AKP ve Ergenekon

Ahmet Altan

Aslında bu Sarkozy’nin saçmalığı başta AKP olmak üzere bütün partilerin pek işine geliyor.

Fransa’nın “soykırım yok demek yasaktır” diye yasa çıkarmaya hazırlanması bizim ülkenin ve siyasetin gündeminin başına oturuyor.

Partiler, bu saçmalıkla oyalanıyorlar, bizi de oyalıyorlar.

Ne olur Fransa böyle anlamsız bir yasa çıkarırsa?

Sen kendi tarihinin gerçekleriyle yüzleşemezsen, herkes senin bu zavallılığından, zaafından yararlanır, Sarkozy de bundan kendine biraz oy apartmak istiyor.

Dersim’le yüzleştiğimiz gibi Ermeni soykırımıyla da yüzleştiğimizde bunlar biter.

Beş yıl ya da on yıl önce, Fransa, “Dersim’de katliam olmadı demek yasaktır” gibi bir yasa çıkartmaya kalksaydı, biz gene aynı tepkileri verir, “Dersim’de katliam olmadı, isyan bastırıldı” diye yalanlar söyleyerek kendimizi kandırırdık.

Sonunda Dersim gerçeğini gördük, kabullendik.

Ermeni meselesindeki gerçeği de görüp kabulleneceğiz.

Gerçekten kaçmak mümkün değil çünkü.

Ama şimdi ülkenin ciddi sorunlarını bırakıp Fransa’nın tuhaflıklarıyla oyalanmak siyasetçilere daha uygun geliyor.

Biz “Fransa ile oyalanırken” Susurluk ve Ergenekon konularında acayip işler oluyor.

Ayhan Çarkın, Susurluk denen devlet çetesinin işlediği cinayetleri tek tek anlatıyor.

O bunları anlatırken, “aynı ekipten olduklarını, cinayetleri işlediklerini gördüğünü” söylediği diğer polis arkadaşları bir gecede bırakılıveriyor.

O polisleri tutuklayan yargıç görevinden alınıyor.

Çarkın, “Dört ay önce İstanbul’daki savcıya Tarık Ümit’in mezarının krokisini çizip verdim” diyor, kimse “O kroki nerede, savcı o kroki hakkında ne yaptı” diye sormuyor.

Benim görebildiğim kadarıyla, AKP “şike” meselsinde yaptığını Susurluk ve Ergenekon’da da yapıyor.

Kendi başlattığı soruşturmaları kendisi kapatıyor.

Sisteme “muhalif” bir parti olarak çıktığı yolculuğuna bundan sonra “sistemin partisi” olarak devam etme isteğinde gibi görünüyor.

Amacı “merkezi” değiştirmekti ama kendisi merkeze yerleşince, merkez AKP’yi değiştirdi.

AKP, Susurluk’ta ve Ergenekon’da frene bastı.

Galiba artık kendini “devlet” gibi gördüğünden devletin suçlarını açığa çıkarmaya çalışmaktan vazgeçti.


“Duruma hâkim olduğunu” sanıyor ve kendisi için en iyisinin de bugünkü koşulları devam ettirmek olduğuna inanıyor.


“Ekonomi iyi, asker geriledi, arkamda yüzde elli oy desteği var, artık burada duralım” anlayışı AKP’ye hâkim.

Susurluk ve Ergenekon soruşturmalarını durdurmak isteyenlere AKP de katıldığı için bu iki soruşturma zor bela, türlü acayipliklerle ilerlemeye çabalıyor.

Erdoğan, Demirel’in siyasi geçmişine baktı mı acaba?

Demirel de “enflasyonsuz büyüme” sağlamıştı, Demirel de büyük halk yığınlarının desteğine sahipti, bunları yeterli gördü ve sistemi değiştirmeden sisteme hâkim olma hayalleri kurmaya başladı.

Üstelik bunu defalarca denedi, en sonunda 28 Şubat filminde “yardımcı oyuncu” olarak rol buldu.

Bugün ne desteği var, ne de siyasi bir saygınlığı.

Bu sistemin sahipleri belli, bu sistemi değiştirmezseniz biraz geriler sonra tekrar eski yerlerine gelirler.

Sizin bu sistemin başına geçmenize izin vermezler.

Bu ülkede sistemi değiştirmek mümkündür ama bir sivil siyasetçinin bugünkü sistemin başına geçmesi mümkün değildir, devletle anlaşarak başkan olma hayallerine dalan Erdoğan boş hayallerle uğraşıyor, ne yaptığını bu halk fark ettiğinde o çok güvendiği desteği ağır ağır kaybettiğini görecek.

Bu halk, Demirel’in, Ecevit’in, Özal’ın arkasından, onların sistemle uzlaşmaya başladıklarını gördüğünde çekildi.

Erdoğan’ın arkasından da çekilir.

Bu halk ahmak değil, sistemi değiştirecek “kahramanı” seviyor ama kahraman kurnazlık yapıp bu halkın güveninin kötüye kullanmaya başladığında artık onun “kahraman” olmadığını da anlıyor.

Susurluk’u ve Ergenekon’u son hücresine kadar deşifre edip yargıya sevk etmeden ülkeyi yönetmeye kalkan “bombanın” üstüne oturarak yöneticilik yapar.

Susurluk da, Ergenekon da, Fransız Meclisi’nin “soykırım” yasasından daha önemlidir bu ülke için ama tek bir parti bile bunu vurgulamıyor.

Bu siyasetiyle Erdoğan “muhaliflerinin” desteğini kazandı.

Ama, devletin, CHP’nin ve halkın desteğini birarada elde edemez, devlet ve CHP onu desteklediğinde halk çekilir, böyle giderse çekilecek de.

Biz Türkiye’yi “yenileştirecek” diye beklerken AKP eskidi.

Denesin bakalım Susurluk’la Ergenekon soruşturmalarını frenleyip üstünü örtmeyi.

Kendi basacağı mayının üstünü örtmüş olur sadece.

ahmetaltan111@gmail.com

TARAF