Altı hafta önce, altı hafta sonra...

Tamer Korkmaz

Devran dönüyor. Son yıllarda, "Mümkün değil, olmaz!" denilen, hemen hiç ihtimal verilmeyen devasa hadiseler yaşanıyor...

İçimizdeki kimi eşik bekçilerinin, birkaç yıl öncesinden itibaren "uçuk, akıl dışı, hayali tezler" diye nitelemiş olduğu ne kadar sarsıcı gelişme varsa, hepsi bir biri ardına yaşanıyor! Son dönemde bu tarihi seriye Kuzey Afrika'daki "halk devrimleri" de eklendi. 2011'in ilk altı haftasına, bu coğrafyada hiç görülmemiş çapta halk ayaklanmaları sığdı; önce Tunus'un yirmi dört yıllık diktatörü, ardından da Mısır'ın otuz yıllık çağdaş firavunu gitti.

*

Mübarek, İsrail'in "zırhı" idi. Mübarek'in gidişiyle yenilgiye uğrayan İsrail bölgede iyice yalnızlaştı. Mübarek'in istifasına en çok üzülenlerin başında İsrail ile Amerikan Neo-Con'ları geliyor. İsrail-ABD tandemi, otuz yıllık Mübarek diktasının en büyük destekçisi idiler.

*

Halk ayaklanmasının ilk birkaç gününde nötr kalan ancak hemen ardından Mübarek'in aleyhine tavır koyan Obama yönetiminin, Mısır diktatörünün gidişine destek veren görüntüsü, ABD'nin ayaklanmadaki rolü veya "halk devriminin dip dalgası" hususunda kimseyi yanıltmasın...

Mısır'daki halk devrimi dediğimizde, aslında Amerikan yönetiminin "çaresiz" kaldığı bir büyük hadiseden de söz etmiş oluyoruz. Yıllardır Ortadoğu'da "demokrasi illüzyonu" çalışan ABD'nin, Hüsnü Mübarek'in diktatörlüğünü daha fazla taşıyamayacağı/taşıyamadığı bir "tarihi istasyon"a gelinmişti. Milyonların iştirak ettiği halk ayaklanması sonucunda, muhalifler Ordu ile anlaşma sağladı, Mübarek gitti. Bu noktada, Mısır Ordusu'nun yekpare bir yapı olmadığını söylemekle yetinelim.

*

Uzun yıllar sonra, Mısır halkı "İsrail-ABD ikilisinin aleyhine" çarpıcı bir başlangıca imza attı. İsrail ve ABD, arka planda bu süreci akamete uğratmak için ellerinden geleni yapacaktır.

*

Ebu Garib Skandalı'nı ortaya çıkaran ünlü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, Ocak ayı içinde Mübarek'in İsrail lideri Netanyahu ile Sharm el Sheikh'te gizlice görüştüğünü söyledi. (Takvim, 9 Şubat'11)

*

Netanyahu, o görüşmede Mübarek'ten her konuda koşulsuz destek istemiş... Mübarek'ten olumlu cevap alan Netanyahu... Mısır diktatörünün ülkesinde halk ayaklanması ihtimalini dile getirmesi üzerine ise "Birkaçını öldürürseniz, diğerleri korkar, evlerinin yolunu tutarlar" diye konuşmuş!

*

Kapalı kapılar ardındaki bu sahneden sonra, filmimizi birkaç gün daha geriye saralım ve 2011'in ilk gününde Mısır'da neler yaşandığını bir hatırlayalım... Mısır'da bir kiliseye saldırı düzenlenmiş, ülkede Müslümanlarla Hıristiyanlar karşı karşıya getirilmek istenmişti. Kilise provokasyonun arka planında "Mübarek'i daha fazla tavize zorlama" gayesi vardı. Eh, buna "koşulsuz desteğe zorlamak" da diyebilirsiniz! Sonuçı Altı hafta içinde "bumerang etkisi" yaşandı; yerle bir oldu, "terör devleti" İsrail'in meşum planı!

YENİ ŞAFAK