Batman'da "Avrupa'nın Yahudi Meselesinden Filistin Sorununa Ortadoğu" konuşuldu

Özgür-Der Batman Şubesi'nin düzenlediği aylık konferanslar dizisinde bu ay; Prof. Dr. Necmettin Alkan'ın konuşmacı olarak katılımıyla "Avrupa'nın Yahudi Meselesinden Filistin Sorunu'na ORTADOĞU" konulu konferans gerçekleştirildi.

Özgür-Der Batman Şubesi konferans salonunda düzenlenen konferansta, Mahmut Batuk sunuculuğu üstlenirken Muhammed Rüzgar ise Kur'an tilavetini yaptı.

Daha sonra sözü Necmettin Alkan alarak öncelikle Avrupa’nın "Yahudi Sorunu"nun tarihsel kökenlerini, Siyonizm’in gelişimini ve Ortadoğu’nun jeopolitik dönüşümünü ele aldı.

Avrupa’nın Teolojik Yahudi Algısı

​Alkan, Avrupa kültürünün arka planında Hristiyanlığın, onun temelinde ise Yahudiliğin yer aldığını belirtti. Ancak Hristiyan bilincinde Yahudiliğin muteber görülmediğini ve Yahudilerin "Tanrı katili" olarak görüldüğünü ifade etti. Tarihsel süreçte Haçlı Seferleri sırasında Almanya ve Macaristan’da Yahudilerin katledildiğini, Endülüs’ten sürgün edildiklerini ve veba salgınlarında din adamları tarafından hedef gösterildiklerini hatırlatan Alkan; Avrupa’nın bu sorunu Katolikleştirme, öldürme veya sürgün yöntemleriyle çözmeye çalıştığını kaydetti.  

​Siyonizm ve Filistin’e İlk Göçler

​1800’lü yılların başında "Antisemitizm" olarak adlandırılan bu sorunu çözmek için göç yolunun denendiğini ve güzergahın Filistin olduğunu belirten Alkan, 1880’de Hayfa’ya ilk yerleşimlerin başladığını söyledi. Avrupalı elitlerin bu süreci, hem Avrupa’yı Yahudilerden temizlemek hem de kendi inançlarındaki "kıyamet süreci" (İsa Mesih’in gelişi) için bir ittifak zemini olarak desteklediklerini ifade etti. Sultan II. Abdülhamid’in bu göçleri engellemeye çalıştığını ancak "kağıt oyunları" ile Yahudi nüfusunun artışının sürdüğünü ekledi.  

​Emperyal Güçlerin Bölgeye İlgisi

​Avrupalı emperyal devletlerin ilgisi olmasa İsrail Devleti’nin kurulamayacağını savunan Alkan, 1798’de Napolyon’un Mısır’ı işgaliyle bölgenin stratejik öneminin fark edildiğini belirtti. 1882’de İngiltere’nin Mısır’ı fethi ve bölgede petrolün bulunmasıyla dini duyguların yerini "real siyasete" bıraktığını kaydetti. Almanya’nın bölgeye girişi ve Berlin-Bağdat demiryolu projesiyle başlayan İngiliz-Alman rekabetinin 1. Dünya Savaşı’na yol açtığını, savaşı kazanan İngiltere’nin bölgeyi işgal ederek Filistin’de İngiliz yönetimini kurduğunu ifade etti.

1918 Sonrası ve Güncel Durum

​1918’den sonra Osmanlı Devleti'nin savaşı kaybetmesiyle göçlerin arttığını ifade eden Alkan, 1940’lara kadar İngiltere’nin, sonrasında ise ABD’nin İsrail’in hamiliğini üstlendiğini söyledi. İsrail’in kuruluş sürecinde İslam dünyasının (Osmanlı, İran, Afganistan) medeniyet ve güç anlamında en zayıf dönemini yaşadığını, bu nedenle sürece karşı çıkılamadığını vurguladı. Ancak son 15-20 yıldır Türkiye’nin silahlanması ve caydırıcı gücüyle bu denklemin değiştiğini, 7 Ekim direnişinin de İsrail’in uluslararası arenada ilk kez bu denli yıpranıp sarsılmasına örnek teşkil ettiğini belirtti.  

​Son olarak Alkan, Batı’nın modern zamanla birlikte teolojik kökenli Yahudi sorununu İslam coğrafyasına havale ettiğini ve İsrail Devleti’nin kurulmasıyla bu meselenin günümüzün temel sorunu haline geldiğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Konferans soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Etkinlik-Eylem Haberleri

Dr. Munir Fasheh: Eğitim sömürge aracı olarak kullanılıyor
Lilian Thuram: Futbolcular ırkçılık konusunda söz almalı
“Sömürgeci psikiyatri standartlarını Batının belirlediği tek tip bir insan ruhu algısını dayatıyor”
"Sömürgecilik bitmedi”
Grup Yürüyüş dev bir çocuk korosuyla Gazze ve Sumud’a ses oldu