Soğuk Savaş Rüzgârları: Rus Menşeli Bir Suikastın Anatomisi

Eyüp Sabri Togan

Rus asıllı ajan Sergei Skripal’ın İngiltere’nin güney batısında bulunan Salisbury’de kimyasal bir madde ile zehirlendiği suikast olayının ardından İngiltere ve Rusya arasındaki gerilim tırmanıyor. Batı hesabına çalışan Rus ajanı Sergei Skripal ve kızı Yulia 4 Mart tarihinde yemek yedikleri restorandan çıktıktan kısa bir süre sonra bir parkta koma halde bulunmuşlardı. Günlerdir süren ve ‘gizli kaydıyla’ yürütülen tahkikatlar sonucu, İngiltere suikast teşebbüsünün Rus devletinin işi olduğunu ve suikastta münhasıran Rus yapımı Novichok adlı kimyasallar içeren Sovyet dönemi silahın kullanıldığını açıkladı. Ten teması veya solunum yoluyla sirayet eden kimyasal saldırıda, bir İngiliz polisi de ağır yaralandı. Failler sırra kadem bastı. Başbakan Teresa May’in olayın sorumlusu olarak Kremlin sarayını sorumlu tutmasından sonra, suikastın arkasında bizzat Putin olduğu iddiaları tedavülde. Suikasta hedef olan Skripal, Rusya’da Batı hesabına casusluk yaptığı için hapis yatarken Amerika’da tutuklu casuslar ile takas karşılığında serbest bırakılan dört ajandan biri. İngiltere’ye sığınan Skripal, zamanla İngiliz vatandaşı oldu. Rusya, onun, yurtdışındaki Rusya ajanları hakkında Batı’ya bilgi sızdırdığına inanıyordu.

Skripal suikastı sıcaklığını korurken, Londra’da Rusya’nın arananlar listesinde bir numarada olan eski Rus ajanı Nikolai Gluhskov’un köpek tasması ile boğazı sıkılarak öldürülmesi, faillerin suikast için yüksek kimyasal silahlara değil, “Bize alt tarafı bir tasma yeter.” mesajı verdiklerini düşündürüyor. Glushkov, 2013 yılında Londra’da suikasta kurban giden Boris Berezevky’nin arkadaşıydı ve maktul ile ortak özelliği Putin düşmanı olmasıydı. Tıpkı Londra’da suikasta uğrayan diğer Rus muhalifler gibi.

İngiltere Başbakanı May, kimyasal saldırının ardında Rusya’nın olduğunun açığa çıktığını hafta içinde bir parlamento açıklamasıyla duyurmuştu. May, 13 Mart gece yarısına kadar 24 saatlik süre vererek, suikast ile ilgili açıklama için Rusya’ya ültimatom verdi. Rusya, İngiltere’nin açıklama çağrılarına cevap vermedi ve ültimatomu hafife alan açıklamalar yaptı. Uluslararası hukuk penceresinden bakan küçük bir grup ise bu tür kimyasal saldırıya muhatap şüpheli ülkeler için en az 10 gün süre tanınması gerektiğini söyleyerek, usul olarak İngiltere’nin 24 saatlik ültimatomunun temelsiz olduğuna işaret etti.

Sürenin dolmasının ardından İngiltere hükümeti, 14 Mart tarihinde 23 Rus diplomatı ülkeden bir hafta içinde sınır dışı etme kararını duyurdu. Rusya’nın İngiltere’de toplam 58 kayıtlı diplomatı bulunuyor. Rus Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, İngiliz diplomat ve casuslardan ülkeyi terketmelerinin isteneceğini duyurarak misillemede bulundu. Rus seçimlerinde son düzlük kampanyasını yürüten Putin’in ise ‘ateşe körükle yürümekten’ kaçındığı görüldü. Putin’in sözcüleri İngiltere’nin kararını ‘delilik’ olarak niteledi. Putin, 18 Mart’ta yapılan ve yeniden seçildiği devlet başkanlığı seçimlerinde yedi aday karşısında seçimin mutlak favorisiydi. May hükümetinin, Putin ile Rus mafyası arasındaki yakın bağı teşhir ederek, Putin’i itibar kaybına uğratmak gibi bir taktik güttüğünü söyleyenler oldu. Hükümet, açıklamalarında Putin’i doğrudan suçlamadı ve hatta Rusya’nın kontrol edemediği bazı mafya bağlantıları olabileceği ihtimaline de vurgu yaptı.

İngiltere, Rusya’yı hedef tahtasına oturtan yaptırımlarına uluslararası destek bulmakta gecikmedi. Rusya'nın 2016'daki Amerikan başkanlık seçimlerine siber saldırılar yoluyla müdahale ettiği iddialarıyla başı ağrıyan Trump, İngiltere’nin destek çağrısına 19 Rus diplomat ve ajanı ülkeden kovma, 5 Rus kurumunu da yaptırım listesine alma kararını açıkladı. ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere liderleri, “Sergei ve Yulia Skripal'e 4 Mart 2018'de Büyük Britanya'daki Salisbury'de düzenlenen saldırıya iğrenerek bakıyoruz. Rusya tarafından geliştirilmiş askerî tip kimyasal silah (Novichok), İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez Avrupa topraklarında saldırı amacıyla kullanıldı. Büyük Britanya'nın egemenliğine yönelik bu saldırı, Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ni ve uluslararası hukuku açık bir şekilde ihlal ediyor. Hepimizin güvenliğini tehdit ediyor.” ifadeleriyle Rusya’yı kınadılar.

Rus Mamülü Kimyasal Silah

İngiltere’de suikast teşebbüsünde kullanıldığı açıklanan Novichok kimyasal silahının bir zerresi bile ölümcül. Vücuda bir defa girdikten sonra, etkisini uzun yıllar bile gizliyor ve zamanla başta bilişim sistemi olmak üzere metabolizmayı çökertiyor. Çaresi olmadığı gibi Novichok’un tespit edilebilmesi kılı kırk yaran tetkikler sonucu mümkün olabiliyor. İngiltere’de suikast teşebbüsü sırasında kaç kişinin kimyasal silaha maruz kaldığı bilinmese de gayri resmî ağızlar, 130 kadar kişiye bulaştığını belirtiyor. İngiltere resmî kaynakları olayın etki alanına ve ciddiyetine ilişkin detaylı bilgileri henüz vermedi. Novichok konusunda Rus kaynaklar, saldırıda Rus kimyasal teknolojisi kullanılmış olsa bile bu teknolojinin dağılan Sovyetlerden sonra devlet dışı unsurların eline geçme ihtimaline dikkat çekerek savunma yapıyor.

Novichok’un şimdiye dek sadece Rusya’nın Skyrna bölgesinde üretildiği kabul görüyordu. Ancak Özbekistan’daki eski İngiliz Büyükelçisi Craig Murray kişisel bloğundan yaptığı açıklamada, Novichok imal edilen Nukus’taki tesisleri bizzat gezdiğini ve Amerika eliyle fabrikanın ve kimyasal silah maddelerinin bertaraf edildiğini söyledi. Bu açıklama, Novichok imal merkezinin öne sürüldüğü gibi bir değil, Skyrna ve Nukus olmak üzere en az iki yerde olduğunu gösteriyor. Yine bu açıklama, Rus teknolojisine Amerika’nın içerden hâkim olacak denli yakın olduğunu da anlatıyor. Murray’ın açıklamaları doğruysa, hangi silahın kimin elinde olacağından gerçekten emin olmak imkânsızlaşıyor.

Ajan Savaşları mı Silahlanma mı?

Rusya’nın yabancı ülke topraklarında ajan avına çıkmasının tarihi yeni değil. Bazılarının ‘ajan savaşı’ dediği diplomatik salvolara 1971 ve 1985 yıllarında 20 kadar Rus ajanı sınır dışı edildiğinde de yaşanmış. Rusya, İngiltere’nin Moskova Büyükelçiliğini kapatacağı açıklamasından sonra İngiltere geri adım atarak gerilimi düşürmüştü.

Putin Rusyası'nın deniz aşırı hesaplaşmalarının İngiltere’de tarihsel arkaplanı var. 2006 yılında İngiltere’ye iltica eden eski KGB ajanı Alexandre Litvinenko, Londra’da gittiği Itsu adlı bir restoranda yemeğine konan Plutonium 210 radyoaktif madde ile suikasta uğrayarak öldürüldü. Litvinenko, yazılarında Putin’in devlet başkanı seçilebilmek için suikastlar düzenlemekten kaçınmadığını anlatıyordu. İngiltere her ne kadar olaya büyük tepki verdiyse de bugünkü gibi Rusya menfaatlerini sarsacak ölçütte olmaktan uzak kaldı bu çıkışlar.

Rusya, ABD-İngiltere gibi ülkelerin ‘İslami terör’ olarak niteledikleri gruplara karşı savaşına daha ilk andan itibaren destek vererek Atlantik hattına şirinlikler yaptı. George Bush ‘Kritik Kararlar’ adlı otobiyografisinde, Putin’in 2001’deki İkiz Kuleler saldırısından hemen bir gün sonra Bush’u arayarak kendisiyle her türlü ittifaka hazır olduğunu söylediğini uzun uzun yazmakta. Ancak Suriye’de devam eden savaş ve Rusya’nın 2015 yılından itibaren sadece Türkiye’yi değil, İngiltere gibi Batılı ülkeleri de şaşırtan açık ve mütecaviz müdahalesi ilişkileri soğuttu. Ukrayna sorunu ve Kırım’ın ilhak edilmesi Batı’da büyük hoşnutsuzluk yaratırken, Putin’in içerdeki popülaritesi azalmadı, tersine arttı. Putin’in Sovyetler Birliğinin dağılmasını en büyük hata olarak nitelediği öteden beri biliniyor. Bu çerçevede Soğuk Savaş rüzgârlarının daha sert esmesine hazırlıklı gözüktüğü yaygın bir tahmin. Ancak Suriye savaşı, düşen enerji ve ülke gelirleri derken, Rusya’nın ekonomik krizin derinleşmesine tahammülü yok.

Bu konuda İngiliz İşçi Partisi lideri, son yaptırım paketini ve Rus vatandaşlara yönelik yeni güvenlik tedbirlerini Amerikan McCarthy döneminin cadı avına benzetiyor. The Guardian gazetesinde yayınlanan yazısında, diplomat sürerek yapılan misillemeleri eleştiren muhalefet lideri Corbyn onun yerine Rus mafyasının para hareketlerini sınırlamanın daha etkin bir çözüm olacağı görüşünde. Corbyn’e yönelik eleştirileri haksız bulan bu kesim, son yaptırımların Soğuk Savaş süreci gibi askerî harcamaları artıracağı veya yakın gelecekte güvenlik riski oluşturacağı uyarısında bulunuyor.

İngiltere’nin son hamlelerinin sadece diplomatik gerilimle açıklanamayacağı açık. İngiltere Başbakanı’nın, yanına Fransa ve ABD’yi alarak Rusya’nın komşusu Estonya’ya askerî yığınak yapacaklarını açıklaması, gerilimin boyutunu gösteriyor. Rusya, Ukrayna sorununu en az Suriye kadar öncelikli görüyor. Ukrayna’nın hamisinin bundan böyle Batılı ülkeler olması kaçınılmaz. Suriye konusunda ise iyimser olmak kolay değil. Batı’nın Esed karşıtı tutum almakta gecikmesi bir vakıa. İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un geçtiğimiz günlerde Esed’in kimyasal silahları yok etme programına ayak diremesinin sorumlusunun Rusya olduğunu ilan etmesi, olumlu ama çok geç ve yetersiz bir çıkış.

Eski Rus ajanınını hedef alan kimyasal silah saldırısının bir diğer sonucu, ABD-İngiltere ilişkilerinde beklenmedik yakınlaşma olması. Yakın zamana dek, Trump’ın Londra seyahatine bile kuşkuyla bakan İngiltere ile ABD arasında buzlar eriyiverdi. ABD-Rusya ilişkilerinin daha da soğuması hatta sıcak temas işaretleri Karadeniz’de Amerikan donanmasına ait geminin Rus karasularını tehdit eden seyriyle görülmüştü. Putin, Amerikalı yönetmen Oliver Stone’a verdiği mülakatta Amrika’yla çatışmalarına ramak kaldığını ve bu konuda şakasının olmadığını söyleyecekti.

İşçi Partisi milletvekili Jeremy Corbyn’in pozisyonunu biraz açmak istiyorum. İngiliz Başbakanı Teresa May’in Rusya çıkışı ve yaptırımlarını ihtiyatla karşıladı Corbyn. Rusya’ya yaptırımları destekler bir pozisyon almaktan kaçınınca kendi partisinden (İşçi Partisi) bile hoşnutsuz sesler yükseldi. Corbyn, Esed’in zulmüne ilişkin tavırlarında da benzer bir kaçamak ve pasifist tavır takınıyor. Vietnam savaşına karşı çıkan ve hayatları bu nükleer savaş karşıtlığı uğrunda mücadele ile geçmiş Tarık Ali, Noam Chomsky gibi muhalif ekole dâhil Corbyn, Suriye rejimine karşı herhangi bir askerî desteğe bu nedenle uzun süre karşı çıktı. IŞİD’i temizlemeye yönelik operasyonlara kadar bu ‘pasifist’ duruş devam etti. IŞİD hedef alınınca da yer yer askıya alındı.

Bu noktada ‘Stop the War’ örgütünün Rusya tarafından finanse edildiği iddiları yakın geçmişte gündeme gelmişti. Irak Savaşı sırasında savaş ve işgal karşıtı son derece yerinde ve haklı eylemlerde bulunan ‘Stop the War’a son dönemlerde aslında Batı değerlerini erozyona uğratmak için dışardan kullanıldığı suçlamaları yapıldı. Corbyn’in Putin yanlısı eylemlerde para ve çıkar karşılığı rol aldığı açıklamaları Sunday Times gazetesi tarafından ifşa edildi. Rusya propaganda makinelerinden Rusya Küresel Hareketi (AGMR) ve Küresel ve Sosyal Hareketler Enstitüsü (IGSO)’nün Putin yanlısı fonlar sağladığı açıklandı.

Bazı çevrelerin geleceğin İngiltere Başbakanı olarak gördükleri Jeremy Corbyn’in son Rusya karşıtı hükümet politikalarına ayak direyici açıklamalar yapması, Rusya’nın Halep saldırıları sırasında ‘Stop the War’ın Rusya’yı hedef almaktan kaçınan açıklamalarıyla paralellik gösteriyor. Rusya’nın Suriye’de sürdürdüğü zulme ilişkin, aynı örgütün başkan yardımcısı Chis Nineham, “Rusya’ya karşı birer vehimden ibaret oyunlara gelmeyeceğiz.” açıklaması yapıyordu, Halep yanarken.

Açıkçası Rus yanlısı eski Soğuk Savaşın sol izler taşıyan anlayışlarının kitle düzeyinde yaygınlığının artırılması için taze çok büyük Rus parasına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Eski tüfek solcuların büyükçe bir kısmının Moskova yanlısı adanmış tutumlarına önemli ölçüde geçmişten devşirdikleri doktriner klişelerin yol açtığı görülüyor. Suriye’de ister pasifist kisveye bürünerek olsun, ister Rusya’ya ses çıkarmayan bu sinsi duruşların en azından önemli kısmı körlüğün ötesinde, bilinçli ve şeytani emeller taşıyor. Nasıl bir kısım İtalyan sol hareketi, devlet erkini tavizsiz koruduğu için Esed rejimine destek açıklaması yapabiliyorsa, Moskova’yı ruhani merkez alırcasına sadakat çizgisinden kopmayan sol kanat siyasilerin bağnazlıklarının da bir çizelgesini veriyor, son yaşananlar.

İngiltere Yaptırımlarının Ağırlığı Var mı?

Rusya sınırdışı edeceği İngiliz diplomat veya diplomat maskeli MI-16 ajanlarının sayısı ve detaylar netleşedursun, yaptırımların İngiltere’den yayın yapan Rus medyasının faaliyetlerini durdurup durdurmayacağı soruları dolaşımda. Russia Today televizyonunun lisansının iptal edilmesi düşük ihtimal. Çünkü Rusya böyle bir durumda, İngiliz medya ve çalışanlarını Rusya’dan kovacağını açıkladı. İngiltere bunu istemiyor. Brexit oylaması sonrası tepe üstü düşüşte olan İngiliz medyasını daha zora sokmamak adına, yabancı medyayı ürkütme dalaşına girmeyecektir. Kaldı ki medya yayınlarını düzenleyici kuruluş OFCOM en azından kâğıt üzerinde özerk. Hükümet politikalarının emrine amade güdümlü bir kurum yapısı serdetmekten kaçınacakları görünüyor. Kısa vadede Russia Today’in bu nedenlerle kapatılmayacağını düşünüyorum.

İngiltere’nin elinde kalan en büyük kart ekonomik yaptırım. Kimyasal silah kullanımı üzerinden patlayan ve özü politik temelli bir krizi İngiltere eş zamanlı olarak ekonomik yaptırımlar ile destekliyor. Başbakan Teresa May, “Rus sermayesinin İngiltere’de yeri yoktur.” açıklamasını yaptı. Bu radikal bir açıklama sayılmalı. Çünkü yılda 30 Milyar Dolar Rus sermayesi dünya bankacılık sistemine girerek kayboluyor. 2001-2016 arası ülke dışına çıkan para miktarının 1,7 Trilyon olduğu kaydedilyor. Financial Observer’ın verilerine göre sadece Amerika’da bankalarda yatan serseri Rus yatırımı 900 Milyar ila 1 Trilyon Dolar. Geri kalan 700 Trilyon ise dünya bankacılık ve gayrimenkul pazarında dolaşımda. Buna hisse senedi ve tahvil yatırımları dâhil. Amerika’nın aslan payını aldığı Rus parası Gazprom gibi, 2001’den sonra artan doğalgaz ve petrol gelirlerinin ülke içinde yatırıma dönüşmeden, özel kişiler ve mafya tarafından Rusya dışına kaçırılması anlamına geliyor. Çünkü bu para dış pazarlara, yabancı direkt yatırım parası olarak havale edilmiyor. Maskeli şekilde ve geri dönüşsüz kaçırılıyor ve üstüne sifon çekiliyor.

Bu noktada Rus ekonomisinin kırılganlığı açığa çıkıyor. Ülke döner sermayesi olarak yatırıma dönüşmeyen para, petrol ve gaz üreticisi firmaları, geleceğe matuf yatırım tahminlerine bağlı hale getiriyor. İngiltere’nin Rusya’dan gaz alımını kesmesiyle Rusya’nın beşte bir gaz ihracatı baltalanmış oluyor. İngiltere’nin başı çektiği Rusya karşıtı yaptırımların taraftarlarından biri Almanya’nın ise Rusya’dan gaz ithalatının oranı üçte bir. Bu yaptırımların hayata geçmesinin farklı bir anlamı var. Son gelişmeler ile Rusya’ya karşı muarızları hamle üstünlüğünü ele geçiriyor. Teresa May’in petrol ve gaz gelirlerini düşürecek tedbirler alarak Rusya’yı ısırmaya çalışacağı cabası. Ancak ekonomik yaptırımların söylemlerin aksine yabancı para akşını durduracağına ilişkin somut tedbirler dizisi yok.

Geriye Rus gaz ve petrol gelirlerindeki arz talep dengeleri üzerinden ve yaptırımlar üzerinden Rusya’ya zarar vermek kalıyor. Zira Karadağ, Mısır, İspanya, Kıbrıs Cumhuriyeti gibi ülkelerde yatırımı olan Rusya’nın kirli paraları için yatak bulması zor olmaz. Amerika Rus ajanları kapı önüne koymanın dışında ne tür somut adımlar atacak? Krizin soğuk Savaş dönemini andıran ve ülkelerin espiyonaj (istihbarat) maliyetlerini yakın vadede artıran etkilerinin görüleceği açık.

Ajan savaşı olarak tırmanan gerilimin, daha çok Soğuk Savaşın bir gereği olan psikolojik yıpratmalar üzerinden sürdürüleceğini öngörüyorum. Bir başka deyişle, artan silahlanma ve askerî tırmanış Soğuk Savaş dönemindeki gibi ivme kazanadursun, asıl mücadele alanı enerji kaynaklarının ve uluslararası finansmandaki kontrolün Rusya’nın elinden alınması. Bir yönüyle enerji savaşına da yol açacak potansiyel var.

Ukrayna’ya karşı savaşan milislerin Rusya tarafından desteklenmesi ve Kırım işgalinden sonra başta savunma alanındaki yaptırımlara karşı Rusya, Avrupa Birliği’nden gıda alımını askıya aldığını açıklamıştı. Tıpkı, Türkiye topraklarında Rus uçağının 2015 yılında düşürülmesinden sonra Türkiye menşeli ürünlere karşı Rusya’nın blokaj uygulaması gibi. Yaptırım hamle üstünlüğü ile rakibini masaya çeken ve tavize zorlayan Rusya’nın psikolojik üstünlüğü, İngiltere’nin son yaptırım zinciri ile kırılabilir. Ayrıca Rusya’yı ekonomik olarak da zorlar.

Soğuk Savaş Dalgası

Suriye’de defalarca kimyasal silah kullanıldığı ve binlerce kişi öldüğü halde, uluslarası toplumun genel anlamda kılı kıpırdamazken, kendi ülke topraklarında biri İngiliz polis memuru üç kişinin ölümcül yaralanması İngiltere hükümetini sert tepkiler vermeye götürdü. Şüphesiz, zayiat sayısı ve suikastın gerçek bilançosu zaman içinde kabaracak. Çünkü atom zerresi kadar bulaşması halinde, bu habis kimyasal silah Novichok, Sovyetler Birliği döneminde ‘N’ serisi olarak bilinen ve türünün en ölümcül silahlarından biri olarak hazırlandı. O kadar ölümcüldü ki silahın mucidi kimyager Andrei Cheznegev deney tüpünden sızan minik bir Novichok zerresiyle öldü.

Bu silahın Rusya hükümeti ve onun ajanları tarafından yüzde yüz hazırlanıp kullanıldığını sadece İngiliz istibarat servisi ve Porton Down’daki askerî laboratuar bulgularına göre muhakkak suretle teyit edemeyiz. Putin tetikçileri Avrupa’da cirit atabiliyor olabilir ancak yaşanan olayların arka planına ilişkin hâlâ doyurucu bilgi açığı var. Bu konuda, Irak işgali öncesi kitle imha silahları gibi bazı düzmece raporların kimlere hazırlatılıp kullanılabildiğinin örnekleri artık herkesin malumu. Olayı İngiliz kurumları, çok gizli bir polisiye tahkikat olarak kamuoyuna açmadan halen uhdelerinde tutuyorlar. Ancak geçmişte radyoaktif madde ile Rusya hükümeti karşıtlarına düzenlenen suikastlar veya yakın zamanda Malezya’da (VX sinir gazı) kimyasal maddesi ile Kuzey Kore Devlet Başkanının kuzeninin Malezya havalanında ajanlar tarafından öldürülmesi, deniz aşırı suikastlerde kimyasal silahların etkin şekilde kullanıldığını gösteriyor. Rusların ürettiği Novichok’ın Esed’in Suriye’de geniş şekilde kullandığı Sarin gazından bir farkı, bileşenlerinin ayrı olması nedeniyle taşınma kolaylığı. Yani bileşkeleri sentez ile sonradan bir araya getirildiğinde etkinleşen bir canavar. Bu özelliği nedeniyle, Rusya devletinin değil, sentezleyici reçeteyi ele geçiren orta düzey uzmanların bile Novichok silahını etkenleştireceklerini öne sürenler var. Devlet iradesi dışında bu yüksek teknolojik hazırlık gerektiren silahı devlet dışı aktörlerin kullanamayacağını Rus bilimadamı Vil Virzayanov, ‘Devlet Sırlar’ kitabında açıklamakta. Tabii burada netice olarak şunu söylemek yerinde olacaktır, bu yüksek teknolojiye girişi olan derin devlet veya devlet dışı mafyavari aygıtlar nasıl denetlenebilir? Tabii ve eğer Putin bu suikast eylemlerinin bizzat arkasında değilse.

Silahın Rus menşeli ve Rusya kontrolünde kullandırıldığı ihtimalini güçlendiren bir nokta var. Novichok kullanımının tespiti çok zor. En özel testlerde bile diğer sinir gazları ile rahatlıkla karıştırılabiliyor. Ancak Novichok olduğundan şüphe edilirse, hastanın omuriliğinden kalıntı zerresi alınarak varlığı kesinleştirilebiliyor. Bunun anlamı, Rus ajanlar veya Rus devleti yabancı bir ülke topraklarında bu silahı kullanıyorsa, Novichok kimyasal silahın tespiti çok zor olduğu için Kremlin halkasının kolay ortaya çıkmayacağını Rusların düşünmüş olmasıdır. Çünkü Novichok’un şimdiye dek Rus steplerinin ortasındaki Shikhany bölgesi dışında başka hiçbir yerde üretilmediği genel kabul görüyordu. Rusya’nın envanter bilgisi dışında tatbik edilmesi bu nedenle hayli zor ama imkânsız değil. Elbette, Rusya’nın bu süreçte açıklama yapmak yerine olayı alaya alan ciddiyetsiz açıklamaları Boris Johnson’un deyimiyle başlı başına suçluluk göstergesi.

Yazımızı iki soruyla noktalayalım:

Rusya’ya ültimatom veren İngiltere ve ABD, Fransa ve Almanya, Suriye’de Rusya’nın kirli savaş politikasını sorumlu tutacak adımlar atabilirler mi? Uluslararası alanda Rusya’nın daha da zora gireceğini söyleyebiliriz. Bunun ölçüsü ise baskı kuracak ülkelerin kendi tutarlılıklarına ve ilkesel duruşlarına bağlı. Bir de kendi vatandaşlarına gösterdikleri sorumluluğu ve hassasiyeti insanlık namına ne zaman göstereceklerine.

Son gelişmeler Türkiye-Rusya yakınlaşmasını nasıl etkiler ve Türkiye-Rusya yakınlaşmasının uç sınırlarını çizer mi? Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri nasıl şekillenecek zaman gösterir ancak Rusya’nın Türkiye’ye sarılmak için yeni ve güçlü nedeni daha var gibi gözüküyor. Batı karşısındaki artan yalnızlığına bir nebze de olsa ilaç olacak bir ağırlık aşkına.