Deprem izlenimleri

ÇAĞRI İSLAM

Kahramanmaraş merkezli deprem üzerinden geçen birkaç gün ardından perşembe günü İstanbul’dan Adıyaman’a hareket eden bir yardım kamyonuna refakat etmek için bizler de bölgeye doğru yola çıktık. Elbette günlerdir çeşitli mecralardan takip etmeye çalıştığımız görüntüler ve bölgedeki durum hakkında bilgi sahibi olsak da yaşananlara doğrudan şahit olmak, bizleri daha derinden etkiledi.

Cuma sabahı (10 Şubat) henüz Adıyaman’a 100-150 km kala gördüklerimiz moral ve motivasyonumuzu iyice düşürmüştü. Yolların bir kısmı çökmüş, derin yarıklar açılmıştı. Bu yollar üzerinden bölgeye ulaşmaya çalışan ve bölgeden geri dönen birçok yardım aracına denk geldik. Binaların yerle bir olduğu köyler gördük. İnsanların kendilerine dağıtılan çadırlarda yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarına şahit olduk. 

Adıyaman’a dair ilk gittiğimiz yer ise Gölbaşı ilçesi idi. Gölbaşı ilçesi de depremden ciddi anlamda etkilenmişti ancak diğer bölgelerdeki yıkımın büyüklüğü Gölbaşı’nı nispeten iyi bulmamıza neden oluyordu. Gölbaşı ilçesinin ardından Adıyaman’a vardığımızda Adıyaman’a girmeye çalışan araç kuyruğunun ardına takıldık. Çok kısa bir mesafeyi geçmeye çalışsak da şehre girmeye çalışan araç yoğunluğu nedeniyle Adıyaman’a girişimiz epey gecikti. Çeşitli yardım malzemelerinin bulunduğu uzun araç kuyrukları oluşmuştu.

Daha sonrasında şehrin çevresinden diyebileceğimiz bir tali yoldan, eşlik ettiğimiz yardım malzemelerini götürmeye çalıştığımız bölgeye yönlendirildik. Gördüğümüz kadarıyla Adıyaman’ın nezih ve yeni binalarının bulunduğu bu alan da yer yer tamamen yıkılmış ve neredeyse arama kurtarma çalışmalarında sona gelinmiş enkazlar bulunuyordu. Binaların birçoğu ciddi hasar almış ve yaşanamaz hale gelmişti. Şehrin asıl enkaza dönen bölgesinin daha iç taraflarda olduğunu öğrendik. Maalesef buradaki insanlar, vefat sayılarının da daha da artacağını öngörülüyorlardı.

Yardım malzemelerini ulaştırmaya çalıştığımız yer, Batman Özgür-Der Şubesi’nden Latif Rüzgar Ağabeyimizin öncülüğündeki ekibin yerleştiği yine depremden ziyadesi ile hasar almış bir binanın altındaki dükkandı. Geldiğimiz anla birlikte ağabeylerin soruları araçta hangi malzemelerin olduğu yönünde oldu. Bölgede en çok ihtiyaç olan şeylerin battaniye ve soğuktan koruyacak eşyalar, kuru bakliyat, ısıtıcı, powerbank gibi malzemeler olduğunu öğrendik. Gündüzleri dahi ciddi soğuk olan bölgede insanlar öncelikle ısınmaya ihtiyaç duyuyorlardı. Getirmiş olduğumuz malzemeleri orada gönüllü olarak çalışan ağabey ve kardeşlerimizin yardımı ile indirdik. Yeteri kadar kardeşimizin orada olması sebebiyle yük oluşturmamak adına bölgede geçirdiğimiz üç günün ardından ise İstanbul’a dönmek için yola koyulduk.

Dönüş yolunda tanık olduğumuz ise kapkaranlık bir şehir oldu. Bir kısmı yıkılan bir kısmı ağır hasar gören evlerin neredeyse hepsi boştu. İnsanlar geceyi dışarıda, ateş başlarında ya da araçlarında geçirmeye çalışıyorlardı. Hatta Adıyaman’ın dışına doğru neredeyse kilometrelerle ifade edilebilecek araç kuyrukları oluşmuş, insanlar park halindeki araçlarında yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyorlardı.

İhtiyaçların giderilebilmesi yardım çalışmalarının daha koordineli yapılmasına bağlı

Arama kurtarma çalışmalarına doğrudan müdahil olmadığımız için o konuda bir şeyler söylememiz doğru olmaz. Fakat başta bölgedeki ağabeylerden öğrendiklerimiz sonrasında tanık olduğumuz yardım çalışmaları ile alakalı şunları söyleyebiliriz: Allah yardım ulaştırmaya çalışan herkesten razı olsun ancak bölgeye giden yardımlar açısından görülen ciddi bir koordinasyon eksikliği söz konusu olduğuna tanık olduk. Çeşitli bölgelerden insanların imkanları doğrultusunda gönderilen malzemeler bir şekilde bölgeye ulaştırılsa da ihtiyaca binaen gelmeyen malzemeler maalesef bölgede israf olabiliyor.

Kaldırımlar üzerinde gördüğümüz elbise yığınları, yardım çalışmalarında bulunan ağabeylerden öğrendiğimiz kadarıyla bölge; saymaya çalıştığımız battaniye, kuru bakliyat, ısıtıcı, powerbank gibi malzemelere daha çok ihtiyaç duyuyor. Bu noktada yardım çalışmaları yapan veya yapacak olan insanların, bölgede yardım faaliyetlerinde bulunan insanlarla koordine olması çok önemli. Neye, ne zaman ihtiyaç olduğunun öğrenilmesi ve yardımın bir sürece yayılması elzem. Aksi taktirde yapılmak istenen yardımın bölgelere yığılması ile ziyan olması ihtimali söz konusu. Getirilen yardım malzemelerinin nerede depo edileceği de sorun oluşturuyor. Dağıtımı hemen yapılamayan malzemelerin, açık alanlara boşaltıldığını gördük ne yazık ki. Bu kadar büyük bir afetin tesir alanı sebebiyle koordinasyonun da aynı şekilde oldukça zorlayıcı olduğunu unutmadan elimizden geleni kardeşlerimiz için yapmak zorundayız!

Şehrin içerisindeki çeşitli bölgelere yardım götürmek için depodan malzeme temin eden insanlar ise farklı bölgelerde farklı ihtiyaçların daha fazla öne çıktığını belirtiyor. Dolayısıyla yardımların ihtiyaca binaen doğru olarak yönlendirilmesi gerekiyor. Allah’ın izni ile yardım bölgelerindeki insanlarla sağlanan sağlıklı bilgi alışverişi ile bu sorun aşılabilir.

Bölgedekilerle irtibatlı olalım, kalabalık ederek bölgeye yük olmayalım

Adıyaman’da tecrübe ettiğimiz ve diğer bölgelerdeki ağabeylerimizden de öğrendiğimiz kadarıyla yardım ulaştırmak isteyen kadar, bölgelere bizatihi yardım etmek için gelen insan sayısı da günler içerisinde ciddi derecede arttı. Fakat kaş yaparken göz çıkarma haline sebebiyet verilmemesi, zaten ciddi anlamda sorunlar olan bölgelerde kalabalık oluşturup yük olunmaması gerektiğini gördük. Yardım etmek için giden insanların birçoğunun bizatihi arama kurtarma çalışmalarında yer alacak nitelikte, donanımda olmaması, o insanların geri plandaki yardım faaliyetlerinde görev alması pek kıymetli olsa da şehirlerde oluşan kalabalık, ambulans ve arama kurtarma araçlarının bölgedeki hareketini kısıtlıyor. Bu doğrultuda da görebildiğimiz kadarıyla sahadaki ekiplerle vardiya usulüne göre çalışmak, devir daim yapmak hem süreci doğru planlamamıza imkân tanıyacak hem de kalabalığın azaltmasını, uzun süreler yardım faaliyetlerinin aksamamasını sağlayacaktır. Özgür-Der, Türkiye ve Suriye yardımları için oluşturulacak ekiplerin işleyişi hakkında Mehmet Ali Kaçmaz yönetiminde bir koordinasyon birimi oluşturdu.

Fasıkların gündemi şekillendirmesine izin vermeyelim

Farklı şehirlerde olmanın, elimizden bir şey gelmemesinin bizde oluşturduğu can sıkıntısı ve bunun üzerine sosyal medyada oluşturulan olumsuz hava, böyle bir günde dahi estirilen ırkçı rüzgar bizleri daha da kötü bir haleti ruhiyeye büründürüyor. Elbette başta bölgedeki insanların sonrasında bizlerin muhatap olduğu bu durum, gidişat karşısında da canımız sıkılıyor. Fakat bilhassa sosyal medya üzerinden oluşturulan bu tablo, bölgede herkesin bir işin ucundan tutmaya çalıştığı, bir canı kurtarmak için saatlerce emek verildiği, insanlara yardım etmek için gecesini gündüzüne katan insanların olduğu gerçeğini göz ardı etmemize sebebiyet vermemeli.

Evet, karşılaştığımız musibet çok büyük ve herkesi çok derinden sarstı ancak bilhassa bölgede faaliyet gösteren İslami Kuruluşların ortaya koydukları örneklik ve kardeşlik hukuku, yaraların sarılabilmesi adına çok önemli. Bölgeye yardım faaliyetleri için giden insanlar da dışarıda yatıp kalkıyorlar, günlerdir yanlarında getirmiş oldukları bisküvi benzeri yiyeceklerle idare ediyorlar, pet şişelerdeki sularla abdest alıyor, soğuk ve zor koşullara rağmen gece gündüz çalışıyorlar.

Öyle ki bölgede böyle bir emek ve fedakârlık söz konusu iken öne çıkan gündemler, Ümit Özdağ ve insanlıktan nasibini almamış mahlukların ortaya attığı yalanlar üzerinden şekillenebiliyor. Bu sebeple tecrübelerimizi haberleştirmek ve insanların gerçek gündemlerle ilgilenmesini sağlamak en az yardım faaliyetleri kadar önem taşıyor! Gündemin son derece yoğun olduğu ve hızlı değiştiği şu günlerde, fasıklardan gelen haberlere itimat edilmesi Rabbimize hesabını veremeyeceğimiz, pişman olacağımız kötülüklere sebebiyet vermemeli. 

Her şeye rağmen dişini tırnağına takmış ve Allah rızası için kardeşlerine yardım etmek için çalışan binlerce insan orada. Başta İHH olmak üzere Beşir Derneği, Hüdai Vakfı, Önder, Yedi Hilal gibi daha ismini sayamayacağımız bir çok camia ve cemaatler de bölgeye yardımcı olabilme adına seferber olmuş durumda. Bu insanlar ve camialarla birlikte diğer şehirlerde de çeşitli şekillerde bölgeye yardım etmek için çalışan herkesten Allah razı olsun.

Her ne kadar zihinlerde çizili sınırlar olsa da depremin tanımadığı sınırlar İdlib ve çevresine de çok büyük zararlar verdi. Özgür-Der ve Fetih-Der’in çalışmalarına devam ettiği bu bölge de Türkiye’deki şehirlerden ayrı görülmemeli. Hatay’ın, Maraş’ın, Adıyaman’ın olduğu gibi İdlib ve çevresinin de yardıma ihtiyacı var.

Rabbimiz karşı karşıya kaldığımız bu musibetin ortaya çıkardığı yaraları birlikte sarabilmeyi bizlere nasip etsin. Yardımda bulunanlardan razı olsun, ecirlerini versin. Vefat edenlere ise rahmetiyle muamelede bulunsun, yaralılara acil şifalar, kalanlara sabırlar versin inşallah.