Tutanak

Bünyamin Doğruer

Savrulanlara…

 

Gittikçe azalan durgun sular gibisin

hiçbir kavga anlatamaz seni

hiçbir sevincin güneşler getirmeyecek

teninde güller açmayacak

ne aşkta

ne hayatta

hüznün dalgaları dövmeyecek bağrını

 

Şubat rüzgârları

eşkıya sürüleri

gözlerini soldurdu

maviye çalan gökyüzü altında

sevda unutuldu

bir türkü gibi toprağa işlemedi

koynunda sürgünler taşıyan halkın acısı

ve zulmün saltanatı bitmedi

 

Ağlıyorsun şimdi

sonrasız düşlerine

acıların tortusu içinde

bekle

tuğyan eden küf kokan şehirde

      

Susmuş gözlerin

alnına taşınan korkulardan

parçalandı paratoner şimşeklerin kalkanı

mazlumları yakan

yeni senaryolar üretiliyor

savrulan bakışlardan

 

Çarpıldınız bayım bahar gitti

günlere yenilgi düştü

sabah aydınlığı basmıyor kirpiklerini

direniş damarlarını barındırmıyor bedenin

ortadoğu’dan afrika’dan

çoğaltmıyor kalbin soylu bir destan

 

Oysa

sessiz bir isyanı büyütüyordun kalbinde

derinden akan bir çizgi içinde

çağdaş köleleri özgürlüğe

 

Kalk ayağa

düşenleri kaldıralım bir kez daha

insan kalanlar yürüsün özgürlük adına

geleceğin sayfalarını çevirip gidelim

ölümün en güzel yerinden

öyleyse şimdi direnişi söyle yeniden

Bismillah...