Pavlus: Hıristiyanlığın Kurucusu

Tacettin Şimşek

Bugünkü Hıristiyanlığa asıl rengini veren kişinin Pavlus olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sinoptik İncillerin1 sunduğu İsa tasavvuru ile Yuhanna'nın ve Pavlus'un sunduğu İsa çeşitlemesi farklılıklar gösterirler.

Sinoptik İncillerin sunduğu İsa ilahi Yasa'yı aslına, özüne dönüştürme çabası içerisinde olan, Musa'ya benzeyen bir Peygamberdir, bir Mesihtir. Bu İnciller'de ön planda olan İsa'nın Tanrı'nın melekûtundan bahsidir.

Yuhanna'da ise İsa bedenlenmiş Kelam2 olarak sunulur.3 Yuhanna'ya göre İsa 'Yaşam ekmeği'dir (Yu 6, 35), Işık'tır (Yu 8,12), 'İyi çoban'dır (Yu 10,11), 'Yol'dur (Yu 14, 6), 'Asma'dır (Yu 15, 5) ve 'Diriliş ve yaşam'dır (Yu 11, 25). Yuhanna'nın kişi olarak İsa'yı ön plana çıkarmasına karşın sinoptik İnciller'de Tanrı'nın melekûtu ve İsa'nın söyledikleri, yaptıkları öncelenir, Yuhanna'nın sinoptik İncillerden ayrıldığı asıl nokta burasıdır. Nitekim Yuhanna 14. bapta İsa'ya şunu söyletir: 'Beni görmüş olan Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, bize Baba'yı göster diyorsun? Ben Baba'dayım, Baba da bendedir.' (Yu 14, 9-10). Yuhanna İsa'nın ölüler arasından dirilişini Sinoptik İncillerden daha detaylı olarak verir. İsa'nın ölüler arasından tekrar dirilmesi Yuhanneik teolojinin önplana çıkardığı önemli bir noktadır ve Pavlusçu inançla önemli benzerlikler sergiler.

Pavlunik teolojide (Pavlusçu Hıristiyanlık) ön plana çıkan İsa'nın çarmıha gerilişi ve dirilişidir. Çarmıha gerilen Mesih'in ölümü ve ölüler arasından tekrar dirilmesi Pavlus için en önemli belirtidir ve Tanrı'nın kavranılamayan bilgeliğidir.4 Pavlunik teolojinin önemli üç sacayağı olarak şunlar gösterilebilir:

1) İsa Tanrı'nın oğludur ve insanların günahlarına keffaret olarak kendini kurban etmek için bedenleşerek yeryüzüne inmiştir.5

2) İsa aslî günah'ın ortadan kaldırılışını çarmıhta kanı ile gerçekleştirmiştir. Çarmıhta ölen İsa ölüler arasından dirilerek kalkmış ve insanları idare etmek gayesi ile Baba'nın sağına oturmak üzere göğe yükselmiştir.

3) Teslis. Teslis'in uknumlarından olan Oğul (İsa)6 ve Kutsal Ruh7 Baba8 ile aynı derecede tanrıdırlar.

Yubanneik teolojide önemli olan Mesih merkezcilik (Kristosentrik) Pavlunik ilahiyatta daha bir belirgin haldedir.9 Pavlus teslis'in unsurlarından olan Oğul İsa Mesih'e inancı önplana çıkarmıştır. Pavlunik teolojinin odak noktası kristolojidir. Pavlus'ta Hz. İsa'nın sözleri ve yaptıkları konusunda gözle görülür bir ilgisizlik vardır. Pavlus'a göre Yasa (Şeriat) günaha sebebiyet vermektedir ve kurtuluş Yasa'da (Pavlus buna ruhsal yasa demektedir) değil İsa Mesih'tedir10 (ruhsal yasa dışında Tanrı'nın insanı doğruluğa eriştirmesi, Rom 3, 21).11 Günah insanı Tanrı'dan koparmaktadır. Pavlus'a göre İsa, çektiği sıkıntılarla ve Tanrı'ya olan teslimiyeti ile insan soyunun Tanrı'yla barışmasını sağlamıştır.

Pavlus insanları tevbeye, melekûtullah'a çağıran bir Yahudi vaizi olan İsa'yı kurtarıcı (Mesih) yapan şahıstır. Aynı zamanda bağışlanmış bir insanoğlu olan İsa'yı Tanrı Oğlu olarak göstermeye çalışan kişi de Pavlus'tur.

Pavlus'un hayatı ve yetiştiği çevre

1? Pavlus Tarsus'ta doğdu. Adı Savlus.

10-32 Pavlus Kudüs'te yaşıyor.

25?-32 Pavlus Ferisi bir Rabbi olan 1.Gamaliel'in yanında öğrenime başlıyor.

32 Pavlus İsa yanlılarını takip ediyor. Şam yolculuğu esnasında bir vizyon geçiriyor. Burada İsa'nın kendine göründüğünü ve ihtida ettiğini söylüyor. İsa'nın kendisini insanlara tebliğ için görevlendirdiğini söylüyor.

32-34 Pavlus misyoner olarak Arabistan ve Şam bölgelerini dolaşıyor.

34 Kudüs'te iki hafta kalıyor. Burada Petrus ve Yakobus'la tanışıyor.

34-48 Tarsus ve Suriye-Kilikya bölgelerinde faaliyetlerine devam ediyor.

48 Kudüs'te Havari Konsül. Pavlus Petrus ve Barnabas ile anlaşmazlığa düşüyor.

49-50 Putperestleri İsa'ya imana çağırıyor. 2. ve 3. misyon gezilerini gerçekleştiriyor.

56/57 Pavlus Kudüs'te halk arasında kargaşa çıkartıyor gerekçesiyle Romalılar tarafından tutuklanıyor ve iki sene hapiste kalıyor.

59 Pavlus Roma vatandaşı olduğunu belirterek Roma kayser huzurunda yargılanmak istediğini belirtiyor.

60-62 Pavlus Roma'da göz hapsinde tutuluyor. Kendisine dostlarını karşılama ve mektup yazma imkanı tanınıyor. Pavlus'un bu sırada Kayser ile görüşüp görüşmediği bilinmiyor.

62?-68? İsevilerin Kayser Neron tarafından takip edildikleri bu yıllarda Pavlus öldürülüyor.

Pavlus MS. 1-10 yıllarında Tarsus'ta Roma vatandaşı olan bir diyaspora yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Aşıl adı Saul'dür. Gençlik yıllarında helenistik kültürü atmıştır. Bir Ferisi olarak yetiştirilen Pavlus babasının Roma vatandaşı oluşundan faydalanarak çifte vatandaşlığı elde etmiştir. Roma vatandaşı olmakla Pavlus 2. sınıf Yahudi bir vatandaşın elde edemeyeceği serbestliğe sahipti. Seyahat etme özgürlüğü vardı.12 Pavlus'un 30 yaşında Kudüs'e gelerek Rabbi 1. Gamaliel'in (Gamalyel) öğrencisi olduğu söylenir.13

Rasullerin İşleri 22, 1-4 bölümünde Luka Pavlus'un ağzından şunları aktarır:

"...Pavlus şöyle devam etti: "Ben bir Yahudiyim. Kilikya'nın Tarsus kentinde doğdum ve burada, Kudüs'te Gamalyel'in dizinin dibinde büyüdüm. Atalarımızın yasasıyla ilgili sıkı bir eğitimden geçtim. Bugün hepinizin olduğu gibi, Tanrı için gayretle çalışan biriydim. İsa'nın yolundan gidenlere öldüresiye zulmeder, erkek kadın demeden onları bağlayıp hapse atardım."

Pavlus'un burada anlattıklarına bakılırsa kendisi -genelde bu böyle kabul edilir- Musa yasasına bağlı dindar bir ailenin dindar bir çocuğudur. Romalılara yazdığı mektubta ise (Rom 7, 9) Pavlus bir zamanlar yasasız yaşadığını söylemektedir. Pavlus'un 14 yaşında Kudüs'e geldiği düşünülürse yasasız yaşadığı ortam babasının hanesi olmuyor mu? Bu soruyu soran Johannes Lehmann diyaspora Yahudisi olan Pavlus ve ailesinin dindar bir Yahudi olmayıp Helenistik kültürün etkisinde kalmış ve Tevrat'a gereken ilgiyi göstermeyen kişiler olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca Lehmann Pavlus'un Gamaliel yanında eğitim-öğretim gördüğünü Pavlus'un kendisi değil Luka'nın anlattığını ve Luka'nın bunu Yahudler karşısında Pavlus'u müdafaa için söylemiş olabileceğini düşünmektedir.14

Ayrıca Gamaliel'in öğrencisi olduğu söylenen Pavus, Gamaliel'in aksine -o tebliğini sürdüren İsa'nın üzerine gidilmemesi gerektiğini durumun hallinin zamana bırakılması gerektiğini söylüyordu- şedid bir İsa düşmanıdır. İsa'nın izleyicilerine göz açtırmamaktadır. Pavlus'un İsa'yı bizatihi görüp görmediği tartışmalıdır. Bu konuda araştırmacılar Pavlus'un mektuplarından deliller getirerek onun İsa'yı görmüş olabileceğini düşünmektedirler. Pavlus'un İsa'yı görmediğini düşünenler ise onun Şam vizyonu esnasında 'sen kimsin' diyerek kendisine görüneni tanımadığı olgusuna vurgu yapmaktadırlar.15

Pavlus, kendisinin -mektuplarının otobiyografik bölümlerinde bu vurgulanır- (özellikle Gal 1;11-2;14), Filistin'de yaşadığı sırada, İsa öğrencisi olmadığını, aksine İsa'nın öğretilerini ilk duyduğunda büyük bir İsevî düşmanı olduğunu söyler.

Luka, Pavlus 34 yılına doğru, Şam'da yaşayan İsevî topluluğunu yoketmek için bu kente giderken, yolda -Resullerin İşleri 9;1-30 ve 22;1-22 bölümlerinde anlatılıyor- geçirdiği bir vizyon sonucu ihtida ettiğini ve İsa'ya izleyenlere katıldığını aktarır. Luka'nın aktarımına göre Pavius bu vizyon sonucu bunalıma düştü ve Kudüs'e dönmeyip Arabistan'a yöneldi. Burada yaşamının 3 yılını inzivaya çekilerek geçirdi.

Pavlus yaşadığı vizyondan sonra artık İsevî cemaati takip etmeyi bıraktığını söylemesine rağmen mevcut cemaate katılmaz. Pavlus ihtidasından sonra ilk çağ İsevileri ile konuşmaz, onlara danışmaz. (Gal 1, 16) Tebliğe başlaması gerektiğine kendi başına karar verir, kimseye danışmaz. Üç yıl aradan sonra iki haftalığına Petrus'u ziyaret eder.16 Bu süreçten sonra Pavlus, İsa'nın mesajının sadece Yahudilere değil, tüm insanlara yönelik olduğunu söyleyerek ilk misyonerlik seyahatlerine başlar. Pavlus gerçekleştirdiği dört misyon yolculukları esnasında Roma imparatorluğunun çeşitli bölgelerine uğrar. Gittiği kentlerde küçük topluluklar oluşturduktan sonra diğer yörelere yönelir.

Kısa sürede Pavlus'un İsevi öğretiyi helenistik düşüncelerle17 açıklamaya çalıştığı ortaya çıkar ve gittiği yerlerdeki ilk çağ İsevileri ile arasında fikri çatışmalar zuhur eder. Bu çatışmalara Pavlus bizatihi mektuplarında değinir. Galatyalılara Mektup'un 2. babında görüldüğü gibi ihtidasından 14 yıl sonra Havariler Konsili'nde karşı karşıya geldiği ilk çağ İsevîliğinin önde gelen şahısları ile tartışır, onları suçlar. Pavlus olayı şöyle aktarır:

"Ne var ki, Kifas (Petrus) Antakya'ya geldiği zaman, suçlu olduğu için ona açıkça karşı geldim. Çünkü Yakub'un yanından bazı adamlar gelmeden önce Kifas, diğer uluslardan olanlarla beraber yemek yerdi. Ama o adamlar gelince sünnet yanlılarından korkarak çekilip sünnetsizlerden ayrıldı. Öbür Yahudiler de onun gibi ikiyüzlülük ettiler. Öyle ki, Barnaba bile onların ikiyüzlülüğüne kapıldı. Ama Müjdenin gerçeğine uygun davranmadıklarını görünce hepsinin önünde Kifas'a dedim ki, "Sen Yahudi olduğun halde Yahudi gibi değil, diğer uluslardan biri gibi yaşıyorsun; nasıl olur da ulusları Yahudileşmeye zorlarsın? Biz Yahudi doğduk, diğer uluslardan olan 'günahkarlar değiliz. Yine de kişinin, Kutsal Yasa'nın gereklerini yapmakla değil. İsa Mesih'e olan imanla aklandığını biliyoruz. Bunun için biz de, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, Mesih'e imanla aklanalım diye Mesih İsa'ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa'nın gereklerini yapmakla aklanmaz. " (Cal 2, 11-16)

Görüldüğü gibi tartışma Kutsal Yasa çerçevesinde gerçekleşiyor. Pavlusçu anlayış bütün çıplaklığıyla ortadadır. İnsan Yasa ile değil İsa Mesih'e iman ile kurtuluyor. Allah merkezli bir din'den Mesih merkezli bir din'e çağırmaktadır Pavlus.

Luka Resullerin İşleri'nde Pavlus'un Şam yolunda yaşadığı vizyon sonucu ihtida ettiğini anlatırken hiç bir yerde bu ihtidanın sebeb(ler)inden bahsetmez. Pavlus'da mektuplarında böyle bir vizyonun yaşanmasına sebebiyet verecek bir arka plandan bahsetmez. Sanki olay ani olarak vuku bulmuştur. Genelde insanlar iç dünyalarında yaşadıkları bazı çatışmalar, fırtınalar sonucu ani bir aydınlanma, kavrama sonucu aradıklarına kavuşurlar. Mesela Martin Luther 'iman ile aklanma doktrini'ne ulaşmadan önce yaşadığı sıkıntıları, şüpheleri bizzat kendisi değişik kitaplarında anlatır. Luther Tanrı'nın insanları günahları nedeniyle cezalandırmasını bir yargıcın suçluları cezalandırmasına benzeterek Tanrı'nın adil davranması sonucu kimsenin cezadan kurtulamayacağını düşünmektedir. Ve vicdan azabı çektiğini, Tanrı'yı sevemediğini söylemektedir. Kurtuluşu ise Pavlus'un Romalılara yazdığı mektubun 1, 17 cümlesini, sanki o ana kadar hiç okumamış gibi, yeniden keşfederek aklanmanın ilahi inayet ile olacağını belirterek bulmaktadır. Luther bu cümleyi yaşadığı sıkıntılar sonucu ani olarak kavradığından buna 'Evanjelik Tecrübe' veya bu olayı yaşadığı kuleye atfen 'Kule Tecrübesi' denilmiştir.18 Luther bu düşüncesinde, Pavlus'da olduğu gibi, Yahudi töresi'ni (Yasa) insanın kurtuluşunda engel olarak görüyor. Yasa'nın günahı ortaya çıkardığını düşünerek kurtuluşun İsa Mesih'te gerçekleşeceğini söylüyor.

Pavlus'un ihtidasına Luther'in yaşadığı benzer bir olay sebebiyet vermiş olamaz mı? Pavlus Yasa'ya uymayı tutsaklık olarak görüyor. Pavlus bir nevi Yasa'yı yaşayarak Allah katında kurtuluşu elde edemeyeceğini düşünüyor. Pavlus yaşadığı bu vicdan azabından kurtulmak için, Şam yolunda yaşadığını aktardığı vizyon neticesinde kendine bir çıkış yolu bulmaya çalışmış olamaz mı?19

Pavlus Martin Luther'de olduğu gibi merhametli bir Tanrı düşüncesini -Sanki Yasa'nın uygulanmasında insanın gerçekleştirdiği hatalar Tanrı'nın merhameti ile affedilmeyecekmiş gibi - ihdas ederek çıkış yolu arıyor.20 Pavlus bununla da kalmayıp kurtuluşun sadece İsa Mesih ile gerçekleşeceğini geliştirdiği teolojisinin odak noktası yapıyor.21

Pavlus'un Teolojisi

Bir katolik ilahiyatçısı ve rahibi olan Thomas Michel Pavlus'un Yeni Antlaşma'nın en büyük tanrıbilimcisi olduğunu belirtir. Ayrıca Pavlus'un yaşamı boyunca İsa'yı bir kez olsun görmeyen bir kişi olduğunu söyler. Bunun için Pavlus'un İsa'nın en önemli yorumcusu olmasının garipsenebileceğini belirtir ve bu durumun Pavlus'un geçmişi ile izah edilebileceğini düşünür. T. Michel garipsenecek olayı şöyle izah eder: "Pavlus Yahudi Yazılarını ve Töresini yakından incelemiş bir bilgin, 12 Havari ve ilk şakirtlerin çoğu ise basit balıkçılardı. Pavlus ayrıca bir kentli olduğundan, İsa'nın mesajını Roma İmparatorluğunun büyük kentlerinde yaşayan insanlar tarafından anlaşılabilecek bir ifade tarzı iletmek imkanlarına da sahipti. ... Tanrı 12 Havari'ye yalın ve güçlü bir İsa inancı bağışladı. Pavlus'a da öğretim vergisini, İsa'nın hayatının anlamı üzerinde teolojik düşünce üretme mevhibesini lütfetti."22 Robert Kehl ise 'Jesus, der Betrogene aller Zeiten' adlı kitapçığında şunları söylemektedir; İsa, Ferisi birisinin (Pavlus) mesajını eline alması ile daha kötü bir durumla karşı karşıya gelemezdi, velev ki bu iyi niyetle yapılmış olsun.' (s. 11)

Pavlus'çu düşüncesinin ağırlık merkezini oluşturan husus Tanrı'nın insanları inayeti ile kurtardığıdır. Kişi yaptığı iyi işler sayesinde değil, Tanrı'nın karşılıksız inayeti sayesinde kurtuluşa kavuştuğunu vurgular. Pavlusçu inanışın vermek istediği mesaj insanları kurtaracak olanın tanrı inayeti olduğu, Yahudi Şeriatine (Töre, Yasa) bağlılık olmadığıdır. Kurtuluş Tanrının karşılıksız lütfu iledir, insan gücü ile elde edilmez. Ve İsa'yı ölülerden dirilten Tanrı'ya iman ise, kurtarma sağlayan inayetin önde gelen başlıca gereğidir.23

T. Michel Pavlus'un hiçbir zaman kişinin İsa'ya inanıp dilediği türde bir yaşam sürdürebileceğini savunmadığını söyler ve iyi işlerle dolu bir Hıristiyan yaşamının kişinin İmanı olduğunu gösterdiğini belirtir. Katolik dünyada -ki bu durum son iki yüzyılda gevşeme göstermiştir- Pavlus'un amelleri küçümseyici, yok sayıcı anlayışına rağmen iyi işler işlemek önemli görülmüştür. Fakat bu anlayışın Hıristiyan dünyayı nerelere sürüklediği bugün bütün açıklığıyla ortadadır.

Pavlus'un Tanrı anlayışı

Pavlus monoteist bir kişi gözükmesine rağmen, Tanrı'nın yanında İsa'ya uluhiyyet atfetmekte ve onu her şeyden önce var olan, her şeyin varlığını onda sürdürdüğü bir nevi ilah olarak göstermeye çalışıyor. Pavlus'un teolojisinde Baba Tanrı ve tanrısal Oğul olan Rab İsa ikiliği vardır. Sinoptik İncillerin hiç bir yerinde İsa'nın tanrılığından bahsedilmez. Markus İncilinde belirtildiği üzere İsa'ya 'iyi Öğretmen' diye hitap eden şahısa 'bana neden iyi diyorsun? İyi olan tek biri var; o da Tanrıdır' diyen İsa değil midir? Tarihsel İsa böyle derken Pavlus onu nasıl tanrılaştırmaktadır? Tarihsel İsa, Musa'nın mesajı doğrultusunda düşünen tam bir muvahhiddir. İsa'ya uluhiyyet atfeden bir insana nasıl monoteist diyebiliriz?

"Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı O'dur. Nitekim gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O'nda yaratıldı. Her şey O'nun aracılığıyla ve O'nun için yaratılmıştır. Her şeyden önce var olan O'dur ve her şey varlığını O'nda sürdürmektedir. Bedenin, yani inananlar topluluğunun başı O'dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O'dur. Çünkü Tanrı, tüm doluluğunun O'nda bulunmasını uygun gördü." (Kot 1, 15-19)

Pavlus'un teolojisinde İsa her şeyin üzerinde hüküm süren bir Tanrı'dır. Pavlus'un tarihsel İsa'nın mesajını nasıl bertaraf ederek onun şahsını odak noktası yaparak tanrılaştırdığının belirtileri değil midir aşağıdaki cümleler?

"Büyük atalar onların atalarıdır. Mesih de bedence onlardandır. O, her şeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övülecek Tanrı'dır. Amin." (Rom 9:5)

"Bu arada, mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz." (Tit 2,1 3)

Tanrı İsa Mesih'in Babasıdır. İsa Mesih Tanrı'nın öz oğludur. Pavlus burada İncillerde sembolik anlamda kullanıldığını düşünebileceğimiz Baba kelimesini Mesih'in Tanrısı ve Babası diye skiye ayırarak ve Öz Oğlu diyerek baba ve oğul kelimelerini gerçek anlamında kullanmıyor mu?

"Her türlü tesellinin kaynağı olan Tanrı'ya, merhametli Baba'ya, Rabbimiz İsa Mesih'in Tanrısı ve Babasına övgüler olsun!" (2Ko 1,3)

"Tanrı, öz oğlu Rabbimiz İsa Mesih'le ilgili olan bu müjdeyi peygamberleri aracılığıyla Kutsal Yazılarda önceden vaat etti. Bedence Davut'un soyundan doğan Rabbimiz İsa Mesih'in, kendi kutsal ruhu sayesinde ölümden dirilişiyle Tanrı'nın oğlu olduğu kudretle ilan edildi." (Rom 1, 2-4)

"Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz oğlunu gönderdi." (Gal 4,4)

Pavlus'un İsa anlayışı

Pavlus İsa'nın insanların kurtuluşu için feda edildiğini düşünmektedir. Pavlus'a göre İsa çarmıhta boşuna can vermemiştir. O insanların aslî günahı için bir kurban gibi kanı akıtılarak haçta insanlığın esenliği için ölmüştür.

"O'nun çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerde ve gökte olan her şeyi O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu. Yaptığınız kötülükler yüzünden bir zamanlar düşüncelerinizde Tanrı'ya yabancı ve düşmandınız. Şimdiyse Mesih, sizi Tanrı'nın önüne kutsal, lekesiz ve kusursuz olarak çıkarmak için öz bedeninin ölümü sayesinde sizi Tanrı'yla barıştırdı." (Kol 1,20-22)

"Tanrı, Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabrederek, daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa'ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı. " (Rom 3:25-26)

İnsan Kutsal Yasa ile değil İsa Mesih'e olan imanla kurtulur. Tarihsel İsa Pavlus tarafından İsa Mesih yapılınca ve insanlığın günahına keffaret olarak çarmıhta öldürülünce; bunun sonucu olarak ona inanan kurtulmuş olacaktı. Tarihsel İsa hiç bir zaman Yasa'nın içeriğini ve geçerliliğini tartışma konusu yapmamışken, dağdaki vaazında önemiyetini vurgulamışken Pavlus tam tersine Yasa'nın önemsizliğini belirtmeye çalışıyor. Pavlus'a göre Yasa ile insan kurtulacaksa kurtarıcı (Mesih) İsa haçta boş yere ölmüş olmayacak mıydı?

"Yine de kişinin, Kutsal Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, İsa Mesih'e olan imanla aklandığını biliyoruz. Bunun için biz de, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, Mesih'e imanla aklanalım diye Mesih İsa'ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa'nın gereklerini yapmakla aklanmaz." (Gal 2,16)

"Tanrı'nın lütfunu geçersiz saymış değilim. Çünkü aklanma Yasa aracılığıyla kazanılabilseydi, o zaman Mesih boş yere ölmüş olurdu." (Gal 2, 21)

Pavlus'un düşüncesinde merkezi figür Mesih İsa'dır. Mesih İsa, varlık öncesi var olan tanrısal bir figürdür. Tanrı Oğlu'dur. İnsanlığın ilahi kurtarıcısı Rab'dir. İnsanlığın yasa-günah-ölüm kısır döngüsünden kurtarılması amacıyla bedenleşen, sonra ölen ve yeniden dirilen tanrısal varlıktır. Görünmez Tanrı'nın görüntüsüdür.24

Siyasi düşüncesi ve otorite anlayışı

Pavlus'un fikirlerine baktığımızda onun ne kadar bir statükocu ve mevcut siyasal otoriteyi ne kadar kabullenici ve yanında yer alıcı bir düşünceye sahip olduğunu görebiliriz. Pavlus bu düşüncesiyle siyasal otoriteyi tanrısal iradenin bir tezahürü olarak görmektedir. Böyle olunca siyasal otoriteye itaat şart olmaktadır. Statükonun korunması önceliklidir. Pavlus bununla bulunulan her konuma, ortama uyulması gerektiğini belirtiyor.25

"Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur. Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı'nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır. " (Rom 13, 1-2)

"Her şeyden önce şunu öğütlerim: Tanrı yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallar ve tüm üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler sunulsun, dualar, niyazlar ve şükürler edilsin." (1.Ti 2:1-2)

Pavlus'un bu sözleri tarihe gaddarlığı, İsevî cemaate karşı şiddetli zulmü ile tanınan Neron zamanında söylemesi düşündürücü değil midir?

Pavlus egemenlik/otorite niteliğini tanrısal bir nitelik olarak algılamaktadır. Bu niteliği elinde bulunduran her kurum/kişi elinde bulundurduğu bu tanrısal nitelik sayesinde otoritesini yasal bir zemine dayandırmaktadır. Böyle bir durumda egemen güçlere karşı çıkmak tanrısal bir nitelik olarak otoriteye, dolayısıyla Tanrı'ya karşı gelmektir. İtaatsizlik durumunda otoritenin kullandığı kılıç, Tanrı'nın gazabıdır.

"Çünkü yönetim, senin iyiliğin için Tanrı'nın hizmetindedir. Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı'nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı'nın hizmetindedir. " (Rom 13:4)

Pavlus'un, egemenliği tanrısal bir nitelik olarak görmesi ve egemenliği ikiye ayırması; metafizik boyutuyla Tanrıya sosyal-siyasal-dünyevi boyutuyla da krala hasredilen bu düşüncesi, Hıristiyan geleneğindeki din-dünya ayrışmasının temelini oluşturmaktadır. Tanrı, kişi yaşamındaki inanç ve cemaat (kilise) içi yaşantıyı ifade eden dinî alana egemen olandır. Tanrı'nın egemenliği kozmolojik ve metafizik bir boyut taşımaktadır. Kral ise yaşamın sosyal-siyasal yönünü ifade den dünyevî alana egemen güçtür.26

Pavlus'un mektupları

Yeni Ahit'i oluşturan kitapların ikiye ayrıldığına değinmiştik. Tarihî kitaplar ve ta'limî (öğretici) kitaplar. Tarihî kitaplar olan Markus, Matta, Luka, Yuhanna ve Resullerin İşleri'nin haricindeki kitaplar ta'limî kitaplardır. Bunlar ise Pavlus'un mektupları, diğer mektuplar27 ve Yuhanna'nın vahyidir.28

Yeni Antlaşma'da Pavlus'a atfedilen 13 mektup vardır ve bu mektuplar kronolojik bakımdan Yeni Antlaşma'nın en eski yazılarıdır. Bu mektuplar genelde Roma, Korint, Galatya, Efes, Rlipi, Kolose, Selanik gibi Pavlus'un ilişkide bulunduğu çeşitli yerel Kiliselere hitaben yazılmış metinlerdir. Bazılarının muhatabı ise özel kişilerdir (Timoteus, Titus, Filemun gibi).

Bu 13 mektuptan sadece 7 tanesinin gerçekten Pavlus'a ait olabileceği genel kabul görmüştür. Bunlar Romalılara, Korintliler'e 1 ve 2, Galatyalılar'a, Filipililere, Selaniklilere 1 ve Filemun'a mektuplarıdır. Pavlus'a atfedilen diğer 6 mektubun ona aidiyeti ise az veya çok tartışmalıdır. Günümüzde bazı araştırmacılar Pavlus'a aidiyeti genel kabul gören 7 mektubun da Pavlus tarafından kaleme alınmadığını iddia etmektedirler. Kendisi ilahiyatçı olmakla beraber bir rahip olan Hermann Detering "Der gefaelschte Palus -Urchristentum im Zwielicht-" (Tahrip edilen Pavlus -İlk çağ Hıristiyanlığının alacakaranlığı-) adlı çalışmasında bu mektupların Pavlus tarafından değil, Sinoplu Markiyon (Marcion) tarafından kaleme alındığını iddia etmektedir. Detering bazı Hıristiyanların 2. yüzyılda gnostik düşüncelerini saklamak için Resullerin İşleri'nin 8. bölümünde anlatılan büyücü Simon'u Pavlus yapmışlardır. Böylece Pavlus efsanesi ortaya çıkmıştır. Daha sonra gnostik düşüncelerini yaymak isteyen Markion Pavlus'un gnostik karşıtı çevrelerde kabullenildiğini görünce onun ismini kullanarak mektuplar yazıp düşüncelerini yaymaya çalışmıştır.29

Pavlus'a atfedilen mektuplar:

Romalılara, Korintliler'e (1, 2), Galatyalılar'a, Efesliler'e, Filİpüilere, Koleselilere, Selaniklilere (1, 2), Timoteus'a (1, 2), Tİtus'a, Filemun'a

Romalılara mektup:

Bu mektup Pavlus'un mektuplarının en uzunudur ve Hıristiyan teolojisinin akidevi fikirlerini ihtiva etmektedir. Ayrıca ahlaki öğütler de ihtiva etmektedir. Mektubun Pavlus'a aidiyeti 18. ve 19. yüzyılda tartışma konusu yapılmıştır. 55 ile 59 yılları arasında kaleme alındığı sanılmaktadır.

Romalılar Mektubu, Pavlus'un 3. misyon gezisi sırasında Koritnos kentinden yazıldı. Mektup iki önemli kesime ayrılır: Öğreti (Bölüm 1-11), Uygulama (Bölüm 12-16). Ana konu insanın günahlılığı ve İsa Mesih'e iman. İlk kesimde karşımıza insanla ilgili üç konu dikiliyor: 1-Evrensel Suçluluk (1-3), 2-Kişinin Günahlılığı (7/15-24), 3- Egemen Tanrı'nın İstemi (9/7-18). Mektubun ana konusu 1/16,17 de açıklanmaktadır.

Korintlilere mektup (I. ve II.):

Korintos'taki Hıristiyan cemaatiyle ilgili sorunlara cevapları ve de Pavlus'a sorulan bazı soruların cevaplarını ihtiva etmektedir. Kendine ve faaliyetlerine karşı çıkanlara cevaplar verip kendini savunmakta, (ikinci mektup) Pavlus Korintoslu Hıristiyanlar arasındaki anlaşmazlıklara değinerek gerçek kurtuluşun İsa Mesih ve haçta olduğunu belirtmekte. Zina ve iffetsizlikten, evlilik ve bekarlıktan bahsederken evlenmemenin daha iyi olduğunu vurguluyor. Ayrıca putlara kurban edilen hayvanların etlerinin yenilip yenilemeyeceği, ayinlerde uyulacak kuralları, kadınların başlarını örtmeleri gerektiğinden ve ölülerin dirilişinden bahsetmektedir. Mektupların 56 ve 57 yıllarında yazıldığı kabul edilmektedir.

Galatyalılara mektup:

Galatya'da yaşayan Yahudilerin Musa şeriatina uymak zorunda olmadıklarını, özellikle de sünnet olmanın mecburiyetine dair görüş reddedilmekte, şeriatın geçici bir müessese olduğu belirtilmekte. Böyle olunca da İsa Mesih'in gelişiyle şeriatın rolünün sona erdiği, geçerliliğini yitirdiği vurgulanmaktadır. Pavlus bu mektubunda önce kendi görevinin meşruluğu, tebliğ ettiği İncil'in doğruluğu ve havarilerin bu İncil'e uydukları üzerinde duruyor. Pavlus devamla, kurtuluş tarihinin Mesih ile sona erdiğini, şeriatın bir hazırlık dönemi mahiyetinde olup gayesinin insanları Mesih'e hazırlamak olduğunu belirtir. Ve Mesih geldiği için artık şeriatin sürdürülme sebebinin ortadan kalktığını vurgular. Pavlus'un Gatatyalılara anlatmak istediği şuydu: "Ya Mesih'i kabul ederek Mesih özgürlüğünde kalmayı ya da sünnet olmayı kabullenerek şeriatın yükü altına girmeyi kabul edersiniz. Eğer kurtuluş şeriatin (Tevrat) emirlerine bağlanmakla gerçekleşecekse, o takdirde İsa Mesih'in çarmıhta can vermesinin hiç bir anlamı yoktur." Pavlus'un temel öğretişidir bu. Pavlus bir yanda İsa Mesih'in getirdiği "müjde"nin aslını tebliğ ettiğini iddia etmektedir. Diğer taraftan da şeriatin geçersizliğini savunmakla "Kutsal Yasa'yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim." (Matta 5:17) diyen İsa Mesih'e ters düşmektedir. Mektubun yazılış tarihi ihtilaflıdır.

Efeslilere mektup:

Mektupta İsa Mesih'in insanların selamete kavuşmalarının temel taşı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca Hıristiyanların uygulayacağı bazı ahlaki esaslardan bahsedilmektedir. Mektubun Pavlus'a aidiyeti şüphelidir. Bu görüşü savunanlar, mektubun Pavlus'un diğer mektuplarından hem edebi yönden hem de teolojik açıdan Pavlus'a ait olamayacağını savunmaktadırlar. Hıristiyan geleneği ise mektubu Pavlus'un esirken kaleme aldığına inanmaktadır.

Filipililere mektup:

Mektupda Filipililerin İsa Mesih'e uymaları gerektiği vurgulanıyor. Yahudi şeriatini savunanlara karşı kurtuluşun ancak Rab İsa ile mümkün olacağı belirtiliyor. Mektubun Pavlus'a ait olduğu genel kabul görmekle beraber, düşünce ve uslubtaki kopukluklar bunun birçok mektubun karışımıyla meydana geldiği intibaını vermektedir. Mektubu Pavlus'un hapiste iken yazdığı sanılmakta.

Kolosilere mektup:

Mektubun yazılış gayesi, Koloseliler'i Hıristiyan iman ve ibadetini tehdit eden düşüncelere karşı uyarmaktır. Pavlus'a göre, Mesih'in aracılığı yerine, Tanrı ile insan arasına melekleri koyan, gıdalarla ilgili yasaklara ve yahudi dini gün ve bayramlarına uymayı savunanlar, sahte alimlerdir. Çünkü Pavlus'un inancına göre mesih meleklerde dahil olmak üzere bütün yaratıklardan daha üstündür.

İsa'da uluhiyetin bedenen var olduğunun ehemmiyetinden bahsetmektedir. Mektubun yazılış tarihi ihtilaflıdır. 54-63 arası gibi değişik tarihler ileri sürülmüştür.

Selaniklilere mektup (I. ve II.):

Mektuplarda İsa Mesih'in tekrar geleceği, ancak bunun yakın olmadığı, o gelmeden önce irtidad, dinsizlik, yalan gibi birtakım alametlerin çoğalacağı, deccalin ortaya çıkacağı belirtilmektedir. Birinci mektup Pavlus'un yazdığı ilk mektup kabul edilmektedir. Ayrıca Yeni Ahid'in en eski tarihli metnidir. 51 yıllarında yazılmıştır.

Timoteyus 'a mektup (I. ve II.):

Pavlus bu mektuplarında gerçeği bildirenler (kendini gerçeği bildiren olarak görüyor, Musa'nın getirdiği Yasa'ya uyulması gerektiğini söyleyenleri ise sahte muallim olarak niteliyor) ile sahte muallimler hakkında bilgi veriyor. Mektup cemaate değil de cemaatin ruhani reisine gönderildiğinden piskoposların görevlerinden bahseder. Timoteyus'un İncil'i yaymadaki mücadelesi, çekilen çileler, ayrıca iyi bir din adamı olmanın şartları anlatılır. Cemaatin ruhani reisine yazıldığı için, Timoteyus'a ve Titus'a yazılan mektuplar 17. asırdan itibaren "pastoral mektuplar" diye adlandırılmışlardır.

Titus'a mektup:

Mektupta, kiliselerin teşkilatlandırılmasında Titus'a düşen görevler ve inananların takip edeceği hayat kuralları ile ilgili vazifeler belirtilmektedir. Fakat dil, üslup ve özellikle de kilise teşkilatıyla ilgili bilgiler sebebiyle Pastoral Mektupların Pavlus'a ait olmadığı ileri sürülmüştür.

Filemon'a mektup:

Filemon'un evinden kaçan bir köle hakkındadır. Pavlus'la karşılaştıktan sonra Hıristiyan olan kölenin bir köle olarak değil de kardeş olarak kabul edilmesi gerektiğini anlatmaktadır. Mektubun Pavlus'a ait olduğu hakkında yaygın kanaat olmasına rağmen, ona ait olmadığını savunanlar da olmuştur. Mektubu bir ilham eseri saymayanlar da olmuştur.

Hıristiyanlığın, bidayetinde Pavlus'un mektuplarının önemi büyük olmuştur. İnsanlar biraraya geldiklerinde Pavlus'un mektuplarını okuyor ve bu mektupları çoğaltarak diğer cemaatlere gönderiyorlardı. Pavlus'un mektuplarında ön plana çıkan İsa'nın yaşamı, ne yaptığı, ne söylediği değil; bir "metafizik figür" haline getirilen İsa'dır. Friedrich Nietzsche'nin dediği gibi İsa Pavlus'ta bir "her şeyin ona nisbet edildiği bir metafizik figür" değil midir?"

Dipnotlar:

1- Sinoptik İndilerden biri olan Luka'yı diğer iki İncil olan Markus ve Matla'dan ayıran en belirgin farklılık Luka İncili'nin putperest insanlara yazılmış olmasıdır. Buradan kalkışla Markus ve Matta'da İsa'nın Musa'nın mesajını reforme etmek isteyen tavrı Luka'da pek gözükmez denilebilir. Ayrıca Luka'nın Pavlus ile olan irtibatı da burada gözönünde bulundurulmalıdır. Ayrıca Pavlus'un hayatından kesitler sunan tek İncil yazandır. Luka kaleme almış olduğu Resullerin İşleri'nde Pavlus'un ihtidasına değişik yerlerde değinir. Diğer iki İncil ile ortak noktaları ve benzer anlatımları olmasına rağmen Luka İncili'de İsa'nın hayatını aktaran malzeme içerisinde ayrı bir kategoride, Markus ve Matta ile Pavlunik İlahiyatın oluşmasında bir geçiş dönemini yansıtan bir metin olarak değerlendirilebilir.

Luka'nın vermek istediği esas mesaj, Tanrı Ruhunun Hıristiyan topluluğunu şekillendirdiği ve ona yön verdiğidir. Yahudi olmayanlar da İsa'nın öğrencileri olup Yahudiler'le aynı konuma sahip olabilirler. Yahudi Yasasının kaidelerine uymak zorunda değillerdir. Luka'ya göre İsa'nın Müjdesi tüm insanlığa sunulan bir evrensel mesajdır, ölülerin arasından dirilen İsa kendisine iman edenlerin topluluğunda yaşamaya devam etmektedir. Luka Pavlus'un haber gezilerine katılan ve son olarak Roma'ya giden yol arkadaşıdır.

2- Yuhanna 1, 14: Tanrısal Söz beden oldu, hayra ve gerçekle dolu olarak aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen biricik Oğul'un yüceliği olarak gördük.

3- Kitabı Mukaddes Şirketi tarafından yayınlanan İncil'in Yuhanna bölümünün girişinde şöyle denilir: "... insan bedeninde açıklanan öncesiz Tanrı Sözü'dür."

4- 1 Kor 1,23 ve 30

5- Bkz.: Rom 3, 23- 25; Rom 5, 6-10; Rom 6, 1-10; Rom 8, 1-4

6- İnsanları kurtaran ve yargılayan tanrısal güç.

7- Oğul'u destekleyen ve kişilere bireysel imanı ulaştıran tanrısal güç.

8- Her şeyi yaratan ve düzenleyen tanrısal güç.

9- İsa Tanrı'nın oğludur, kurtarıcı olarak insan şeklinde bedenleşmiş, yeryüzünde yaşamış ve acı çekmiş daha sonra çarmıha gerilerek öldürülmüş, ölüler arasından üç gün sonra diriltilmiş, yeryüzüne yükselmiş ve dünyanın sonu yaklaştığında tekrar gelerek insanlığın kurtuluşu ve yargılanmasını tamamlayacaktır. Pavlus'a göre İsa'nın çarmıhta ölümü ve dirilişi insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır.

10- İsa Mesih tamlaması teolojiktir ve İsa'nın kurtarıcılık yönünü vurgulamak için kullanılır. Nasıralı İsa tamlaması ise İsa'nın tarihsel bir kişi olduğunu belirtmek için kullanılır.

11- Ne gariptir ki aynı kitapta, Yeni Ahid'de yer alan Pavlus'un mektupları ve Yakub'un mektubu Şeriat (Yasa) konusunda birbirlerine taban tabana zıt şeyler ihtiva etmektedirler. Yakub'un Mektubu imanın yanında iyi amellerin de gerekli olduğunu anlatıyor ve gerçek hikmeti, iyi geçinmeyi ve diğer ahlaki öğütleri bildiriyor. Şeriatin bir bütün olarak yaşanması gerektiğini vurguluyor.

12- Luka Resullerin İşleri'nde Pavlus'u Kilikya'nın Tarsus şehrinden bir Yahudi olarak tanıtır. (Res. İş. 21, 39; 22, 3). Pavlus ise Filipelilere yazdığı mektupta kendisinin doğumunun sekizinci gününde sünnet olmuş, İsrail soyunun Benyamin kabilesinden bir İbrani olduğunu belirtir. (Filip 3, 5). Pavlus'un ne zaman doğduğu tartışması kadar nereli olduğu tartışması değişik kişilerce yapılmıştır. Geniş bilgi için bak; Şinasi Gündüz, Pavlus Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara Okulu Yayınlan, 2001 Ankara, s, 31 vd.

13- Pavlus'un yaşamı hakkında farklı anlayışlar mevcuttur. Kimilerien göre o M.S. 10-32 yılları arasında Kudüs'te yaşamıştır. Gençlik yıllarında çıraklık eğitimi alır. Bazı araştırmacılara göre Pavlus çıraklık eğitimini Kudüs'te değil babasının yanında, Tarsus'ta gerçekleştirmiştir. Pavlus bu yıllarda öğrendiği çadırcılığı bayatının değişik zamanlarında tekrar ifa etmiştir. Rabbi Gamaliel'in yanında eğitilmesi ise 25-32 yılları arasındadır.

14- Johannes Lehmann, DİE JESUS G.M.B.H Was Jesus wirklich wollte -Wie paulus Christus schuf- Report einer Diskussion, Econ Verlag, Viyana ve Düsseldorf 1972

15- Detaylı bilgi için bak: Şinasi Gündüz, Pavlus Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara Okulu Yayınları, 2001 Ankara, s. 204 vd.

16- Pavlus bu üç yıl içerisinde ne yapmıştır, hayatını ne şekilde geçirmiştir pek belli değil. Büyük ihtimalle Pavlus bu süre içerisinde kendi teolojisinin temel düşüncelerini oluşturmuştur.

17- Grek-Roma düşüncesinin etkisinde değerlendirmektedir Pavlus İsevî öğretiyi.

18- Martin Luther Pavlus'un düşüncelerini canlandıran kişi olmuştur. Luther'de insanın, amellerinin tesiri olmadan sadece ilahi inayetle bağışlanacağını, kurtuluşun amellerle değil İsa Mesih'e imanla olacağını düşünmektedir. Öyle ya insanın kendi kurtuluşunu sağladığını veya ona katkıda bulunduğunu savunmak İsa Mesih'in çarmıhını boşa çıkarmak demek değil midir? Luther'in düşüncelerini çoğunlukla İncilleri referans alarak değil, Pavlus'un mektuplarını kaynak alarak geliştirmiştir.

19- "...İnsanın, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, imanla aklandığı kanısındayız. " (Rom 3, 28). "Aynı şekilde kardeşlerim, siz de bir başkasına, yani ölümden dirilmiş olan Mesih'e varmak üzere Mesih'in bedeni aracılığıyla Kutsal Yasa karşısında öldünüz. Bu da Tanrı'nın hizmetinde verimli olmamız içindir. Çünkü biz doğal benliğin denetimindeyken, Yasa'nın kışkırttığı günah tutkuları, bedenlerimizin üyelerinde etkindiler. Bunun sonucu olarak ölüme götüren meyveler verdik. Şimdiyse, önceden tutsağı olduğumuz Yasa karşısında ölerek o Yasa'dan özgür kılındık. Öyle ki, yazılı yasaya bağlı olan eski yaşamda değil de Ruh'un sağladığı yeni yaşamda kulluk edelim." (Rom 7. 4-6). Yunanca'da katergesemen kelimesi; biz esaretten, kayıt ve zincirden azad olduk manasına gelir. Kısacası Pavlus şunu demektedir; Biz şu ana kadar Şeriatın esareti altında idik, şimdi ise onun esaretinden yakamızı kurtardık. Bak.: Abdulehad Dâvûd, İncîl ve Salîb, İnkilâb Yayınları, İstanbul 1999, s. 177. "Mesih bizim için lanetlenerek, ruhsal yasanın lanetinden bizleri özgür kıldı..." (Gal 3, 13)

20- İsa'yı yakından tanıyan ilk çağ İsevî cemaatının İsa'nın mesajını tamamen tersyüz eden Pavlus'a karşı tepkilerinin nasıl olduğu, onun düşüncelerini nasıl kabullendikleri sorusu çok önemlidir.

21- Pavlus geçirdiği vizyondan sonra üç sene inziva hayatı yaşamıştır. Bu süre içerisinde İsa'nın haçta ölümü Pavlus'a anlamsız görünmüş ve kendi içsel çatışmaları açısından bir çıkış yolu olarak görülüp, ölüm, günah (suç), ceza ve barış, uzlaşma gibi konular İsa'nın hayatı eksen alınarak yeniden yorumlanmış olabilir.

22- Thomas Michel, Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş, İstanbul 1992, sayfa 46

23- Pavlus, insanın tarihin başından beri, günahı nedeniyle Tanrı'dan kopmuş bulunduğunu öğretti. İsa, insan olarak gösterdiği kusursuz teslimiyeti ve yaşamında, cefasında, ölümünde, beliren Tanrı'ya itaati sayesinde tüm insan soyunun Tanrı'yla yeniden barışmasını gerçekleştirdi. Hıristiyanlığın Kurtuluş doktrinin özeti budur.

24- Bak: Şinasi Gündüz, Pavlus Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara Okulu Yayınları, 2001 Ankara, s. 25

25- Pavlus'un mektuplarından ilham alan Martin Luther tebaanın hükümdarlarına, onlar haksız ve zalim olsalar bile itaat etmeleri gerektiğini düşünmektedir. Direnmeme doktrini, iki kılıç teorisi onun Pavlus'un mektuplarının ne kadar etkisinde kaldığını, mektuplara ne kadar önemiyet atfettiğini gösteriyor. Bu konuya Reform hareketlerini inceleyeceğimiz bölümde etraflıca değineceğiz.

26- Bak: Şinasi Gündüz, Pavlus Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara Okulu Yayınları, 2001 Ankara, s. 227.

27- Diğer Mektuplar: İbranilere, Yakup, Petrus (1,2), Yuhanna (1,2, 3), Yahuda

İbraniler'e Mektup: Bu mektupta, İsa'nın meleklerden, Musa'dan, ayrıca diğer peygamberlerden daha üstün, en büyük kahin ve Tanrı'nın Oğlu olduğu, ilahi ve manevi olan Yeni Ahid'in ise cismani ve dünyevi olan Eski Ahid'den daha üstün olduğu tezi işlenmektedir. Pavlus'un diğer mektuplarda adının zikredilmesine rağmen bu mektupta adı geçmemektedir. Dili ve üslubunun ve muhtevasının Pavlus'un diğer mektuplarına göre farklılığı kilise tarihinde ihtilaflara ve uzun tartışmalara sebep olmuştur. Pavlus'a aidiyeti tartışmalıdır. Kim tarafından yazıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Doğu kilisesi tarafından 360 yılından, Batı kilisesi tarafından ise daha sonraları kutsal kitaplar listesine (Kanon) alınmıştır. Yazıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle beraber 70'li yıllarda kaleme alındığı sanılmaktadır.

Yeni Ahidde yedi mektup (Yakup, Petrus (1, 2), Yuhanna (1, 2, 3), Yahuda), şahıs ve cemaat ayrımı yapmadan her Hıristiyana hitap ettiği için "Genel (Katolik) Mektuplar" diye adlandırılmışlardır.

Yakub'un Mektubu: İmanın yanında iyi amellerin de gerekli olduğunu anlatıyor. Gerçek hikmeti, iyi geçinmeyi ve diğer ahlaki öğütleri bildirmekte, şeriatin bir bütün olarak yaşanması gerektiğini vurgulamaktadır. Yazarının kim olduğu ihtilaflıdır.

Kilise geleneğine göre, Kudüs Kilisesi'nin lideri ve İsa'nın kardeşi olan Yakub tarafından yazılmıştır. Doğu kiliselerinde bazı şüphe ve tereddütlerle birlikte 3. asırdan itibaren kabul görmüştür. Batı Latin kiliselerinde ise 4. asrın sonunda kabul edilmiştir. Trente Konsili mektubun kanonik oluşunu onaylamıştır. Thomas Michel bazı bilginlerin Yakub'un mektubunun Yeni Antlaşma'nın en eski mektubu olduğunu belirttiklerini, 35-50 yılları civarında Filistinli bir Hıristiyan tarafından yazıldığını, bazılarına göre ise bu mektubun daha geç bir tarihte kaleme alındığını, aslında hiç bir güncel olaya atıfta bulunmadığı için mektubun tarihini saptamanın imkansız olduğunu, yazarının Kudüs Yahudi-Hıristiyan topluluğunun başında bulunan Yakup olduğunun sanıldığını aktarır. (Thomas Michel, Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş, İstanbul 1992, sayfa 48)

Petrus'un I. ve II. Mektubu: Mektupta (I. mektup) Hıristiyanlar kötülüklerden kaçınmaya, İsa'nın kanıyla meydana gelen kurtuluşu kabule, karşılıklı yardımlaşmaya ve İsa'da birliğe çağrılmaktalar. Ayrıca putperestler arasındaki davranışlar, resmi makamlara karşı ödevler vb. konulara değinilmekte ve İsa'nın tekrar gelmesinin yakın olduğu ifade edilmektedir. Mektubun havari Petrus'a aidiyeti şüphelidir. İkinci mektupta ise Hıristiyanlara Allah ve İsa tarafından verilen İman, bilgi, nefse hakimiyet, kardeş sevgisi gibi meriyetlerin kazanılıp yaşatılmaya çalışılması daveti yapılmaktadır. İkinci mektubun Petrus'a aidiyeti de tartışmalıdır. Günümüzde, Petrus tarafından kaleme alınmadığı genel kabul görmekledir.

Yahuda'nın Mektubu: Mektupta Hıristiyanlar yalancı muallimlere karşı uyarılmakta. Yazarının Yakub'un kardeşi olduğu ileri sürülmüştür. Bazı kiliseler bu mektubu kabul etmemişlerdir.

Yuhanna'nın I., II. ve III. Mektubu: Mektuplar İsa'nın Tanrı'nın tecessüd eden oğlu ve kurtarıcı olduğunu kabul etmeyenlere karşı reddiyedir. Mesihe muhalif olanlara kanılmaması gerektiği vurgulanır.

28- Yuhanna'nın Vahyi: Asya'da yedi kiliseye yazıları mektupları ihtiva eder. Ayrıca ahirzamanla ilgili belirtileri, büyük çatışmayı ve diğer olayları sembollerle anlatmaktadır. Kilise geleneği kitabı Yuhanna'ya atfetmesine rağmen bu bütün kiliselerce kabul görmemiştir. Vahiy kitabı, Yeni Ahid'in Süryanice ve Ermenice nüshalarında yer almamaktadır.

29- Bak: http://www.hennaiin-detering.de