Ankara’da faaliyet gösteren dört mahallî derneğin merkezleri, anlamsız bir gerekçe öne sürülerek polis eşliğinde mühürlendi.
Bu dernekler:
- Akyurt’ta bulunan Akyurt Gençlik Kültür Merkezi Dayanışma Derneği,
- Etimesgut’ta bulunan Nebevi Davet İlim, Eğitim ve Yardımlaşma Derneği,
- Yenimahalle’de bulunan Nasihat İlim ve Yardımlaşma Derneği,
- Mamak’ta bulunan Çağrı İlim, Eğitim, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’dir.
Derneklerin kapatılma sebepleri 28 Şubat darbe sürecinde hukukun kırk takla attırılarak zorbalığa kılıf yapıldığı günleri hatırlattı.
Derneklerin kapatılma yazısını aynen aktarıyoruz:
“Girişte ayakkabılık olduğu, tüm zeminin halı ile kaplandığı, odada paravan olduğu ve bu alanda erkek ve kadınların ayrı ayrı namaz kıldığı, derneğin mutfağının olduğu, çay ocağı olduğu, fırın olduğu, birden fazla kişiye yemek pişirmek ve servis etmek için tabak, kaşık, bardak olduğu, girişin solunda tuvalet ve abdesthane olduğu tespit edilmiştir. Dernekler Kanunu’nun 26. maddesine göre tüzükteki amaçlarını gerçekleştirmek için ….. üyeleri için lokal açmaları ve…. Bu tesislerin işletilmesi mülki idari amirinden izin almalarına bağlıdır. Ayrıca Dernekler Kanunu’nun ceza hükümleri başlıklı 32/m maddesine göre bu tesisleri izinsiz açan dernek yöneticilerine ….. idari para cezası verilir ve tesislerin kapatılması hükmü verilebilir maddesine istinaden 09.02.2026 tarihli Valilik yazısı ile ‘Lokal açma ve işletme izin belgesi’ bulunmadığı tespit edilmiş ve tesisin kapatılması hususuna karar verilmiştir.”
Hâlbuki bu dernekler zaten izinle açılan, Valilik oluru ile İçişleri Bakanlığı Sivil Toplum Kurumu’na bağlı derneklerdir.
Türkiye’deki hemen hemen bütün derneklerde olan eşyalar ile hepsi lokal işletme mi oluyor? O zaman hepsinin kapatılması gerekmez mi? Mühürlenen derneklerde normal hayatın akışında olan eşyalardan dolayı, “Yani sizde ayakkabılık var, bardağınız var, tabağınız var, çay içiyor, yemek yiyorsunuz, en önemlisi de namaz kılıyorsunuz” bahanesi ile kapatılması zulüm değil midir? Halınız var, abdest alınan lavabonuz var, çay içiyor, yemek yiyor, namaz kılıyorsunuz diye dernek merkezi kapatılır mı? Yoksa namazımızdan mı rahatsız olundu? Dernek merkezinizde faaliyetlerinizi yapamazsınız, lokal işletme açmanız lazım, biz dernek merkezimizde tüzükte belirtilen faaliyetlerimizi yapmayacağız da ne yapacağız? Bu dernekler daha önce de denetimden geçmişlerdi, o denetimlerde de namaz kılınıyordu, aynı eşyalar da vardı, bu denetimlerde ne değişti de şimdi kapatılıyor? 28 Şubat mı hortladı? Ya da FETÖ vari kumpasla, derneklerimiz üzerinden birilerine mesajlar mı veriliyor?
Kapatılan 4 derneğin ortak olarak yayınladığı açıklama:
Mühürlenen derneklerin aşağıdaki faaliyetleri yapması kimlere dokundu ki, derneklerin merkezlerini kapattılar?
Derneklerde;
- ANFİDAP yani Ankara Filistin DayanışmaPlatformu’na kurucu üye olarak dâhil oldular, Gazzeli Müslümanların dertleri ile dertlendiler, acılarını hissettiler, İsrail zulmüne dur demek için faaliyetlere katıldılar, yürüyüşler yaptılar, bu yürüyüşlerde görevler aldılar, sükûneti sağladılar, konferanslar ve paneller gerçekleştirdiler,
- Suriyeli mültecilere kol kanat gerdiler, farklı dernek ve vakıflar ile gıda ve yakacak yardımları dağıttılar, Suriyeli kardeşlerine kapılarını açtılar, onlara ensar olmak için sahip çıktılar, toplantı, panel ve konferans çalışmaları yaptılar, nasihatlerde bulundular, dertleri ile dertlendiler, misafirlerine yakışır desteklerde bulundular, siyasi provokasyonlara karşı akil olarak her zaman sükûnet çağrısı yaptılar,
- Uyuşturucu, alkol, oyun bağımlılıklarına ve akran zorbalıklarına karşı toplantılar düzenlediler, üyelerimize, gençlerimize, çocuklarımıza İslam’ın birlikteliğini; imanlı, ahlaklı, kültürlü, bilgili, kendisine, ailesine ve topluma faydalı, saygılı bireyler olması için alternatif programlar gerçekleştirdiler,
- Öksüzün ve yetimin yanında oldular, ihtiyaç sahiplerini belirlemeye, gerekli kuruluşlara bildirerek onlara yardım etmeye çalıştılar, Kızılay ile Mamak bölgesinde kumanya dağıtımını gerçekleştirdiler,
- Yurt dışında faaliyet gösteren dernekler kanalı ile su kuyuları, kurban çalışmaları, giysi, kitap ve yetim çalışmalarında bulundular,
- Şubat depreminde tüm imkânlarını seferber ederek depremzede vatandaşlara destek olmak için farklı dernek ve vakıflarla koordineli olarak yardımları hızlı bir şekilde deprem bölgelerine yolladılar. Deprem arama-kurtarma faaliyetlerine katıldılar,
- Deprem arama-kurtarma faaliyetlerinde ne kadar eksiklikleri olduğunu gördüler. AFAD’a afet durumlarında destek olmak için arama-kurtarma ekibi oluşturdular. AFAD’dan eğitimler aldılar. Ekip olarak AFAD’ın yaptığı sınava girdiler ve AFAD akreditasyonunu aldılar. Ankara’da AFAD’a akredite olmuş parmak sayısını geçmeyen ekiplerden biri olmuşlardır.
- AFAD eğitici eğitimleri almış eğitmenleri vasıtasıyla Afet Farkındalık eğitimleri verdiler, halkı afetlere karşı bilinçlendirme çalışmaları yaptılar.
Daha sayamayacağımız, STK olma vasfında faaliyetler, organizasyonlar, konferanslar, toplantılar, piknikler, kamplar ile mahalle halkına doğru olmayı, dürüst olmayı, yetime, mülteciye sahip çıkmayı, yetimi, öksüzü, komşuyu gözetmeyi, imanlı olmayı, kitabı ve sünneti anlamayı, namazı kılmayı, her türlü yasal olmayan unsurdan uzak durmayı, uyuşturucu, alkol ve sigarayı asla kullanmamayı vb. konularda bilinçlendirmeye çalışmışlardır. Bu çalışmalar toplumun ve milletimizin yararına, hiçbir menfaat ve ücret beklemeden, makam, mevki ve övgü beklentisinde olmadan, sadece ve sadece Allah’ın rızası için yapılmıştırve toplumun maslahatı için çalışan bir yapı oldukları için halkın teveccühüne mazhar olmuşlardır.
Şimdi soruyoruz: Ramazan öncesi bu dernekleri mühürlemek zulüm değil de, 28 Şubat süreci değil de, FETÖ kumpası değil de peki nedir?
Bizler, adalete olan inancımızı koruyoruz. Süreci yasal yollarla takip edecek, hakkımızı hukuk içinde arayacağız.
Kamuoyunun sağduyusuna ve vicdanına arz ederiz.
Akyurt Gençlik Kültür Merkezi Dayanışma Derneği
Nebevi Davet İlim Eğitim ve Yardımlaşma Derneği
Nasihat İlim ve Yardımlaşma Derneği
Çağrı İlim Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetimleri