Bir Korku Bayramı daha rüzgar gibi geçti…

Tamer Korkmaz

1 Mayıs İşçi Bayramı, yıllardır bu topraklarda Korku Bayramı gibi kutlanıyor… Dün bir kez daha bu "korku tüneli"nden geçtik…

DİSK başta olmak üzere sendikalar 1 Mayıs kutlamalarının odağı Taksim Meydanı'na yürümekten "Can güvenliğimiz yok" gerekçesiyle vazgeçtiler…

Buna mukabil, bazı gruplar polisle kıyasıya çatıştılar…

Yaralananlar vardı, çok sayıda eylemci gözaltına alındı…

Yürüyüşçülerin arasına karışıp "provokasyona yatan" kimi karanlık simaların amaçlarına ulaşmasına izin verilmedi…

"Savaş alanı"nı andıran İstanbul'un yanı sıra Ankara'da da arbede yaşandı…

Nefeslerin tutulduğu, son derece endişeli ve gergin bir günün sonunda, neyse ki korkulan olmadı…

***

Türkiye, hâlâ 1 Mayıs'ı bayram olarak kutlayamıyor…

1 Mayıs İşçi Bayramı'nı normalleştirme fırsatı bir başka bahara kalmış oldu…

Bunun nedenini sadece hükümetle sendikalar arasındaki restleşme üzerinden izah etmek (her iki tarafın da eleştiriyi hak eden tavırları malum) yüzeysel kalacaktır…

Ne yazık ki, 12 Eylül öncesindeki kâbus yıllarından başlayan bir "provokasyon hafızası"na sahibiz…

Son iki yıldır yaşadığımız "büyük provokasyonları" gözümüzün önünden şöyle bir geçirelim…

Ardından da, iktidar partisine kapatma davası açıldıktan sonraki sürece bir bakalım:

Kimi üniversitelerde "saksıda yetiştirilmiş" provokatörler devreye sokularak gerilim tırmandırılmaya çalışıldı; çocuk bombacılar sahneye çıkarıldı; son haftalarda peş peşe birkaç yerde tedavüle sürülen "canlı bombalar" son anda etkisiz hale getirildi…

Hepsinin üzerine, 1 Mayıs kutlaması bağlamında "ciddi provokasyonlar olabileceğine dair ihbarlar alındığı" mülki idare amirlerince özenle vurgulandı ve bu gerekçeyle Taksim Meydanı sendikalara kapatıldı…

Evet, yıllardır 1 Mayıs'ı normalleştiremeyen bir ülkeyiz; bununla birlikte hâlâ bir yerlerde büyük provokasyonlardan fal tutup tetikte bekleyenler olduğu da hayati bir gerçek!

Provokasyonların kaynağı hiç değişmedi…

"Taksim Meydanı ısrarı" üzerinden siyaset yapmaya çalışan sendikalar, "Kanlı 1 Mayıs 1977"yi bu ülkeye yaşatan "Mister Kontrgerilla"nın günümüzdeki uzantısı Ergenekon örgütüne karşı gerçek manada bir duruş ortaya koyabildi mi?

O sendikalar ki, "Gizli Devlet" yapımı 28 Şubat sürecini canla başla desteklemişlerdi!

28 Şubat Kalıntıları, ki aslında "NATO'nun Kalıntıları"dır; iki yıldır Türkiye'nin yeni gidişatını provokasyonlarla tersine çevirmek istiyorlar…

Başaramadıkça da, her defasında bir kere daha "gerilime, karışıklığa, istikrarsızlığa" oynuyorlar.

***

1 Mayıs 1976'da Taksim Meydanı'nda 150 bin kişinin katıldığı görkemli mitingi kimse hatırlamıyor: Nedeni gayet basit; o kutlama tarihe kötü hatıralarla geçmemişti de ondan…

Ancak bir yıl sonraki miting, yani "Kanlı 1 Mayıs Hadisesi" Türkiye'yi 12 Eylül'e götüren süreçte ilk kırılma noktasını oluşturmuştu…

"Gizli Devlet"in "kontrgerilla" yöntemiyle imza attığı kanlı eylem ülkemizi öyle bir sarsmıştı ki, Türkiye o tarihten itibaren bir daha toparlanamamış; üç yıl boyunca "darbenin şartları" olgunlaştırılmıştı!

***

Benzer bir süreci bu ülkeye yeniden yaşatmak isteyenlerin günümüzde kaybetmekten başka şansları yok!

Köprülerin altından çok sular aktı:

Rüyasında "darbe" görenler sabah kalktıklarında darbe yapamıyorlar, artık…

Türkiye'nin 1 Mayıs'ı Korku Bayramı olmaktan çıkaracağı günler de gelecektir!

Yeni Şafak gazetesi