Anti-siyonist Yahudilerin çıkmazı

Ersin Çelik, Gazze sonrası artan küresel tepkinin özellikle Amerika’daki Yahudiler arasında İsrail’e yönelik ciddi bir kopuş ve kimlik sorgulaması doğurduğunu ifade ediyor.

Yeni Şafak / Ersin Çelik

İsrail’den tiksinen Yahudiler: Gidecek yerleri yok!

İsrail iç siyasetine yönelik eleştirileriyle öne çıkan Haaretz gazetesinin, geçtiğimiz hafta “Duyması zor gelecek” ifadeleriyle sayfalarına taşıdığı röportajın başlığı şöyleydi: “ABD’deki Yahudilerin önemli bir kısmı İsrail’den nefret ediyor”

“Yahudilik” ve “nefret” ifadelerini aynı cümle içerisinde ve İsrail’e yönelik duygu olarak dile getirmek, bundan birkaç yıl önce başa bela bir antisemitizm suçlamasıydı. Siyasetten, medyadan ve kültür endüstrisinden "tasfiye"mesleki olarak da “yok edilme” sebebiydi.

Ta ki 7 Ekim sonrasında Gazze’de başlayan soykırıma kadar. Dünyanın geri kalanında İsrail’e duyulmaya başlayan öfke zamanla dalga dalga yayıldı ve bu öfke; Siyonist olmayan Yahudileri ülkeleriyle, hatta dini yaşantılarıyla “yol ayrımına” getirdi, şu zamanda da görülüyor ki “öznefret”e dönüşmüş durumda.

Çünkü Amerika’daki Yahudi çevrelerinde bir süredir yaşanan tartışmalar, İsrail’e olan aidiyetin derinden sarsılmaya başladığını gösteriyor.

Anti-Siyonistler, İsrail’in soykırım politikalarına destek “vermemenin” ötesinde, Yahudi kimliğinin kendileri için bir varlık sorununa dönüştüğünü dillendirmeye başladılar.

Bunu, Amerika’daki en etkili Yahudi yayın mecralarından Jewish Currents’in yayın yönetmeni Arielle Angel’in Haaretz gazetesine verdiği röportajdan anlıyoruz. Angel girişte de alıntıladığım gibi açıkça, “Amerikalı Yahudilerin çok ciddi bir bölümü İsrail’den tiksiniyor” diyor.

İsrail’e sorgulanamaz derecede bağlılık göstermek, Amerika’daki Yahudilerin siyasette, ticarette ve sosyal hayatlarındaki en temel “örgütlenme” ilkesiydi. Şimdi görülüyor ki, bu bağlılık bazı Yahudiler için “altında kalacakları” bir yüke dönüşmüş.

İsrail dışında yaşayan bazı etkin Yahudiler bir süredir benzer ikazları yapıyordu. İki yıl önce, tam da bu günlerde (27 Nisan 2024), “Evet sokağa çıkamayacak hale geleceksiniz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Çünkü, Netenyahu, ABD üniversitelerindeki gösteriler karşısında paniklemiş ve “Çok korkunç. Bu protestolar acil durdurulmalı” demişti. Yine o günlerde İsrailli fütürist Yuval Noah Harari“Filistinlilere karşı tavrımızı değiştirmezsek kibrimiz ve intikam hırsımız başımıza tarihi bir felaket getirecek” uyarısında bulunmuştu.

Arielle Angel’in İsrail’de, Amerika’da ve tüm Avrupa’da yankı bulan eleştirileri ise başta Amerika’da yaşayanlar olmak üzere Yahudiler için uçurumdan önceki son çıkış olarak okunmalı.

Önceki hafta, İran’a yönelik savaşı protesto etmek için sokaklara dökülen milyonlarca Amerikalı’nın İsrail’e hiddetlenmeleri, bir süredir sosyal medyadaki her platforma ve Siyonist sermayenin etki edebildiği ana akım medyaya da yansıyor.

Bu öfkeyi de ilk elden, Amerika’da yaşayan Yahudiler hissediyor. Kendileri için sosyal medyada, “Ülkelerinin kaynaklarını sömüren, siyaseti ve bürokrasiyi teslim alan, sosyolojiyi içten içe kemirenler” şeklinde yorumlar yapıldığını okuyorlar. Belli ki toplumsal karşıtlığın, “Siyonist” ve “Anti-Siyonist” ayrımını yapamayacak seviyelere çıkmasından korkuyorlar.

Arielle Angel, bu kitleyi “gidecek yeri olmayanlar” olarak tanımlıyor ve Amerika’da yaşayan ve İsrail’den ayrışmaya çalışan Yahudiler için şöyle bir tablo çiziyor: “Sayıları çok fazla. Bu artan nüfus için kurumlar yok. İnsanlar merkezinde İsrail ve Siyonizm olan Yahudilikle arasına mesafe koyuyor.”

Angel, birçok ABD’li Yahudi’nin, Gazze’de yaşananlar sebebiyle Yahudi uygulamalarıyla da aralarına mesafe koyduğunu söylüyor. Yani dinlerini yaşarken deşifre olmaktan çekiniyorlar. Çünkü, onun deyimiyle; “İsrail askerlerinin son 2 yılda Gazze’de gerçekleştirmediği bir Yahudi ritüeli kalmadı.”

Angel’ın gözlem ve analizleri, Yahudiler için “ontolojik bir evsizliği” de tarif ediyor. Siyonizm, Yahudiliği yeni Nazi soykırımlarından koruma iddiasıyla tüm dünyada kök saldı. Batı’da söz sahibi oldu. Günümüzde ise Yahudiliğin bizzat Siyonizm’den korunmaya muhtaç hale geldiğini, yine Yahudiler haykırıyor.

Bu elbette büyük bir kırılma. İsrail’i ifraz etmeye başlayan insanlık, aslında her geçen gün vahşi bir egemenliğin tükenişine de tanıklık ediyor.

Batı medyasında bir süre sonra şu tarz sorulara yanıtlar arandığını da okuyacağız: “Siyonizm Yahudileri korudu mu, yoksa onları dünyanın öfkesinin ön cephesine mi sürdü?”

Yorum Analiz Haberleri

Amerika’nın medeniyet iddiasının sonu
Hakikatin yerini alan dijital propaganda düzeni
Baas’ın diriliş vaadinden çöküş gerçekliğine
İran savaşı ve eski enerji coğrafyasının sonu
Sednaya'nın kırmızı duvarları