Kocaeli'de 249. Basın Açıklaması
Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi 249. Haftasına girdi. Basın açıklamasını platform adına Metin Şahin okudu.
Basın açıklamasının tam metni:
Bireysel özgürlüklerin alabildiğine genişlediği bir çağda, STK'ların uluslar arası platformda özgürlükler ve insan hakları konusunda iyileştirmelerin mücadelesini verdiği ve yeni anlaşmaların imzalandığı modern dünyada , uluslararası sınırların kalktığı bir zamanda, kendi insanına bu hakları çok gören, özgürlükleri kısıtlayan bu anlayışı esefle kınıyoruz.
" İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ilkesini benimsemiş bir medeniyetin temsilcileri olan bizler; Öz yurdumuzda, kendi öz vatanımızda bizler için oluşturulan bu kalıplar, evlatlarımız için biçilen bu elbiselerin dar geldiğini söylüyor, bunun feryadı içinde yıllardır sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.
Hey hat!
Sesimizi duymadılar.
Yurt dışında, uluslar arası diplomaside prestij arayışı içinde olan ve yadsınamaz başarılar elde eden hükümetimiz maalesef iç meselelerin hallinde sınıfta kalmıştır. İçerideki yangının söndürülmesinde, kendisinde gerekli cesareti gösterememektedir. Kimleri memnun etmeye çalışıyorsunuz.
Dışarıda Türk ve Müslüman olmayı becerenler.
Maalesef…
İçeride bu misyondan çok uzaklar.
Her geçen gün… Yavrularımızın ömür sermayesinden çalınan çok değerli zaman ve imkanları da beraberinde götürüyor.
"Haydi kızlar okula" kampanyaları ile göz boyayan anlayış, sırf inançları yüzünden başlarını örten kızlarımızın en tabii haklarını, insanca yaşama haklarını ellerinden almakta onları eğitim- öğretim hakkından mahrum etmektedir.
"Okuma yazma bilmeyen kimse kalmasın" aldatmacaları ile eğitimcilerimizi mahalle mahalle, sokak sokak, apartman apartman koşturan, okuma yazma bilmeyen vatandaşlarımız için yaygın eğitim kursları açan zihniyet; Okumak için can atan ve geleceğe ümitle bakmak isteyen hayat dolu yavrularımızı, sırf yönetim kademelerinde söz sahibi olmasın diye dışlamakta ve ötekileştirmektedir.
Çok kıymetli kamuoyuna sesleniyorum.
Bir toplumun eğitilebilmesi için, o toplumun annelerinin gereği gibi eğitilmesi gerekmektedir. Zira eğitimsiz annelerin yavrularını geleceğe hazırlama, onlara yeterli eğitimi verme şansı yoktur.
Ülkenin kaderini ellerinde tutanlar. Toplumun bir kesimini dışlayarak ilelebet zulümlerini devam ettirmek gayesindedirler.
Bu zulmün ortadan kaldırılması için, feryadımızı duymayan, görmeyen, acımızı hissetmeyen, ve akletmeyen bir topluluğa hep birlikte seslenelim ve haklı davamıza sahip çıkarak asrın zulmünü ortadan kaldıralım.
Selam ve dua ile.
Akyazı'da 155. Basın Açıklaması
Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu'nun düzenlediği başörtüsüne özgürlük eylemi 155. haftasına girdi. Basın açıklamasını Burhan Çimşit okudu.
Basın açıklamasının tam metni:
Bugünlerde 2010 Üniversite sınavlarına kayıtlar başladı. YÖK daha önce başlatmış olduğu uygulamayı devam ettirmektedir. Bu uygulamayla başörtülü fotoğraf ile kayıt yaptırmak isteyen kız öğrencilere başörtüsüz fotoğraf istenerek zulmedilmektedir. YÖK bu yanlış uygulamadan derhal vazgeçip bir insanlık ayıbını ciddiyetle ortadan kaldırmalıdır.
Diyarbakır'daki ilköğretim öğrencisi Ece Nur ÖZEL okulundan sürgün edilmesine rağmen başörtüsü ile öğrenimine devam etmiş, başarı ile birinci dönemi bitirmiştir. Ailesi de baskılara rağmen haklarından vazgeçmemişlerdir. Ece Nur'u ve ailesini tebrik ediyoruz.
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin İHYA-DER yöneticileri ve üyeleri hakkında 2009 yılında yaptıkları etkinlikler üzerine açmış olduğu davayı toplam 150 yıl hapis cezası ile sonuçlandırdı. Tamamen insani içerikli Mekke'nin Fethi, Kutlu Doğum Haftası ve Filistin'le Dayanışma Gecesi Programları için verilen hapis cezası gözdağı olarak algılanmaktadır. Müslüman halkın duyarlılıklarına pranga vurmak doğruların ve mazlumların yanında olan halkı derinden üzmüştür. İHYA-DER yetkililerine ve gönüllülerine sabır temenni ederken, hakkın yanında olanlarla beraberiz diyoruz.
Bu topraklar üzerinde yaşayan insanlara irtica bahanesi ile darbe planları yapanların başlarına düşmelidir balyozlar. 2003 yılı itibari ile planlandığı ortaya çıkarılan Sarıkız, Yakamoz, Eldiven, Ay ışığı, Kafes ve şimdide Balyoz darbe planları cuntacıların, militarizmin kurumları ne hale getirdiğinin kanıtıdır. Ülkesini dış düşmanlara karşı savunmakla görevli kurumun içerisinde, gözü dönmüşlük ve vahşet hırsı olanların barınıyor olması, dahası Fatih camiinde hem de Cuma namazında katliam yapılmak istenmesi ve buna benzer birçok canice planların uygulanmak istenmesi ülke ve halkına yapılacak en büyük kötülük ve hainliktir.
Akyazı'dan sesleniyoruz: Bu ülke ve insanını seven herkes başta iktidar hemen, hiç beklemeden yeni bir sivil anayasa hazırlamalı ve halk oyuna sunmalıdır. Başta başörtüsü yasağı gibi özgürlüklerin önündeki tüm yasaklar kaldırılarak çobanla Cumhurbaşkanının insan olarak aynı haklara sahip olduğu tescillenmelidir.
Yarabbi bizleri Ebe Cehil'in torunlarından eyleme. Amin!
Gelecek hafta cumartesi saat 12:30' buluşmak üzere Allaha emanet olun.
Konya'da 124. Basın Açıklaması
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu tarafından gerçekleştirilen başörtüsüne özgürlük eylemi 124. Haftasına girdi.
Basın açıklamasının tam metni:
Rahman, Rahim, Allah'ın adıyla
Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar. Ve firavunun yüceliği adına biz galip geleceğiz dediler. Ardından Musa da asasını attı. Birde baktılar ki onların uydurup yere bıraktıklarını yutuyor. Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. İman ettik alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine dediler. (Şuara suresi 44 – 48. Ayetler)
Sevgili dostlar, değerli basın mensupları;
Değişmeyen gündemler, değişmeyen olaylar vardır. İnsanlar ve yoplumlar değişse de, zamanlar farklılaşsa da, gündemler değişmiyor. İdeolojiler, inançlar, dünya görüşleri, bu sabit gündemlerde bir değişiklik meydana getirmiyor. Başörtüsü nerede olursa olsun, hangi çağda ve hangi ideolojide bulunursa bulunsun, önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Örtünme, insanın fıtratında varoldukça, fıtratında düşmanları bulundukça, gündemde kalmaya devam edecektir. Şeytan, anne babamız Adem ve Havva'nın, örtülerinden sıyırarak nasıl cennetten çıkmalarına sebep olduysa ve ilk fesadını örtü üzerinden gerçekleştirdiyse şeytanlaşanlar da, fesatlarını örtü üzerinden yapmaya çalışmakta, tarihin bütün zamanlarında...
İnsan hakları, eşitlik, özgürlük ve adalet denilince, zihnimizde ilk isim olarak kalmasına çalışılan Fransa bu kavramların her birinin, sadece kendisi için geçerli olduğunu, başkalarına bunların uygulanamayacağını, kendi inanç ve kültüründen olmayan herkesin, ''öteki'' olduğunu, yine örtü üzerinden ortaya koymaktadır. Burkayı ve peçeyi yasaklamak isteyerek, ifsâdın yanında olduğunu, yücelttiği iddia olunan kavramlarınsa birer tüketimmalzemesi olduğunu, açıkça ortaya koymaktadır.
NATO genel sekreterliğine getirilen Rasmussen Danimarka'da örtünün yasaklanması için gösterdiği çabalar gözönüne alındığında NATO'nun da bu ifsat projesindeki yeri açıkça ortaya çıkmaktadır. NATO genel sekreterliğine getirilmeden önce islam dünyasına sözler veren bu şahıs daha önceki dönemlerdeki islama olan kinini yeniden kusmakta, ahitlerinin birer yalandan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır. Onların öğretmeni iblistir. Amelleri de onun amelleridir.
Batılılaşma yolunda hızla ilerleyen, yasaklarda ve baskıda Türkiye'yi aratmayan Mısır hükümeti, geçtiğimiz aylarda, peçeye ve hicaba yasak getirmişti. Üniversiteler de uygulanmaya başlayan bu yasak, ulemanın yoğun tepkisine sebep olmuş, bu tepkiler mısır hükümetine geri adım attırmış ve yasak uygulamadan kaldırılmıştır. Aynı hassasiyetin ülkemizdeki ilim ehli tarafından gösterilmesi beklenilmektedir. İlim ehlinin, Allah'ın emirlerine getirilne ysaklar husundaki suskunluğu onların ilimlerine ve islami kişiliklerine yakışmamaktadır. Yoksa ülkemizde ilim ehli baskılardan mı çekinmektedir? Bilinmelidir ki Allah tüm güç ve iktidar sahiplerinden daha azizdir.
Ülkemiz tarihi, darbelerin rutine bindirildiği geleneksel hale getirildiği bir ülkedir. Dördüncüsünü, beşincisini gerçekleştirdiğimiz, gelenksel askeri darbeler serisinin devamı hususunda bir kısım askeri zevat bu geleneği bozmamak hususunda yoğun gayret göstermektedir. Geleneksel türk misafirpervelğine alternatif olan, geleneksel türk darbe severliği, darbe literatürümüze yepyeni isimler de kazandırmaktadır.şimdi birde nur topu gibi ''Balyoz'' planımız var... emasya protoklolünden olma, darbesever generaller kaynaklı, Balyoz Operasyonu...
Neymiş efendim? Camileri bombalayacaklarmış, kendi uçağımızı vuracaklarmış, yüzbinlerce kişiyi gözaltına alacaklarmış, aydınlarımız ve halkımız şok olmuş. Bu haberler insanın kanını donduruyormuş. Hayret ki ne hayret! İlk defa mı oluyor bunlar? Daha önce ki darbe hazırlıklarında bunları yaşamadık mı? Her on yılda bir aynı senaryoyu üzerimizde tekrar tekrar oynamadılar mı? Ne zaman bu şaşırmış numaralarından vazgeçeceksiniz? Ne zaman gerçeği göreceksiniz? Beyler, darbelerin ve darbe severlerin esas suçluları sizlersiniz! Sizin tepkisizliğiniz aymazlığa varan vurdumduymazlığınız bu olayların cesaretlendiricisidir. Bunun farkında mısınız?
Darbelerin olmadığı, darbeseverlerin tarihte kaldığı, balyozların sadece inşaatta kullanıldığı, bir dünyada adalet ve özgürlük içinde yaşama umudu ile hepinizi 125. Hafta da aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.