Değersizleşen müfredatla nesil inşa edilebilir mi?

Ali Erkan Kavaklı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin söylemde değer merkezli görünmesine rağmen ders kitaplarında ve öğretim programlarında bu değerlerin neredeyse hiç karşılık bulmadığını ifade ediyor.

Ali Erkan Kavaklı/Yeni Akit

Bu müfredatla evlatlarımıza değerler benimsetilemez

En büyük eğitim sendikası Eğitim-Bir Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırlattığı TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİNİ ve buna göre yazdırılan kitapları masaya yatırmış, “ÖĞRETİM PROGRAMLARININ DEĞERLER YÖNÜNDEN İNCELENMESİ TESPİTLER VE ÖNERİLER” isimli 4 ciltlik kitaplar yayınlamış. 

 Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin sunuş bölümü fevkalade. Kitaplara yansıması sıfır, sahaya yansıması öğretmenin inisiyatifine kalmış

Programda eğitim sisteminin temel amacı şöyle tarif edilir:


Eğitim sistemi sadece akademik açıdan başarılı, belirlenmiş bazı bilgi ve davranışları kazandıran bir yapı değildir. Temel değerleri benimsemiş bireyler yetiştirmek asli görevidir; yeni neslin değerlerini, alışkanlıklarını ve davranışlarını etkileyebilmelidir.” (1)

Müfredat değerleri, insanî, millî, manevî olarak üçe ayırıyor. İslamî değeri neredeyse Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi sınırları içine hapsediyor. 


 Eğitim-Bir Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından yapılan inceleme; okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise boyutuyla müfredatı ele almış.


Okul öncesi değerler eğitimi ilgili tespitler şöyle:

 “Değerler eğitimi okul öncesi eğitim programında ayrı bir alan olarak yer almayıp programda sınırlı bir şekilde yapılmaktadır. Etkinlik kitapları kavramlara yöneliktir; değerlere yer verilmemiştir.” (2) 

Okul öncesi eğitimde değerlere yer verme sıklığı ve değerler öğretmene bağlıdır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen hiçbir kitap değerler eğitimi için hazırlanmamış; eğitim programında değerlere gereken önem verilmemiştir.” (3)


Türk Dili ve Edebiyatı programlarında da değerler eğitiminin önemsenmediği tespit edilmiştir:


Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programında dört yıllık dönemde değerlere doğrudan 5, dolaylı 1 atıf yapıldığı görülmektedir. Beceri temelli ve teknik bir anlayışla hazırlanan program değerleri büyük oranda ihmal etmiş görünüyor. Edebiyat gibi medeniyet taşıyıcısı bir derste engin birikimi ortaya koyacak zarif ve değerlerle dolu bir içerik gerekmektedir.” (4)

Coğrafya programı için yapılan tespitler içler acısı:

Öğretmenler öğrencileri sınava hazırlamak kaygısıyla programa bakmadıklarını, esas aldıkları temel kaynağın ders kitabı olduğunu, günlük rutinlerinin ders kitabını takip etmek olduğunu belirtmişlerdir. Hangi kazanımda hangi değerin verilmesi gerektiği öğretmenler tarafından bilinmemektedir. Değer öğretimine karşı ilgisizliğin temel kaynağı, öğrencileri sınava hazırlamaktır. Sınavda soru çıkmayan hiçbir içeriğin Türkiye şartlarında öğrenci tarafından kabul görmeyeceği düşünülmektedir.” (5) 


FEN BİLİMLERİ KİTAPLARI ATEİST BAKIŞ AÇISIYLA YAZDIRILMAYA DEVAM

Hiçbir fen kitabında yaratıcı, sanatkâr, Tanrı, Allah kelimesi yer almaz. Kâinat kitabının yazarı anılmaz. Sanatlı varlıkların sanatkârından bahsedilmez. Evrende muhteşem bir düzen var, düzeni kuran mimardan neden söz edilmez? Fen kitaplarını ateistler yazmaya, milletimizin çocuklarına ateist dünya görüşü dayatılmaya devam ediyor. 


Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Değerlendirmesi Tespit ve Öneriler incelemesinde konu ele alınıyor, şu önerilerde bulunuluyor:

“Öğrenme çıktıları ve süreç bileşenleri kısmında; öğretme-öğrenme uygulamalarında canlılar ile YARATICI arasında bağ eklenmelidir. Canlıların biyolojik olarak sahip oldukları şeylere rağmen asıl canlılık özelliklerinin Yaratıcıdan geldiği vurgulanmalı


Hâl değişimlerine (doğadaki su buharlaşması, bulut, rüzgâr, yağmur vb.) örnek verilirken YARATICI faktörü aktarılmalı, bu değer verilmeli. Özellikle Güneş, Ay, Dünya sistemi ile ilgili çok şey söylenebilir. Güneş’in yaşamamız için önemi, dünyamıza uzaklığı, konumu, dünyanın yaşam için elverişli tasarımı gündeme getirilmelidir.  

Güneş ve Ay’ın dünyamıza olan uzaklıkları, hassas konumları, YARATICI ilişkisi gündeme getirilmeli. Bu hassas denge olmasaydı ne olurdu sorusu üzerine tartışmalar yapılmalı. Tüm insanlığı ilgilendiren ve olmasaydı yaşamın var olamayacağı bu hassas dengenin tesadüfen olamayacağı, yaratıcının bu olaydaki kesin rolü öğrencinin nazarına verilmelidir.” (6)


Kıymetli Bakanım, medeniyet değerlerimize düşman zihniyet yerli ve millî bir program uygulanıyor gibi size saldırıyor; siz de biz de canla başla sizi savunuyoruz ama gerçek öyle değil. Başta fen kitapları olmak üzere eğitim kitaplarını İslam inancına uygun olarak yazdırmadıkça medeniyet değerlerimize sahip nesil yetişmez. 

Öğretim Programlarının Değerler Yönünden İncelenmesi Tespitler Öneriler, 1. Cilt, 381

Age, s.51

Age, s.61

Age, s.259

Age, s.271

Türkiye Yüzyılı Maarif Programları Değerlendirilmesi Tespit ve Öneriler, 1.cilt, s.38

Yorum Analiz Haberleri

Westphalia'dan Monroe'ya, Monroe'dan Caracas'a: Mutlak egemenliğin fiili iflası
Venezula hadisesi bağlamında ABD'de sermaye savaşları ve emperyal ihtiras
Seküler ambalaj içinde sürdürülen Haçlı siyaseti
Patlayan lağım çukuru olarak Epstein dosyası ve ahlakın çöküşü
Ömer bin Abdülaziz’in gölgesinde...