Balyozculara verilen cezalar çok mu?

Yavuz Bahadıroğlu

Kim­se “or­ta­da suç fi­lan yok” di­ye­mi­yor, “sa­de­ce te­şeb­büs­te kal­dı” di­yor­lar.

Bu yüz­den ce­za­la­rı ağır bu­lu­yor­lar...

Ben dar­se­ci­le­rin “ka­ra lis­te”si­ne gir­miş ga­ze­te­ci/ ya­zar­lar­dan bi­ri­yim. Dar­be ger­çek­leş­ti­ğin­de he­men içe­ri alı­na­cak ya­zar­lar ara­sın­da­yım. Bu sı­fat­la sor­mak is­ti­yo­rum: Dar­be ger­çek­leş­sey­di, top­la­ma kamp­la­rı­na alın­ma­mı­zı ve ce­za­lan­dı­rıl­ma­mı­zı da ağır bu­la­cak­lar mıy­dı aca­ba?

“Ai­le­ler üzül­dü” di­yor­lar, şef­kat is­tis­ma­rı ya­pı­yor­lar...

Sor­mak lâ­zım: Üni­ver­si­te­le­re alın­ma­yan ba­şör­tü­lü­le­rin ai­le­le­ri üzül­me­di mi?..

İşin­den atı­lan ba­şör­tü­lü maz­but me­mu­re­le­rin ai­le­le­ri üzül­me­di mi?..

“İr­ti­ca­cı” ol­duk­la­rı ge­rek­çe­siy­le or­du­dan atı­lıp, ma­aş­la­rı ke­si­len yüz­ler­ce su­bay ve ast­su­ba­yın ai­le­le­ri üzül­me­di mi?..

Ön­le­ri­ne kat­sa­yı en­ge­li çı­ka­rıl­mak su­re­tiy­le, üni­ver­si­te­le­re gi­riş­le­ri im­kân­sız­laş­tı­rı­lan, bu su­ret­le dün­ya­la­rı ka­rar­tı­lan genç­le­ri­mi­zin ai­le­le­ri üzül­me­di mi?..

Ken­di ha­lin­de ya­şar­ken, sırf “aşı­rı Ke­ma­list” ol­ma­dık­la­rı ya da öy­le ih­bar­lan­dık­la­rı için fiş­le­nen din­dar in­san­la­rın ai­le­le­ri üzül­me­di mi?..

“İr­ti­ca­cı” di­ye am­bar­go ko­nu­lan, bu se­bep­le iş­le­ri al­tüst olan sa­na­yi­ci­le­ri­mi­zin, tüc­car­la­rı­mı­zın ai­le­le­ri üzül­me­di mi?

¥

Pek ta­bii kim­se­nin ce­za­lan­dı­rıl­ma­sı­nı is­te­me­yiz, ama hiç­bir suç da ce­za­sız kal­ma­ma­lı...

Şim­di dü­şü­nür mü­sü­nüz lüt­fen: “Bal­yoz Dar­be­si” ger­çek­leş­sey­di ne­ler ola­cak­tı?

Açık açık söy­le­dik­le­ri­ne gö­re, Fa­tih Ca­mii, bom­ba­la­nıp halk ga­le­ya­na ge­ti­ri­le­cek­ti...

İs­tan­bul’un üs­tü­ne kâ­bus gi­bi çö­ke­cek­ler­di...

“İr­ti­ca” kok­tu­ğu ge­rek­çe­siy­le, “Hır­ka-i Şe­rif” gi­bi isim­ler ta­şı­yan ma­hal­le­le­rin adı­nı de­ğiş­ti­re­cek­ler­di...

Bir yan­dan Ale­vi­le­ri, bir yan­dan Sün­ni­le­ri, öte yan­dan Türk­le­ri ve Kürt­le­ri kış­kır­tıp bir bir­le­ri­ne sal­dır­ta­cak­lar­dı...

İçin­den çı­kı­la­maz bir ka­os mey­da­na ge­ti­re­cek­ler­di...

Sırf ide­olo­jik ter­cih­le­ri, ya da ki­şi­sel çı­kar­la­rı için in­saf­sız­ca bir iç sa­vaş çı­ka­rıp bin­ler­ce in­sa­nın ölü­mü­ne se­bep ola­cak­lar­dı... Yüz­ler­ce ocak sö­ne­cek­ti, bin­ler­ce ço­cuk an­ne­siz-ba­ba­sız ka­la­cak­tı...

“İh­ti­la­lı ol­gun­laş­tır­mak” (bu sö­zü, 12 Ey­lül dar­be­si dö­ne­min­de, Ge­ne­ral Bed­ret­tin De­mi­rel söy­le­miş­ti. Dar­be ya­pa­lım di­ye uzun sü­re bek­le­dik­le­ri­ni, o ara­da çok kan ak­tı­ğı­nı, ya­ni “Ne ka­dar kan akar­sa dar­be o ka­dar ma­kul kar­şı­la­nır” an­la­yı­şı için­de ha­re­ket et­tik­le­ri­ni iti­raf et­miş­ti) ve dik­kat­le­ri “dış so­run”a yo­ğun­laş­tır­mak için Yu­na­nis­tan sa­vaş uça­ğı­nı dü­şü­re­cek, bel­ki de bu yüz­den Tür­ki­ye sa­vaş­mak zo­run­da ka­la­cak­tı...

Ta­bii eko­no­mi alt üst ola­cak­tı. On­ca fe­da­kâr­lık­lar­la sağ­la­nan eko­no­mik ve si­ya­si is­tik­rar bo­zu­la­cak, Tür­ki­ye top­ye­kün yir­mi yıl ge­ri­ye gi­de­cek­ti...

Bü­tün bun­la­rı dik­ka­te al­dık­tan son­ra, söy­le­ne­bi­le­cek tek söz var: Ucuz at­lat­tık.

Ül­ke­miz di­rek­ten dön­dü...

Mah­ke­me­nin ver­di­ği ka­rar­la­rı “ada­let­siz” bu­lan­la­ra, “on­lar dar­be­yi ger­çek­leş­tir­se­ler­di ‘âdil’ ola­cak­lar mıy­dı?” di­ye sor­ma­ya­ca­ğım. Zi­ra “Ada­let mül­kün te­me­li­dir” ve mah­ke­me­ler âdil ol­mak zo­run­da­dır.

Yan­lış­lar ola­bi­lir. Yar­gı­tay bu ih­ti­mal dik­ka­te alı­na­rak oluş­tu­rul­muş bir mü­es­se­se­dir. Ya­ni sü­reç he­nüz ta­mam­lan­ma­dı. Yar­gı­la­ma es­na­sın­da ya­pı­lan ha­ta­lar var­sa, Yar­gı­tay da var. Da­ha­sı, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si var: Ki­şi­sel baş­vu­ru hak­kı ön­ce­ki gün­den iti­ba­ren va­tan­daş­la­ra ta­nın­dı.

Yan­lış var­sa dü­zel­ti­lir.

Ama şu da bir ger­çek ki, dar­be­ye te­şeb­büs eden­le­ri ce­za­lan­dır­mak­la dar­be­le­rin önü alın­mış olun­maz. Ana­ya­sa­da­ki, ka­nun ve tü­zük­ler­de­ki (en baş­ta şu meş­hur “Cum­hu­ri­ye­ti ko­ru­ma-kol­la­ma” mad­de­si) tüm da­ya­nak­la­rın da yok edil­me­si, ay­rı­ca as­ke­ri okul­la­rın müf­re­da­tı­nın de­ğiş­ti­ril­me­si ge­re­ki­yor.

As­ker­le­rin si­vil­ler­den da­ha ze­ki, da­ha akıl­lı, daha vatan­sever, daha donanım­lı ol­madık­ları öğ­retil­melidir.

YENİ AKİT