Bir Nesil Kaybedilmemeli

MUSTAFA SİEL

15 Temmuzun sıcağında Fetöye karşı tüm yapılanlar hayati öneme haizdi. Lakin artık Fetönün iyice irtifa kaybettiği, her geçen günde can çekişir ve öldürücü darbe vuramaz - müfliç bir hale geldiği bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Bu nedenle devlet artık Fetö operasyonları konusunda kendisine çeki düzen vererek sapla samanı, at izini it izinden ayırma merhalesine gelmelidir bir önce. Bu sütunlarda 14 Ekimde yayınlanan “28 Şubat Ve Fetö Mağduriyetleri Nasıl Giderilir” başlıklı yazımda ortaya koyduğum öneriler ve özellikle İl ve İlçeler bazında Mahalli Komisyonlar kurulması önerisi ve sağduyu sahibi başka öneri sahiplerinin önerileri dikkate alınarak bu sağlanabilir. Hızlı yürütülecek bu çalışmalar neticesi bu güne kadar haksızlığa uğrayanların hakları acilen iade edildiği gibi, yapılan haksızlıklar için özür dilenmeli ve manevi tazminat verilmelidir.

Devlet bununla da kalmamalı, bilahare 15 Temmuz darbesini desteklememekle beraber, bu tarihe kadar Cemaat mensubu olan ve destekleyenlerden fiili suçu olmayanlarla ilgili iyileştirme ve ıslah sürecine girmelidir.

Bizim de Kusurlarımız Var

Bu önerilerimle, 15 Temmuz sonrası iktidar ve tüm İslami camialardaki cemaat düşmanlığı malumken cemaat mensuplarına yumuşak yaklaştığım söylenebilir. Bu önerilerimin hikmetlerinin bir kısmını geçen haftaki yazımda ortaya koymuştum, lakin sadece bunlardan ibaret değildi elbette.

Öncelikle bir hususu hatırlamak gerekiyor. Bu duruma gelinmesinde İslami camialar ile bizzat devletin, AK Partinin ve Erdoğan’ın da kusurları ve sorumlulukları var. Bizler bile halisane niyetlerle yıllarca bu çocukları ve ailelerini Fetö konusunda yeterince uyarmadığımız gibi, hükümette halisane niyetlerle yıllarca bu cemaati teşvik etti. Bu durumda niye tek suçlu halisane niyetlerle çocuklarını bu cemaate veren aileler ile bu çocuklar oluyor? Ailelerin zaten suçu yok, çocuklar yanlış yaptılar ama, bizlerde bu ailelerden olabilir, aynı yanlışları bizim çocuklarımızda yapabilirdi.

Bu çocukların önemli bir kısmı ile neredeyse çoğunun ailesi muhafazakar AK Parti tabanını oluşturmakta olup, önemli bir kısmı bu gün AK Partiye mesafeli bile olsa, bu sıcak gündem soğuduğunda tekrar gerçek adreslerine avdet edeceklerdir.

Bu kesim 15 Temmuz sonrasını adeta her gün zehir içerek yaşıyor, içlerinden intihar edenler bile oluyor, yazıktır. En azından bundan sonrası bunlara yönelik bir çalışma yapılması, kazanılması mümkün olanların kazanılması için bunlara bir imkan daha verilmesi hikmetli ve maslahata uygun olur kanaatindeyim.

Cemaatin Hiç mi İyi Tarafı Yok?

Fetönün ihanetçi çete kısmı tamamda, ticaret ve ibadet kısmının hiç mi iyi tarafı yok? Bizler melek olmadığımız gibi, Fetönün iyiniyetli ticaret ve ibadet kesimleri de kelek değil.

Bilinçli olarak Fetöcü olan ve halen ısrarla bu yolda devam eden her düzeydeki mensuba (her birine hak ettikleri seviyede olmak kaydıyla) hak ettikleri muamele yapılsın, buna tamam.

Ama ticaret yada ibadet niyetiyle yada bir vesile ile bunlara takılmış ve 15 Temmuzda gözü patlarcasına açılarak, Fetöyle tanıştığına bin pişman olan ve bunu yazılı ve sözlü olarak beyan edip bir daha bu işlere bulaşmayacağını taahhüt edenlere bir imkan daha tanınmalı değil midir?

Ne Oluyoruz Yahu?

Üstelik ihraçlar ve tutuklamalar genelde alt düzeyde söz konusu oluyor. Asıl riskin olduğu yüksek düzey bürokratlar ve siyasilere dokunmadıktan sonra. öğretmenleri ihraç etsen ne olur, etmesen ne olur?

Biz bir şekilde Cemaate bulaşmış ama fanatik cemaatçi olmayanları kurtarmanın derdinde iken, Cemaatle hiç alakası olmayan, yada bir yerde kazara yolu kesişmiş, hatta yıllarca cemaatle bir şekilde mücadele etmiş kişilerin bile Cemaatçi diye açığa alınma, ihraç, gözaltına alınma ve hatta tutuklanma gibi mağduriyetlere maruz kaldığını görüyoruz.

Bir de suçluların ailelerine yönelik yanlış uygulamalar var. Adil Öksüz aranıyor, kaçmasına göz yuman devletin hakimleri, ama bakıyorsunuz o hakimler değil kayınpederi alınıyor, ondan sonra da tekerlekli sandalyedeki kayınvalidesi alınıyor.

Bunlar suçlu olsalar bile (ki öyle olması da pek ihtimal dahilinde görünmüyor), asıl suçlu değiller ve kaçma ihtimalleri de yok. Peki niye alıyorsunuz bunları içeri? Buna benzer pek çok uygulamanın olduğuna dair iddia ve haberler dolaşıyor piyasada.

Hani Suç Bireyseldi?

Anlayamıyoruz, ya bunlar suçlu (ki pek öyle de görünmüyorlar), yada rehin alınıp, asıl suçlulara şantaj amacıyla kullanıyorlar. Eğer böyle ise facia. Yada Fetöcü kripto savcı polisler halkı hükümete karşı kışkırtmak için kasıtlı olarak bunu yapıyorlar (ki geçmişte yapmışlardı) bu daha büyük bir facia.

Daha gözaltı ve tutukluluktaki kötü muamele ve işkence iddialarını gündemimize almadık bile. Eğer yetkililer bu iddiaları araştırıp bizleri aydınlatmaz ve varsa suçluları cezalandırmazlarsa, hiç arz etmiyoruz ama bu iddiaları da gündeme getirmemiz gerekebilir ileride.

Unutmayalım, keser döner sap döner, bir gün size de döner demişler atalar. Bu gün Cemaat mensuplarına lazım olan hukuk, bir gün bize de lazım olabilir. Cemaatin geçmiş hukuksuzlukları, bizleri de hukuksuzluğa ve haksızlığa itmemelidir. Sui misal misal olmaz demişler atalarımız. Yada Aliya İzzetbegoviç’in deyimiyle, düşmanlarımız hocalarımız olmamalıdır.

Ticareti de Söndürmemeli

Fetönün ticaret kesimine yapılan operasyonlarda da, diğer kesimlere yapılanlar gibi abartılı. Elbette Koza ve Boydak gibi bilinçli Fetöcülere, çalışanların ve alacaklıların mağduriyetlerini önleyici kayyum uygulamaları ile yapılanlara bir şey diyemeyiz.

Ama Anadolu’da bilinçsizce, samimi yada ticari niyetlerle bir şekilde bu yapıyla iş yapmış iş adamlarına ve şirketlere ocak söndürecek operasyonlar yapılıyor ve bu operasyonlar sadece bu şahısların değil, elemanlarının ve bu şahıslarla iş yapan diğer şahıs ve şirketlerin ocağını söndürüyor.

Bu şahıs ve şirketlerin işletmeleri mühürleniyor, hesaplarına bloke konuyor. Şirket sahibi suçlu olsa bile zaten bir yerlerde birikimi var ve ekonomik olarak ailesi mağdur olmuyor ama, çalışanları ve bu şirketten alacağı olanlar krize giriyor.

Esnaf işadamı konumu gereği ister istemez Fetöye bulaşmış yada bir yerde yolu kesişmiştir. İnce eleyip sık dokumadan, gerçekten Fetö destekçisi olanları iyice ayırt etmeden esnaf ve işadamlarına yapılan bu operasyonlar, züccaciye dükkanına giren fil etkisi yapıyor, yetkililerin dikkatine!

Pişman Olanlara Bir İmkan Daha Tanınmalı

Cemaatin yargı, güvenlik gibi kilit noktalarına yerleştirilenler ve darbeye fiili yada manevi destek verenler müstesna, bir şekilde bu cemaatle alakalı olan halkın çocuklarından pişman olanlara, yazılı ve sözlü beyan ve taahhüt alınmak suretiyle görevlerinden ihraçlarının durdurulması gerektiği kanaatindeyim.

Ayrıca yargı, askeriye, polis ve diğer kritik kurumlar hariç, görevden ihraç edilenlerin durumu yeniden incelenmeli, aktif olarak Fetö yapısının içinde ve darbede rol almayanlardan yazılı ve görsel olarak pişmanlık beyanı ve bir daha Fetöye alet olmayacaklarına dair taahhüt alındıktan sonra görevine iade edilmelidirler diye düşünüyorum.

Bu şahıslar sakıncalı personel olarak takip edilerek, hala irtibatını devam ettirdiği anlaşılanların görevine bir kez daha geri dönememe kaydıyla son verilmesi daha hikmetli olur diye düşünüyorum.

Yargı, askeriye, polis ve diğer kritik kurum ve görevlerde bulunanlardan ihraç edilenlerin durumu da, Fetö tehlike olmaktan tamamen çıktığı zaman yeniden incelenerek, sadece sempatizan düzeyinde olup, görevini kirli işlere ve darbeye alet etmemiş olanların, kritik olmayan kurum ve görevlere dönmelerine imkan sağlanması düşünülebilir.

Fetöcüler Taş mı Yesin?

Ayrıca, işlerine dönemeyenlerin sigortasız iş dahi bulamadıkları, adeta açlığa mahkum edildiklerini görmekteyiz. Fetöcü olarak damgalanmak korkusuyla ayakkabı satıcısı bile bunlara iş vermiyor. Peki bu insanlar ve aileleri ne yiyecek, nasıl yaşayacak.

Bun insanları adeta potansiyel birer bomba gibi sokaklara atılmış evcil hayvanlar konumuna soktuğumuzu görmüyor muyuz? Bu kişiler, aileleri, akrabaları ve gelecek nesilleri bunu unutacaklar mı?

Haydi işten attın, ama bunlara en azından geçimlerini sağlayacak bir iş yada işsizlik maaşı yada sosyal fonlardan ödeme yapılması insani ve İslami asgari bir görev değil mi?

Bu Çocuklar Kaybedilmemeli

Bu çocukları ve ailelerini kaybetmemeliyiz! Elbette hala büyük risk oluşturan Askeriye, Polis ve Yargı gibi kilit kurumlardaki her düzeydeki personel ile, diğer kurumlardaki yönetici durumundaki personel ve hala fanatikçe cemaati desteklediği tesbit edilen personel devletten uzaklaştırılmalı ve suçlu olanlar hakkında yargı süreci işletilmelidir.

Lakin diğer kurumlarda bulunan ve yönetici pozisyonunda olmayan, geçmişte cemaatin gizli örgütlenmesine dahil olmamış, bulunduğu konumda risk oluşturmayan, darbe girişimini maddi ve manevi olarak desteklememiş ve 15 Temmuz sonrası pişman olarak cemaatten kopmuş ve koptuğunu yazılı ve sözlü olarak beyan ile bir daha bulaşmayacağını taahhüt eden halkın çocukları ve bunların aileleri kaybedilmemeli, kazanılmalıdır.

Bu günlerde bu gençler için kaybedilmiş bir nesil deniyor en yetkili ağızlardan. İyi ama kazanmak için hiç çaba sarf etmeden niye hemen kaybettiğimize hükmediyoruz ki?

Belki de yukarıdaki ve benzeri öneriler uygulansa, bu kayıplar artı kazanç bile olabilir. Zira bu gençlerin belli bir İslami ve cemaat tecrübesi söz konusu ve eğer ıslah için samimi çaba gösterirsek, en azından bir kısmı bu taban üzerine çok kaliteli Müslümanlar olup İslam’a ve ümmete hizmet edebilirler. Yada en azından denemiş oluruz ve Rabbimiz indinde bir mazeretimiz olur, Allahu alem.

12 Eylülden Sonra Ne Olmuştu?

12 Eylülde ortaokul talebesi idim, iyi hatırlıyorum o günleri, neredeyse halkın % 90’ının desteklediği bir darbe idi ve alkışlanmıştı.  Sadece sıradan halk kesimleri değil, % 10’luk ideolojik kesiminin büyük bölümü bile sıkışmış haldeydi ve çıkış yolu arıyordu. Bu nedenle bu kesimlerde darbeye ciddi olarak karşı koymadılar.

Lakin ne zaman ki askerler kendilerini ali kıran baş kesen görmeye başladılar, lüzumundan fazla sertlik ve şiddet gösterdiler, yavaş yavaş halk darbeye karşı bilenmeye başladı.

Yönetim halka ve bu kesime şefkatle yaklaşsa idi, darbe olumlu sonuçlar doğurabilir, travmalar doğurmak yerine önceki travmaları giderebilirdi. Lakin tam aksini yaptılar, halkı bezdirdiler, bir şekilde idelojik gruplara dahil olmuş hatta olmamış pek çok kimseyi işkencelerden geçirdiler, katlettiler, tecavüz ettiler, katlettiler, işten attılar. Böylece başta neredeyse tüm halk kesimlerince alkışlanırken, 4 sene sonraki seçimi bile kazanamadıkları gibi, PKK gibi devasa bir sorunu üretmiş oldular.

Son süreçteki Fetö mağduriyetlerini düşünürken, çok eski olmayan bir dönem geldi aklıma ve sizlerle paylaşmak istedim. Malum, tarihten ibret alınmazsa, ibretlik hale gelmek kaçınılmazdır.

Fırtına biçmek istemiyorsak rüzgar ekmemeliyiz.