Murat Kurt / Haksöz Haber
“Biz” Olarak Huzura Durmak: İçimizdeki Çokluğun Duası
Kur’ân’ın belki de kalbi sayılan Fatiha Suresi’nde, her gün defalarca tekrar ettiğimiz bir yakarış vardır: “Bizi doğru yola ilet.” Bu dua, insanın Rabbiyle kurduğu ilişkinin merkezinde durur. Dikkat çekici olan şudur: Dua “beni” değil, “bizi” esas alır. Çoğu zaman bu “biz”i, omuz omuza saf tuttuğumuz müminler topluluğu, yani cemaat olarak anlarız. Bu doğrudur; fakat eksiktir. Çünkü ben olmadan biz olmaz. Daha da derin bir soru vardır: Ben dediğim şey gerçekten tek parça mıdır, yoksa kendi içinde çokluğu mu barındırır? Ve bu çokluk nedir?
İnsan, kendini çoğu zaman tutarlı, yekpare bir özne gibi düşünmek ister. Oysa hakikat bundan daha karmaşıktır. İçimizde birden fazla ses, birden fazla eğilim, birbiriyle çatışan niyetler vardır. Güçlü yanlarımız olduğu kadar zayıf, aydınlık taraflarımız kadar karanlık yönlerimiz de mevcuttur. İnsanlardan sakladığımız, kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız taraflar.. Olmasını istemediğimiz halde bizimle birlikte var olan gölge yanlar.. Bunları yok sayarak kurulan bir “ben”, sahici değildir. Sahici olmayan bir ben’den de hakiki bir “biz” doğmaz.
Yazının devamı için tıklayınız>>>