Amasya İHH ve Özgür-Der Amasya Temsilciliği’nin ortaklaşa düzenlediği konferansta, Gazeteci-Yazar Taha Kılınç Amasyalı sevenleriyle bir araya geldi. Yoğun katılımın gözlendiği programda Kılınç, kaleme aldığı son eseri üzerinden İslam coğrafyasındaki güncel gelişmeleri ve üzerimize düşen sorumlulukları aktardı.
Amasya Özgür-Der Temsilciliği Binası’nda gerçekleştirilen konferans, yoğun katılımla gerçekleşti. Programda kadın katılımcılar için de özel bir yer ayrıldı.
"Sadece Birer Kriz Bölgesi Değil, Gönül Coğrafyamız"
Son dönemde kaleme aldığı ve sahaya bizzat giderek tuttuğu notlardan oluşan "Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi" kitabı ekseninde bir konuşma yapan Taha Kılınç, İslam dünyasının iki büyük kanayan yarası olan Gazze ve Doğu Türkistan’daki güncel durumu masaya yatırdı.
Kılınç, bu bölgelerin sadece birer "kriz ve acı" merkezi olarak görülmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Gerek Gazze gerekse Doğu Türkistan, İslam medeniyetinin çok güçlü köklere sahip, kültürel ihtişamıyla göz dolduran kadim havzalarıdır. Bugün buralarda yaşanan acıları dindirmenin ve emperyalist politikalara karşı durmanın ilk yolu, bu coğrafyaların tarihini, insanını ve kültürel derinliğini doğru öğrenmekten geçer."
Çin'in Asimilasyon Politikalarına Dikkat Çekti
Doğu Türkistan seyahati esnasında bizzat şahit olduğu gözlemleri dinleyicilerle paylaşan Taha Kılınç, Çin hükümetinin bölgede uyguladığı akıllı takip sistemleri, kültürel dönüşüm adı altındaki asimilasyon çalışmaları ve "yapay turizm" dekorlarının arkasına gizlenen distopik gerçekleri anlattı. Gelecek nesillere doğru bir tarih bilinci aktarmak ve dezenformasyonun önüne geçmek için sahada tutulan yazılı şahitliklerin hayati önem taşıdığını belirtti.
Sorumluluklarımız Neler?
Konferansın en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturan "Sorumluluklarımız" kısmını Taha Kılınç, 3 ana başlık altında masaya yatırdı:
1. Bilinçlenmek ve Gerçeği Görmek:
İlk etapta modern dünyanın gözü önünde "Bu devirde de böyle şeyler yaşanır mı?" şeklindeki yanılgıdan ve kolaycı anlayıştan tamamen uzak durmalıyız. Çin'in Uygur Türklerine uyguladığı sistematik zulmü, baskıyı ve asimilasyon politikalarını en doğru kaynaklardan çok iyi öğrenmeli ve bilmeliyiz.
2. Ümidimizi Diri Tutmak:
Yaşanan tüm bu ağır zulme ve baskılara karşı, bu toprakların bir gün mutlaka yeniden ayağa kalkacağına dair inancımızı ve ümidimizi asla kaybetmemeli, her daim diri tutmalıyız. Zaten bugün burada, bu salonda bir araya gelişimiz, bu umudu kalbimizde taşıdığımızın en somut göstergesidir. Unutmamalıyız ki yakın geçmişte Suriye’de yaşananlar ve halkın direnişi, bu umudun ne kadar haklı ve bariz bir göstergesi olduğunun en büyük kanıtıdır.
3. Gündem Yapmak ve Duyurmak
Doğu Türkistan'da ve Gazze'de yaşanan insanlık dramını, elimizin ulaştığı, sesimizin yettiği her ortamda, her platformda gücümüz nispetinde sürekli gündem yapmalı, unutturmamalı ve haksızlıkları haykırmaya devam etmeliyiz.
Katılımcıların ilgiyle takip ettiği program, soru-cevap bölümünün ardından Amasya İHH ve Özgür-Der Amasya temsilcilerinin Taha Kılınç’a teşekkür takdimiyle sona erdi. Program çıkışında yazar, okurları için "Kayıp Coğrafyanın İzinde" başta olmak üzere sevilen kitaplarını imzaladı.
ü