gibi, ben de başkalarına yardım etmek için elimden geleni yapacağım"
14 yılı aşkın süre eğitim gördüğü okuldan bu sene 18 yaşında mezun olan Raghad Hedmi, okuluna karşı büyük bir minnet duygusu beslediğini belirterek İsrail işgalinin tüm zorluklarına rağmen öğretmen ve öğrencilerin direndiğini kaydetti.
Hedmi, "Temelde bu tür bir ülkede yaşamak, çok daha zor şartlar altında hayatınızı sürdürdüğünüz anlamına geliyor. Buradaki herkes her şey için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor; çünkü burada hiçbir şey normal değil. Her şeye kolayca ulaşamadığınız bir ülkede yaşıyorsunuz. En temel haklarınızın bile asgari düzeyde olduğu bir yer ve her şey adına çok sıkı çalışmak zorundasınız." ifadelerini kullandı.
Arap Çocuk Yuvası'nın "oldukça kahramanca" bir hikayesi olduğuna dikkati çeken Hedmi, "Burada (Filistin'de) kalacağım. Tıpkı okulumun bana yardım ettiği gibi, ben de başkalarına yardım etmek için elimden geleni yapacağım." diye konuştu.