Bir ''siyonist savaşçı'' kadın akademisyenin hezeyanı...

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Önce bir NOT: Asıl konuya girmeden önce, 'Amerikan Kralı' diye geçiştirdiğimiz mâlûm ve bayağının da bayağısı ve artık kendisini ve dilini frenlemek kabiliyetini de yitirdiği anlaşılan kişinin, son hezeyanlarından birine daha değinmek gerekiyor. Onun sözlerini anlatmaya artık 'hezeyan' kelimesi bile yetmiyor, ama, n'apalım ki, daha fazlasını söylemeye terbiyemiz müsaade etmiyor. Yoksa, bu kadar seviyesizce laflar edebilen birisine , en azından, sokak kabadayılarının ağzıyla ve bazı dört ayaklılara hitap şekli olan ve '..üş' ile başlayan kelimeyi demek gerekiyor. Neyse ki, 'Bir yaratık bizi ısırdı diye, biz de onu ısırmayız..' mantığı teselli vericidir.

Evet, bu kişi, seviyeyi artık o kadar düşürüyor.. Artık, tababette 'demans sénil' denilen ve bazı yaşlılara ârız olan ve aklî melekelerdeki derin iflastan haber veren bir durumu sergiliyor ve ne yaptığının, söylediğinin farkında bile değil gibi..

Birkaç ay önce de, kendisini protesto eden vatandaşlarına, insan bedeninin en mahrem yerlerini göstermek için yapılmış plastik oyuncaklar fırlatmış ve daha sonra da, onların kültüründe daha bir terbiyesizce olan bir 'el işareti' yapmıştı..

Bu kişi, 'bilâd-ı arab'daki (Arab ülkelerindeki) yönetici durumunda bulunan irili-ufaklı 'mülûk'â, -sözde- 'melikler'e, yönetici kadrolara daha geçen sene, 'Biz olmasak, siz o iktidar makamlarında bir hafta bile oturamazsınız!.' dememiş miydi? Ve onlardan en gediklisi de, birkaç ay önce, İslâm Milleti'nin tamamına aid olan servetlerden 600 milyar dolar kadar haraç alan Amerikan Kralı' memnun etmek için, o meblağı 1 trilyon dolara tamamlatmamış ve o sefil ve çoğu sefih de olan niceleri böylece saltanatlarını bir müddet için daha uzatmak imkânını elde etmenin huzuruna kavuşmamışlar mıydı?

Selefleri olan 'Başkan'larca mukayese edilince, hiç birisinin olmadığı derecede 'demans sénil' tablosu sergileyen bu kişi, bugünlerde, aklî melekelerinin dumûra uğramış olabileceğine dair, Amerikan medyasında bile söz konusu edilen bazı iddia ve isnadların yanlış ve yakıştırma olmadığını da bizzat isbatlamaktadır..

Bu kişi, dün de, Hürmüz Boğazı buhranında, karşılaştığı sıkıntıları açıkça ifade etmese de, Fransa Başkanı Macron'a, 'Sen de savaş gemilerini gönder bölgeye!' demiş ve ondan 'Hayır! Bu doğru olmaz!' cevabını alınca küplere binmiş..

Dün, o hışımla beyanat veren bu kişi, Fransa Başkanı Macron'un 1 sene kadar öncelerde, bir havaalanında harekete hazır vaziyette olan bir uçağın girişinde, oradakilerden bazılarına 'Sen de gel..' işareti verirken, yanında, ama kameralara girmeyen, görünmeyen bir elin yüzüne vurduğu darbe sahnesi, dünya televizyonlarına yansımış ve o yumruğun sahibinin 'Macron'un Hanımı' olduğu ileri sürülmüştü ve konu da unutulmuştu..

Ama, şimdi, bu 'Amerikan Kralı', o sahneleri yeniden hatırladı ve hatırlattı ve Macron'un, hanımından çenesine yediği darbeden henüz de kendisine gelmemiş olabileceğini düşünerek, onun 'Hürmüz Boğazı konusunda kendisine yardımcı olmamasını ağır ifadelerle eleştirdi.

330 milyonu aşan bir nüfusa sahip bir emperial gücün kralının, kendisinin siyasetine 'Evet' demeyen Macron'u hemen bu kadar aşağılamaya çalışması, işbu Amerikan Kralı'nın kendi ruhî yapısını sergilemenin ötesinde, 'Başkanları' olarak ettiği Amerikan halkının itibarına da darbe vurduğunu düşünemeyecek seviyeye inmiş olması ibretlik bir durumdur. Bu kişinin, hattâ çok itibar ettiğini belirttiği başka liderlere karşı, -istediği gibi netice alamayınca-, ne kadar pervasız ve kontrolsüz hale gelebileceği de unutulmamalıdır.

ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi ve ailesine yönelik açıklamalarını "seviyeli" bulmadığını kaydeden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, Trump'ın sözlerinin "cevap vermeye değmediğini" belirtti, dün..

*

**

Ve gelelim, yazımızın başlığındaki cümle etrafında birkaç kelâm etmeye..

Evet, yazımın başlığına aldığım cümlenin sahibi olan ve akademisyen olduğu belirtilen bir hanımın sözlerine..

Evet, hem de 'hanım' olduğu için, anneliğin ne demek olduğunu bildiği kabul edilebilecek birisi; ama, Müslüman Filistin halkına olan hıncını, hışmını öyle bir barbarca ifade ederek, 'İran'ın altyapılarını değil, asıl alt yapı olan çocuklarını bombalayın. Anne babalar çocuklarının öldüğünü görmeyi hak ediyor. Gazze'de bunu başarmamız iki yıl sürdü. Lübnan'da henüz başaramadık.. ' diyor..

Evet, 'çocuklarının öldürülmelerini ve anne babalarının da acı çekmelerini isteyen' bu, insan görünümlü bir yaratık.. Biz bu yöndeki benzer nutukları bir 'haham'dan, Yahudi din adamının dünya medyasına yansıyan konuşmalarından da dinlemiştik, bir kaç ay önce.. Hattâ, bir 'haham', 'Filistinli hamile kadınları da öldürün, çünkü onları çocukları yarınlarda büyüyünce karşımıza çıkacaklar , bizi öldürecekler..' diyecek kadar barbarca akıl yürütmelerde de bulunuyordu.. Ondaki bu dehşetli hıncın sebebi, o çocuklarının İran ve onların anne-babalarının ekseriyetinin de filanca mezhebe bağlı olmasından değil.. Sadece, o diyarın, İslam coğrafyasına aid olması ve o insanların da Müslüman olması..

Biraz daha teferruatlı tanımlamalarla ifade etmek gerekirse.. Kendi inançlarından olmayanların 'Goyim' olarak niteleyip, kendilerine ancak hizmetkâr olması gerektiğine inanan Yahudilerden birisi..

Ama, bu gidişle, kendilerine çok zulmettiğini iddia ettikleri ve kendi başlarına gelenleri bütün dünyayı, 100 yıla yakın zamandır ağlatmaya çalışan Yahudiler, 'Adolf Hitler'i bile temize çıkaracaklar..

Bunların en yenisi birkaç gün önce, ABD ve İsrail'in İran'a dayattığı Ramazan savaşının en kızgın anında yaşandı; Ortadoğu üzerine medya ve sosyal medya analisti olarak tanıtılan ve aynı zamanda üniversite profesörü olduğu bildirilen ve işgalci Siyonist İsrail rejimi vatandaşı Orit Perlov genç bir kadın akademisyen..

Bu siyonist İsrailli kadın akademisyen, 'tweet'lerinden birinde, 'İranlı çocukları bombalayın!" diye tavsiye ederek şöyle diyor: "'Altyapılarını değil, çocuklarını bombalayın. İranlı anne-babalar çocuklarının öldüğünü görmeyi hak ediyor. Gazze'de bunu başarmamız iki yıl sürdü. Lübnan'da henüz başaramadık..'

Evet, hayıflanması da böyle..

*

Daha iki sene öncelerde Amerikan halkını savaş karşıtı ve barışçı söylemleriyle kandırarak Başkan seçilen Trump, harekete geçirdiği şeytanî güçleriyle iftihar edebilir.

*

Ama, daha da ilginç olan, Beyaz Saray'da dün yapılan bir törende, Trump'ın, Hz. İsâ'ya benzetilmesi..

Evet, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2016 seçiminde de kendisine danışmanlık yapan 'Paula White-Cain isimli hanım, Trump'ı Hz. İsâ'ya benzetip, Trump'ın yaşadıklarını Hz. İsâ'nın hayatında yaşadıklarıyla ilişkilendirmiş ve ABD Başkanı'nın "Tanrı tarafından seçildiğini" iddia etmiş..

Bu da, ayrı bir fasıl ve o Yüce Peygamber'e yapılan bir başka zulüm..

STAR