15 Temmuz İddianamelerinden Öğrendiklerimiz -8-

Yıldıray Oğur

Akıncı İddianamesi’ne göre 15 Temmuz darbe girişimi Akıncı Üssü’nden şöyle yönetildi:

“Akın Öztürk, Kubilay Selçuk, Ünsal Coşkun, Ömer Faruk Harmancık, Hakan Evrim, Ahmet Özçetin, Mehmet Fatih Çavur ile Fetullahçı terör örgütünün sivil kanadına mensup Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş gibi isimlerin 143. Filoda toplandıkları, adı geçen şahısların kimin nereye ne şekilde gideceğine, hangi eylemlerin yapılacağına, hangi noktaların uçak ve helikopterle vurulacağına karar verdikleri, alınan kararları Ahmet Özçetin ve Mehmet Fatih Çavur'a ilettikleri…”

İddianamede daha önce medyada da yer alan darbe gecesi Akıncı Üssü’ndeki 143. Filo’nun bir koridoruna ait gece yarısı saat 03.00’ten sonraki güvenlik kamerası görüntülerinde Kemal Batmaz, Harun Biniş ve Nurettin Oruç net bir şekilde görülüyor. Fakat Adil Öksüz ve Hakan Çiçek’i Akıncı Üssü’nde gösteren bir görüntü yok.

Ama o gece Adil Öksüz’ü de Akıncı Üssü’nde gördüklerini söyleyen üç önemli şahit var.

Birincisi darbe gecesi Akıncı Üssü’ne getirilen Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a “Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah GÜLEN ile görüştürürüz” diyen (Akar’ın ifadesi) Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim. Evrim’in 11/10/2016 tarihli ifadesi iki farklı şekilde yer alıyor iddianamede:

".... Ben 143. filonun içerisine girip gazino bölgesine gittiğimde içeride yaklaşık 30 civarında sivil giyimli şahıs vardı. Ellerinde dizüstü bilgisayarlar, leptoplar, IPAD'ler vardı. Televizyon da yanılmıyorsam açıktı. Anladığım kadarıyla haberleri seyrediyorlardı. Yoğun bir şekilde de telefon görüşmesi yapıyorlardı. Adil Öksüz'ü önceden tanımam. 143. Filonun gazino bölgesinde ilk defa Adil Öksüz'ü gördüm. Çünkü resimlerini daha sonra basından takip ettim. Ben Adil Öksüz'ü gördüğümde yanındakiler ile konuşuyordu. Fakat neler konuştuğunu bilmiyorum. Yalnız dediğim gibi içeride yoğun şekilde sivil giyimli şahıslar vardı ve alışılmış TSK harekât merkezi görünümü yoktu. Daha sonra parçaları oturttuğumda aslında o gece ülkemize karşı yapılmak istenen darbenin yönetim yerinin 143. Filonun gazino kısmı olduğunu anladım...”

“Üs komutanının odasına girdiğimde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Akın Öztürk, Kubilay Selçuk, Mehmet Dişli, Ömer Faruk Harmancık ve 2-3 sivil kişi otuyordu. Bu sivil kişileri tanımıyorum. Bu sivil kişilerin arkasında duruyordum. Yüzlerini çok hatırlamıyorum... O esnada kapı kapalıydı. Sabah saatlerinde pistler bombalanmaya başlandı. Karargâh bölgesinde ben, Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancıklı vardı. Adil Öksüz'ü önceden tanımam. 143. Filonun gazino bölgesinde ilk defa Adil Öksüz'ü gördüm. Çünkü resimlerini daha sonra basından takip ettim. Ben Adil Öksüz'ü gördüğümde yanındakiler ile konuşuyordu. ..Akın Öztürk'ın ayağını sıyıracak şekilde yaralanmıştı. (İddianamede bu yaralamayla ilgili başka ayrıntı yok Y.O.)

Adil Öksüz’ü darbe gecesi Akıncı Üssü’nde gören ikinci kişi de ilginç.  Akar ve Dişli’yi darbe sabahı Akıncı Üssü’nden Çankaya’ya götüren helikopterin darbeden tutuklu pilotu Albay Uğur Kapan. 14/10/2016 tarihli ek ifadesinde şöyle anlatmış:

"... Önceki ifademe eklemek istediğim bir husus da şudur; ben darbe gecesi önceki ifademde de belirttiğim gibi helikopterle faaliyete katılmadım. Sabah 06.30 sıralarında silahım bitmişti. Bulunduğum yerden karargâhın Akıncı Üssündeki karargâh binasına geçtim. Karargâh binasında brifing salonu olarak kullanılan yere girdiğimde, içeride tüm ve tuğgenerallerden oluşan yaklaşık 10-12 kişilik bir grup vardı. Tamamı resmî kıyafetliydi. İçlerinde sivil sadece 1 kişi vardı. Daha sonra medyada fotoğraflarını gördüğüm için tanıdım. Adil Öksüz olarak medyadan tanıdığım kişi de oradaydı. Sivil giyimliydi. Salonda sivil başka kimse yoktu. Generallerden tanıdığım sadece 1 kişi vardı. Kendisi Tümgeneral Mehmet Dişli'dir. Mehmet Dişli'yi de daha sonra Genelkurmay Başkanımızın Çankaya Köşkü’ne götürürken kullandığım helikoptere bindiği için ismini orada öğrendim. Daha öncesinde tanımıyorum. Brifing salonunda tanıdığım başka birisi yoktur..."

Ve üçüncü tanık da, darbe günü sabaha karşı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünü vurarak, 15 insanı şehit eden pilot Müslim Macit:

“143’ün destek bölgesinde bulundum. Emir aldığım kişiler gazinodaydı. Burada siviller ve askerî şahıslar vardı. Hakan Evrim, Kubilay Selçuk ve tanımadığım sivil şahıslar vardı. Ben televizyonda Adil Öksüz'ü gördüm. Televizyonda görmeden önce kendisini tanımıyordum. Şu an hatırladığım kadarıyla Adil Öksüz'e benzeyen birini görmüştüm. Darbeden sonra yakalanıp cezaevine gittiğimizde Kaygusuz'la yaptığımız aramızdaki konuşmada, Kaygusuz bana Adil Öksüz'ün de orada olduğunu söyledi. Sivil kıyafetli 5-10 kişi sürekli ellerindeki telefonlarla irtibat hâlindeydi. Aynı zamanda beden dillerinden eylemi koordine ettikleri anlaşılıyordu.”

Adil Öksüz ve diğer sivil imamların Akıncı Üssü’ne ne zaman geldiği ve  orada neler yaptıklarıyla ilgili de iddianamede ilginç bilgiler var.

Aslında bunun Adil Öksüz’ün Akıncı Üssü’ne ilk gelişi olmadığını daha önceki iddianameden öğrenmiştik.

34 SIR 49 plakalı bir arabayla 27 Aralık 2015’den 15 Haziran 2016’ya kadar 12 kez Ankara’ya gelmiş Öksüz. Akıncı Üssü yakınlarına, Konukkent’te darbe için tutulan bir villaya ve bu iddianameden öğrendiğimiz Oran’da yine darbe için tutulan başka bir eve gelip askerlerle toplantılar yapmış, bu toplantıların aralarında da ABD’ye uçmuş, Gülen’le toplantı notlarını paylaşmış. Gizemli mesajlarla değil, gayet basit bir iletişim yoluyla darbe örgütlenmiş.

Yani paralel yapıyla mücadele sürerken FETÖ’nün Hava Kuvvetleri İmamı, SIR plakalı bir arabayla Ankara’nın merkezinde 7 ay cirit atmış, örgüt üyesi üst düzey generallerle darbe örgütlemiş. SIR plakalı araçta yalnız da değilmiş, onunla birlikte Kemal Batmaz ve Harun Biniş de toplantılar için Ankara’ya gelip gitmişler.

İddianame sivil imamların aynı uçakta veya aynı günlerdeki ABD ziyaretlerinin bir dökümü de var. En dikkat çekici olan Mart ayındaki “denk geliş”. Çünkü bu kez sivil imamlarla birlikte bazı askerlerin de aynı zamanlarda yolu ABD’ye düşmüş. Bunların seçilmiş askerler olduğunu düşünebiliriz.

14 Mart 2016’de Ankara'ya gelip darbecilerle toplantı yapan Adil Öksüz 17 Mart 2016’da ABD’ye gitmiş ve 21’inde dönmüş. Aynı günlerde Kemal Batmaz, Hakan Çiçek de ABD’de gitmişler. Nurettin Oruç da ifadesinde Almanya üzerinden ABD’ye gittiğini kabul etmiş. 21 Mart 2013 günü İncirlik Üssü’nden kalkan üç askerî uçakla ABD’ye uçan isimlerden biri İncilik Üssü’nde Malzeme Komutanı olan Yarbay Hamza Aras. Diğeri Akıncı Üssü 141. Filo Komutanı Yarbay Hakan Karakuş ya da meşhur sıfatıyla Akın Öztürk’ün damadı. İddianameden Yarbay Hakan Karakuş’un FETÖ içinde kayınpederi Orgeneral Akın Öztürk’ten daha kıdemli ve yetkili olduğunu düşündürecek detaylar var. Aynı tarihlerde Yurtta Sulh Konseyi üyeleri Tümgeneraller İdris Aksoy ve Kubilay Selçuk da İngiltere’ye gitmiş görünüyor. Savcıya göre bütün bu isimler ABD’de Fetullah Gülen’le darbeyle ilgili toplandı ve Gülen 21 Mart 2016’daki sohbetinde yeşil cübbe giyerek bir mesaj verdi.

(Bu arada çıkan bazı haberlere istinaden  İncirlik Üssü’nün bir Türk üssü olduğunu, darbede İncirlik Üssü’nde görev almış bütün askerlerin Türk askerleri olduğunu, iddianamede ABD’den Akıncı Üssü’ne özel olarak darbe için  mühimmat getirildiği gibi bir vurgunun olmadığını ki darbe sırasında kullanılan mühimmatlarla ilgili bilgiler var, hatırlamakta fayda var.)

İddianameye göre Ramazan Bayramı’nın son gününden itibaren Akıncı’da darbe hazırlıkları başladı. Sıralanan hazırlıklar çok çarpıcı:

“Gözaltına alınacak komutanların konacağı odaların temizletildi. Akıncı’daki F-16’lara Bandırma ve Diyarbakır’a giderek ‘hedefleri hatasız vurmayı sağlayan gelişmiş hedefleme podu olan sniper cihazı’ takıldı. Darbede kullanılacak brifing odaları hazırlatıldı.

12 Temmuz 2016 günü Diyarbakır Üssü'nden kalkan 2 adet F- 16 uçağı Cumhurbaşkanı'nın Marmaris’te kalacağı otel ve yakınında fotoğraflama işlemi yaptı. (Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast girişimin ayrıntılarına başka bir yazıda bakacağız.)

Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Beşir Atalay, İbrahim Kalın, İsmail Kahraman, Mustafa Varank, Nabi Avcı, Yalçın Akdoğan Süleyman Soylu, Nurettin Canikli ve Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev adreslerinin koordinatlarının CAS (Coğrafi Analiz Sistemi) programı vasıtasıyla tespit edildi.’’

15 Temmuz günü Akıncı Üssü’nde darbe hazırlığı ise saat 14.00’te başlamış. Yine iddianameden okuyalım:

“Darbeye hazırlık faaliyetleri kapsamında 15/07/2016 tarihinde Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda havanın sıcak olması bahane edilerek bayrak töreninin saat 14.00'te yapıldığı, mesainin erken bitirildiği, darbeye teşebbüs faaliyetine katılması uygun görülmeyen personelin evlerine gönderildiği, darbeye teşebbüs faaliyetine katılması gereken rütbeli askerlerin mesajla geri çağrıldığı, Akıncı Üssü nizamiyelerine darbe yanlısı askerlerin yerleştirildiği, Akıncı Üssü'ne girebilecekler listesinde ismi bulunmayan ve ‘Yurtta Sulh’ parolasını bilmeyen askerlerin Akıncı Üssü'ne alınmadıkları ve Akıncı Üssü'nde saat 15.00'ten sonra darbeye hazırlık toplantılarının yapıldığı anlaşılmıştır…”

Peki sivil imamlar darbe için hazırlanan üsse ne zaman ve nasıl giriş yaptılar?

İddianamede o sırada kursiyer olarak üste bulunan sanık pilot teğmenlerin ifadeleri;

“17.00 sıralarında Binbaşı Mustafa Azimetli'nin 61 ve 63. dönem pilot kursiyerlerini öğrenci gazinosuna toplayıp terörle mücadele harekatı olacağını söyledi. Emir üzerine nizamiyeye gittik. Dört tane sivil aracı içinde siviller ‘faaliyete geldik, Albay Ahmet Özçetin'i görmeye geldik’ diyerek üsse giriş yaptılar.”

“… Kapıda görevlendirilen arkadaşlara Hakan Evrim veya Ahmet Özçetin'in misafiriyiz diyenleri kimlik kontrolü yapmadan içeriye alın şeklinde talimat verildi, bu şekilde sivil kıyafetli şahısların içeriye girdiler.”

“… Saat 17.20 idi daha sonra çevreye baktığımda filoya sivil kıyafetli insanların gelmiş olduğunu gördüm ilk önce 5-6 kişi gördüm daha sonra bu siviller 15-20 kişi olmuştu. 2 tanesinde koltukaltı tabanca askılığı ile tabanca vardı.”

İddianameye göre sivil imamlar gece boyu Akıncı Üssü’ndeki  koordinasyon merkezine çevrilen Öğretmen Gazinosu’nda çalıştı. Onları gören başka subaylar da vardı.’’

“… Bunların yanında kim olduklarını bilmediğim sivil kıyafetli kişiler de vardı. Ama onlar da asker gibi emir veriyorlardı. Ben yanlarından geçerken o koordinasyon masasında verilen bir kaç emri duydum  ‘tv kanallarını basın’, ‘Kızılay’da toplanan vatandaşları dağıtın’, ‘biz bu yola çıktık artık, bundan sonra geri dönüş yok’ gibi cümleler kullanıyorlardı. Ben bu cümleleri tanımadığım sivil kıyafetli kişilerden duydum. Kim olduklarını bilmiyorum. Bu sivillerin arasında uzun saçlı gözlüklü olan ve tahminime göre asker olmadığını değerlendirdiğim bir kişi de vardı. O sadece masada oturuyordu.”

“… Bu sırada Hakan Evrim; Ahmet Özçetin ve Kubilay Selçuk'u gördüm. Bunların sivil kıyafetli şahıslar ile iletişim halinde olup onlardan emir alıyorlardı… Hakan Evrim siviller ile birlikte masa üzerinde açılan harita üzerinde hararetli tartışma yapıyordu.”

“… Bana filo içerisine sosyal faaliyetler çerçevesinde gelen sivil şahısları öğretmenler odasına yönlendirmemi söyledi. Bu sivillerin ise eski, emekli komutanlar olduğu söylendi. Ben gazinodan çıktığımda 20 civarında sivil şahsı öğretmen gazinosunun içinde ve dışarı dolaşanları gördüm. Bunlar genelde 50-60 yaş civarında görünüm itibari ile kısa saçlı ve sakalsız yani asker tıraşlı diyebileceğim şahıslardı.”

İddianamede Adil Öksüz’ün darbe sabahı Akıncı Üssü yakınlarında yakalanmasından sonra verdiği ifadenin tam metni de var. Kısa ifadede meşhur “arsa bakmaya geldim” dışında şöyle demiş Öksüz:

“Benim Fetullahçı terör örgütüyle hiçbir bağım ya da ilgim olmamıştır. Ne öğrencilik döneminde ne de akademik hayatım içerisinde bunlarla birlikteliğim gönül bağım ya da çıkar ilişkim olmamıştır.”

Buna inanan ya da inanmak isteyen cemaat mensuplarını Öksüz’ün Gülen’le çekilmiş foto ve videoları ikna etmediyse, cemaatin önde gelen isimleriyle iddianamede yer alan şu telefon dökümünün ikna etmesi de zor:

“Ahmet Kirmiç ile 1 kez, Ali Çelik ile 2 kez, Barbaros Kocakurt ile 1 kez, Bekir Baz ile 1 kez, Cemal Türk ile 496 kez, Hamdullah Bayram Öztürk ile 3 kez, Hidayet Karaca ile 21 kez, Mustafa Özcan ile 2 kez, Selman Kuzu ile 21 kez…”

Iddianameden Adil Öksüz’ün yakın çevresinin de FETÖ’nün bu yönetici sınıfıyla iç içe girmiş bir çevre olduğunu anlıyoruz.

Öksüz’ün kız kardeşi, kayınpederi, iki kayınbiraderi ve baldızının FETÖ’nün üst yöneticileri ve Gülen’in yanında olan isimlerle telefon trafiği iddianameye girmiş. Öksüz'ün eşinin de FETÖ’nün yargı imamı Ahmet Can ile 4 kez, Cemal Türk ile 4 kez, eski TSK imamı diye bilinen Hamdullah Bayram Öztürk ile 4 kez, Hidayet Karaca ile 2 kez telefon irtibatı tespit edilmiş.

Ayrıca Adil Öksüz’ün eşinin kardeşiyle, Kemal Batmaz şirket ortağı ve Öksüz’ün eşinin Batmaz’ın ortak olduğu başka bir şirkette SGK kaydı bulunuyor. Batmaz’ın verdiği dört  ifadede de ısrarla Öksüz’ü tanımadığını, aynı uçakla defalarca ABD’ye uçmalarının ve havaalanında yan yana görüntülerinin  sadece “tesadüf” olduğunu söylediğini hatırlatalım.

İddianameden “Mahrem İmamlar”la ilgili ayrıca bir soruşturma yürütüldüğünü de öğreniyoruz. Belki o soruşturma darbenin esas beyni olan ve örgüt içinde bile yakın ailevi ve iş ilişkileriyle kapalı devre örgütlenmiş “mahrem” yapı hakkında daha net bilgiler verecek.

Daha önce gazetelerde çıkmış olsa da iddianamedeki en ilginç bilgilerden biri de tabii 15 Temmuz darbesini yöneten isim olan Adil Öksüz’le ilgili şu bilgi:

“22/12/2010 ve 25/04/2011 tarihlerinde "HARMONY ENTERPRISES LLC" isimli şirkete 200.000 ABD doları para gönderdiği, bahse konu şirketin 08/11/2016 tarihinde ABD Başkanlık seçimlerinde Hillary Clinton isimli adaya finansman sağlamak amacıyla kurulduğu…”

Peki, askerler darbeye nasıl ikna edildi? Her şeyi itiraf edip pişmanlık bildiren askerler neler dedi? Ve darbenin en canice emirlerini verenler ve bulundukları karargâhlarda darbeye karşı koyan isimsiz kahramanlar... Sondan bir önceki yazıya kaldı...

Türkiye