Breivik ‘Genç Subaylar’ın Üyesi Olsaydı...

KENAN ALPAY

Cumhuriyet Haber Portalı Norveç’te yaşanan katliamın sorumlusu Anders Breivik ile ilgili hazırladığı habere “Türk Düşmanıymış” başlığını çıkararak ne elde etmek istiyor acaba? Bu habercilik anlayışında karşımıza çıkan basit bir algı yanılması mı yoksa ciddi bir algı yönlendirmesi mi? Cumhuriyet’in haberciliği malum “Batı-Türk(iye)” ikilemine dayanıyor elbette.

Norveçli seri katilin nefret duygularını besleyen temel faktörlerden biri olarak gösterilen “Türk(iye) düşmanlığı” bu gibi haberlerle sakın ulus devlete ve kimliğe dair sürdürülen gayrımeşru bir mücadelenin psikolojik malzemesi kılınıyor olmasın!

Bilindiği üzere Breivik, saldırısının gerekçelerini bir manifesto ile Avrupa kamuoyuna deklare etti. Kaygı ve korkularının besleyip nefrete dönüştürdüğü perspektifiyle manifestosunda siyasi, iktisadi, kültürel birçok çözümlemeye yer veriyor. Türkiye’yi de geçmişi, bugünü ve gelecekte alabileceği pozisyonla yakından takip ettiğini gösteren epeyce söz sarfetmiş.

Manifestosunda Breivik’i Türkiye konusunda açıkça tedirgin eden gelişmelerden birincisi “Atatürk’ün Türkiye’yi laik bir devlet haline getirme çabasının başarısızlıkla sonuçlanması.” Breivik’in bu başarısızlığın sebebine dair tespiti ise şöyle: “Atatürk başarısız oldu çünkü İslam son derece dirençli. Şeriatı İslam’dan çıkarmak açıkça imkansız.

Türkiye tarihini çözümlerken seri katil Breivik’in kullandığı metod ile darbeci Kemalist kadroların kullandığı metod birebir örtüşüyor. Türkiye’deki tarihsel kırılmaları ve bugünlerde yaşanan hesaplaşmaları o, taa Norveç’ten Kemalist bir çözümlemeye tabi tutuyor.

Türkiye’de öteden beri “irtica, laiklikten sapma, karşı kalkışma” vd gibi askeri-bürokratik iktidar sınıfları tarafından dillendirilen öncelikli tehdit konseptinin paylaşımcılarından biri de Norveç’tenmiş meğer. Biraz uzunca sayılabilecek şu alıntı Breivik’in şahsında Avrupa’da yükseliş trendi hızla devam eden yabancı düşmanlığının Türkiye tahlillerinin mahiyetini gözler önüne sermektedir: "Erdoğan'ın Türkiye'yi tekrar İslamlaştırma çabaları şeriatla idare edilecek, cihatla Avrupa'nın tam kalbine kurulacak ülkenin Osmanlı geçmişine dönüşü ile tamamen tutarlıdır. Hem Erdoğan hem 10 yıl önce başbakan olan dindar Erbakan, 1950-1960'tan bu yana devam eden Türkiye'nin İslami sosyal-siyasi uyanışının ileri safhasına işaret eder. Menderes hükümeti oy uğruna Müslümanların dini hissiyatına oynamış; tarikatlara tekrar müsaade etmiş ve cami inşaatlarına hız vermiştir. "

Breivik “cami, tarikat, dini hissiyat, şeriat, cihat, İslamlaştırma” kavramları üzerinden oluşturduğu Türkiye tablosunun malzemelerini hangi MGK bildirinden aldı acaba? Kırmızı Kitap mı, Balyoz Darbe Planı mı, İrticayla Mücadele Eylem Planı mı kılavuzluk yaptı kendisine?

Türkiye’nin Hristiyanlaştırılması için savaş açılması” gerektiğini ileri süren Faşist Breivik ile “Türkiye’nin laikleştirilmesi için Topyekün Savaş” ilan eden Kemalist iktidar elitleri arasında fark var mı sizce? Breivik, insan hakları söylemiyle AB’yi yatıştıran İslami ittifakın seçimleri kazanmasıyla oluşan manzarayı şöyle tasvir ediyor: “Ordunun desteklediği Türkiye’nin laik seçkinleri çoğunluğun iradesine uymayı reddederek demokratik olmayan bir eğilimde. Türkiye, bir diktatörlüğün el kitabı gibi.”

AK Parti hükümetine karşı darbe girişimlerinin başarısız kalmasını “hücrelerin yeterince gizli ve disiplinli çalışmamasına” bağlıyor. İlaveten Ergenekon soruşturmasını “İslamcı hükümet ile milli menfaatleri savunan Kemalist milliyetçi elitlerin bir çekişmesi” olarak izah ediyor.

Şimdi Breivik’in Oslo’yu bombalayarak İslam ve yabancı düşmanlığını kışkırtma girişimleriyle Ergenekon ve Balyoz sanığı ulusalcı cuntacıların Fatih ve Beyazıt camilerini, müze ziyaretine giden çocukları görmeye gittikleri denizaltında, Rum, Ermeni azınlıkları veya misyonerleri bombalayarak öldürme planları arasında ne gibi ve ne kadar fark vardır acaba? Onu “cani, ırkçı, faşist” yapan gerekçelerle buradaki benzerlerini “kahraman, yurtsever, şerefli” yapan gerekçeler çok mu aykırı birbirine.

“İslam’a hoşgörü ile bakan hükümetleri devirmek için kendisini örnek alabilecek” gençleri harekete geçmeye çağıran Breivik’le aynı hedef etrafında birleşen Ergenekon ve Balyoz kadrolarının korku ve kaygıları gibi beslendikleri kaynaklar da tastamam aynıdır. Breivik, Norveç’te değil de Türkiye’de yaşasaydı muhtemelen “Genç Subaylar”dan biri olur ve Atatürkçü-laik ulus devletin bekası için aynı minvalde bombalama ve cinayet planları yapmaktan geri durmazdı.

Breivik (ve tüm benzerleri), birilerinin lanse ettiği gibi “Türk düşmanı” değil Avrupa’nın asli değeri olarak kabul ettiği laik, modern, zengin elitlerin haksız iktidar ve refahlarını tehdit eden herkese düşmandır