Zulüm, Baskı ve Yalanlarla Nereye Kadar?

Haksöz

Demokratikleşme ve sivilleşme palavralarını ağızlarından hiç düşürmeyen, fakat her attıkları adımda da ülkeyi biraz daha baskıcı, biraz daha otoriter bir rejime doğru sürükleyen güç odakları, AB ile uyum programı çerçevesinde yaptıkları -daha doğrusu mecbur kaldıkları- anayasa değişikliklerinin ardından TCK'nın 159. ve 312. maddeleriyle Terörle Mücadele Kanunun'nun 8. maddesini yeniden düzenliyorlar.

Düzenlemenin ilk sunuluş biçimine bakıldığında, toplumda ve özellikle de medyada çok farklı ve yanıltıcı bir hava oluşturulduğu görülüyordu. Mevcut haliyle düşünce hürriyetini ve düşünceyi açıklama ve yayma hakkını kısıtlayan bu maddelerin ortaya çıkardığı sıkıntıları gidermek adına yıllardır gündemde yer tutan değişiklik konusu nihayet gerçekleşiyor beklentisinin yaygınlaştırıldığı görülüyordu. Fakat yasa tasarılarının komisyonlarda ete kemiğe bürünmesi ile birlikte giderek tablo netleşti ve ortaya düzene yakışır bir garabet çıktı. "Mini Demokrasi Paketi" adı altında Meclis'e sunulan düzenleme tam anlamıyla düşünen, düşündüğünü ifade eden herkesi potansiyel tehlikeli konumuna iten bir tuzak, bir yasaklar zinciriydi.

Mevcud 159, maddenin uygulamadaki halinde; "Türklüğü, Cumhuriyeti, TBMM'yi, Hükümet'in manevi şahsiyetini, Bakanlıkları, Devlet'in askeri veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya Adliye'nin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezyif edenler cezalandırılmakta iken, yeni tasarıda bu hükme ilave olarak "bunları temsil eden bir kısmına hakaret edilmesi"de tasarı kapsamına alınmaktadır.

Yine mevcut TCK 312/2. maddesinde "... kin ve düşmanlığa açıkça tahrik..." cezalandırılmakta iken, yeni tasarıda "kin ve düşmanlığa açıkça tahrik" yerine, "... kamu düzenini bozma olasılığı..."suç haline getiriliyor. İnsanın aklına hemen kurtla kuzunun masalı geliyor.

Zaten düşünceyi suç sayan yasalar metindeki haliyle sınırlı yorumlanacağına, "siyasallaşan yargı" tarafından oldukça geniş ve katı bir şekilde uygulanmaktadır. Örneğin 312. maddedeki "... kin ve düşmanlığa açıkça tahrik..." ifadesine rağmen, resmi ideolojiye muhalif her türlü beyan, bu madde kapsamında cezalandırılmaktadır. "Mini demokrasi paketi" yutturmacası altında, düşünce özgürlüğünün alanını genişletecek yerde, bu defa "olasılık" dahi cezalandırmayla karşı karşıyadır. Yani yan bakmaktan öte, yan bakmayı aklınızdan geçirmek bile riskli hale sokulmaktadır. Bir söz ya da yazı egemenlerin hoşuna gitmiyor ise, sizin bu beyanınız "tahrik" aranmaksızın rahatlıkla "kamu düzenini bozma olasılığı" nedeniyle cezalandırılacaktır.

Zikredilen maddelerde yapılmak istenen değişikliklerin arkasını yasladığı cüretin 28 Şubat'ın iradesinden kaynaklandığı açıktır. Ayrıca bu süreçle birlikte, "irtica ile mücadele yasaları" diye adlandırılan bazı yasaların çıkarılması hükümete ve Meclis'e dayatılmaktadır. Meclisin isteksizliği ve işi yavaştan alması zaman zaman bu yasaların çıkarılmasını dayatanlarca eleştirilmektedir. Açlığın, işsizliğin, sefaletin gittikçe yaygınlaştığı, ülke geleceğinin iyice ABD'nin güdümüne sokulduğu böyle bir dönemde, bu yasalarla gündemin tıkanması despotizmin gücünü izhar etme teşebbüsünden başkasıyla açıklanamaz. Konuyla ilgili Gündem yazısı yanında Türkiye'yedeki baskıyı artırmak için planlanan SAREM'le ilgili K. Alpay'ın yazısı ise bir başka yaraya parmak basıyor.

H. Türkmen, Dünya Ekonomik Forumu'nu değerlendiren yazısında Türkiye'nin geleceğini Davoscularla diyalogda arayan AK Parti kurmaylarının ise nasıl bir küresel kuşatma tuzağında olduklarını da belirtiyor. Marcos'un "Neoliberalizm Analizi" başlıklı çeviri yazısı ise bu kuşatmanın nasıllığını bize oldukça sistematik bir şekilde sunuyor.

Azgınlaşan Siyonist saldırılar karşısında Aksa İntifadası'nın Filistin direnişinde nasıl bir konum ve gelecek oluşturabileceğini de A. Varol'la yaptığımız söyleşiden okuyabilir, konuyla ilgili S. Uzun'un şiir ve B. Doğruer'in deneme yazılarındaki duyguları paylaşabilirsiniz. İ. Sarmış'ın Kur'an'ın anlaşılması ve dil sorunuyla ilgili röportajı, Z Çomaklı'nın modern kuşatma karşısında çocuklarımıza karşı gerçek sorumluluklarımızı hatırlatan yazısı, B.Ş.Erdeğer'in sanat üzerine denemesi ve diğer çalışmalarımızla size canlı bir dergi sayısı ulaştırmaya çalıştık.

Kurban Bayramı'nızı kutlar, esenlikler dileriz.