Davet Okulu Nedir?

MUHLİS KILIÇ

Tebliğ ve davet üzerine yazdığımız yazılara, pratik anlamda bir örnek olabileceğini düşündüğüm ‘’Davet Okulu’’ serisi ile devam etmeye çalışacağım. Rabbimizden yaptığımız yanlışlardan dolayı bizleri affetmesini dilerim.

Davet okulu projesi; Allah’ın dininin yeryüzüne hakim olması için çabalayan müslümanların, genç davetçilerin yetişmesini amaçladıkları bir projedir.

Zulmün, adaletsizliğin, yalan ve hilenin etrafta kol gezdiği, insanların ‘müslüman’ kelimesini duyduklarında akıllarına doğruluğun, güvenilirliğin, adaletin gelmediği bir ortamda; Allah’ın dinini en güzel şekilde yaşamaya çalışan insanların varlığı umudumuzdur.

İnsanların çoğunun uyumakta olduğu bir ortamda, uyanık olanlarımızın sayısının az olduğunun bilincindeyiz.

Uyuyanların sayısı çok, uyanıklar az olunca iş de bir hayli fazla oluyor. Ortada uyandırılmayı bekleyen yığınla insan var. Yolumuz uzun ve bir o kadar da çetin.

Ne yazık ki, Allah’ın dininden bahsetmeye çalıştığımızda, türlü türlü şeylerle yaftalandığımız bir dönemde yaşıyoruz. İnsanların çoğu Allah’ın dinini Kur’an’dan, O’nun peygamberinin sünnetinden değil; etraflarından duyduklarıyla öğrenmeye çalışıyor. Böyle olunca dini doğru bir şekilde anlamak neredeyse imkansız bir hal alıyor.

Yükümüz ağır ve bu yükü omuzlayabileceklerin sayısı az, o yüzden çok çalışıp yükü omuzlayabileceklerin sayısını artırmamız  gerekiyor. Yük olan değil, yük taşıyabilecek insanlara ihtiyacımız var. Önceliklerini bilen, problemin değil çözümün bir parçası olan yiğitlere ihtiyacımız var.

Telefonlarının kendilerini tutsak hale getirmediği, internet oyunlarının zamanlarının büyük kısmını almadığı; İyiliğin, takvanın, güzelliğin, islami şahsiyetin taşıyıcısı ve yayıcısı olan; ortama uyan değil ortamın kendisine uyduğu gençlere ihtiyacımız var.

Ne yaptığını bilen, yönlendirilen değil yönlendiren; ortalıkta mecnun gibi dolaşmayıp aklı başında, nefislerinin arzularına yenilmeyip onu dizginleyebilen, insanların kendilerini gördüklerinde Allah’ı hatırladıkları gençlere ihtiyacımız var.

Allah’ın dinini en güzel şekilde yaşayabilme adına dünyadan ve dünyalıklardan vazgeçmiş, onlara sırtını dönmüş yeni Mus’ab’lara ihityacımız var.

İnandığı değerleri pısırık bir şekilde değil, yiğitçe, kendinden emin bir şekilde haykırabilen Cafer’lere ihtiyacımız var.

Daha küçüktür, ne yapabilir ki diyenlere inat, büyüklerine öğretebileceği şeyleri olan Zeyd’lere ihtiyacımız var.

İşte ‘Davet Okulu’, tam da bu noktada; yeniden  İslam’a, Kur’an’a dönmenin gerekliliğini hisseden; yeni Mus’ab’ların, Cafer’lerin, Zeyd’lerin yetişmesini arzulayan gençlerin mütevazi bir çalışmasıdır.

Davet Okulu diye adlandırdığımız projenin anlatılacak bütün yönleriyle uygulanan ve uygulanmaya devam edilen bir proje olduğunu; bununla beraber projede sunulan bilgilerin, bazı bölge ve o bölgede yaşayan insanların tecrübelerine uygun olmayacağını belirtmek gerekir.

Bu anlamda aktaracaklarımızın müslüman kardeşlerimize faydalı olacağını ve bu anlamda ufuk açıcı olmasını yüce Rabbimizden niyaz ederim.

Yazımızı davet okulunun ilk öğrencilerinden olan Umut kardeşimin davet okulu hakkındaki düşünceleri ile nihayete erdirelim.

‘’Ben bu okula, ilkokul çağındayken başladım ve hiç mezun olmayı düşünmüyorum. Çünkü bu okulda, Allah’ı anmayı ve O’nu biran olsun aklımızdan çıkarmamayı öğrendim. Peygamber (a.s)’ın sünnetini, onun İslamı nasıl yaşamaya çalıştığını bu okulda öğrendim.

Bazı zamanlar oldu davet okuluna devam eden arkadaşlarımla beraber sünnet oruçları tutup sabah namazlarında camilerde buluştuk. Geceleri kalkıp namaz kılmanın bilincini bu okulda kazandık. Ve bütün bunları yapınca Allah’ın kuşanmamızı istediği takva elbisesini kuşanıp öyle indik alanlara. Bu sayede etrafımızda meydana gelen olaylara, Allah’ın bak dediği yerden bakıyorduk. Biz ortama değil, ortam bizlere uyuyordu. Eğer biz küfür edilmesini istemiyorsak ya orada küfür edilmiyordu, ya da durum devam edince oradan ayrılıyorduk.

Davet okulundaki kardeşlerle beraber oturduğumuz zaman hep Allah’ı anar ve onun rızasını kazanmak için çalışmalar düzenleriz. Yaptığımız etkinlikleri araç olarak kullanmanın bilincinde olarak yaparız. Onu amaç edinmemeye dikkat ederiz.’’