Ölü Koğuş

Ulrike Meinhof

Başım patlayacak, kafatasım parçalanıyor gibi ağrıyor hissi...

Anımsadıklarım sürekli azalıyor, biri baltayla kesiyor hissi...

Sürekli gergin olduğun ve bunun görüldüğü ve uzaktan izlendiğin hissi...

Ruhumun vücudumdan varıldığı hissi...

Hücremin durmadan döndüğü hissi.

Uyanıyorsun, gözlerini açıyorsun: Hücre durmadan kıpırdıyor hissi. Öğleden sonra, güneş birden sanki duruyor. Sürekli her şey dönüyor, hareket halindeymişim duygusundan kurtulamıyorum. Ateşten mi, soğuktan mı titrediğimi kestiremiyorum. Neden üşüdüğümü-titrediğimi bir türlü izah edemiyorum. Normal bir ses tonuyla konuşmak için yüksek sesle konuşur gibi çaba sarf ediyorum, bu ancak bağırmakla mümkün. Dilin tutulduğu hissi...

Kelimeler anlamını yitiriyor, belki tahmin edilebiliyor artık. S, Z, Ş harflerinin hışırtıları tahammül edilebilecek gibi değil. Gardiyanlar, ziyaretçiler, havalandırma sanki yapay maddeler. Cümle, dilbilgisi, sentaks denetlenemiyor. İki satır yazdığında ikinci satırın sonunda birincinin başını hatırlayamıyorsun... İçinin yanıp kavrulduğu hissi...

Dizginlenemeyen bir saldırganlık boşanıyor. En vahim olanıysa; hayatta kalma şansının olmadığı, bunu anlatamamanın, başkalarıyla paylaşamamanın imkânsızlığının bilincinde olmak. Ziyaretçilerin de gelmesi geride hiç bir anı bırakmıyor. Yarım saat geçtikten sonra sadece mekanik olarak ziyaret bugün mü geldi, geçen hafta mıydı, onu anımsayabiliyorum...

Haftada bir kez yıkanmak bile farklı bir duygu, birkaç saat de sürse, anlık da olsa dinlenme duygusu. Zaman ve mekan içice geçmiş gibi. Kırık camlarla dolu bir odada olma hissi, bocalıyorsun. Bütün bunlardan sonra korkunç bir heyecanla gece ve gündüzün değişim akustiğini duyuyor gibi oluyorsun. Hemen şimdi zamanın aktığı, beynin genişlediği, iliklerine işlediği hissi oluşuyorcasına... İnsanın derisinin yüzüldüğü duygusudur.

Not: RAF tutsağı Ulrike Meinhof'un 16 Haziran 1972- 9 Şubat 1973 yılları arasında yaşadığı tecrit/hücre koşullarını dile getirdiği "Toter Trakt" yani "Ölü Koğuş" başlığıyla avukatına yolladığı mektubundan bir bölüm.

Çev: Ayla TEKİN