İstihza, küçümseme ve karalama içeren haberlerin veriliş tarzı, ulusalcı bilinçlerin şuuraltında varolan "Bütün Kürtler Teröristtir" genellemesini besleme amaçlı, ayrımcılık içeren bir üst başlıkla veriliyordu:
"Maç Kcç Kcç?"
Hakkari Belediyespor ile Yüksekova arasında oynanan ve kazananın bir üst gruba çıkacağı gerilimli maçın ardından taşlı sopalı kavga çıkıyor. Kavga, Afrika ya da Güney Amerika sahalarında çokça rastgeldiğimiz türden sahneler içeriyor. Hatta denilebilir ki, binlerce seyircinin birbirine girdiği emsallerine göre haber değeri bile olmayacak türden basitlikte. Hele ki, Batı illerinde örneklerine fazlasıyla rastgeldiğimiz türden. Dolayısıyla haber değeri bile tartışılır. Ama Kanal D Haber editörleri yakaladıkları bu görüntüleri fırsata çevirmekte ve kitlelerin şuuraltına terör, bölücülük, etnik aşağılama soslu bir tarzı kakalamakta beis görmüyorlar. Kullandıkları haber dilinin o insanlar nezdinde nasıl algılanacağı umurlarında bile değil. Gündemde KCK operasyonları var ya! Mis gibi haber olur bu görüntülerden! Varsın habere konu o insanlar ya da bölge halkı ne hissederse hissetsin!
Haber görüntülerinin üzerinde uzunca dakikalar kalan manşet şöyle:
"Maç kcç kcç?"
"Maç kaç kaç?" sorusunun bile bu vahim görüntülerin üzerinde yerinin olması abesle iştigal etmek olarak görülebilecekken, Kanal D editörleri yaratıcılık yeteneklerini "Maç kaç kaç?" sorusunu "Maç kcç kcç?"a çevirerek gösteriyorlar. Bu haliyle bu habercilik mantığı ve dilinin, geçmişte olduğu gibi bu sene de Ergenekoncu ödül dağıtıcılarından tam not alacağı kesin; ama 'Halkın vicdanındaki yerleri ne olacak?' diye insan sormadan edemiyor.
"Doğru dürüst bir maç etmeyi bile beceremeyen ey siz KCK'lılar; maçınız kaç kaç bitti?" edasıyla sunulan bu haber müsvettesinde, futbolculardan teknik heyete ve birbirine girmiş seyircilere kadar, bölge halkının tümünün KCK'lı olarak algılanabileceği, bu görüntülerin sokak eylemlerinden bir farkının olmadığı imasıyla süslenerek seyirciye sunuluyordu.
Haberin son cümlesinde M.Ali Birand "Durun kavga daha bitmedi" diyerek, (iki haberin aynı mantıkla birbirini tamamladığı imasıyla) bölge halkının aralarında olduğu ailelerin birbirine girdiği, marketçi-kapıcı kavgasını yukarıdaki haberin sosu biberi olarak sunuyordu. (Sadece görüntü satın alınarak yapılan bu habercilik tarzında aynı zamanda, "Bu ailelerin neden birbirine girdiği?" sorusunun cevabını aramaktansa, ikinci sınıf vatandaşların herkesi irkilten görüntülerinin verdiği dehşetin hazzını yaşamak ve yaşatmak mantığı hakim.)
Bu beyaz yakalı medyatörlerin toplumsal kültür karşısındaki konumlanışının niteliğini daha uzun yıllar değiştiremeyeceği ve değişimlere adapte oluyormuş gibi yapsa da, fosilleşmiş zihinlerinin bunları kavramakta daha uzunca bir müddet zorlanacağı çok açık. Konu bölge halkıysa insanların en temel değerlerinin çiğnenmesinde bir beis yoktur. Etnik kökenlerine göre muamele görmeleri, aksanına göre değerlendirmeye tabi tutulmaları normaldir. Hiçbir zaman, ağızlarıyla kuş tutsalar da bu totaliter, müstağni, kibirli, fildişi kulelerden ahkam kesen, evrensel insani değerlerden azade, onur, izan, insaf, adalet gibi ahlaki umdelerden soyulmuş bu ten renginin, bu damarlarda akan kanın, bu kafatasının daha çoooook tornadan geçmesi gerekecek... Bizi bu medya terörüne katlanmak zorunda bırakan sisteme lanet olsun olmasına ama, bizim de bu haberci müsveddelerine tepkilerimizi daha gür bir edayla ve hedefe matuf olarak göstermemiz gerektiği de izahtan vareste!
Bahadır Kurbanoğlu / Haksöz Haber