Rachel Corrie’nin İzinde Filistin’deki “Yabancı Eylemciler”

Leyla el-Haddad

Son beş yılda ve özellikle de Aksa İntifadası sonrasında Filistinlilerin işgalci İsrail yönetimine karşı yaptıkları sivil gösterilerde Filistinli olmayan eylemciler de sıklıkla görülüyor. Haber kaynakları genelde bu insanları "yabancı eylemciler" olarak ifade ediyorlar. Filistin halkı ile dayanışma ve İsrail baskılarını hafifletme amacı güden bu eylemciler Amerika ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeden gelmekteler.

Yabancı eylemciler içerisinde Türkiye'de de çok iyi tanınan iki sembol isim var: Rachel Corrie ve Tom Hurndall. Rachel ve Tom Filistinli çocukları işgalci kurşunlarından korurken İsrail askerlerinin vahşi saldırıları sonucunda öldürüldüler. İsrail'in tüm yıldırma taktiklerine ve çeşitli saldırılara rağmen yılmayan ve sayıları yıllar geçtikçe artarak on binlere yaklaşan "yabancı eylemciler", Filistin halkı ile dayanışmak için aktif bir savaş alanı olan Filistin'e sıcak ve güvenli yuvalarını terk ederek tekrar tekrar gelerek modern dünyada ahlakı ayakta tutan hanif bir tavrın sahipleri oluyorlar.

Öte yandan "yabancı eylemciler" ile ilgili pek bilinen bir şey yok. Kimdir bunlar, nasıl çalışıyorlar, neler yapıyorlar? Siyonist dostu ana akım medya bu konuyu gündeme almamayı yeğliyor.

Temmuz ayı içerisinde el-Jazeera'de söz konusu eylemci ve dayanışma organizasyonunu kuran İsrailli eylemci Neta Golan ile yapılmış bir makale yayınlandı. Gerek Uluslararası Dayanışma Organizasyonu'nun çalışma yapısı ve hedefleri, gerekse bu onurlu insanların öykülerini, karşılaştıkları güçlükleri, anlatımlarını içeren bu makalenin çevirisini önemine binaen sunuyoruz.

Çevirenin Notu

Neta Golan, sabah kahvaltısı için mutfağına giren yabancı aktivistlere "Hey! Buraya böyle hücum eder gibi dolamazsınız!" diye seslenerek söyleniyordu. "Bu mutfağın, biliyorsunuz ki bir sahibi var! Yan taraftaki diğer dairede de bir mutfak var!" diye söylenmeye devam etti.

"Böyle, bir başkasının evine doluşmanın ne kadar kaba bir şey olduğunu anlamıyorlar. Daha öğrenecekleri çook şey var!" diye devam etti Golan. Bahsettikleri şiddet içermeyen eylemliliklerde Filistinlileri desteklemek için gelmiş olan enternasyonalistlerdi.

Bu Neta Golan ve Uluslararası Dayanışma Hareketi (UDH) için yeni gelen uluslararası eylemcilere kültürel eğitim verdikleri diğer günler gibi sıradan bir gün sadece. 34 yaşındaki bu İsrailli aktivist, Neta Golan; yeni gelenlere ne zaman fotoğraf çekebileceklerini, insanların evlerinde nasıl davranmaları gerektiğini, yerli Filistinli halka nasıl saygı göstermeleri gerektiğini öğretiyor.

Sadık bir eş, iki çocuk annesi ve de sıkı bir eylemci olan Neta Golan, bir Arap'ın zihninde oluşabilecek "İsrailli Yahudi" şablonunu tümü ile kıran biri: Filistinlilerin hakları için mücadele veriyor, Ramallah'ta yaşıyor, Nabluslu bir Filistinli ile evli ve Filistinli eşinden 2 yaşındaki Nevval ve 14 aylık Şadi isimli iki çocuğa sahip.

Golan; dört yıl önce, İkinci İntifada'nın ya da diğer bir deyişle ikinci Filistin ayaklanmasının başlangıcından kısa bir süre sonra şiddet içermeyen bir hareket olan UDH'nin kurucuları arasında yer aldı. Neta Golan'ın kendi deyimi ile Filistin önderliğinde ve yabancıların danışmanlığında olan bu hareket Filistinlilerin içerisinde bulundukları feci durum ile ilgili kamuoyu bilinci oluşturmayı ve barışçıl yollarla İsrail işgaline son vermeyi amaçlıyor.

Yahudi Gönüllüler

Şimdiye dek tüm dünyadan 4000'den fazla gönüllü eylemci Uluslararası Dayanışma Hareketi'ne omuz verdi. Bu gönüllülerin %20 kadarı da Yahudilerden oluşuyor.

Tabii Golan için hayat her zaman böyle olmamış. Tel Aviv'de doğup büyüyen Golan, 15 yaşına kadar bu topraklarda Filistinli denilen canlıların da yaşadığından, daha kötüsü işgalin kurbanları olduklarından habersizmiş.

Ultra-Ortodoks bir anne ve Siyonist bir babanın kızı olarak doğmuş olan Golan bu gerçekle yüzleşmesini söyle anlatıyor: "Bir gün bir okul gezisine gittik. Orada bir kadın siyasal olarak örgütlenmesine izin verilmeyen, suçlama olmaksızın tutuklanan, evleri başlarına yıkılan insanlardan bahsediyordu. Ben şok olmuştum! Durun bir dakika dedim! Bir Güney Amerika ülkesinden veya öyle bir yerden bahsediyorsunuz değil mi?"

"Dünyam başıma yıkılmıştı! Bu olanların İsrail'de olabileceğine inanamıyordum! Yetiştirilmem ve eğitimim boyunca hep bizim kurban ve ezilen olduğumuzu, başka kimseyi incitmediğimizi öğrenmiştim oysa."

Golan, Oslo süreci sırasında Filistinliler ile diyalog kurmaya başlar ve bu süreçte de şimdiki eşi ile tanışır.

Yanlış Adım

Oslo süreci; Neta ve onun gibi birçokları için barış sözünü ve umudunu getirmişti. Ne var ki bunun Neta'nın kendi sözleri ile, tümüyle bir yalan olduğu çok geçmeden ortaya çıkacaktır.

"Ben ve diğerleri safça bir düşünce ile her şeyin bir çözüm yolunda ilerlediğini düşünüyorduk. İsrailliler açısından problem çözülmüştü!.. Dolayısıyla Filistinlilerden, ortada bir barış sürecinin adının bile olmadığını, onlar açısından hiçbir şeyin daha iyiye gitmediğini duymak; onların başlarda 'Bazı şeylerin kısmen daha iyiye gitmesini bekliyoruz.' sözünden 'Değişim dediklerinin canı cehenneme, her şey daha da katlanılmaz oluyor'a döndüklerini gözlemlemek tam anlamı ile şok ediciydi." diyor Golan.

"Duyduklarımız net bir şeyi işaret ediyordu, bir patlamaya doğru gidilmekteydi."

Neta Golan bu gerçeği kimsenin duymak istemediğini söylüyor. Batı Şeria'da sonradan nişanlısı olacak Nizar Kemal ile bu gerçeği gösterme çabasına girişiyorlardı.

"Pazarlıklar 'neyin alınıp verileceği' üzerine yapılıyordu. Böyle bir pazarlık için zamanınız varsa geçerli olabilirdi bu. Zamanınız olmalı, çocuklarınızın bir geleceği olmalı, hayatınız katlanılamaz olmamalı ve kendiniz ve çocuklarınız için geleceğe dair bir umdunuz olmalı! Ama Filistin'de yok tüm bunlar!" diye konuşuyor Golan.

İşte bu yüzden ikinci intifada başladığında Uluslararası Dayanışma Hareketi (UDH) de başlıyor.

"Uluslararası camianın silahsız Filistinli gençlerin sistematik katliamı karşısında öfke ile dolacağını, ayağa kalkacağını düşünüyordum. Dünya ya da İsrail kamuoyunun böyle bir şeyi kabulleneceğine inanmıyordum. Ve eğer gösteri yapar ve bunu gündemleştirirsek engelleyebileceğimizi düşündük."

"Beş yıl önce buraya geldiğimizde silahsız sivillerin rutin bir şekilde öldürülmesinin normal ve sıradan bir hal alacağını, böyle bir şeyi en kötü kabuslarımda bile göreceğimi düşünmezdim."

Gece Eylemleri ile Başlıyor

Golan işe, Yahudi yerleşimcilerin tüm saldırı tehditlerine göğüs gererek İsrail Başbakanı'nın ofisi önünde gece eylemlerini organize ederek başlamış.

Tam bu dönemde İsrail ordusu Bethlehem çevresindeki Beyt Sahur ve Beyt Jalla şehirlerini bombalamaya başlar. Çok zaman geçmeden Bethlehem de hedef olacaktır.

Golan AB Parlamentosu'nda arkadaşı Luisa Morgantini ile irtibat kurar ve internete dünyanın her yanından insanların Filistinlileri desteklemek amacıyla ciddi eylemlilikler yapmak için, buraya gelmeleri yolunda bir çağrı koyar.

Golan olan biteni anlatmaya şöyle devam ediyor: "Bu çağrıdan ortaya çıkan şey şu oldu: Beyt Sahur halkı ile uluslararası eylemciler ile birlikte bir gösteri düzenleyerek bölgeyi bombalayan İsrail askeri üssüne yürüyüşe geçtiler. Ellerimizde tek bir silahımız vardı; İsrail askerlerine karargahı boşaltmaları yönünde bir çağrı bildirisi."

Bu olayın ardından Golan daha fazla gösteri ve müdahaleyi organize etmeye başlar. Ancak yaşanacak bir olay kendisinde hareketin sorumluluğuna dair fikirlerin daha da yoğunlaşmasına neden olacaktır.

Çocuğu Alnının Çatından Vurdular

"Yine bir müdahalede, İsrail askerleri ile Filistinli siviller arasında durduk. Ve sanıyorum ki bizim orada olmamız yüzünden İsrailliler ateş etmediler ve Filistinliler kontrol noktasını geçmeyi başardılar."

Ancak ertesi gün yine aynı yerde çatışmalar patlak verdi. Ne var ki Golan bu kez orada değildi! Daha sonra öğrenecektir ki önceki gün gördüğü ve kendisini kurşunlardan koruduğu bir çocuk İsrail askerleri tarafından vurularak katledilir.

Aralık 2000'de, kendi başına eylemlilikler organize eden bir başka isim, Amerika'da yaşayan bir Filistinli olan Huveyde Araf ve Bir Zeit Üniversitesi'nde fizik profesörü olan UODM (Uluslararası Orta Doğu Merkezi)'nin kurucusu Ghassan Andoni ile güç birliği yaparlar.

Her birlikte hareketin adının Uluslararası Dayanışma Hareketi olmasına karar verirler ve www.palsolidarity.org web sitesini yayınlamaya başlarlar.

Neta Golan, "Eğer bu birçok kişinin ortak rüyası olmasaydı hayata geçirilemezdi." diye konuşuyor.

Ne var ki Golan'ın aktivizminin de bir bedeli vardır. 2001 Nisanında İsrail buldozerlerinin hedef aldığı Filistinlilere ait zeytin ağaçlarına kendini zincirlediği için tutuklanır. Üç günü hapishanede geçirir.

Golan, Batı Şeria'da izinsiz bulunmak suçlaması ile de sorgulanır ve hakkında dava açılır. İsraillilerin Oslo Antlaşması'na göre "A Bölgesi" olarak adlandırılan ve teoride Filistinlilerin kontrolünde olan bölgeye girmeleri yasaktır ve askeri izne tabidir!

Kocasının Nablus'ta yaşıyor olması onun bu yasaktan muaf olacağı anlamına gelmemektedir! Benzer şekilde, Filistinlilerin de İsraillilerin kontrolünde olan bölgelere girmeleri yasaktır.

Yeni Bir Misyon

"Arada eşime 'Bizim bir arada olmamız yasadışı' diye şaka ediyorum. Yasal olarak yaşayabileceğimiz herhangi bir yer yok! O İsrail'e gelemiyor ve benim de 'A Bölgesi'ne girmem yasak. Nablus ve Ramallah'a sızmak zorunda kalıyorum!" diyor, Golan.

Golan, ilk çocuğunu doğurduktan sonra eylemlerde aktif katılımdan çok medya ve yasal destek birimlerine ve ayrıca UDH ofisinde yeni gelen eylemcilere kültürel eğitim vermeye geçiyor.

Eğitim boyunca yeni gelenler şiddet içermeyen direniş taktikleri konusunda bilgilendiriliyorlar. Golan "Onlara örneğin nasıl yapıda vurulmamayı başaracaklarını öğretiyoruz" diyor.

Bazı kereler UDH'nin bazı eylemliliklerine katılmak hayatını kaybetmek anlamını da taşıyabiliyor. Nisan 2003'te iki gönüllü eylemci, üzerlerinde net olarak görülen sivil olduklarına dair işaretler olmasına rağmen Gazze Şeridi'nin güney ucunda olan Refah mülteci kampında İsrail güçlerince öldürüldüler: Rachel Corrie ve Tom Hurndall.

Golan'ın eğitmiş olduğu Corrie, zırhlı bir İsrail buldozeri tarafından ezilirken, Hurndall Refah'ta ateş altında olan Filistinli çocukları korumaya çalışırken snaypır kurşunları ile katledildi.

Hurndall'ı öldüren asker İsrail'de çok seyrek görülen bir askeri mahkeme sonucunda "kasten adam öldürmek" suçundan mahkum oldu ve Ağustos'ta tutuklandığında 20 yıl hapis cezası ile yüz yüzeydi.

Aktivistler Engelleniyor ve Ülkeye Sokulmuyor

Aynı yıl bir başka eylemci olan Brian Avery İsrail tarafından açılan makineli tüfek ateşi sonucu ağır şekilde yaralandı. Davasını İsrail Yüksek Mahkemesi'ne götüren Avery, İsrail askerlerince vurulması ile ilgili soruşturma yürütülmesini talep etti.

Bu ölümlerden kısa bir süre sonra İsrail, yabancı eylemcilerin ülkeye girişini engellemeye ve halen Filistin'de olanları da sınır dışı etmeye karar verdi. 80'den fazla UDH aktivisti tutuklanırken binlercesi de sınır dışı edildi.

Golan; sınır dışı edilmelerin bir noktaya kadar baş edebilecekleri bir problem olduğunu ancak ülkeye giriş yasaklarının "ciddi bir istihbarat olayı" haline geldiğini ifade ediyor. Artık işgal altındaki bölgelere insani yardım ya da insan hakları amacıyla gelen herkes açık bir hedef haline geldiğini biliyordu. Golan bunun etkisini şöyle açıklıyor: "Bu, bölgeye seyahat etmeyi çok daha zor ve masraflı hale getirdi. Bizim Filistin Otoritesi ya da CIA tarafından finanse edilen 'terörist turistler' olduğumuzu yayıyorlardı."

Hasat Zamanında Eylem!

Ancak Golan tüm bu çabaların kendilerini durdurmaya yetmediğini söylüyor. Uluslararası Dayanışma Hareketi, 2005 yazını 57 gün sürecek bir kampanya ile İsrail işgaline karşı bir dönüm noktası yapmayı planlıyor. Buradaki 57 gün, her gün bir yıl için olmak üzere Filistin halkının 1948 işgalinden bu yana çektikleri sürgün ve eziyet dolu her bir yılı temsil ediyor.

Bu kampanyadan sonra ise Filistinli çiftçilerin mahsullerini emin bir şekilde yapabilmeleri için yabancı gönüllülerin katılımıyla bir başka kampanya planlanıyor.

Uluslararası eylemciler halen Bilin, Beyt Surik ve Salfit'de halkla birlikte Duvar'a karşı şiddet içermeyen eylemlilikleri sürdürüyor. Bir yandan ise Hebron bölgesindeki yerleşim yerlerinden Qawawis'de askerlerin ve yerleşimcilerin saldırısından yılmış Filistinlilerin korunmasına çalışıyorlar.

Son söz olarak şunları söylüyor Golan: "Biliyorum dünyamızda pek çok kişi bu denklemden rahatsız. Bizim kanımız onların yani Filistinlilerin kanının akmasından daha değerli görülüyor."

"Ancak yaşadığımız gerçeklik bu! Benim için bunun tek bir anlamı vardır: Bu yaşadığımız yeni Anti-Semitizmdir. Anti-Arap ve Anti-Müslüman düşünceler günümüzün çağdaş Anti-Semitizmidir!"

Uluslararası Dayanışma Hareketleri'nin bazı web siteleri:

www.palsolidarity.org,

http://www.palestinecampaign.org,

http://psc.za.org,

http://psgchicago.org

http://profiles.yahoo.com/neta_golan

Çeviren: Bünyamin Esen