Açılmayı bekleyen daha çok “dosya” var

Yavuz Bahadıroğlu

Tarihi bir süreliğine kendi gerçeğinden koparıp ideolojik tercihlerinize âlet edebilirsiniz, ama bu sürgit devam etmez. Hasıraltı ettiğiniz gerçekler gün olur ayaklarınıza dolaşır.

Dersim Olayı’na tıkanan CHP, bugün sözün tam mânâsıyla bunu yaşıyor.

30’lu yılların sonunda Dersim’de yaşananlar 75 sene sonra CHP’nin suratında şaklıyor...

Sadece bu olay değil, Türkiye özgürleştikçe tüm yakın tarih CHP’yi çok zorlayacak (şimdiden zorluyor): Zira bütün olup bitenlerin bizatihi içindedir. Ne reddedip sıyrılabilecek, ne de yüzleşip aklanabilecek durumda. Tamı tamına “aşağısı sakal, yukarısı bıyık” hikâyesi...

Kılıçdaroğlu şaşkın: İşin bir tarafında başında bulunduğu partinin kurucuları, diğer tarafında sehpalarda, sürgünlerde, toplama kamplarında tüketilmiş öz nineleri ve öz dedeleri...

“Geçmişi deşmemek lâzım” diyerek bu açmazdan sıyrılmaya çalışıyor, ancak cin şişeden çıktı: Çaresi yok tarih kendi gerçeğini ifşa edecek...

Lâkin sadece Dersim’in ifşasıyla konu kapanmıyor, yakın tarihe ilişkin olarak CHP’yi şiddetle rahatsız edecek daha pek çok dosya açılmayı bekliyor...

Bazılarını hatırlayacak olursak...

¥ İstiklal Savaşı’mızın aslı-esası nedir?..

¥ İstanbul’da dağıtılan Meclis-i Meb’usan’la Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi arasında ne fark var?..

¥ İngiltere, madem üç sene sonra merasimle çekip gidecekti, neden İstanbul’u işgal etti?.. Biz hangi cephede İngiltere’yi yenip çekilmek zorunda bıraktık?.. Böyle bir şey olmadığına göre, neden geldiler, niçin gittiler?

¥ Yunanistan’ı İzmir’i işgale zorlayan İngiltere, kısa bir süre sonra neden Yunanistan’a sırt çevirdi?..

¥ Sivas Kongresi sürecinde tüm görevlerinden azledilen Mustafa Kemal’e, hemen hemen hiçbir konuda onunla anlaşamayan Kâzım Karabekir Paşa neden “biat” etti?.. “İtaat” emrini kimden aldı?

¥ Gençliğini savaş meydanlarında tüketen, birkaç kez yaralanan ve İstiklâl Savaşı’mızın başlarında çıkan isyanları bastırıp büyük hizmetler yapan Çerkez Edhem Bey, neden ülke dışına kaçmak zorunda kaldı?..

Lozan masasına savaşı kazanmış bir devlet olarak mı oturduk, yoksa kaybetmiş bir devlet olarak mı?.. Kazanmış bir devlet olarak oturduksa, neden “Misak-ı Milli” sınırları içinde kalan bölgelerin (Musul, Kerkük, Batı Trakya, Ege Adaları) büyük kısmından vazgeçtik?..

Lozan görüşmeleri “tasdik” konumuna geldiği tarihte “Birinci Meclis” neden lâğvedildi?.. Yaşanan sert tartışmalarda tarafların savunduğu görüşler ne idi? Birinci Meclis içindeki muhalefet kanadının (Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in başkanlığındaki İkinci Grup) savunduğu tez kabul edilseydi, Türkiye’nin bugünkü yüzölçümü kaç kilometrekare daha artardı?

Sultan Vahideddin isteyerek mi ülkeyi terk etti, yoksa tehditlerle buna zorlandı mı?..

Latife Hanım’ın yasaklanmış anıları başta olmak üzere, devrin şahitlerinin yayınlanmamış, ya da sansürlenerek yayınlanmış anılarının “sansürsüz” bölümlerinde neler yazıyor?..

Lâtife Hanım öncesinde uzun süre Çankaya’da yaşayan Fikriye Hanım gerçekten de intihar mı etti, yoksa buna zorlandı mı?..

Uzak ve yakın tarihimize ilişkin daha pek çok soru, açılmayı bekleyen pek çok dosya var...

Ancak bu dosyalar açıldıkça İstiklâl Mahkemeleri’nin mahiyeti anlaşılacak, 31 Mart, Menemen, Şeyh Said, Dersim, Yıldız Yağması, Sarıkamış Harekâtı, Trabzon Meb’usu Ali Şükrü Bey’le Topal Osman’ın katli, İzmir Suikastı’nın içyüzü gibi sırlar çözülecektir.

Çok bekledik. Biraz daha bekleyip göreceğiz.

YENİ AKİT