Sessiz Çığlık (Halep)

Osman Sevim

Sevdamız kadar güzeldi

gözlerinden vuruldu Halep (gece)

kan rengi bir şafakta (umut)

ha düştü ha düşecek (çocuk)

Çocuklarımız

Ellerinden çamur damlıyor

Sobelenmiş yüreklerin dudakları kanıyor.

Artık saklanacak bir duldalık yok

Zulüm basmış dört bir yanı

Annelerin düşleri yanıyor

Babamın avuçları

Moloz yığınlarının altında

Gelinlik giysilerinde

Gergeflere işleniyor çocuklar

Genç kızların kanayan ellerinde

Her biri bir mücahid

Dikilmişler zulmün karşısına

Dikilmişler korku nedir bilmeden

Şehadet parmaklarında kan

Çiçek açmış gözlerinde

Şehadetin muştusu dudaklarında

Yavaş yavaş ölen

Bir şehir var orada (Halep)

Her biri Uhud’dan çıkmış gibi

Ömer gibi Osman gibi Ali gibi

Hamza gibi yürekleri parçalanmış

Dişlerinden kan sızıyor Hind’in

Ehrimen’in Ahuramazda’nın (çocuklarının)

Alev alev yanan bir şehir

Ateşi kutsayan katil ellerde

Yavaş yavaş ölen

Bir şehir var (Halep)

Gömerken tohumlarını toprağa

Mırıldanıyor kurumuş dudakları

-hasbunallah ve ni’mel vekil-

Peçesi yırtılıyor bu zalim çağın

Ve düşüyor takiyyeler

Düşüyor şeytan suretinde (hizipler)

Kurdukları sofralarda

“büyük şeytan-küçük şeytan” ve

En büyük şeytan takiyyesiyle

Sofranın en başında sunak taşlarına yatırıyor İsmailleri

Ayşeleri Zeynepleri çekiyor saçlarından

Bir Endülüs yaşanıyor Halep’te

Güvercinler gerdanından boğazlanıyor

Can çekişiyor hicabım

Katil sineklerin saldırısında

Can çekişiyor karanlık (dünya)

Çarmıha geriliyor umudun yolu

Çığlık çığlığa bir şehir yanıyor (Halep)

Çığlık çığlığa bir ölüm

Çocukların gözlerinde

Fecrin doğuşu bekleniyor

Ebabil gagasında bir muştu

-Sabah yakın değil mi?-