Özgür-Der'in Zübeyde Hanım Kültür Merkezi'nde düzenlemiş olduğu Alternatif Eğitim Dersleri, verilen bir aylık aradan sonra devam ediyor. Şükrü Hüseyinoğlu ve Rıdvan Kaya'nın sunumlarıyla gerçekleşen seminerin ilk oturumunda "İzzeti Başka Yerde Aramak" konusu işlenirken; ikinci oturumda ise "Dünya ve İslam" dergisi hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Sözlüklerde "İnsan ve toplumların zillete düşmesine engel olan üstünlük" olarak karşılık verilen izzet kavramının Yüce Allah'tan bağımsız olarak düşünülemeyeceğini ifade eden Hüseyinoğlu, "İzzetin kaynağı ve mutlak sahibi Yüce Allah'tır. Allah'tan bağımsız veya Allah'a rağmen bir izzet arayışı yanılgıdan başka bir şey değildir. Kur'an'da da zaten izzetin tamamıyla Alah'a ait olduğu beyan edilmekte ve bu çerçevede peygamberler ve onlara iman edenlerin de izzetin yeryüzündeki temsilcileri olduğu kaydedilmektedir." diye konuştu.
İzzet kavramı çerçevesinde Yüce Allah'ın el-Aziz, el-Muizz ve el-Muzill isimlerine değinen konuşmacı, bu isimlerin el-Aziz'in izzetin yegâne kaynağının Yüce Allah olduğunu, el-Muizz'in izzetin ancak O'nun yanında aranması gerektiğini, e-Muzill ise Yüce Allah'tan bağımsız izzet arayışlarının zilletten başka bir sonuç doğurmayacağını ifade ettiğini anlattı.
Mutlak egemen ve izzet sahibinin ancak Yüce Allah olduğunu belirterek, Allah'a rağmen izzet aramanın aldatıcı olduğunu kaydeden Hüseyinoğlu, insanlık tarihinden örnekler vererek izzet ve zillet kavramlarına açıklık getirmeye çalıştı. Kuran-ı Kerim'deki peygamberlere ve iman eden topluluklara dair kıssalara dikkat çeken konuşmacı, tarih boyunca çoğu peygamberlerin Allah yoluna davette maddi açıdan güçsüz kaldıklarını ancak bu durum karşısında hiçbir zaman zillete yönelmediklerini, müdahaneye başvurmayıp, zalimlerle ayrışma ve restleşmeyi seçtiklerini vurguladı. Kuran-ı Kerim'i iyi okuyan ve anlamaya çalışan her Müslümanın bütün davranışlarında, bütün yönelimlerinde Allah'ın izzetini düşünerek hareket etmesi gerektiğini belirtti.
İzzet konusundaki güzel örnekler olarak peygamberlere, Firavun'un sonradan iman eden sihirbazlarına, Ashab-ı Kehf'e ve Hz. Hüseyin, Ebu Hanife, Zeyd b. Ali gibi isimlere değinen konuşmacı, Firavun'un zulmünden kurtulduktan sonra soğan-sarımsak-fasulyeyi özgürlüğe tercih eden ve Hz. Musa'dan Mısır'da yedikleri yiyecekleri talep eden ve Filistin'e savaşmaktan korkularından dolayı girmediklerinden zillet içinde çölde yaşamaya mahkûm edilen İsrailoğullarını, Hz. İsa'nın izzet merkezli mesajını bulandırarak uzlaşmacı ve teslimiyetçi bir çizgiye dönüştüren Pavlus'u ve Hz. Peygamber'e nice zorluklar çıkaran münafıkları da tarih içerisinde zilletin temsilcileri arasında saydı. Bu toplulukların korkuyu, maddi gücü hesaba katarak izzet yerine zillete razı olduklarını, izzeti Allah'ın yanında değil başka yerde aramaya kalkıştıklarını söyleyen Hüseyinoğlu, günümüzde de bu konuda olumlu ve olumsuz örnekliklerin var olduğunu kaydetti ve Müslümanların güç hesabı yaparken asla Yüce Allah'ı denklem dışı bırakmayan bir yaklaşımla hareket etmeleri gerektiğini ifade etti.
-----
3 Aylık dergi. İlk sayısı Kış 1990. Toplam 16 sayı çıktı. Güz 1993 tarihli son sayısı ile veda etti. Yöneliş Yayınları bünyesinde çıktı. Hamza Türkmen sahibi, Rıdvan Kaya Yazı İşleri sorumlusu.
Başlarken yazısında neden aktüel gelişmeleri değerlendirmek yerine 3 aylık, çeviri ağırlıklı ve teorik sayılabilecek bir dergi yayınına karar verildiği izah ediliyor. Konum itibariyle dünyanın her yerindeki İslami hareketleri sahiplenen, kendisini de bunun bir parçası görme vurgusu yapılıyor. Dışarıdan tiplerin çalışmalarının da enformasyon sağlama anlamında yararına binaen aktarılacağı hatırlatılıyor. Çeviri ağırlıklı bir dergi olmasının ilk bakışta yadırganacak bir husus olarak görülebileceği hatırlatılmakla birlikte aktarılan bilgilerin yararlı ve gerekli olduğu ifade ediliyor. Çevirisi yapılan makalelere gerek görüldüğünde dipnotlar düşüleceği ve okuyucuya hatırlatma ve uyarılarda bulunulacağı belirtiliyor.
Dergi genel olarak İslam coğrafyasını ele almakla birlikte Ortadoğu ağırlık kazanıyor. Bilhassa Filistin, İran, Lübnan, Suudi Arabistan ve Irak konularında çok sayıda makale yayınlanmış. Bununla birlikte ilgi alanı geniş. Örneğin 5. Sayıda Nikaragua'da devrim sonrası izlenen kültür politikasını inceleyen bir makale var.
İlk sayıda 7 çeviri yazı yer almış. Birisi Arapça'dan, diğerleri İngilizce'den. Ayrıca Farsça'dan çevrilmiş bir röportaj var. Dil çeşitliliği bu şekilde devam ediyor denilebilir, arada bir Fransızca'dan yapılan çeviriler de var. Her sayıda bir iki materyal hariç genelde İngilizce'den çeviriler yapılmış.
Dergide hemen her sayıda kitap tanıtım ve kritik yazıları yer alıyor. Tartışma bölümünde genelde İslami hareket ve yöntem konulu makaleler yayınlanmış. 1. sayıda İngilizce'den çevirilen bir makale tartışma yazısı olarak yayınlanmış. Kuzey Afrika'daki İslami hareketlerin ağırlıkla ele alındığı bu sayıdaki çevirilerde Fas, Tunus, Cezayir ve Libya'ya ilişkin önemli bilgiler var. Chomsky'nin yazısı çevrilmiş ve girişte İran ile ilgili olumsuz bir cümlesinin yanlışlığına vurgu yapılmış.
Tartışma yazısında Abdulvahhap Efendi İslami hareketlerin genelde sağ sapma içinde oluşlarının nedenlerini irdeliyor. Bu yazının girişinde dergi adına Seyyid Kutub etkisi ve reddiyecilik tartışması yapılmış. Sistem içinde mücadele, toplumsal sorunlara yaklaşım ve gündem ile irtibat konularında vurgular yapılmış. Derginin 2. sayısında bu makale etrafında daha ayrıntılı tartışmalar var.
Derginin dilinde enformasyona, bilgiye ağırlık, verme ama aynı zamanda radikal hatta militan bir üslup hakim. Ön ve arka kapak sade. Fakat ön iç kapakta bir resim eşliğinde slogan yer alıyor. İlk 2 sayının iç kapakları Filistin konusuna ayrılmış. İntifada'nın etkisi hissediliyor.
2. sayının sunuşunda iç gündeme pek yer verilmeyişine ilişkin bir eleştiriye cevaben, ileriki sayılarda iç gündeme de yer verileceği hatırlatılmakla birlikte ağırlıklı olarak dünya gündemine yoğunlaşıldığından iç gündem yazılarının çok öne çıkmasının beklenememesi hatırlatılıyor. Bu sayıda Güney Afrika özgürlük hareketi ve Müslümanlar üzerine önemli bir makale var. Tartışma bölümünde Abdulvvahap Efendi'nin makalesi 4 yazar tarafından tartışılmış. İngilizce yazılmış kitaplarla ilgili bir tanıtım-eleştiri yazısı yer alıyor.
3. sayı Uzak Doğu Asya ağırlıklı. Endonezya, Malezya ve Filipinler'deki İslami hareketler hakkında ayrıntılı makaleler var. Bu sayının tartışma başlıklı yazısında Ahmet Ertürk Türkiye'de İslami Hareketin gelişim sürecini ele alıyor. Sunuş yazısında vefatının yıldönümü dolayısıyla İmam Humeyni anılırken iki uç yanlışa dikkat çekiliyor. Mezhepçi, tarihçi bir tutumla küçümseme ile masumlaştırma yanlışlarına dikkat çekiliyor. Gorbaçov'a mektup konusu üzerinden tasavvufa hayırhah yaklaşımlar gösteren Müslümanların tavırları eleştiriliyor. Ölçüye vurgu yapılan yazıda "çağın putkırıcısı " olarak vasfedilen Humeyni'nin putlaştırılmasının kabul edilemezliği dillendiriliyor.
4. sayı Güz 1990 tarihli. 2 Ağustos'ta Irak ordusunun Kuvetyt'i işgaliyle başlayan Körfez krizi öne çıkıyor. Konuyla ilgili daha önce 4 sayfalık bir özel sayı hazırlanmış ve epeyce de tepki almıştı. İç kapakta krizde yerimizin neresi olduğu ifade ediliyor. Gündem yazısında bildiriye yöneltilen eleştiriler cevaplandırılıyor. Ne ABD ne Saddam şeklindeki yaklaşımların siyasetsizlik olduğu iddia ediliyor, hatta İran'ın tavrı da eleştiriliyor. Emperyalizm tehdidi ve tehlikesinin öne çıkartılması ve saflaşmanın bu şekilde gerçekleştirilmesi vurgulanıyor. ABD'nin Komünist bloğu yuttuğuna, sıranın Ortadoğu'ya geldiğine, dolayısıyla Saddam'dan öte İslam dünyasını savunmanın gerekliliğine dair vurgular yapılıyor. Bu sayıda Emel hareketinin, Hizbullah'ın ve Cezayir İslami Kurtuluş Partisinin tüzükleri yayınlanmış.
5. sayıda Müslüman Gençlik imzalı bir bildiriye yer verilmiş. Üniversitelerde öğretim üyelerinin laiklik yürüyüşleri eleştiriliyor. Bu sayıda belge başlığı altında Aliya İzzetbegoviç'in Demokratik Eylem Partisi'nin tüzüğünün çevirisi yayınlanmış. Irak meselesi işlenmiş. Hamza Türkmen "İslami Uyanış'tan İslami Harekete" başlıklı yazısıyla İslami hareketin düşünsel ve eylemsel gelişimini tartışıyor.
6. sayıdan itibaren dergide gündem yazıları yer alıyor. Bahar 1991 tarihli bu sayının gündem yazısında Körfez savaşını yol açtığı travma ele alınmış. Bu sayıda da Müslüman gençlik imzalı bir bildiri yayınlanmış. Saddam yönetiminin Irak Kürdistanı'nda savaş sonrası giriştiği katliam ve sürgün politikası eleştiriliyor. Saddam politikası eleştirilirken TC'nin Kürt halkına yönelik baskıları da eleştirilmekte.
Gündem yazısında Türkiye'de devletin Amerikancı politikaları göz önüne alındığında ilk kez antiemperyalist ve anti işbirlikçi bir kimlikle Müslümanların bu kadar yoğun bir biçimde meydanlarda olduğu vurgulanıyor. Başörtüsü ve intifada tepkilerinden bunun daha anlamlı olduğu vurgulanıyor. TC'nin İsraillileşme eğilimin Müslümanların sorumluluğunu arttırdığına dikkat çekiliyor. Bu sayıda Körfez savaşı konulu makaleler ve röportajlar yanında İran devriminin farklı yönlerinin ele alındığı makaleler de yer almakta. Aşura törenlerinin devrim öncesinde kazandığı anlam ve sonrasındaki durumu ilginç.
7. sayıda gündem başlığı altında ilk kez bütünüyle iç bir gündeme yer verilmiş, "Yeni Terörle Mücadele Kanunu: Zulümde Yeni Boyut" başlığıyla ele alınmış. Ercümend Özkan'ın İslami parti girişimi ile ilgili bir sayfalık bir deklarasyona yer verilmiş ve neden bu aşamada böyle bir partinin olmaması gerektiği vurgulanmış.
İlk yazıda Kürt meselesi ulusçuluk bağlamında ele alınıyor. Velayeti Fakih tanımı ve sistemin işleyişine dair yazıda İran'daki mekanizmanın işleyişine dair bilgi veriyor. Bu sayıda Fadlullah'ın demokrasi tartışması dikkat çekici. Fadlullah kategorik olarak demokrasinin reddine sıcak bakmıyor. Mesih Muhaciri ile dergi adına röportaj yapılmış. Son sayfada Cezayir'deki gelişmelere dair dergi imzalı bir açıklama ve arka kapakta da kısa bir metin var. Cezayir'deki darbe ile birlikte tüm laik diktatörlülükler lanetleniyor.
Güz 1991 tarihli 8. sayının gündeminde genel seçimler ele alınıyor. Demokratik yöntemin yanlış bir tercih olduğu vurgulanmakla birlikte, sadece bu tercihte bulunduğu için bir hareketin İslami hareket olmaktan çıkmayacağı vurgusu yapılıyor. RP'ye oy vermeme kampanyasının yanlışlığı hatırlatılıp asıl yapılması gerekenin bu kitleye gerçek manada devrimci bir mücadele bilinci kazandırmak olduğu vurgulanıyor. RP'ye tutarlılık çağrısının yapıldığı yazıda asıl hedefin sistem ve emperyalistler olması gerektiği de vurgulanıyor.
"İslami Hareketin İşçi Sınıfına Zorunlu İlgisi" başlıklı yazısında Hamza Türkmen toplumsal sorunlara yönelik İslami hareketlerin yaklaşımlarına dair yöntem tartışması geliştiriyor. Ahmet Ertürk'ün "Partili Siyasetin Sınırları" başlıklı yazısını bugün okumak ilginç gelebilir.
9. sayının gündem yazısı "Kürt Sorunu Türk Sorunu ve Müslümanlar" başlığını taşıyor. Kürt sorununa ilişkin bir çerçeve çizilmeye çalışılıyor. İçeride Kürt sorunu bağlamında bir tarihsel gelişim konulu inceleme ayrıca konu çerçevesinde bir açık oturum var. Açık oturuma katılan isimler Mehmet Pamak, Süleyman Arslantaş, İhsan Arslan ve Mehmet Coşkun. Ahmet Ertürk 20 Ekim genel seçimlerini değerlendirdiği yazısında RP'nin ittifaka yönelmesinin ardında sistem nezdinde meşruiyet aramasının belirleyici olduğunu ama sonuca bakıldığında bunun pek de gerçekleşmiş sayılamayacağını söylüyor.
Derginin son sayfalarında üniversitelerde solcu öğrencilerle İslamcı öğrenciler arasında yaşanan kavga sürecine dair Müslüman Gençlik imzalı bir bildiri yer alıyor. Özetle bildiride sorunun solcu öğrencilerin tahakkümcü tavrından kaynaklandığı vurgulanıyor.
Bahar 1992 tarihli 10. sayının ön iç kapağında Abbas Musavi'nin bir fotoğrafı var. Gündem yazısı 1992 Nevruzu'nda yaşanan katliamları ele alıyor. Başbakan Süleyman Demirel ile Yardımcısı Erdal İnönü'nün Diyarbakır'da "Kürt realitesini tanıyoruz!" şeklindeki açıklamalarına atıfla yazı başlığında "TC'nin Kürt Realitesi: Önce Tanı, Sonra Katlet!" ifadesi kullanılmış. Bu sayıda Yılmaz Çakır Cezayir'de yaşanan gelişmeleri ve bu deneyimin bizler açısından anlamını incelemiş. Sefer Turan Mısır İslami Cihad hareketini incelemiş. Abdulavvahab Efendi'nin uzunca incelediği Turabi portresi ilginç bilgiler içeriyor.
11. sayının gündemde Orta Asya'ya yönelik TC'nin misyonu tartışılmış. İmam Humeyni ile ilgili 2 telif yazı var. Ayrıca Esad Ebu Halil'in Lübnan Hizbullahı'nda Leninist parti örgütlenmesinin etkisine, izlerine ilişkin makalesi dikkat çekici. Bu sayıda Olivier Roy ile dergi için gerçekleştirilen röportaj da ilgi çekici bilgiler içermekte. Bu sayıda İsmail Beşikçi'nin kitaplarına dair eleştiri yazısı da yer almış.
Güz 1992 tarihli 12 .sayının gündeminde Bosna var. 13. sayıda Filistin konulu yazılar ağılıkta.
Bahar 1992 tarihli 14. Sayının ön iç kapağında Mevlüt Demir anılıyor, İslami Hareket Engellenemez sloganı dikkat çekiyor. Filistin mücadelesinin tarihi seyrine dair Rıdvan Kaya imzalı yazı geniş malumat veriyor. İsa Can imzalı kitap kritiğinde ise Abdullah Öcalan'ın Ali Fırat imzalı "Din Sorununa Devrimci Yaklaşım" adlı kitabı tartışılıyor ve PKK'nın pragmatizmine vurgu yapılıyor. Bu arada bu kitaba soldan yazılan eleştirel bir kitaptan yapılan alıntılarla da Öcalan'ın din konusunda tavizkar ve Marksist doktrinden uzak tutumunun sorgulanamaya çalışıldığı hatırlatılıyor.
Yaz 1993 tarihli 15. Sayının gündem yazısında Sivas olayları ele alınmış. "Sivas'ı Doğru Yorumlamak" başlıklı yazıda tepkinin düzene yönelik bir tavır olduğu vurgulanarak Sivas halkının tepkisi olumlanıyor. Mamafih ilkeli bir örgütlenme söz konusu olmadığında gelişmelerin lehimize sonuç vermesinin beklenemeyeceği hatırlatılıyor.
Güz 1993 tarihli 16. Sayının sunuşunda derginin yayınını durdurduğu bildiriliyor. Gerekçe olarak da çevrilmesinde yarar görülen nitelikli materyallerin azaldığı, tekrara düşülmek de istenmediği söyleniyor. Ayrıca yayına ilk başlandığında Batı kaynaklı malzemelere genelde olumsuz bakıldığı, oysa artık bu tür endişelerin kalmadığı, hatta gereğinden fazla esneklik halinin ortaya çıktığı vurgulanıyor.
Gündemde Kürt sorunu var. TC'nin çözümsüzlüğüne dikkat çekiliyor ve İslami çözümün tek yol olduğu vurgulanıyor. Bu sayıda Fatma Sel'in Filistin'de İslami hareketin yükselişini konu alan yazısı doyurucu bir çerçeve sunuyor. Yine bu sayıda Halkın Mücahitlerinin ortaya çıkışı ve seyrine dair Rıdvan Kaya imzalı yazı da az bilinen İranlı bu örgütü tahlil ediliyor. Derginin son sayfalarında 16 sayının toplu fihristi yer alıyor.
Fatma Turan / Haksöz-Haber