Astana Sonrası Suriye’nin Hal-i Pürmelali

Ufuk Ulutaş

Astana toplantısı ile Suriye’deki siyasi müzakerelerde yeni bir evre başlamış oldu. Şimdiye kadar kalabalık katılımcılar ve daha çok Cenevre’nin turizm sektörünü hareketlendirmek için kurgulanmış toplantılar yerine, ayağı yere basan ve asgari beklentilerle bir araya gelinen bir toplantı yapılmış oldu. Astana temelde Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde tesis edilen ateşkesin sistematik ve kalıcı hale getirilmesini ve muhalefet ile rejimin ileriki görüşmeler için ısınma turları yapmasını hedefledi.

Ateşkes ise rejimin özellikle Vadi el-Barada’daki ihlallerine rağmen devam ediyor. Astana’da da öncelik çatışmaların durması ve ihlallerin sistematik olarak gözlenmesini sağlayacak bir mekanizmanın kurulmasıydı. Türkiye, Rusya ve İran önümüzdeki günlerde bunun için adımlar atacak. Aynı esnada Suriye krizinin genelinin seyrini belirleyecek önemli gelişmeler cereyan ediyor.

Rusya’nın krizin başından beri ilk defa ateşkes ihlalleri sebebiyle doğrudan rejime gönderme yaptığını not ederek başlayalım. Malum rejimin ateşkese uymasının garantörlüğünü Rusya yapıyor. Şimdiye kadar vurdukları her sivil hedefi “El-Kaide veya DEAŞ var” kılıfıyla meşrulaştırmaya çalışan Rusya’nın, rejimin ateşkes ihlallerini dillendirmesi oldukça önemli. Zira Rusya Astana sürecine büyük yatırım yaptı. Astana aynı zamanda Rusya’nın -rejim ve İran’dan farklı olarak- Suriye krizinin askeri metotlarla çözülmesinin mümkün olmadığı noktasındaki anlayışını da gösteriyor. Rusya müdahalesiyle krizin seyrini değiştirdikten sonra daha fazla risk almadan krizi sonlandırmak istiyor. En büyük engel ise rejim ve İran’ın Rusya’nınkinden farklılaşan Suriye vizyonu. Ateşkesin dolayısıyla Astana’nın en büyük oyun bozucuları bu ikili. Ofansif operasyonların devam etmesini istiyor rejim ve İran. Muhtemelen önümüzdeki süreçte Rusya’yla bu makas daha da açılacak. Rusya ve İran’ın rejim üzerindeki manivela kuvvetlerinin rekabete gireceği bir dönem başlıyor. İran’ın aksine Rusya’nın rejime desteği limitsiz değil. Rejim, İran ve Rusya dengesini iyi yürüttü şimdiye kadar ama çatışmanın dondurulması (mümkün olursa) bu dengenin yürütülmesini zorlaştıracak.

Diğer taraftan ise muhalifler hem birleşiyor hem de birbirleriyle çatışıyor. Astana’daki müzakere heyeti, askeri muhalefetin siyasi muhalefetin pabucunu dama attığının resmiydi. Artık asıl muhatap, askeri muhalefet. Fakat bölünmüşlükler devam ediyor. Ahrar’uş-Şam sorunlu gruplardan birisi. Bir taraftan dışarıdan katılımlarla birleşiyor; diğer taraftan “menhec” kavgaları yaşıyor. Astana’ya temsilci göndermediler; nasıl bir strateji kurmaya çalıştıkları muğlak. Gel-gitler yaşıyorlar. En büyük sorun ise Şam’ın Fethi Cephesi. Kuzeyde gittikçe daha büyük bir bölücü unsur oluyorlar. Ahrar’a karşı DEAŞ aparatı Cund’ul-Aksa’ya sahip çıkmışlardı; şimdi ise bünyelerinden atıyorlar. Diğer muhalif gruplarla çatışmaları devam ediyor. Astana’da DEAŞ’la birlikte hedef haline geldiler. Bundan sonraki süreçte Şam’ın Fethi Cephesi’yle taktiksel ilişkisinin bazı gruplara maliyeti daha fazla olacak.

Ruslar ise ABD’nin de sürece katılmasını bekliyor. Çünkü genelde kuzey üzerine yoğunlaşılsa da Suriye’de total bir çözüm için ABD’nin oyun bozucu olmaması ve sürece dâhil olması gerekiyor. Trump’ın Rusya’ya paralel bir Suriye vizyonu var; Ruslar biraz da buna güveniyor. Her halükarda Astana sonrası Cenevre’de tarafların ayağı biraz daha yere basacak. Atmosfer iyimser değil ama rejim ve İran dışında diğer aktörler yeni dönemin büyük bir fırsat olduğunu düşünüyor.

Akşam