Ahmet Varol/Yeni Akit
Afrika Boynuzu’na şeytan boynuzu!
Bazı coğrafi alanların belirleyici isimleri vardır. Bu isimler konumları, tarihsel veya siyasi kimlikleri ya da dış dünyanın tanımlamasıyla ilgili olabilir. Afrika’nın orta kesiminin doğusunda, Kızıldeniz, Yemen Denizi ve Hint Okyanusu’nun birleştiği yerde bulunan coğrafi bölgeye de Afrika Boynuzu adı verilmektedir. Bu, bildiğimiz kadarıyla epey eskiye giden bir isimlendirmedir.
Bugün Afrika Boynuzu olarak isimlendirilen bölgede Somali, Cibuti, Etyopya ve Eritre bulunmaktadır. Tıpkı geçmişte Biladu’ş-Şam olarak isimlendirilen bölgede bugün Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin ile Suudi Arabistan’ın kuzey kesiminin yer alması gibi. Yani İslam âleminde coğrafi olarak ortak isme sahip bölgeler bile kendi içinde birkaç ülkeye ayrılmış durumdadır.
İslam âleminin bu kadar çok parçaya ve farklı ülkeye bölünmesi gücünü ve izzetini de kaybetmesine neden olmuştur. Dolayısıyla geniş bir alana ve kalabalık bir nüfusa sahip olması itibariyle büyük nüfuza da sahip olması gereken İslâm âlemi, Batı emperyalizmin sapladığı bir hançer niteliğindeki “iki boynuzlu” siyonizm şeytanı karşısında zaafa düşmekte ve onun fitne politikaları Müslüman toplumların güç birliği oluşturacak bir ittifak kurmalarını engelleyebilmektedir. Zaten emperyalizmin siyonizm ideolojisini yapılandırmasının ve ona dayalı olarak kurdurulan işgal rejimine şartsız ve sınırsız destek vermesinin amacı da buydu.
Afrika Boynuzu’nda, Hint Okyanusu ile Yemen Denizi’ne bakan kıyıları olan Somali ise bölgede en stratejik konuma sahip ülkedir.
Bu ülkede eski dikta rejimine karşı gerçekleştirilen halk ayaklanmasının ardından oluşan siyasi boşluktan istifade etmeye çalışan birtakım işbirlikçi unsurlar ülkenin doğusunu Mogadişu’daki merkezi yönetimden ayırarak Somaliland adında ayrı bir siyasi otorite ilan etmişlerdi.
Land, İngilizcede ülke, vatan, kara parçası gibi anlamlara gelir. Belirtilen bölgede bağımsız bir siyasi otorite ilan eden ayrılıkçılar da ayırdıkları alanı ismen farklılaştırmak amacıyla, Tayland gibi bu kelimeyi kullanarak “Somaliland” adını kullanmışlardı. Bilindiği üzere Tayland’ın adı da eskiden Siyam Krallığı’ydı. Ama İngiliz emperyalizminnin kültür emperyalizmi politikalarının etkisiyle ismini değiştirerek “Tay Ülkesi” anlamında bu ismi kullanmaya başladı.
Somali topraklarında böyle ikinci bir siyasi otorite oluşturulması, ülkenin bölünmesi ve güç birliğinin bölünmesinin yanı sıra dış güçlerin siyasi ve ekonomik baskıları karşısında zaafının artması gibi bir sonuç doğurdu.
Ancak uluslararası alanda resmi olarak tanınmadı. Çünkü Mogadişu’daki yönetim ülkenin bölünmemesini, dolayısıyla Somaliland adıyla ülke topraklarını bölen ayrılıkçı kadronun ilan ettiği otoritenin tanınmamasını istiyordu.
Şimdi siyonist işgal rejiminin Somaliland’ı resmen tanımasıyla bu konu yeniden gündeme geldi. Daha doğrusu dünya kamuoyunun, Somali’nin doğusunda bağımsızlık iddiasında Somaliland adında bir siyasi otorite olduğundan haberi oldu. Bilvesile, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının gayri meşru olduğu dile getirildi.
Burada biz en başta şunu belirtelim ki siyonist işgalin bizzat kendisi gayri meşrudur. Bunu söylerken, İsrail’in uluslararası alanda birçok ülke tarafından tanındığını ve BM başta olmak üzere muhtelif uluslararası kuruluşlara üyeliği olduğunu inkâr ediyor değiliz. Etsek de durum değişmez. Ama işgal rejiminin bu kadar çok ülke ve uluslararası kurum tarafından tanınması da onun gayri meşru bir işgal olduğu gerçeğini değiştirmez.
Bu itibarla işgal rejiminin Somaliland adlı otoriteyi resmen tanıması sadece kendisi gayri meşru değil, Somaliland isimli ayrılıkçı otoritenin de gayri meşru olduğunu izhar ve ifşa eden bir karardır.
Ancak bu, siyonizm şeytanının Afrika Boynuzu’na kazık çakma girişimi açısından yakın takibe alınması gereken oldukça tehlikeli bir gelişmedir. Bu hadiseyle, siyonist işgal rejiminin Körfez’de BAE ve Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri vasıtasıyla oluşturduğu şeytan çemberine yeni bir halka eklenmiş oldu.