Bütün diplomatik teamülleri yok sayan bir gücetapar zorbalık...

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Önce, bir mâlumu ilâm ile girelim söze..

Kimse kimseyi sevmek zorunda değildir. Sevgi, destur ile, emirle elde edilir bir nesne değildir. Ama, komşunun başına bir felaket geldiğinde komşunun o haliyle eğlenmek, alay etmek ne kadar insanîdir; herkes bunun cevabını kendi içinde versin. Ekranlarda yapılan yorumlardan, milyonlara ulaştırılan öyle laflar var ki, bunların utandırıcı olduğu bile düşünülemiyor..

Ekranlarda, kimileri, 'İran şöyle yapmalıydı, böyle yapmamalıydı..' buyuruyor; kimileri, rahat koltuklarına gerilip bir strateji uzmanı veya bir 'erkân-ı harb' subayı edâsıyla ahkâm kesiyor..

Hattâ, İran Cumhurbaşkanı Dr. Mes'ûd Pezeşkiyan'ın, 'Bu saldırı bütün Müslümanlara karşı açılmış bir savaştır.' şeklindeki sözlerini, 'Bir müttefik bulmak çabası' olarak değerlendirenler bile oluyor. Evet, bu gibi lafları dile getirenler bizim toplumumuzun sözüm ona aydınları ve yorumcuları..

Hele birisi var ki, evvelki akşam, 'İran, Amerika ve Batı'nın kendisine verdiği vazifeleri yerine getirmekte başarılı oldu, onları Orta-Doğu'ya saldırtmakta gerekli zeminleri oluşturdu!' diyecek kadar; yerli bir başka gazetecinin de dün gece, CNN'in türkçe yayınında İran rejimini ve halkını suçlamaya kalkışması ve bir müslüman halkın 'Allah'u Ekber' feryadlarıyla 47 sene önce, emperyalist güç odakların İran'daki temsilcisi olan Şah'ı kaçırmaya zorlayışına çamur atan bir zihin körlüğü sergileniyordu..

*

Bu arada, İran'ın, son saldırı başlamadan önce, 'Eğer Amerika saldırırsa, biz de İsrail'e ve bölgedeki Amerikan üslerine saldırırız..' diye açıklama yaptığını hatırlayarak, Katar, Birleşik Arab Emirlikleri, Dubai ve Bahreyn gibi, -küçük de olsalar- BM ve Uluslararası Hukuk kuralları gereğince 'devlet statüsü'nde olan ülkelerdeki Amerikan üslerine yapılan füze saldırılarını da anlamak gerekir.. Ve eğer Türkiye de, Pirinçlik ve Kürecik gibi yerlerde bulunan ABD üslerini İran'a karşı saldırıda kullandırması halinde, İran da Türkiye'deki bu ABD üslerini vurmaya kalkışırsa, alınız size bir 'Türkiye-İran'ın, askerî açıdan karşı karşıya gelmesi faciası ihtimali.. Ki, İran C. Başkanı Pezeşkiyan da, İran çevresindeki üslerden üzerine atılan füzelerin susturulması için o üsleri vuracaklarını kesin dille açıklıyor..

İnşaallah, böyle bir noktaya varılmaz.

Ve anladığım kadar, bu tehlikeden dolayı, Türkiye, bu üsleri İran'a karşı kullandırmamakta dikkatli.. Ama, konunun bu tarafının bilmeyen sıradan insanlar, İran'ın Körfez ülkelerine füzeler atmasının sebebini bilmediklerinden, her tarafa saldırdığını sanmaktalar..

Halbuki, o ülkelere saldırılmıyor, o ülkelerde yerleşmiş bulunan ABD üsleri oralardan, Washington'un gerekli gördüğü hedeflere füzeler atmasına karşılık verileceği açıklanıyor..

Çağdaş bir Haçlı Kumandanı edâlı Trump ise, 'İran rejimi, terörist ordular yetiştirdi.. Bir Khameneî'yi öldürdük, İranlılar kutlama törenleri yaptılar..' diyor.(Ki, gizli bir takım münferid gösteriler yapılmış olsa bile, büyük kitleler Khameneî'nin katledilişi karşısında İran'da, büyük mersiye/ ağıt programları düzenlediler, cadde ve meydanlarda..)

Trump şunları da söylüyordu dün: 'İran artık bizi tehdit edemeyecek.. Biz Amerika olarak dünyanın en zengin ülkesiyiz.. Bu noktaya gelişimizikimsenin yapmaya cesaret edemediklerini yaparak geldik..'

Yani.. 'Şecaat (yiğitlik) arzedeyim derken; merd-i qıptî, çaldıklarını söyler..' sözünü hatırlatacak şekilde ilginç laflar ediyor..

Dahası, İran rejimini 'kana susamış'lıkla ve teröristlikle suçlayan Trump'ın dün gece de, 'Biz gücümüzü, iyilik için kullanıyoruz..' diyecek kadar, 'âlemi kör, herkesi aptal' yerine koyması tuhaftı.. Ve dün, Tahran'da İsrail'le ortaklaşa bombardıman ettikleri bir okuldaki 150 kadar kız çocuğunun katledildiğinden hiç bahsetmiyordu..

Açıktı ki, asıl terör, onların yaptığı idi.

Çünkü, terör, bir kişi veya topluma, kendi iradelerini dayatmak isteyenlerin, istediklerini tehditlerle elde etme saldırganlık ve zorbalıdır. Ve bu açıdan bakıldığında, dünyada, kişi veya toplumlara kendi iradesini dayatmak açısından, bugün, Amerika'dan daha güçlü bir şeytanî güç ve terör odağı var mıdır?

Trump, bilmiyor ki, sadece bütün dünya Müslümanlarının değil, dünyaya adalet ve hürriyet penceresinden bakmaya çalışan bütün dikkatli ve rikkatli insanların hıncını ve kinini kazandı..

**

Ve, Seyyid Ali Khameneî'nin katledilişi..

Rûhullah Khomeynî, Seyyid Ali Khameneî gibi isimleri telaffuz etmekte bizim halkımız zorlanıyor.. Arab alfabesindeki (خ -kh), (ح- H) ve (ه -he ) şeklinde 3 ayrı harfle gösterilen sesin Türkçenin son 100 senedir kullanılmakta olan lâtin alfabesi, halkımızın günlük hayattaki konuşmasında kullandığı bazı kelimelerin yazımında ve bazı seslerin harflerle yazılmasında sıkıntılar yaşanıyor..

Isfahan'ın yakınlarındaki 'Khomeyn' kasabası halkına, o şehirden oluşunu yansıtmak için, Khomeynî denilir; bizdeki 'Erzurumlu, Konyalı, İzmirli' vs. gibi tavsiflerde olduğu gibi 'aidiyet' belirlenmesi açısından..

Aynı şekilde, İran'ın Azerbaycan eyaletinin en büyük şehri olan Tebriz'in güneyinde bulunan 'Khamene..' kasabasından olanlara da, o aidiyeti ifade için 'Khameneî' denilir.

Aynı şekilde, 'Mûsevî' isim-sıfatı da aynı şekilde, hem Yahudilerin, kendilerini Hz. Musâ'nın şeriatine bağlı olduklarının ifade etmekte kullandıkları gibi, 'Musevî' ismi, hem de İran halkının yüzde 80 kadarının mensubu olduğu Caferî -12 İmam Mezhebi'nde 7'nci İmam olan Mûsa Kâzım'ın soyundan gelenlere verilen bir soyadıdır.. Bu konuyu bilmeyen geniş kitleler, soyadı Mûsevî olan İranlıların yahudi olduklarını sanırlar.

Kezâ, bazı soyadlarının onunda yer alan 'yan' isimlerine bakarak, nicelerinin 'ermeni' olduğu sanılır. Halbuki, meselâ, 'İsfahaniyan /İsfahanlılarTebriziyan /TebrizlilerTokatlıyan /Tokatlılar' gibi mânalara gelir.. Aynı 'yan' eki aynı mânalara gelecek şekilde, ermeniceye de girmiştir.

*

Seyyid Ali Khameneî, 1939 yılında Tebriz civarındaki Khamene kasabasından bir ailenin çocuğu olarak, dünyaya gelmişti.. 'Khameneî' soyadı, anlaşılacağı üzere, 'Khamene'li, Khamene şehrinden..' mânasına gelmekteydi..

1979'daki Şah'ın devrilmesiyle noktalanan ve İmam Rûhullah Khomeynî'nin liderliğindeki büyük halk ayaklanmalarının içinde, İmam Khomeynî'nin talebeleri arasında Huseyn Ali Muntezerî, Muhammed Huseyn Beheştî, Murtezâ Mutahharî, Hâşimî Refsencanî, Sâdıq Khalhalî, Mîr Huseyn Musevî gibi önde gelen isimler arasında alan S. Ali Khameneî de vardı.

İslam İnkılabı Hareketi'nin bu seçkin isimlerinin çoğu, Osmanlı zamanında da asırlarca Irak-Necef'teki Şia medreseleri başta olmak üzere, çeşitli 'ilmiye' merkezlerinde güçlü İslamî eğitim görüyorlardı.. Bu 1979 yılındaki İnkılab Hareketi'nin lider kadrosunda da, bu güçlü eğitim almış kadrolar yer alıyorlardı.

Seyyid Ali Khameneî, arabça ve farsçadan ayrı olarak, İstanbul türkçesini de, anadili olan Azerbaycan türkçesi kadar rahat ve güzel konuşuyordu.. M. Celaleddin Rumî ve de Muhammed İqbâl Lahoorî'nin eserlerine, şerh edecek derecede vâkıf idi ve Azerbaycan eyaletindeki Türkçe konuşanlarla da Türkçe konuşurdu.. Fars Edebiyatı'na vukûfiyeti de tamdı. 1981 yılında, Tahran'daki bir câmide va'zederken, ses kaydı yapan teyp içine yerleşen saatli bombanın patlamasıyla, ağır şekilde yaralanmış ve günlerce komada kalmıştı. Khameneî, komada iken, Haziran 1981'de 'Hizb-i Cumhuri-i İslamî' merkezinde yapılan üst dereceli inkılabçıların toplantısında, başta İnkılab Hareketi'nin İmam Rûhullah Khomeynî'den sonraki en büyük ismi diye nitelenebilecek Âyetullah Beheştî olmak üzere, 'Bakan'lar, m.vekilleri ve yüksek bürokratlardan 72 kişi hayatını kaybetmişti.. Aynı günlerde Hâşimî Refsencanî de ağır bir suikasde mâruz kalmış ve uzun tedaviler sonunda hayata tutunmuştu..

İnkılabdan sonra, ilk cumhurbaşkanı seçilen Ebu'l-Hasan Benî Sadr'ın Avrupa'da tahsil görmüşlerden birisi olarak, inkılabçı kadrolarla kısa zamanda ihtilafa düşmüş olması yüzünden; İslamî Şûrâ Meclisi tarafından kendisini savunması için çağrıldığı halde, nerede olduğu belli olmayan şekilde ortadan kaybolunca azledilmiş ve hemen ardından da gizlice, Fransa'ya kaçtığı anlaşılmış ve yerine M. Ali Recaî Cumhurbaşkanı seçilmişti. Amma, birkaç ay sonra Başbakanlık'ta yapılan bir Hükümet toplantısı esnasında patlayan bir bomba ile 2. Cumhurbaşkanı M. Ali Recaî ve başbakan M. Cevad Bâhuner de öldürülmüşlerdi. Bunları, sadece bir mâlûmat yığını olsun diye değil , bir inkılab hareketinin ne büyük badirelerle karşılaştığının unutulmaması açısından da anlatmak istedik.

Bu büyük sosyal hadiselerin içinde , ağır yaralı olarak kurtulduğu suikasdden sonra hastahaneden, sağ elini hiç kullanamaz halde, yeni çıkan S. Ali Khameneî 3. Cumhurbaşkanı seçilmişti. Bir taraftan da, Tahran'da, tek merkezde, Üniversite bahçesinde yüzbinlerin katılımıyla edâ olunan Tahran Cuma İmamlığı'yla da vazifelendirilmiş 3 kişiden birisiydi.

Bu arada 22 Eylûl 1980'de Irak lideri Saddam Huseyn'in, İran'a karşı ve ABD, Batı Avrupa ülkeleri ve Sovyet Rusya'nın tam desteğini haiz olarak ve 'yıldırım savaşı' taktiğiyle başlattığı ve 8 yıl sürecek olan savaş, yüzbinlerce genci, korkunç şekilde eritiyordu..

*

(Bu konuya, 4 Mart 2026- Çarşamba yazımızda da devam edelim inşaallah..)

STAR