Demokrasi ihracatı mı yoksulluk ithalatı mı? ‘Make America Great Again’ gerçeği

Selman Enes Yücel, ABD’nin küresel ölçekte demokrasi ve refah söylemini sürdürürken kendi sınırları içinde derinleşen evsizlik, yoksulluk, gıda ve barınma krizlerini resmi veriler ve bütçe tercihleri üzerinden mercek altına alıyor.

Demokrasi İhracatı mı Yoksulluk İthalatı mı? ‘Make America Great Again’ Gerçeği

Selman Enes Yücel / Fokus+


Amerika Birleşik Devletleri, Irak’tan Afganistan’a, Suriye’den Latin Amerika’ya kadar birçok coğrafyada “demokrasi”, ‘özgürlük’ ve ‘refah’ söylemleriyle askeri ve siyasi operasyonlar yürüttü, yürütüyor. Fakat söylemlerinin aksine gittiği tüm ülkelerde uzun yıllar boyunca devam eden istikrarsızlık, kaos ve yoksulluklara sebep olan ABD, kendi sınırları içinde gittikçe derinleşen sosyal krizlerle yüzleşmekten kaçıyor. 

ABD’nin resmi kurumları ve kamuya açık veri platformları tarafından yayımlanan güncel raporlar, Washington’un küresel propagandaları ile kendi sınırları içindeki toplumsal gerçeklik arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor. Açıklanan veriler, ülke içinde evsizlikten yoksulluğa, açlıktan hayat pahalılığına kadar uzanan acı tabloyu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Diğer bir deyişle; ‘Make America Great Again’ sloganı, sokaklarda karşılığını bulamıyor ve karın doyurmuyor. 

Evsizliğin normalleştiği bir ‘süper güç’ 

ABD İskan ve Kentsel Kalkınma Bakanlığı’na (HUD) bağlı olarak yayımlanan “2024 Annual Homelessness Assessment Report’a (AHAR)” göre, ülkede tek bir gecede evsiz olarak kayda geçen kişi sayısı tam 771 bin 480. Bu rakam, Bakanlığın ölçüm yapmaya başladığı 2007 tarihinden bu yana kaydedilen en yüksek evsiz nüfus anlamına geliyor. Uzmanlara göre 2025 ve 2026 yılında bu rakamın bir milyonu bulacağı ön görülüyor. Zira, rapordaki verilere göre ABD’de sadece bir yıl içinde evsiz sayısındaki artış oranı yüzde 18 olarak kayıtlara geçti. 

Bu tablo, evsizliğin ABD’de geçici bir sorundan ziyade kronikleşmiş sosyal bir krizin tezahürü olduğuna işaret ediyor. Rapordaki bir diğer çarpıcı durum ise evsizliğin toplumsal dağılımında ortaya çıkan tablo. ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 13,6’sını oluşturan Siyahi Amerikalılar, evsiz nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Bu tablo, evsizliğin bireysel başarısızlık veya imkansızlıklardan ziyade, sistematik eşitsizliklerin kaçınılmaz bir neticesi olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. 

Kartopu gibi büyüyen yoksulluk: Amerikan rüyasını göremeyen milyonlar 

ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun (CB) 2024 ve 2025 dönemini kapsayan resmi verilerine göre, yoksulluğun ABD toplumunda önemli bir kesimi etkilediği görülüyor. Yaklaşık 36 milyon Amerikalı, yani nüfusun yüzde 10 ile 11’i, resmi yoksulluk sınırının altında yaşamını idame ediyor. Daha kapsamlı bir ölçüm olan; sağlık, barınma ve bölgesel yaşam maliyetlerini de hesaba katan “Supplemental Poverty Measure (SPM)” raporuna göre ise yoksulluk oranı yüzde 12,9 seviyesine ulaşıyor. 

Bu çarpıcı rakamlar, ABD’de her sekiz ile dokuz kişiden birinin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta oldukça zorlandığını ve yaşamını sürdürebilmek için gıda, sağlık ve barınma arasında tercih yapmak zorunda kaldığını gösteriyor. Küresel çapta ‘özgürlük’, ‘refah’ ve ‘fırsatlar’ ülkesi olarak pazarlanan ABD, bugün kendi toplumunun önemli bir bölümüne dahi vaat ettiği tabloyu sunamıyor. 

Gıda güvencesi krizi: Zengin ülkede açlık gerçeği 

ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2024 tarihli verileri de ülkedeki gıda güvencesizliğinin ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Zira, yaklaşık 47,9 milyon kişinin, yeterli ve düzenli gıdaya erişimin olmadığı hanelerde yaşadığı belirtiliyor. Bu rakam, ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 13 ile 14’üne tekabül ediyor. Ayrıca 14 milyondan fazla çocuğun, gıda güvencesi olmayan bu hanelerde büyüyor olması da bir başka çarpıcı duruma işaret ediyor. 

Dünyanın en büyük tarım ve gıda üretici ülkelerinden biri olan ABD’de çocukların açlık riskiyle yaşam mücadelesi vermesi, ABD’nin küresel çapta empoze etmeye çalıştığı iddialı söylem ve vaatleri de ciddi biçimde tartışmalı hale getiriyor. 

Barınma krizi: Evi olan ama evsizliğe yakın milyonlar 

Yayımlanan raporların bir başka çarpıcı yanı ise ABD’de krizin yalnızca sokakta yaşayanlarla sınırlı olmadığıdır. Milyonlarca hane, gelirinin yüzde 30’undan fazlasını kira ve konut giderlerine harcamak zorunda kalıyor. Kiracı hanelerin neredeyse yarısı, ağır konut maliyet yükü altında yaşamaya çalışıyor. Yine aynı verilere göre Siyahi ve Latin kökenli kesimlerde bu oranın daha da yükseldiği görülüyor. 

Bu durum, evsizliğin ani bir kırılmadan ibaret olmadığını tam aksine uzun süredir devam eden ekonomik baskıların ve politika tercihlerinin bir sonucu olduğunu gösteriyor. Barınma ihtiyacı, ABD’de giderek temel bir hak olmaktan çıkıp ulaşılması zor bir lükse dönüşüyor. 

New York’tan yükselen itiraz: Hayat pahalılığı ve sosyal adaletsizlik 

ABD’nin en zengin şehirleri, aynı zamanda sosyal çöküşün de en görünür olduğu merkezler hâline gelmiş durumda. New York, Los Angeles ve San Francisco gibi küresel finans ve teknoloji merkezlerinde evsizlik ve hayat pahalılığı adeta rekor seviyelere ulaşıyor. Özellikle New York’taki kiralar, gelir artışını uzun süredir geride bırakmış durumda. 

New York’un çiçeği burnunda Belediye Başkanı Zohran Mamdani, yaptığı açıklamalarda; New York'un bir "kiracı şehri" olduğunu fakat hükümetin genellikle ev sahiplerine yönelik hizmetleri benimsediğini belirterek barınmanın bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu vurguluyor. Mevcut ekonomik düzenin milyonlarca insanı sistematik biçimde yoksulluğa ittiğine dikkat çeken Mamdani, belediye başkanlığı döneminde 200 bin yeni konut üreteceğini, kira artışlarını donduracağını, evsizleri kalıcı konut veya barınaklara yönlendireceğini belirtiyor. New York’taki ekonomik eşitsizliklerin en acı neticelerinden birinin de çocukların aç kalması olduğunu ve her üç New Yorkludan birinin gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Mamdani, belediye uhdesinde gıda yardım marketleri kuracağını da seçim sürecinde sıklıkla dile getirmişti. Mamdani’nin bu çıkışları, ABD içinde dahi ‘refah’, ‘demokrasi’ ve ‘eşitlik’ anlatısının sorgulanmaya başlandığını açıkça gözler önüne seriyor. 

Devasa savaş bütçeleri ve sosyal çöküş arasındaki tercih 

Brown Üniversitesi Watson Enstitüsü’ne bağlı Costs of War Project verilerine göre, ABD’nin Irak ve Afganistan savaşlarının toplam maliyeti 8 trilyon doların üzerinde. ABD’nin, sadece 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e destek amacıyla yaptığı ek harcamaların miktarı ise yaklaşık 33 milyar dolar. 

Yine Costs of War Project tarafından 2025 yılında yayımlanan “What You Need to Know about Pentagon and Military-Related Spending in H.R. 1” başlıklı rapora göre, ABD Kongresi’nde kabul edilen H.R. 1 bütçesi kapsamında Pentagon ve askeri eksenli proje ve programlara önümüzdeki beş yıl için 156 milyar dolar ek kaynak ayrıldı. Bu kaynak, ABD Savaş Bakanlığı’nın zaten yüksek olduğu için eleştirilen 2025 yılı bütçesine (899 milyar dolar) eklendiğinde, ABD’nin 2026 mali yılında toplam “ulusal savunma” harcamalarının 1 trilyon dolar eşiğini aşmasına yol açıyor. Rapora göre bu devasa kaynağın çok büyük bölümü asker maaşları veya gazilerin sosyal ihtiyaçlarına değil; savaş gemileri, mühimmat üretimi, füze savunma sistemleri ve silah sanayi tedarik zincirleri ile müteahhitlerine yönlendiriliyor. Costs of War raporu, bu harcamaların klasik bütçe denetim süreçleri dışında kaldığı ve daha az şeffaf bir yöntemle onaylanmasının da hesap verebilirliği zayıflattığını vurguluyor.  

Aynı dönemde milyonlarca Amerikalının barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişememesi, ABD’nin ‘demokrasi’ ve ‘refah’ söylemiyle bütçe öncelikleri arasındaki uçurumu da daha görünür hale getiriyor. Zira uzmanlar, bu bütçenin çok küçük bir kısmıyla ABD’deki evsizliğin, yoksulluğun ve barınma krizinin çok büyük oranda çözülebileceğini belirtiyor.  

İçeride alarm veren bu sosyolojik ve ekonomik tabloya rağmen ABD’nin tercihleri ise son derece net. Sosyal politikalar ve temel yaşam haklarını iyileştirmek yerine, askeri harcamalar ve silah sanayii yatırımları daha fazla önceliklendiriliyor. ‘Demokrasi’, ‘özgürlük’ ve ‘refah’ söylemiyle yürütülen dış operasyonlar, birçok ülkede uzun yıllar sürecek yıkım, istikrarsızlık ve acı üretirken, ABD halkı da derinleşen bir sosyal krizle baş başa bırakılıyor. 

  


Kaynaklar: 

1.https://www.huduser.gov/portal/publications/2024-ahar-part-1-pit-estimates-of-homelessness.html?

2.https://ers.usda.gov/topics/food-nutrition-assistance/food-security-in-the-us/key-statistics-graphics?

3.https://www.usda.gov/about-usda/news/press-releases/2024/09/04/statement-agriculture-secretary-tom-vilsack-2023-household-food-security-us-report?

4.https://www.fas.usda.gov/data/production?commodity=almonds

5.https://frac.org/news/usdafoodsecurityreportdec205?

6.https://www.census.gov/library/publications/2025/demo/p60-287.html

7.https://www.census.gov/newsroom/press-releases/2024/renter-households-cost-burdened-race.html

8.https://www.census.gov/newsroom/press-releases/2025/income-poverty-health-insurance-coverage.html?

9.https://www.census.gov/topics/income-poverty/supplemental-poverty-measure.html

10.https://www.federalreserve.gov/publications/2025-economic-well-being-of-us-households-in-2024-income-and-expenses.htm

11.https://costsofwar.watson.brown.edu

12.https://nyassembly.gov/search/?q=Zohran+Mamdani&form_submit=Search

13.https://www.worldometers.info/tr/dunya-nufusu/abd-nufusu/

14.https://www.mfa.gov.tr/amerika-birlesik-devletleri-kunyesi.tr.mfa

15.https://www.scienceagri.com/2024/09/the-10-most-produced-agricultural.html?

16.https://www.congress.gov/crs-product/IF12985?

17.https://www.youtube.com/watch?v=UWqE3sIabgQ&t=20s 

Yorum Analiz Haberleri

Modern çağın korku dili ve Kur’an’ın şifa reçetesi
Dijital ortamda kul hakkı ve insan onuru
Haz peşinde yorulan zihin: Dopamin çağında yaşamak
Afganistan anlatısında işlemeyen habercilik etiği
Epstein dosyaları Trump siyasetini nasıl etkiliyor?