Asker sorunu aslında sivil sorunudur derken, CHP örneği...

Hasan Cemal

Baykal’ın CHP’si... Ne yapmak istiyor?.. Bu sorunun yanıtı aslında malum. Fazlasıyla yazdım bu köşede.
Daha fazla yazmak da içimden gelmiyor. Hep aynı şeyleri yinelemek sıkıcı çünkü.
Fakat gazetede ve de bizim memlekette siyasi köşe yazınca, böylesi patinajlar bazen kaçınılmaz oluyor.
Biliyorum, Baykal’ın CHP’si sosyal demokrat değil. CHP’de bugün bile sosyal demokratlar, sosyal demokrasiye inananlar vardır, olabilir.
Ancak, CHP’nin programında hala sosyal demokrat yazsa da, bu parti hala Sosyalist Enternasyonal’in üyesi olsa da, Baykal’ın CHP’sine bugün artık sosyal demokrat diyebilmek gerçeğin sınırlarını zorlamaktır, veyahut iyi niyetli cehalettir.
Her şey bir yana...
Askerle bu kadar sıkıfıkı olabilen, muhtıralara selam durabilen, parti kapatmalarına yeşil ışık yakabilen, askere disiplin suçları dışında sivil yargı yolunu açan bir yasal düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne götürebilen bir partinin değil sosyal demokratlığı, demokratlığı da çok su götürür.
Bu gidişe parti içinden dur diyebilecek birileri yakın zamanda çıkmazsa, CHP bir süre sonra sosyal demokrat değil ‘asker partisi’ diye damgalanacaktır. Ne yazık ki daha şimdiden bunun sinyalleri alınıyor.
Askerle sıkıfıkılık konusunda Baykal’ın sergilemiş olduğu son örnek bu açılardan AB standartlarını da dümdüz eden büyük bir talihsizliktir.
Sormayan kalmadı Baykal’a:
Darbeciler sivil mahkemelerde yargılanmasın mı?
Buna mı karşısınız?
Darbe tertiplerinin hesabı sivil mahkemelerde sorulmasın mı?
Buna mı karşısınız?
Bizdeki gibi çift başlı yargı düzeniyle, silahlı kuvvetlerini böylesine sivil yargı denetimi dışına taşıyan bir başka demokrasi gösterebilir misiniz?
Siz bundan mı yanasınız?
Siviller demokrasilerde askeri mahkemelerde yargılanır mı?
Siz bunu mu istiyorsunuz?
Şemdinli’yi yapanlara hesap sorulmasın mı? Akın Birdal’a, Mehmet Ali Birand’a, Cengiz Çandar’a bir ara hayatı cehennem eden ‘28 Şubat Andıç‘ının asker sorumlularına hesap sorulmasın mı? Bunların üstü kapatılsın mı?
Siz bundan mı yanasınız?
Yani sizin tercihiniz, askerin siyaset içinde yer alması, siyasete karışması ve bundan dolayı da hesap vermemesi mi?
Sayın Baykal;
Bunun için mi Erdoğan hükümetinin çıkarmış olduğu yasal düzenlemeye bu kadar şiddetle karşı koydunuz?
Bu nedenle mi, alaylı bir dille Cumhurbaşkanı Gül’e askerin MGK’da haddini bildireceğini, bir kaç saat içinde Çankaya’nın yasayı veto edeceğini ima ettiniz?
Ayıp olmadı mı bu?..
Hakikaten yazık!
Geçen ay Berlin’de Alman Sosyal Demokratları’nın eylül ayındaki seçimlerdeki Başbakan adayı ve Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier‘e sormuştum, Baykal’ın CHP’sini sosyal demokratlık konusunda nereye oturtuyor diye...
İlk tepkisi gülerek:
“Yanıtı açık bir soru bu” olmuştu.
Sonra şöyle demişti:
“SPD olarak CHP ile, Baykal ile ilişkilerimiz var. Ancak son altı yedi yıldır CHP’deki bazı tavırlar, bazı değişiklik ya da bazı yanlış anlamalar var. CHP’nin Avrupa taraftarı olmamak, Avrupa’dan yana tavır almama tutumunu yadırgadığımı, anlamakta güçlük çektiğimi vurgulamak istiyorum. İç politikadaki tutumunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. İç reform sürecine yönelik tavrı, ceza yasasına ilişkin tavrı... Fakat bu sadece 301’le sınırlı değil. Düşünce özgürlüğünün sınırlarının genişletilmesine karşı muhalif tavrını anlamakta zorlandığımızı itiraf edeyim. CHP’nin Avrupa sürecini desteklemeyen bir pozisyona bürünmesi, Avrupa’daki sosyal demokrat partilerle CHP arasında mesafe oluşmasına, direnç oluşmasına neden oldu. Bu nedenlerle, CHP’nin tavrını anlamamaktan dolayı Sosyalist Enternasyonal içinde bir izleme grubu oluşturduk. CHP’nin programını yeniden gözden geçirmeyi amaçlıyoruz.”
Steinmeier’in bu sözlerine, Baykal’ın sözcüsü -ve Türkiye’nin eski Almanya Büyükelçisi- Onur Öymen’in tepkisi ne olmuştu, biliyor musunuz:
“Üçüncü Reich’la İkinci Cumhuriyetçiler birleşti!”
‘Üçüncü Reich”, yani Hitler...
Ve Türkiye’deki ‘işbirlikçileri...’
İşte, Baykal’ın CHP’sinde sözcülüğü böylesi kafalar yapabiliyor.
Allah akıl versin.

MİLLİYET