Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan Dördüncü Ceza Mahkemesi, Salı günü devrik rejimin önde gelen isimlerinden Atıf Necib’in yargılandığı davada yeni bir oturum düzenledi. Duruşmaya uluslararası kuruluşlar ile insan hakları örgütlerinin temsilcileri de katıldı.
SANA muhabiri, dava dosyasının hassasiyeti nedeniyle oturumun medyaya tamamen kapalı gerçekleştirildiğini aktardı. Mahkemenin, savunmalar, sorular, belgeler, koruma altındaki tanıkların kimlikleri ve gizli bilgilerin korunması amacıyla bu kararı aldığı belirtildi.
Cinayet, işkence ve keyfi tutuklama suçlamaları
Sanık Atıf Necib, o dönemde Dera ilinde Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanlığı görevini yürütürken sivillere yönelik “sistematik” olduğu belirtilen eylemlerden sorumlu olarak bir dizi suçlamayla karşı karşıya; bu suçlamalar arasında öldürme, işkence ve keyfi tutuklamalar yer almaktadır.
Ayrıca, barışçıl protestoların gerçek mermi ve aşırı güç kullanılarak bastırılmasına katıldığı, “El-Ömeri Camii Katliamı” olarak bilinen olayda rol aldığı ve toplu katliamlarla bağlantılı olduğu suçlamaları da dosyada yer aldı.
Güvenlik yapısıyla organize işbirliği
Mahkeme belgelerine göre Necib, gözaltı merkezlerinde ölüme yol açan işkence uygulamalarını yürütmek ve ağır ihlalleri organize etmek amacıyla askeri ve siyasi güvenlik liderleriyle koordineli şekilde hareket etmekle suçlanıyor.
İddianamede, söz konusu ihlallerin bireysel değil, organize ve hiyerarşik bir yapı içinde gerçekleştirildiği vurgulanıyor.
Dera’daki çocuk tutuklamalarının sorumlularından
Devrik rejim başkanı Beşar Esed’in kuzeni olan Atıf Necib, 2011 yılında Suriye devriminin ilk günlerinde Dera’daki baskı politikalarının kilit isimlerinden biri olarak öne çıkmıştı.
Necib’in, Mart 2011’de Dera’da çocukların tutuklanmasıyla başlayan ve ülke genelinde kitlesel protestolara dönüşen operasyonların sorumluları arasında bulunduğu belirtiliyor.
“Tekrarlanmayan İhlaller” için adalet süreci
Dava, Suriyelilerin maruz kaldığı ihlallerin tekrarını önleyecek bir adalet sisteminin kurulmasını hedefleyen daha kapsamlı bir devlet vizyonunun parçası olarak yürütülüyor.
Söz konusu vizyon; suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ülke tarihindeki kritik olayların belgelenmesini amaçlıyor.