Adanmışların Bayramı

BAHADIR BAYRAM

Aidiyet bilincini, adanmışlığı, İbrahimi duruşu, İsmaili teslimiyeti simgeleyen Kurban Bayramı geldi, kapımıza dayandı. Bizleri yeniden ümmetçe idrak edebileceğimiz bir bayrama eriştiren Allah'a hamd olsun...

Mahzunuz, yüreğimizin her zerresinde ayrı bir yangın, hüzünlüyüz. Topraklarımız işgal altında. Analarımızın gözyaşları kurumadan, yenileri akıyor. Çocuklarımız bir gün yetim bırakılıyor, ertesi gün öldürülüyorlar. Kudüs bu bayram da mahzun. Suriye hala o aşağılık katilin ve onun özgürlüğe susayan bu diyarı peşkeş çektiği uluslararası katillerin tahakkümü altında. Mısır'da Mursi, Bedii, Biltaci ve Rabb'lerine adanmış milyonlarca yiğit zindanlarda zafer gününün şafağını bekliyorlar. Bangladeş'te bir âlimimiz daha şehadete yürüdü. Katiller her çağda alışkanlık haline getirdikleri gibi âlimlerimizi öldürerek bizlere diz çöktürebilmenin gayreti içersindeler. Bir ölüp bin dirileceğimizi hala kabullenemeden...

Ve 15 Temmuz... Anadolu halkının anlatmakla, yazmakla, kürsülerden haykırmakla bitmeyecek destanı. Kolay yazılmadı tabi. 241 erdemli insanın ve şehidin kanıyla bir gecede yazıldı. 241 can karanlık geceyi aydınlatmak için önümüzden yıldız gibi kaydı. Dosdoğru istikamette daha iyi yürüyebilelim diye önümüzden meşale olup yandılar. Kazanılmış değerlerimizin farkına varalım, elde ettiklerimizi yitirmeyelim, ümmetçe her zaman kol kola girelim ve daha sık saflar olalım Rabb'imizin huzurunda diye... 15 Temmuz adında karanlık; fakat sonu aydınlığa uzanan bir gece yaşadık geçenlerde...

Bütün bunlara rağmen başımız dik, alnımız ak, azim ve kararlılığımızı yitirmeden yepyeni bir bayrama eriştik. Bu bayram adanmışların bayramı. Bu bayram Esma'nın, Abdulkadir Salih'in, Furkan'ın, Erol Olçak ağabeyin, oğlu Abdullah'ın, Umran'ın, Mir Kasım Ali'nin bayramı. Bu bayram Mursi'nin, Abdullah Galip Bergusi'nin, Bangladeş'te tutuklu bulunan Cemaat-i İslami mensubu Müslümanların bayramı.

Biz de bir elimizde Rabb'imize olan teslimiyetin sancağı, diğer elimizde İbrahim (a.s)'ın baltası zulmün coğrafyamızdaki putlarını kırıp, yerine inkılap tohumları ekmek için, adil şahitliği üstlenebilmek için bir asker gibi '' hazır ol '' da bekliyoruz.

Fakat tefekkürü elden bırakmamanın da sorumluluğu içindeyiz.

Bu bayram adanmışlığımızı ve teslimiyetimizi sorgulamamız adına önemli bir vesile olmalı. Bütün zulümlere, baskı ve işkencelere, yetimlere, şehidlere rağmen hala ayakta kalabilmemizi sağlayan kitabi değerlerimize sahip çıkabilmenin sebeplerine daha fazla sarılmalıyız. İbrahim gibi olamasak bile, onun gibi olma gayreti içersine girmemizin zaruretini ve bunun farkındalığını her daim diri tutmak, Asr Suresi'ni karşılıklı okurcasına birbirimize bu zarureti hatırlatmak durumundayız. Bu bağlamda bireysel inşa ve vahyin kaynak olarak kullanıldığı içe dönük eğitimi her an geliştirmeye odaklanmalıyız.

Ramazan ayında, ardından gelen bayramda ve belli dönemlerde sıklıkla bunu yapmaya çalıştık belki de. En azından yapmalıydık. Fakat içinden geçtiğimiz şu dönemde de Hac görevini ifa edecek olan hacılarımızın tavafta ve sa’yda simgeledikleri daimi koşuşturmanın, mücadele ve mücahede sebatının daimi bir hazırlığı da her an mevcut bulunmalı değil mi?

Affınıza sığınarak, önce kendi iç dünyamı muhatap görerek bu hatırlatmaları yaptım. Zira adanmışlığı tefekkür etmeden bayramı hak edemeyeceğimizi düşünüyorum.

Kudüs'te, mescidimizde bayram namazı kılacağımız, Şam'ın sokaklarında bayramlaşacağımız, Mısır'da Adeviyye Meydanı'nda yürürken şehidleri selamlayacağımız, İstanbul'da dünyanın tüm yetimleriyle el ele koşarak 15 Temmuz Şehidler Köprüsü'nden geçeceğimiz nice bayramlara erişmek duasıyla...

Ümmetin bayramı mübarek olsun...

Adanmışların kurbanı Allah katında makbul olsun...