Vahdettin İnce / Star
Coğrafyamızın stratejik bereketi
Coğrafyanın ruhu var. Üzerinde yaşayan insanlar değişse, dinleri, dilleri, kimlikleri başkalaşsa da bu ruh değişmez. Bir de coğrafyaların, ham petrol gibi işlenmemiş stratejileri veya stratejik imkanları olur. Bir coğrafyanın arazi konumu, tarihi, üzerinde yaşayan insanların tabii özellikleri, etnik, dini ya da mezhebi kimlikleri, oralarda konuşulan dil veya diller, lehçeler ve bütün bunlardan süzülerek hasıl olmuş kültürler ve medeniyetler o coğrafyanın stratejik imkanları kapsamındadır. Dirayetli, yetenekli liderler, bu stratejik imkanları kavrayıp uygun siyasetler geliştirirler, onlardan istifade etmeyi bilirler. Şartlara göre hangisinin öne çıkmasının gerektiğini, hangisinin geride tutulması lazım geldiğini, dengeleri bozmayacak şekilde tespit ederler.
Tabi bazen kendilerinde üstün meziyetler vehmeden liderler, coğrafyanın ruhu ile stratejik imkanları ile örtüşmeyen siyasetler gütmeye kalkarlar. Bizdeki tek parti zihniyetinin yaptığı gibi, bu stratejik imkanların kimisini yok etmeye, kimisini unutturmaya, kimisini toprak altına gömmeye, bazısını haddinden, cürmünden, doğal etkisinden fersah fersah ötede abartıp öne çıkarmaya kalkışırlar, dolayısıyla toplumsal dengeyi onarılmayacak şekilde bozarlar. Bir ülkeyi yüzyıllarca ceremesini çekeceği problemlerin girdabına düşürürler. Mesela tek partinin ideolojisi Kemalizm, ülkemizin ruhu ile stratejik imkanları ile uyumsuz bir tarz-ı siyasettir. Yüzyıldır bu siyaset yüzünden belimizi doğrultamıyoruz.Yine de meydana gelen yıkımın enkazını kaldırmak uzun zaman alacaktır. Coğrafyanın ruhu ve stratejik imkanları ile uyumlu dirayetli bir siyasetin, sadece bir ülkenin değil, bir bölgenin de geleceğine damgasını vurduğunu, daha genel ölçekte bütün dünyayı etkileyebildiğini biliyoruz. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Kifayetsiz muhterislerin verdikleri zararlar da aynı şekilde geniş bir alanı etkiler.
Ülkemizin de bir parçası olduğu bölgenin ruhu hiç kuşkusuz İslam'dır. Bu bölgenin arazi yapısı; denizleri, kara parçaları, boğazları, körfezleri, üzerinde yaşayan insanlar; Araplar, Farslar, Türkler, Kürtler, mezhepleri; Sünniler, Şiiler, Aleviler, İbadiler, dilleri ve bu dillerden doğmuş edebiyatlar; Arapça, Farsça, Türkçe, Kürtçe...hepsi coğrafyamızın stratejik imkanları olarak dirayetli siyasetlerin güç kaynaklarıdır.
Kur'an-ı Kerim, coğrafyanın stratejik imkanlarını "bereket" olarak nitelendirir. Mesela Peygamberimizin (s.a.v) miraca çıktığı Kudüs'teki Mescid-i Aksa için "barekna havlehu" (etrafını bereketlendirdiğimiz) ifadesi kullanılmıştır. Aynı ifade, Nuh peygamberin (a.s) gemisinin, tufandan sonra oturduğu Cudi dağı ve çevresi için de kullanılmıştır. Her iki bölgenin ve daha başka coğrafyaların bugün içinde bulundukları kaotik duruma bakıp buralarda bereket veya stratejik imkan yoktur demek doğru değildir. Bereket olduğu yerde duruyor ve ruh hala diridir. Ama mevcut kaotik durum, coğrafyanın ruhundan ve stratejik imkanlarından bihaber kifayetsiz muhterislerin, kendilerinde üstün meziyetler vehmeden ve coğrafyanın ruhunu ve stratejik imkanlarını göz ardı eden liderlerin, çapsızlıklarının, uyguladıkları siyasetlerin sonucudur ya da Kudüs'te, Filistin'de olduğu gibi zorba bir işgalcinin ifsat edici politikalarının neticesidir.
Bölgeden, bölgenin ruhundan ve stratejik imkanlarından bihaber kifayetsiz muhterislerden biri hiç kuşkusuz Donald Trump'tır. İşgalci, Gazze'nin katili müfsit İsrail'i de yanına alarak İran'a saldırdı ve kırk günlük savaşta büyük yıkımlar, katliamlar yaşattı. Ancak görüldüğü kadarıyla İran'ı yönetenler, coğrafyalarının sunduğu stratejik imkanlardan biri olan Hürmüz boğazını silah olarak kullanmayı becerip saldırganları yaptıklarına pişman ederek ateşkese razı ettiler.
Benim bu başarıyı gösteren İranlı yöneticilerden beklentim, coğrafyanın stratejik imkanlarından biri olan beşeri farklılıkları, dilleri, mezhepleri aynı ferasetle yönetip gelişmelerine imkan vermeleridir.
Gün gelir, Hürmüz gibi tam düşerken tutunmaya müsait bir çıkıntı bile hayat kurtarabiliyor görüldüğü gibi. Coğrafyanın bereketinden istifade etmesini bilmeyen yöneticilerin boğuldukları girdaplar da hemen yanı başlarındadır ama.