Ankara, Barrack’a "Game Over" Dedirten Süreci Nasıl İnşa Etti
Ali Asmar / Fokus+
Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’daki PKK uzantılarına yönelik politikasındaki dönüşüm ani bir kararın ürünü değildir ve ne bir politika kırılması ne de Türkiye’nin baskılarına anlık bir boyun eğme olarak okunabilir. Bugün tanık olduğumuz tablo, Washington’da uzun süredir devam eden bir yeniden değerlendirme sürecinin nihai sonucudur. Bu süreci sahadaki gerçekler, bölgesel çıkarların kesişmesi ve DEAŞ’a karşı yürütülen işlevsel mücadelenin sona ermesinin ardından devlet dışı ortak modelinin kalıcı istikrar üretmekte başarısız olması şekillendirmiştir.
Yıllar boyunca ABD, Suriye Demokratik Güçleri’ni, yani SDG’yi, belirli bir görevi yerine getirmek üzere kullanılan geçici bir askeri araç olarak gördü. Bu görevin özü DEAŞ’ın askeri olarak yenilgiye uğratılmasıydı. Ancak bu tercih, başından itibaren sürdürülemez bir yapısal çelişki barındırıyordu. Sınır aşan bir terör örgütüyle, NATO üyesi bir ülke tarafından terör örgütü olarak kabul edilen bir yapıyla ideolojik ve örgütsel bağları bulunan silahlı bir oluşum üzerinden mücadele edilmesi bu çelişkinin merkezindeydi. Türkiye bu durumu bir siyasi slogan olarak değil, ulusal güvenlik meselesi olarak ele aldı ve stratejik bir sabırla bu konuyu diplomatik bir anlaşmazlıktan Washington’un kendi içinde yüzleşmek zorunda kaldığı somut bir güvenlik açmazına dönüştürdü.
Türkiye’nin asıl kırılmayı sağladığı nokta, DEAŞ’la mücadelenin yalnızca SDG üzerinden yürütülebileceği yönündeki Amerikan kanaatini yıkması oldu. Ankara hedefle değil, araçla tartıştı. Masaya ısrarla koyduğu soru devlet ile milis arasındaki farkı esas alıyordu. Hapishanelerin yönetimi kimin yetkisindeydi. On binlerce tutuklunun sorumluluğunu kim üstlenecekti. Askeri operasyonlar sona erdikten sonra örgütün yeniden ortaya çıkmasını kim engelleyecekti.
Zamanla SDG modelinin kırılganlığı net biçimde ortaya çıktı. Cezaevlerinde yaşanan isyan girişimleri, Hol Kampı’ndaki kontrolsüzlük ve istihbarat raporlarında DEAŞ hücrelerinin yeniden yapılanabileceğine dair artan uyarılar, Washington’u daha düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çıkış yolu aramaya itti. DEAŞ mensuplarının bir bölümünün Irak’a nakledilmesi teknik bir düzenleme değil, SDG’nin uzun vadeli bir güvenlik yükünü taşıyamayacağının fiili kabulüydü.
Tam da bu noktada, rejimin niteliğinden bağımsız olarak, Suriye devleti yeniden tek olası çerçeve olarak gündeme geldi. Tutuklama, yargılama, sınır kontrolü ve bölgesel güvenlik koordinasyonu gibi unsurlar yalnızca bir devletin sahip olabileceği kapasitelerdir ve bu yükümlülüklerin süresiz biçimde devlet dışı bir silahlı yapıya devredilmesi mümkün değildir.
Washington artık SDG’yi vazgeçilmez bir ortak olarak görmüyor
Bu bağlamda ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklaması tüm tartışmalara son noktayı koydu. Barrack, SDG’nin DEAŞ’la mücadeledeki temel rolünün sona erdiğini açıkça ifade ederken kişisel bir değerlendirme yapmıyor, Amerikan yönetimi içinde varılan ortak sonucun altını çiziyordu.
Açıklamanın asıl dikkat çekici yönü, SDG’nin rolünün bittiğinin ilanı değil, bunun hangi gerekçeyle temellendirildiğiydi. Barrack’a göre Şam, merkezi ve uluslararası alanda tanınmış bir hükümete sahip olması ve terörle mücadele koalisyonuna katılması sayesinde güvenlik görevlerini bütünüyle üstlenebilecek kapasiteye ve hazırlığa ulaşmıştı.
Bu ifade tek başına derin bir stratejik dönüşümü yansıtıyordu. Washington artık SDG’yi vazgeçilmez bir ortak olarak görmüyor, Suriye devletini güvenlik sorumluluğunu taşıyabilecek en uygun aktör olarak değerlendiriyordu. Aynı zamanda silahlı özerk yönetim fikrinin ABD’nin Suriye’ye dair gelecek tasavvurunda yer almadığını da ortaya koyuyordu.
Daha da önemlisi, Barrack yeniden konumlanmadan ya da geçiş sürecinden söz etmedi. Rolün sona erdiğini söyledi. Amerikan diplomatik dilinde bu tür bir ifade, ancak kararın kesinleştiği durumlarda kullanılır.
Washington’un hesaplarına göre, bölgesel ortam bu denli gerginken güvenlik yükünün SDG’den Şam’a devredilmesi mümkün değildi. Bu nedenle söz konusu dönüşüm, ABD’nin doğrudan duyurmadığı ancak fiilen desteklediği bir dizi yumuşama girişimiyle eş zamanlı ilerledi. Bunların başında Suriye ile İsrail arasında Amerikan arabuluculuğunda açılan güvenlik kanalları geliyordu.
Türkiye bu süreçte görünür bir arabulucu rolü üstlenmedi, ancak stratejik olarak kazançlı konumdaydı. Gerilim seviyesi düştükçe SDG’nin yıllardır kullandığı temel argüman da zayıflıyordu. Kaotik bir ortamda vazgeçilmez güvenlik aktörü olma iddiası. Washington açısından bölgesel çatışmanın kontrol altına alınması, yerel vekil modellerinden vazgeçmenin ön şartıydı.
Bu dönüşüm, Türkiye’nin son yıllarda uluslararası dosyalarda giderek artan ağırlığından bağımsız değildi. Karadeniz dengeleri, Rusya Ukrayna savaşı, NATO içindeki hassas denklemler ve Orta Doğu’daki siyasi ve güvenlik rolleri Ankara’yı Amerikan hesaplarında göz ardı edilemeyecek bir aktör haline getirdi.
ABD ile Türkiye arasında görüş ayrılıkları sürse de Washington, Ankara’yı dışlamanın artık gerçekçi bir seçenek olmadığının farkında. Reel politikada dosyalar birbirinden bağımsız ele alınmaz. Amerika’nın büyük sahalarda Türkiye’ye olan ihtiyacı arttıkça, Ankara’nın doğrudan ulusal güvenliğini ilgilendiren politikalarda yeniden değerlendirme yapma eğilimi de güçlenmektedir. Kuzeydoğu Suriye bu başlıkların en önemlisidir.
İçeride ise Ankara, Kürt meselesini bir haklar ve vatandaşlık konusu olarak ele alırken, PKK’yı sınır aşan silahlı bir örgüt olarak ayrıştırma yoluna gitti. Bu ayrım Washington’u savunulması zor bir siyasi ve ahlaki çelişkiyle karşı karşıya bıraktı: Türkiye içinde siyasi çözüm söylemini desteklerken, aynı örgütün Suriye’deki silahlı uzantısına destek vermek.
Abdullah Öcalan’ın Suriye sahasından ayrıştırılması da bu sürecin bir parçasıydı. Türkiye’nin mesajı nettir. Suriye, Kandil’in uzantısı değildir. Yeniden merkezi karar mekanizmasına sahip bir devlet olarak inşa edilmelidir.
Bölgesel düzeyde Erbil yönetimiyle yürütülen diyalog, SDG’nin siyasi ve lojistik hareket alanını daraltan dolaylı bir baskı unsuru işlevi gördü. Arka planda ise Türk askeri gücü her zaman masadaydı. Birinci tercih olarak değil, ancak göz ardı edilemeyecek bir caydırıcılık unsuru olarak.
Washington, Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerinin yok sayılmasının istemediği bir tırmanmayı tetikleyebileceğinin farkında. Özellikle ABD’nin Suriye’deki askeri angajmanını azaltmak istediği bir dönemde bu risk daha da belirginleşmektedir.
Washington’da değişen şey SDG’ye yönelik ahlaki bir yaklaşım değil, bu modelin stratejik olarak tükendiğine dair oluşan kanaattir. Tom Barrack’ın açıklaması bu dönüşümün başlangıcı değil, resmi ilanıdır.
Türkiye söylemle değil, sahadaki gerçeklerle sonuç aldı. DEAŞ dosyasındaki tekeli kırarak, devlet fikrini yeniden merkeze alarak ve vazgeçilmez bir aktör olduğunu kanıtlayarak.
Siyasette müttefikler hataları nedeniyle terk edilmez. Artık gerekli olmadıkları düşünüldüğünde terk edilirler. Ankara’nın adım adım ortaya koyduğu gerçek de budur.
Kaynaklar :
https://www.dw.com/tr/sdg-%C5%9Famdan-4-g%C3%BCn-s%C3%BCre-abd-el%C3%A7isi-tom-barracktan-uyar%C4%B1/a-75584732
https://www.gazeteduvar.com.tr/pentagondan-sdg-aciklamasi-iside-karsi-birlikte-calismaya-devam-edecegiz-haber-1636424
https://www.adilmedya.com/isid-karsiti-koalisyon-sdgyle-operasyonlara-yeniden-basladi/
https://www.aa.com.tr/tr/politika/bakan-fidan-turkiye-olarak-suriyede-sadece-israil-ile-degil-herhangi-bir-ulkeyle-catisma-niyetimiz-yok/3533419
https://www.indyturk.com/node/770860/d%C3%BCnya/i%CC%87srail-ve-suriye-paris%E2%80%99te-bir-araya-geldi-ortak-istihbarat-h%C3%BCcresi-g%C3%BCndemde
https://www.bbc.com/turkce/articles/cx27pmr8mg7o
https://www.defenceturk.net/turkiyeden-suriye-ordusuna-egitim-danismanlik-ve-teknik-destek
https://www.bloomberght.com/trump-erdogan-ile-cok-iyi-bir-gorusme-gerceklestirdik-3766861
https://bianet.org/haber/erdogan-trump-gorusmesi-dunya-basininda-311976
https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/disisleri-bakani-hakan-fidan-gazze-baris-kurulu-belgesini-imzaladi-1708525
https://www.sde.org.tr/haber/israil-medyasi-turkiye-nin-gazze-plani-israil-i-iki-cephede-koseye-sikistirabilir-haberi-61395
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rusya-turkiyenin-ukrayna-krizinin-cozumundeki-arabuluculuk-rolunu-takdir-ediyoruz/3753633
https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-rusya-ukrayna-uclu-toplantisi-istanbulda-yapildi/3586386
https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/091020255
https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/iha-ve-sihalar-pkknin-eylem-kabiliyetini-sinirladi/1387228