Resmi İdeoloji Kuşatması Hukuku Boğuyor!

Haksöz

Hukuki tartışma Türkiye gündeminden hiç eksilmiyor. Konu başlıkları değişse de yasa, anayasa, yargı sorunları hep canlı. Bir dönem 367 tartışıldı. Sonra anayasa değişiklikleri, ardından cumhurbaşkanının dokunulmazlığı, derken geçtiğimiz ay yargıdaki çift başlılık ve askeri yargı konusu yeni bir çekişme mevzuu olarak gündeme oturdu. Şüphesiz sokaktaki adamı dahi hukuk uzmanı kılacak yoğunlukta süregelen bu hukuki tartışma ortamı ülkede had safhada bir hukuksuzluk sorununun ya da hukuki zaaf halinin mevcudiyetinin delili sayılmalı.

Darbeciliğin çeşitli kılıflar ve sıfatlarla meşrulaştırılmaya ve sevimli gösterilmeye çalışıldığı bir ülke burası. Darbecileri yargılamaya pek istekli görünmeyen bir yargı mekanizması mevcut. Ama aynı yargı mekanizması resmi ideolojinin tasvip etmediği talep ve eylemlerin sahiplerini cezalandırma konusunda ise gayet iştahlı. Üstelik düşünce özgürlüğünün alanının genişlediğine, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün sınırlarının esnetildiğine dair tüm iyimser tespit ve temennilere karşın son zamanlarda yasakçı zihniyetin örnekleriyle giderek daha fazla karşılaşmaya başlamamız dikkat çekici.

Bu çerçevede halen devam etmekte olan kapatma davalarına ilaveten İslami kimlik ve taleplerinden ötürü dostlarımız ve bizler hakkında yeni davalar açılmakta. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne bunca vurgu yapılmasına karşın savcıların kafasındaki özgürlük şablonunun Kemalist resmi ideolojiyi aşan talep ve söylemleri kapsamadığı görülmekte. Elbette düşüncelerinizden dolayı sizi cezalandırmak istiyoruz demiyorlar. Halkı kışkırtmak, devlet organlarına hakaret, suça teşvik ve benzeri kalıplara müracaat ediyorlar. En son olarak Antalya’da bir grup Müslüman hakkında çocukları başörtüsü eyleminde döviz taşıdıkları için istismara sebebiyet vermekten dava açıldı.

İnanılmaz bir zalimlik bu! Yasakçılar sizi boğuyor ama sesinizi yükseltmenizi de kabul etmiyorlar. Israr ederseniz afakî bir suçlamayla susturulmak isteniyorsunuz.

İslami kimliğimize yönelik baskıcı uygulamaların açık örneklerini teşkil eden bu dava süreçlerini bundan böyle daha ayrıntılı yansıtmayı hedefliyoruz. Sürmekte olan ve bundan sonra açılacak davaların içerdiği hukuksuzlukları geniş biçimde paylaşmayı arzuluyoruz. Bakalım her fırsatta birilerince imtiyazlı oldukları iddia edilen Müslümanlar bu ülkede ne tür “ayrıcalıklı” muamelelere muhatap oluyorlar. Bu bağlamda okuyucularımızdan bu tarz gelişmeleri bizlere ayrıntılı biçimde iletmelerini talep ediyoruz. Gerek mevcut haksızlıkların, hukuksuzlukların teşhir edilmesi, gerekse de yaşanmış deneyimlerin unutulup gitmemesi açısından bu vakaların not edilmesinin önem arz ettiği kuşkusuzdur.

Zalimler hafızasız toplumları severler. Bizler ise tam tersine hatırlamayı ve hatırlatmayı hayat tarzı bellemesi gereken insanlarız. Hatırlayan ve hatırlatanlardan olma dileğiyle hepinizi Allah’a emanet ediyor, Ağustos sayımızda tekrar birlikte olmayı diliyoruz.