Bayramlık umutların kesim yeri

BİR 28 Şubat prodüksiyonu olan imam hatiplere ve diğer meslek liselerine uygulanan farklı katsayı uygulaması, en nihayet sona ermişti.

Meslek liseli öğrenciler ve imam hatipliler, sene başından beri bu umutla daha bir şevkle okuyorlardı. Lakin çoğunluk ailekararıyla bu okullara gönderilen çocukların sevinçlerinden ıstırap duyan birileri de vardı.

Nitekim, Sabih Kanadoğlu işareti çaktı, İstanbul Barosu karara itiraz etti. Ve Danıştay, geçmiş kararlarıyla çelişme pahasına bu itirazıhükme bağladı.

Tam dini bayram öncesinde...

Nedir bu sahi? Demokratik açılım görüşmeleri için 10 Kasım’ı seçen hükümete misilleme mi?

Gerekçeye ne demeli? Katsayı eşitsizliğini gidermek, eşitliğe aykırı imiş. Daha da kısaltırsak şöyle: Eşitlik eşitliğe aykırı.

Aynı Danıştay, 2005’te ve 2008’de katsayı eşitsizliğini giderme nedeniyle açılan ve huzuruna gelen yargı kararlarında “yetkilinin YÖK olduğunu” belirtmişti oysa. Demek ki neymiş, 2005’te ve 2008’de kafa şöyle işliyormuş: “YÖK’ün başında ‘bizim’ adamımızın atadığı ‘bizden’ biri var, biz topu oraya atarız, o hakkıyla tutar. İyi ki bütün kritik noktalarda ‘bizim’ kafalar var, böylece topu istediğimiz gibi dolaştırıyor ve bunun adına hukuk devleti diyebiliyoruz.” Ne diyelim, seksen senelik “kadrolaşma” böyle sağlam oluyor tabii. Saygımız sonsuz...

Unutanlara hatırlatmakta fayda var. Meslek liseleri, kurunun yanında yaş kontenjanından yakılmaktadır. Durum, “Kızı bırak, senin meselen benimle!” repliğini hatırlatacak denli hazindir. Sahi bırakın meslek liselileri gitsinler.

Sizde böyle yetki, böyle hukuk anlayışı, böyle “kadrolaşma” varken, buluverin bir yolunu.

Sizin de içiniz sızlamaktadır bilirim. Bir vicdan vardır sizde de İHL’den dışarû...

Dahası, madem laiklik halk için değildir, laiklik laiklik içindir anlayışınız böylesine kavidir ve dahi devletin imam ve hatip olacaklara verdiği asgari eğitim böylesine tehlikelidir, bu çocuklar imam da olamasınlar o zaman, hatip de... O kadar “tehlikeli” insan, köy köy, mahalle mahalle dolaşıp vaaz verecek! Üniversiteleri ve dolayısıyla belli iş ve meslek kollarını özenle koruyorsunuz da İHL’lilerden; o köyleri, mahalleleri neden umursamıyorsunuz? En azından namaz kıldıracak bunlar, az şey mi?

“Toplu namaz kılma” diye bir suç da icat edilmişti bir ara, alın onu uyarlayın gitsin.

Nerede bu hukuk?!

ZAVALLI ÇOCUK Kİ, DEVLET DERSİNDEN 10 ALMIŞ

Ne acıdır ki, mesele devletin kendi açtığı okulları, devleti yıkmaya, biçmeye, devirmeye yatkın görmesi meselesidir. Böyle korkulu, böyle paranoyalı, böyle kendi kolundan bacağından ürken devlet görülmemiştir.
Oysa tüm lise ve dengi okullar içinde İHL’ler kadar “devletçisi” zor bulunur. Fakir ama kaderini sorgulamayı edepsizlik sayan ailelerden gelen çocuklardır onlar. Dindarlıkla perçinlenmiş efendilikleri, devlet ve millet kavramlarının yüceliğiyle terbiye edilir sürekli.

Devlete itaatsizliği peygambere itaatsizlikle eşdeğer görmeye koşullandırılırlar. “Andımız” yetmez, bir de her gün en az bir kere öğrencilere tekrarlanan “ulusal tesbihat” vardır mesela:

Neden imam hatip okuyorsun? Devletime, milletime ve vatanıma faydalı olmak için...

Neden iyi bir doktor, iyi bir öğretmen, iyi bir avukat, iyi bir mühendis olacaksın? Devletime, milletime ve vatanıma faydalı olabilmek için...

Zavallı çocuk... Senin devletini sevmen, devletin de seni sevdiği anlamına gelmiyor.

İşin garibi, “Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında / bir teneffüs daha yaşasaydı / tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür / devlet dersinde öldürülmüştür” dizelerini gözleri dola dola okuyanlar da, sıra sana geldiğinde “bitaraf” kalıyor.

Onların gözünde de devlet dersinden 10 almış olman yabanileştiriyor seni. Bu “çifte öldürülmüşlük” halin, bu çifte aldatılmışlığın, “hem dünyevi bilimleri öğreneceğim/hem dini ilimleri” şeklinde, deliler gibi çifte sürmen kendini, onlara da şüpheli görünüyor, fazla anlaşılmaz. Durumun o kadar beter olsa hem, meydanlara dökülürdün, birkaç parke taşı söker, birkaç cam da sen indirirdin diye düşünüyorlar, arıza çıkarmıyorsun, demek ki durum o kadar da kötü değil! Bilmezler ki arıza çıkaracak yetilerin budanmış, devlet babaya hediye edilmiştir.

Hem sezmektesin; tek bir parke sökecek olsan, bütün kentlerde tanklar yürüyecektir.

Yüksek makamın buyurduğu veçhile: Eşitlik, eşitliğe aykırıdır...

HABER TÜRK