Sunumunu Abdurrahman Çeliker'in yaptığı konferansta bilginin kaynakları üzerinde duruldu. Konuşmasında asıl olanın hidayet ve felah bilgisinin peşinden koşmak ve onu özümsemek olduğunu dile getiren Çeliker, ancak bunun özümsenmesiyle hakkı batıldan ayırt etme gücü olan Furkan'a ulaşılabileceğinin altını çizdi. İletilen ve üretilen bilgi ayrımına sıkça vurgu yapılan konuşmada, iletilen bilgi olarak ele alınan vahiy bilgisinin hem bilginin kaynağı, hem de diğer bilgilerin doğruluğunu test etmede kullanılması gereken bir kaynak olduğu üzerinde duruldu. Vahyin insan –insan, insan-çevre ve insan- Allah bilgisini düzenleyen külli bir bütünlük arzettiği ve hakiki manada ilim ifade ettiği anlatıldı.
"İnsanlık tarihinde hiç kimse Allah'ı büyük topluluklar halinde reddetmemiştir. Zira insanlar aklederek Allah'ı bulabilme bir yaratıcıyı bulabilme donanımıyla yaratılmıştır. İnsan için asıl önemli olan hayatı yaratıcının isteğine uygun dizayn edebileceği bilginin bulunduğu kaynakla irtibatı ve ona karşı tutumudur. İnsanlar Allah'ı reddetmeseler dahi, inandıkları Allah telakkileri hakkında büyük farklar vardır. Bu fark çoğu zaman bilgi kaynaklarının farkından kaynaklanmaktadır. Rabbimizde aslında insanlara kendi varlığının ispatı noktasında vahiy göndermemiş, onları vahyin çerçevesi dahilinde bir hayat yaşamaya davet etmiştir."