Malezya İslami Uyanışının Siyaseti

Jomo Kwame Sundaram

Jomo Kwame Sundaram, Kuala Lumpur Malay Üniversitesi ve İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde insan Gelişimi profesörü ve Wolfson Koleji ile Cambridge Üniversitesi iktisadi ve Siyasi Bilimler Fakültesinde misafir Öğretim görevlisidir. Development and Population: Critiques of Existing Theories (1982), The Sun Also Sets: Lessons in 'Looking Kant' (1983, gözden geçirilmiş baskı 1985), A Question of Class; Capital, the State and Uneven Development in Malaya (1986) ve Malaysian Dilemman (1988) yayınlanmış kitapları arasındadır.

Ahmed Shabery Cheek, Kuala Lumpur Malay Üniversitesi'nde Siyasi Bilimler dersi vermektedir. Malezya Sosyal Bilimler Derneği Sekreterliği'ni yürütmektedir. Shairati's Heritage (Malay, 1987) adlı kitabın editörüdür.

Malezya'daki İslami hareket, 1970'lerden bu yana gelişiminde üç temel devre tarafından şekillenmiştir. Her bir devre uluslararası siyaset sahnesindeki bazı olaylardan etkilenmiş olsa da, en temelde ülke içi siyasetteki gelişmelere bir tepkidir. Ülke içindeki ve dışındaki gelişmelerin biriken etkisi İslami hareketin güçlenmesine ve siyasi nüfuzunun artmasına sebep oldu. Buna paralel olarak, İslami siyaseti belirleyen gündem Malezya'daki ana siyasal eğilimleri de gittikçe artan bir biçimde şekillendirmeye başladı.

İslami uyanışın 1970'lerin başında görülmesi, daha gerilere gidilirse özellikle laik-batılı gelenekle eğitim görmüş Müslüman Malezyalılar arasında dine yeniden yönelişe kadar dayanır. Laik-batılı eğitime ve Batı tipi modernizasyona genç Müslüman Malezyalılar tarafından karşı çıkılması, 1973'deki ilk petrol şokunu takiben İslam ülkelerinin uluslararası siyasete ağırlıklarını koymaları ile aynı zamana rastladı. 1970'lerin sonuna doğru, Malezya İslami Gençlik Hareketi [ABIM] ve en güçlü İslamcı muhalefet partisi olan Pan Malezya İslam Partisi [Parti İslam SeMalaysia, (PAS)] arasındaki zımni ittifak nedeniyle İslami hareket ivmesini artırdı. Bu ittifak ve 1979'daki İran İslam Devrimi, Malezya'daki siyasi İslam'ın gelişiminde büyük etkisi olan olaylardır.

1980'lerde hükümet, başlattığı İslamizasyon çalışmasıyla İslami uyanışın önemini anladığını gösterdi. Hükümetin bu çalışması, Malezya gibi neredeyse nüfusunun yarısını gayri müslimlerin oluşturduğu bir ülkede anlamlı ve tartışılabilir bir gelişmeydi. Eski ABIM lideri Enver İbrahim'in Birleşik Malay Milli Teşkilatı (United Malay National Organisation -UMNO-) iktidardaki Barison Nasional (BN) koalisyonunun en güçlü partisi içindeki yükselişi ve bunu takip eden PAS liderliğindeki köklü değişiklikler hükümetin İslamizasyon çalışmasının doğurduğu sonuçlardı. Bu gelişmeler Malezya'daki çağdaş İslami hareketin hemen hemen şaşırtıcı olan konumunu ve Malezya siyasetindeki etkisini yansıtıyorlardı.

Şüphesiz Malezya'daki İslami uyanış kültürel bir tepkidir ya da daha farklı biçimde söylenirse, hepsi için olmasa da bir çok Malezyalı Müslüman için siyasal boyutun çok önemli bir konuma geldiği, Malezya'daki çağdaş gelişme ve bu gelişmeyi şekillendiren hızlı toplumsal ve ekonomik değişimlere karşı, değişik kültürlerin tepkilerinin toplamıdır. İslam'ın "en iyi düzen" olduğu konusunda muğlak bir fikir birliği olmasına rağmen bunun gerçekte ne mana taşıdığı yalnızca İslami hareket içinde değil, hareket içindeki değişik parti ve eğilimler içinde de oldukça değişiklik gösterir. Bu çalışma geçen yıllar içinde en etkili olan belli başlı gruplar ve baskın eğilimler üzerinde durmaktadır. Bundan önce, aynı alan üzerinde yapılan sosyolojik çalışmalar değişik sonuçlar ortaya koydular. Önemli sosyolojik çalışmalar Malezya İslami uyanışında etkin gücün etnik kökenli olduğunu söylerken,1 bazı tahlilciler ise sınıf çatışmasının2 bunu öncelediğini ileri sürdüler.

Bir yandan Malezya toplumunda etnik düşüncenin merkezi konumunu diğer yandan "sınıf"ın önemini3 takdir eden bu çalışma, çağdaş İslami uyanış içindeki başlıca hareketlerin gelişimini incelerken, onları geniş toplumsal koşullar içinde temellendirmekten kaçınarak kültür, ideoloji ve devletin görece özerkliğini yansıtmaktadır. Benzer şekilde, gerek hareket içindeki lider kişiler tarafından gerekse içeriden gözlem yapanlar tarafından, özellikle Malezya dilinde bir çok yazı yazılmış ve tahliller yapılmıştır. Fakat bu düşünceler burada tartışılmayacaktır. Bu inceleme, her ne kadar uluslararası eğilimlerin etkisi kesin bir şekilde görünse de Melazya'daki çağdaş İslami hareketin kendine özgü yanlarını göstermektedir. Bu nokta çok önemlidir, çünkü özellikle Batılı eleştirmenler arasında yaygın olan eğilim gereği, Malezya'daki İslami uyanış ile dünyanın diğer bölgelerindeki gelişmeler arasında son derece yüzeysel benzerliklere dayalı aldatıcı paralellikler kurulmaktadır.

Malezya İslami Hareketinin Anatomisi

Bu inceleme yarımada Malezya'daki dört temel İslami hareketin kökenlerini kısaca gözden geçirecektir. Bunlar; PAS [Parti İslam SeMalaysia], ABIM [Malezya İslami Gençlik Hareketi], Tebliğ hareketi ve Daru'l Erkam'dır. Dört hareket içinde PAS ve Tebliğin kuruluşları daha eskilere dayanır. Buna karşın yalnızca PAS ve ABIM Malezya siyasetiyle etkin olarak ilgilenmektedir. Daru'l Erkam zaman zaman gerek hükümet gerekse diğer İslami gruplar için eleştirel tutum takınmasına rağmen, Tebliğ ve Daru'l Erkam öncelikle kültürel ve sosyal hareketlerdir. Malezya İslami Uyanışı'nda her ne kadar bu dört hareketin de önemi varsa da bu incelemenin ilgisi siyasi İslam'ın gelişimi dolayısıyla PAS ve ABIM üzerinedir.

PAS-Malezya İslam Partisi

İngilizlerden bağımsızlık kazanılmasının ardından kurulacak devletin idari şekli üzerine tartışmalar nedeniyle, UMNO'nun din şubesinden ayrılan üyeler tarafından, 1951'de Perang bölgesi Butterworth eyaletinde kuruldu. PAS din'in sadece siyasi bir partinin şubesine sıkıştırılamayacağını, hayatın tüm yönlerini tamamen kuşatması gerektiğini söyleyerek, UMNO tarafından kurulması düşünülen laik devlet modeline karşı çıktı.

PAS'ın ilk liderleri "pondok" adı verilen yerel okullarda geleneksel din eğitimi almış, Malezya'nın kırsal kesiminden özellikle pirinç tarımı yapılan Trengganu, Kelantan, Perak, Kedah ve Perliş bölgelerinden çiftçilerdi. Bu sebeple PAS'ın bu bölgelerde daha büyük etkisinin olması, hatta 1959'daki ilk genel seçimlerden sonra Kelantan ve Trengganu'da yerel hükümet kurması şaşırtıcı değildi. İlk önceleri, İslami devlet kurma mücadelesi verirken PAS'ın ideolojisi Malezya milliyetçiliği ile içiçeydi. Hatta UMNO'yu gayri müslim ve Malezyalı olmayan partilerle ittifak yapmasından dolayı eleştirdiği zaman "kavmiyetçi" bir parti olarak değerlendirilmişti.

ABIM-Malezya İslami Gençlik Hareketi

Agnkatan Belia İslam Malaysia [ABIM] veya Malezya İslami Gençlik Hareketi 1971 yılında Malezya Müslüman Öğrenciler Birliği [PKPIM]'nden öğrenciler tarafından kuruldu. Kuruluşundan bu yana da en güçlü desteği yüksek öğrenim kurumlarındaki gençlerden sağladı. Laik veya dini eğitim almış ABIM liderlerinin yerel ve bölge dışındaki üniversitelerden gelmeleri, hareketin halkın çeşitli kısımlarını etkileye-bilmesine imkan verdi. Ayrıca 1974-1982 yılları arasında karizmatik lider Enver İbrahim'in varlığı da ABIM'in cazibesini artırdı.

ABIM'in İslam yorumu, ülke dışındaki teşkilatlanmış İslami hareketler ve liderleri ile ideolojik ve hatta örgütsel yakınlık kurulmasını gerektiriyordu. Bu teşkilatlar laiklik ve milliyetçiliğin batıl olduğunu söyleyen ve İslam devleti kurmanın önemi üzerinde duran Pakistanlı Mevdudi ve Cemaat-i İslamisi'yle İhvan-ı Müslimin'di. Doğal olarak ABIM, UMNO liderliğindeki hükümeti dini; siyasal, toplumsal ve ekonomik konulardan soyutlayan laik uygulamalarından dolayı ve sömürgeci gelenekleri devam ettirmekle sürekli eleştirdi. ABIM, milletin resmi dini olmasına rağmen İslam'ın hakettiği konumda olmadığını, anayasanın Malezya'yı açıkça şeriata dayalı, ekonomik ilişkilerde faizin yer almadığı ve var olan vergi sistemi yerine "zekat"ın işlediği bir İslam Devleti ilan etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca ABIM, mücadelesini İslam'dan öte "Malay ırkı" gibi etnik düşünceler üzerine kurduğu için de UMNO'yu eleştirdi.

Tebliğ

Tebliğ Hareketi veya Cemaat-ı Tebliğ bilindiği gibi Hindistan'da başlamış ve oradan dünyanın bir çok kısmına yayılmış bir misyoner hareketidir. 1920'lerde kurulan teşkilat, Hindistanlı misyonerlerin çabaları sonucu 1950'li yıllarda Malezya'da da gelişmeye başladı, Başlangıçta Penang, Kuala Lumpur ve Singapur gibi geniş Hintli müslüman topluluklarının bulunduğu bölgelerden destek aldı. Son zamanlarda ise İslami uyanışın ve misyoner hareketlerin gelişmesiyle birlikte Tebliğ kırsal kesimler de dahil Malezya toplumuna iyice nüfuz etmeyi başardı.

Tebliğ'in basit ve "zararsız" yaklaşımı öncelikle işsiz ve yabancılaştırılmış gençleri kendine çekti. Bir yandan da çalışan kesimlerden ve yüksek öğrenim görmüş insanlar harekete katılmaya başladılar. "Apolitik" tutumu dolayısıyla Tebliğ, nadiren şüphe ile karşılandı. Şu an hükümet Tebliğ'in çalışmalarından az da olsa huzursuzsa da hareketin apolitik yönelimi diğer müslüman ve yerel grupları pek rahatsız etmiyor. Ama gene de PAS, Erkam ve ABIM taraftarlarının çoğunlukta olduğu topluluklarda Tebliğ hoşgörü ile karşılanmayabilir ve hatta rakip olarak görülebilir. Tebliğ'in apolitik tutumu, statükoyu onayladığını gösteriyor gibidir. Nitekim zamanın hükümetinden yararlanıyorlar.

Daru'l Erkam

Daru'l Erkam 1968 yılında din öğretmeni [üstad] Eşari Muhammed liderliğinde on iki müslüman tarafından kuruldu. Üstad Eşari konuşmalarında diğer İslami hareketleri eleştiriyor, onları İslam Devleti kurmak için çaba harcamak yerine sadece teoriye yöneldikleri, seminerler düzenleyip slogan attıkları için suçluyordu. 1972-1978 yılları arasında Erkam en hızlı gelişimini yaşadı. Sungei Pencala'daki Erkam yerleşim merkezinde öncülük edildiği gibi İslami bir toplum yaratılmasının devlet kurma mücadelesinden önce geldiğini ileri süren Erkam, İslam'a getirdiği yeni yaklaşımlar sayesinde oldukça taraftar topladı.

Halk arasında düzen-karşıtı görülen Erkam'ın yaklaşımı İslami gelenekle eğitilmiş olanlar da dahil bir çok genç ve eğitimli insanı kendine çekmeyi başardı. Erkam'ın 1970'lerin ortasındaki hızlı gelişimi, PAS'ın iktidardaki BN [Barisan Nasional] koalisyonunda yer aldığı (1973-1977) döneme rastlamıştı. PAS'ın bıraktığı boşluk diğer İslami hareketlerin ve özellikle düzen karşıtı bilinen ABIM ve Erkam'ın gelişmesine olanak sağladı. Gerçek İslami eğitim üzerinde yeteri kadar durmadığı için Erkam PAS'ı güçsüz olarak nitelendirdi ve bunu da üye ve taraftarlarının manevi zayıflıklarına bağladı. Ayrıca Erkam, PAS'ın 1959'dan 1977'e kadar Kelantan eyaletinde hükümet iken gerçek bir İslam devleti kuramamasını ve sonunda da gidip gayri İslami partilerle koalisyona girmesini de şaşırtıcı buluyordu. Hemen hemen kuruluşundan bu yana Erkam'ın en yakın rakibi ABIM olmuştu. Çünkü her iki teşkilatın da misyoner faaliyetlerinin hedef kitlesi aynıydı: Düzen karşıtı öğrenciler. Doğal olarak UMNO ve PAS'la birlikte ABIM de Erkam'ın bir çok eleştirisine maruz kaldı. Benzer şekilde Erkam, ülke dışındaki bir çok İslami hareketi de, Pakistan'daki Cemaat-ı İslami'yi, Orta Doğu'daki ihvan'ı, başarısızlıklarından dolayı şiddetle eleştirdi ve bunu imanlarının zayıflığına, Peygamber'i anlamadaki eksikliklerine bağladı.

1970'lerin sonu Erkam'ın gelişiminin durduğuna tanık oldu. Halen Kuala Lumpur çevresindeki güçlü etkisine rağmen ilk taraftar kitlesinin çoğunu kaybetti. Bu düşüş sebebiyle strateji değiştiren Erkam, hükümete ve UMNO liderliğine yaptığı sözlü saldırıları azalttı. Gene de, 1970'lerin sonlarından 1980'lerin başına kadar PAS ve ABIM'i eleştirmeye devam etti. Bu dönemde PAS ve ABIM, Erkam'ın sadece bir "Şii ayaklanması" olduğunu ileri sürdüğü İran İslam Devrimi'nden oldukça etkilenmişlerdi.

Erkam aralarında Başbakan yardımcısı Dr. Mahathir Muhammed'in de bulunduğu hükümet liderleri ve resmi din görevlileri ile bazı toplantılar düzenledi. Kurulan bu dostluk bağlan, Erkam'ın misyoner faaliyetleri üzerindeki hükümet baskısını azalttı. 1981 yılında Dr. Mahathir halka yaptığı bir açıklamada, Erkam'ın gerçek bir İslami hareket olduğunu söylerken ABIM, PAS, Tebliğ gibi İslami hareketlerin meşruluklarının olmadığını ima ediyordu. Doğal olarak, Erkam'ın yeni uzlaşmacı yaklaşımı eski konumunu özellikle statükoya İslami alternatifler arayan insanların gözünde kaybettirdi. Bu gelişme, özellikle PAS'ın 1977 yılında BN koalisyonundan ayrılışından sonra ABIM ve PAS'a İslami muhalefette fiili bir tekel sağladı. Böylece Erkam hala gündemde olmasına rağmen, sayısız buhranlar sonucunda ilk on iki kurucudan sadece Üstad Eşari kaldı. Bir çok teolojik tartışmadan sonra Erkam hareketin devamını sağlayabilmek için daha çok taviz vererek, iktidara iyice eklemlendi. Bu öyle bir noktaya vardı ki, 1987'nin ortalarına gelindiğinde hareketin UMNO bünyesindeki Mahathir ve grubuyla birleştiğini söylemek mümkündü. Erkam'ın faaliyetleri gittikçe daraltarak eğitim ve ekonomi alanına sıkışmakta ve dolayısıyla siyasal etkisi azalmaktadır.

Bu dört hareketin her biri iktidardaki hükümetin, özellikle UMNO'nun politikalarından ve Malezya'da halkın dine doğru artan yönelişinden etkilenmiştir. Buna ek olarak, PAS'ın hükümet ile ilişkilerine bağlı olarak değişen konumu da, ABIM, Tebliğ ve Erkam üzerinde etkili olmuştur. Geçmişi boyunca çeşitli zamanlarda PAS'ın laik ya da İslami gruplarla, özellikle de ABIM'le ittifak oluşturabilmesi veya genelde hareketin yönünü ve gücünü belirleyen hükümete yönelik tutumunun değişiklik gösterebilmesi, PAS'ın diğer hareketlere görece üstünlüğüdür.

Son zamanlarda İslami uyanışın Malezya siyasetinde geçmişe oranla daha etkili olmasının nedeni 1977 yılında PAS'ın hızla büyüyen ABIM ile oluşturduğu ittifaktır. 1970'lerin ortasında, UMNO'nun PAS'in en güçlü olduğu Kelantan ve Trengganu'daki yerel hükümetteki PAS başkanının yetkilerini kısıtlama girişimleri, bu ittifakın doğmasına yol açmıştır.

Kalentan'da Siyasi Krizler ve ABIM'in Yükselişi

Muhalefette iken PAS iktidardaki parti UMNO'nun sürekli baskısı ile karşılaşmıştı. 1962'de federal hükümet, Trengganu eyaletindeki PAS idaresinin düşmesini sağladı. Aralarında parti lideri Dr. Burhaneddin'in de bulunduğu bazı PAS yetkilileri, Endonezya ve Malezya arasındaki sürtüşmede Sukarno'yu destekledikleri iddiasıyla hapsedildiler. Dr. Burhaneddin'in hapsedilmesi sağlığının bozulmasına neden oldu ve 1969'da salıverilmesinden kısa bir süre sonra vefat etti. 1968'de Kelantan eyaleti Yasama Meclisi üyesi bazı PAS yetkilileri zorla alıkonup Kuala Lumpur'a getirildiler ve televizyonda yeminli olarak halka açıklama yapmaya zorlandılar. Açıklamalarda PAS'dan ayrıldıklarını ve artık UMNO'yu desteklediklerini söylemelerine rağmen Kelantan'a dönmelerine izin verildikten sonra tekrar PAS'a katıldılar.

1969 yılı genel seçimlerinde Kelantan eyaletinde yeniden iktidar olabilmek için UMNO'nun harcadığı çaba 1964 yılındakine göre oldukça fazlaydı. Bu amaçla yayınlanan özel bir bildiride PAS'ın bu seçimden yenilgi ile çıkması halinde, Kelantan'a ayrılan ödeneğin 500 milyon doları aşacağına söz verilmekteydi. Ayrıca bu dönemde UMNO, PAS'ın kampanya faaliyetlerini baltalamak amacıyla Zinde Gençlik [Pemuda Tahan Lasak, (PTL)] adı verilen gruplar oluşturdu. Tüm bu gelişmelere rağmen UMNO, 1969 Mayıs genel seçimlerinde sadece iki ek sandalye kazanmayı başarabildi.

O yıl Burhaneddin'in vefatıyla birlikte, Mayıs 1969 seçim sonuçlarının Malezyalı hakimiyetini artırması ve o sırada meydana gelen etnik gerginlikler nedeniyle değişen siyasal koşullar, yeni PAS lideri Muhammed Asriyi UMNO ile işbirliği yaparak iktidardaki güçlü BN koalisyonuna katılmaya zorladı. 1973-1977 yılları arasında PAS'ın iktidardaki koalisyona ortak olması, Asri tarafından, partisinin etnik hareketler karşısında Müslüman Malezya halkına sorumluluğu ve zamanın başbakanı Tun-Abdul Rezzak'ın hazırladığı Malay yanlısı yeni ekonomik politika [New Ekonomic Policy (NEP)] başarıya ulaşmasının gerekliliği öne sürülerek haklı çıkarılmaya çalışıldı.

PAS'ın iktidardaki BN koalisyonuna katılması doğal olarak ABIM ve Erkam'ın gelişmesine yol açtı. Bu dönem boyunca ABIM ve Erkam, PAS'ın "oppurtunist" olarak değerlendirilen hareketi nedeniyle hayal kırıklığına uğramış PAS taraftarlarını da kendilerine çekerek oldukça geliştiler. Bu insanlar düzen karşıtı İslami yaklaşımları dolayısıyla ABIM ve Erkam'a rağbet ediyorlardı ki, aksi taktirde PAS'a bağlılıklarını sürdürebilirlerdi. Ayrıca bu koalisyon dönemi boyunca PAS bazı durumlarda eyalet hükümetlerindeki yetkilileri vasıtasıyla ABIM'in Kelantan ve Kedah eyaletlerinde faaliyetlerini engellemeye çalıştı. Hatta bazen teşkilatlanmasına dahi izin vermedi. Buna rağmen, 1977 yılında UMNO liderliğinin Kelantan'da muhalif gruplarla pazarlığa girişerek uygulamaya çalıştığı "böl ve yönet" politikası PAS'ı yeni bir siyasal krizle karşı karşıya getirdi. Sonuçta PAS'dan kopanların oluşturduğu yeni bir parti ortaya çıktı ve özellikle merkezi hükümet tarafından tüm ülkede ilan edilen sıkıyönetimden sonra PAS'ın iktidardaki BN koalisyonunu terketmekten başka çaresi kalmadı. Bu sıralarda tüm ülkede eyalet hükümetlerinin işlevi askıya alındı ve merkezi hükümetin doğrudan yönetimi başladı. UMNO'nun bu yönetim altında PAS'a karşı büyük çaplı bir karalama kampanyası başlatmasından bir kaç ay sonra yönetim aniden seçimlere gidilmesine karar verdi. Malezya tarihinde ilk defa, PAS ve diğer muhalefet partileri için büyük öneme sahip halka açık havada seçim konuşmaları yapılması yasaklandı. Sadece kapalı alanlarda yapılacak konuşmalara izin verildi. Buna karşın UMNO radyo, televizyon ve basını kullanabiliyor, devlet erkanı ile cami ve okul açılışları düzenliyordu.

Yapılan resmi açıklamada, Malezya Komünist Partisi'nin kuruluş yıldönümünün seçimlerin yapılacağı zamana denk geldiği ve muhtemel karışıklığın önlenmesi için bu tür yasaklamalar getirildiği bildirildi. Bununla birlikte, yapılan bu son değişikliğin muhalefeti bastırmadaki etkisini gören hükümet, sonraki seçimlerde de açık hava toplantılarındaki yasaklamayı devam ettirdi. Yönetiminde meydana gelen bölünmeyle birlikte, sıkıyönetim kanunu nedeniyle UMNO'ya etkili biçimde muhalefet edememesi üzerine PAS Kelantan hükümetindeki kontrolünü kaybetti. PAS seçimlerde sadece iki sandalye kazanabilirken BERJASA [Barisan Jamaah İslamiah SeMalaysia- Malezya Cephesi İslam Konseyi] on bir, UMNO yirmi sekiz sandalye kazandı. Ve UMNO, BERJASA ile koalisyon oluşturarak tarihinde ilk defa Kelantan eyaleti hükümetinin kontrolünü eline geçirdi. Kelantan yenilgisinden sonra 1978 yılında yapılan genel seçimlerde PAS'ın durumu daha da kötüleşti. Öyle ki bir zamanlar en güçlü olduğu eyaletlerden biri Trengganu'da bir tek adayını dahi seçtiremedi.

ABIM'in siyasi mücadele sahasına yoğun ilgisi 1977'de Kelantan'daki siyasal krizlerle başladı. Yaşanan kriz boyunca her ne kadar zayıf bulduğu yönleri olsa da, UMNO ve diğer partilere oranla daha İslami bulduğu PAS'ı destekledi. ABIM İslami bir teşkilat olarak UMNO'nun vereceği zararlara karşı İslam'ın şeref ve haysiyetinin korunması gerektiğini ileri sürdü. Hemen hemen bütün yetkililerini Kelantan'da PAS için kampanya yürütmekle görevlendirdi. Ayrıca kendi taraftan olan bir çok üniversite öğrencisini de Kelantan'a yolladı. Seçimler PAS yenilgisi ile sonuçlanmış olsa da bu dönem ABIM'in gelişiminde önemli bir dönüm noktasıydı. ABIM ve PAS arasında gün geçtikçe gelişen güçlü bağlar oluştu ve ABIM, PAS'dan aldığı destekle kırsal kesimde etkisini artırmaya başladı. Hükümet ise bu yeni ittifakın taşıdığı potansiyel tehlike yüzünden oldukça huzursuzdu.

1978 yılındaki genel seçimlerde PAS'ın ABIM'den aldığı destek artıyordu. Ülke çapında PAS lehine başlatılan kampanyalar yanında ABIM'in önde gelen üç lideri; Üstad Fadıl Nur (ABIM başkan yardımcısı), Üstad Nahai Ahmed ve Seyyid İbrahim; genel seçimlerde PAS liste­sinden adaylıklarını koydular. Ayrıca aralarında Hacı Abdulhadi Awang'm da bulunduğu bir çok ABIM lideri de bu listede yer aldılar. Üs­tad Ahmed Nahai dışında hiç birisinin seçimleri kazanamamasına rağ­men, aday olan liderlerinin çok küçük farklarla seçimleri kaybetmeleri ABIM'i cesaretlendirdi. ABIM'in çalışmaları PAS'ın bu partiye olan gü­veninin artmasına sebep oldu. Bu sayede PAS yönetimi, partilerinin önemli mevkilerinde ABIM'li liderlerin görev almasına izin verdi. Üstad Nahai Ahmed PAS genel sekreteri, Fadıl Nur ikinci başkan ve Seyyid İbrahim mali işler sorumlusu olarak atandılar. Ayrıca kadro eğitim kamplarının yönetimi ve PAS adaylarının eğitim programları için örgütlenmesi işleri ABIM'e verildi. Enver'in şahsında karşılığını bulan, ABIM yönetimindeki laikler için rahatsızlık verici olsa da, ABIM'in kırsal kesim programı PAS'ınki ile aynı hale getirildi. Tüm bu gelişmeler sonucunda ABIM PAS'a sıkı şekilde bağlandı. Bir çok kişi ABIM'i, PAS'la şu ankinden daha yoğun siyasi işbirliğini kaldıramayacak gayri-siyasi İslami bir teşkilat olarak görüyorken, PAS'ı siyasal platformda İslami muhalefeti sürükleyen bir Parti olarak değerlendirdiler.

PAS-UMNO İttifakı ve Liderlik Sorunu

PAS, ABIM'le yaptığı işbirliği sonucu güçlenmesine rağmen bu birlik Asri ile özdeş olan PAS liderliğini zayıflatıcı bir etki de yaptı. 1978'den itibaren ABIM yetkililerinin PAS bünyesinde görev almaları ilk başlarda Asri tarafından iyi karşılanmıştı. Fakat 1980'lere gelindiğinde eski ve yeni oluşan PAS kadrolarının (ABIM ile işbirliği dönemi temel alınırsa) yaklaşımlarında beliren oldukça önemli farklılıklar sonucunda bu sıcak atmosfer kayboldu.

PAS bünyesine ABIM'den katılan kesim, İslam ve Malezya milliyetçiliği karışımı olan parti yaklaşımının, milliyetçi öğelerden temizlenmesi gerektiğini söyleyerek, parti yapısında önemli değişiklikler istedi. Ayrıca PAS'ın yalnızca seçimler üzerinde durmasını eleştirerek siyasi çalışmanın sürekli tutulmasında ısrar ettiler. PAS yönetiminin, Batılı yaşam tarzını reddetmenin yanında ibadetleri ve diğer dini yükümlülükleri yerine getirerek, Peygamber Muhammed tarafından örnek gösterilen sahih İslam yaşayışını topluma aksettirmelerinin önemini de vurguladılar. Bahsettikleri şeyler şu ana kadar PAS bünyesindeki eski kadro tarafından fazla ciddiye alınmamıştı. Ayrıca parti teşkilatının genişletilmesini, kadro eğitimine verilen önemin ve genelde faaliyetlerin arttırılmasını istediler. Büyük kısmım eski ABIM mensuplarının oluşturduğu bu grup, bahsedilen şeyleri gerçekleştirebilmek için ABIM ile ilişki kurdu. Bu sayede iki teşkilatın da güçleri artacaktı. Gelişen bu ilişkiler kısa zaman içinde PAS faaliyetlerinin çoğunun bu yeni grubun kontrolüne girmesini sağladı. Asri partiden yalıtıldığını düşünmeye başlamıştı.

1980 yılındaki PAS seçimlerinde, Yusuf Rava, Asri bağlısı ve eski kadronun temsilcisi Ebu Bekir Ömer tarafından yürütülen parti başkan yardımcılığına adaylığını koydu. Yusuf Rava, Şah zamanında İran'da büyükelçilik yapmış ve 1969 yılındaki genel seçimlerde de Mahathir'i yenilgiye uğratmıştı. Bu sefer de, Asrinin Ebu Bekir Ömer'e açık desteğine rağmen, PAS bölgesindeki genç kesimin desteğiyle Yusuf Rava başkan yardımcısı seçildi. Asri ise kendisine verilen yetkiyi Nahai Ahmed'i safdışı bırakıp Ebu Bekir Ömer'i PAS genel sekreteri atamak için kullandı. Buna ek olarak, parti liderliği tamamen Hacı Abdulgani Awang ve onunla özdeş yeni kadronun elinde olan Trengganu dışındaki eyaletlere diğer bağlılarını irtibat şefi olarak atamaya çalıştı.

PAS'ın 1978 genel seçimlerindeki büyük yenilgiden sonra toparlanmaya başlamasıyla birlikte Trengganu yeni kadronun faaliyet merkezi haline geldi. Bu gelişmede en önemli faktör Hadi Awang'ın etkili liderliğiydi, ilk eğitimini yerel din okullarında alan Awang, Medine Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Kahire'deki Ezher Üniversitesi'nde master yapmış ve 1970'lerin ortalarında Trenggamı'ya geri dönmüştü. Kendisine camilerde ve resmi diğer binalarda vazetme imkanı sağlayan Trengganu İslam Vakfı ile çalışmaya başladı. Aynı zamanda her Cuma Rusila camisinde ders vererek babasının geleneğini devam ettirdi. Kısa sürede de ABIM'in eyalet şefi oldu. Bu dönemde özellikle BN koalisyonundaki PAS ve Trengganu eyalet hükümeti ile ilişkisi iktidarın dikkatini çekmemişti.

1978 genel seçimlerinde Rusila'yı da içine alan Murang bölgesinden PAS adayı olarak boy gösterince Hadi Awang bu parti içinde etkisini arttırmaya başladı. PAS'ın Trengganu'da hiç bir adaylık kazanamamasının yanında, o sadece altmış sekiz oy ile seçimi kaybetti. Bu dönemde, Arapça'daki akıcılığı ve hitabet kabiliyeti Rusila'daki haftalık Cuma ders halkasına binlerce kişiyi çekmeye başlamıştı. Konuşmalarında Kuran'dan bölümler okuyarak peygamberlerin kıssalarını anlatan Awang, bunların ışığında genel ifadelerle halihazırdaki toplumsal sorunlar üzerine yorum yapardı. Diğer liderlerle birlikte o da, İslam Devleti kurulmasının gereği üzerinde durdu. Bunun başarabilmesi için müslümanlar, UMNO'nun sömürgeci uygulamalarına karşı mücadele etmeliydiler. "Şehitlik" üzerinde de durarak, gerçek İslam'ın yükseltilmesi uğruna cihad ederken ölmenin kişiyi bu makama ulaştıracağını belirtti.

İran'da gerçekleştirilen İslam Devrimi, bazı takipçilerinin onu İran da yönetimi ele alan "ulema" ile kıyaslamasına sebep oldu. Enver'in PAS'dan ayrılarak UMNO'ya geçişi ile oluşan boşluğu Hadi Awang doldurdu. Ancak, üstün din bilgisi, Arapça'daki akıcılığı ve hitabet yeteneğine rağmen, Enver'in siyasal pragmatizmi, taktik ve örgütsel yetenekleri yanında, halkın yaygın sempatisini kazanmasının en önemli nedeni halkla ilişkilerindeki ustalık, Hadi Awang'da eksik olan özelliklerdi.

1982 yılı, PAS içindeki muhalif gruplar arasındaki gerginliğin en yüksek noktasına ulaştığı dönemdi. Asri'nin otoriter tutumu oldukça belirginleşti ve Nisan 1982 genel seçimleri için aday belirlerken takındığı tek taraflı tutumuyla doruğa çıktı. Bu, özellikle Kelantan'da ulemayı saf dışı bırakmak için düzenlenmiş bir hareketti, fakat geri tepti. Ulema ve yeni kadro arasında oluşturulan güçlü ittifak sonucu 1982 genel seçimlerinden sonraki PAS kongresinde Asri parti liderliğinden alındı. PAS içinde izole edilen Asri ve bağlıları toplu şekilde partiden ayrılıp kontrolü yeni kadro ve ulemaya bıraktılar. Aralarına dört-beş PAS üyesi parlamenter ve bir kaç kişi de Eyalet Meclisi'nden alarak "Ha mim" [Hizbul Müslimin: İslam Partisi] olarak bilinen PAS'tan kopan son partiyi kurdular. Bununla birlikte Asri ve Hamim bütün politikalarında UMNO içindeki Mahathir-Enver grubunu desteklerken, Asri'nin gitmesiyle, daha önceki gelişmeler karşısında hayal kırıklığına uğramış bazı kimseler tekrar PAS'a geri döndüler.

ABIM ve Çoğulcu Toplumda İslam

UMNO'nun gayri İslami olarak değerlendirilen hükümet politikasına ve idari işlerine karşı çıkışında PAS'ı desteklemenin yanında ABIM diğer politikaları için halkın müslüman olmayan (diğer bir değişle Malay olmayan) kesimlerinin de desteğini kazanmaya uğraştı. ABIM, çağdaş Malezya toplumunun karşılaştığı büyük sorunların, ABIM tarafından şiddetle eleştirilen Yeni Ekonomik Politika [NEP]da dahil, UMNO'nun kısır etnik politikasından kaynaklandığını mümkün olduğunca geniş seçmen kitlesine iletmeye çalıştı. ABIM'e göre çözüm belirli bir ırk ya da grubun iltimas görmeyeceği İslam devletinin kurulmasıydı. Bu sonuca ulaşmak için ABIM, bir çok kişi tarafından gerçekleştirilenlerin en başarılısı kabul edilen 1979'daki yıllık toplantısında İslam'ın çoğulcu bir toplumun tüm sorunlarına çözüm getirebileceğim ilan etti. İslam terminolojisinde "asabiyya" olarak geçen ve reddedilen UMNO'nun kısır kavmiyetçi düşüncelerine karşı kampanyasında bu temayı sürekli işledi. Bu dönemde Enver muhalefetteki Çinliler'in partisi Demokratik Hareket Partisi [DAP]'nde konuşma yapmaya çağrılmıştı. Gene bu sıralarda, PKPIM liderliğindeki Müslüman Öğrenci teşkilatları, Malezya Yarımadası Öğrenci Grubu [GPMS] etkisi altındaki toplulukların kampüslerdeki siyasi hakimiyetlerine engel olmak için seferber olmuştu. Malezya milliyetçisi öğrencilerden oluşan GPMS, 1970'lerden bu yana UMNO'nun kontrolündeydi.

1979 ve 1981 yılları arasında ABIM çalışmalarına halk desteği sağlama açısından en başarılı dönemini yaşadı. ABIM, kırsal kesimlerde dini konular yanında sosyal konulara da değindiği için "ümmetin savunucusu" olarak kabul ediliyordu. Şehirlerde ise öncelikle öğrenci hareketleri şeklinde kendini gösterdi. ABIM'in artan etkisi hükümeti bu gelişmeyi engelleyici tedbirler almaya zorladı. Üniversite kampüslerindeki öğrenci etkinlikleri gittikçe yoğun bir şekilde ABIM nüfuzunu kırmak amacıyla öğrenci işleri Büroları [HEP] tarafından kontrol altına alındı. Hükümet kademelerindeki ABIM bağlıları sürgün ve buna benzer cezalara maruz kaldılar. Hükümet köy camilerinde vaaz vermek veya konuşma yapmak isteyen kişilere bir çok kısıtlamalar getirdi. Bu tür konuşmalar için ilk önce resmi din işleri başkanlığından izin almak gerekiyordu. Dolayısıyla sadece hükümetin tasvip ettiği kişilere izin veriliyordu. UMNO'nun yönetimi altındaki bazı eyaletlerde ABIM'in yürüttüğü programlara alternatif olarak konuşmalar, seminerler ve kurslar düzenleyen vakıflar kuruldu. Bunlara ek olarak ABIM'e bağlı okullardan daha ucuz öğretim yapan okullar kuruldu ve buralarda ders verecek öğretmenlere yüksek maaşlar önerildi.

1981 yılında, sonraları faaliyetleri şiddetle sınırlandırılacak olan siyasal kurumları yeniden düzenleyen, Topluluklar Kanunu'nda reform adı altında bir değişiklik ortaya atıldı. Hiç bir zaman açıkça belirtilmemesine rağmen, reformların hükümetin ABIM'le mücadelesinin bir parçası olduğuna inanılıyordu. ABIM'in PAS'a açık desteği yanında, Suud, Kuveyt ve diğer muhafazakar Arap devletleri tarafından desteklenen WAMY [Dünya Müslüman Öğrenciler Birliği -World Assembly of Müslim Youth] ve IIFSO [Uluslararası İslami Öğrenci Teşkilatları Birliği -International İslamic Federation of Student Onganisations] gibi dünya çapında çalışma yapan İslam i kurumlarla içiçeliği ve yardım alması iktidarı çok tedirgin ediyordu.

Bu reformlara muhalefetin başını Enver İbrahim liderliğindeki ABIM çekti. Enver İbrahim bu sayede teşkilatını ve liderliğini ön plana çıkarmanın yanında gelişmelerden olumsuz etkilenen diğer topluluklarla da ittifak oluşturma imkanına sahip oldu. Muhalefet forumlar, konuşmalar ve ülke çapında imza kampanyası şeklinde kendini gösterdi. Sonuç olarak, Enver İbrahim, ABIM ve diğer İslami hareketlerin şimdiye kadar nüfuz edemedikleri seçim bölgelerinde önemli bir hamle gerçekleştirdi.

Yapılan muhalefet her ne kadar hükümeti reformları uygulamaya koymaktan vazgeçirme yolunda tümüyle başarılı olamamışsa da, ülkedeki değişik toplulukların hükümete tepkilerini ortak bir platformda dile getirmelerini sağlamak açısından önemliydi. Böylece ABIM etkisini İslami hareket ötesine taşımakta PAS ve Erkam'a oranla oldukça büyük bir başarı sağladı.

UMNO'nun İslamizasyon Politikası

Yeni Mahathir yönetiminin İslamizasyon programını ilanı, İslami Cephenin UMNO'ya verebileceği zararların farkında olan Mahathir'in muhtemel böyle bir gelişmeyi önlemek amacıyla tasarladığı bir hareket olarak değerlendirildi. 1970'lerin ortalarından itibaren gelişen İslami uyanış ve güçlü PAS-ABIM ittifakı ile karşı karşıya kalan UMNO yönetimindeki BN koalisyon hükümeti, kontrolündeki İslami teşkilatların hacim ve çalışmalarını artırmak yanında onlar üzerindeki denetimini de ağırlaştırdı. Ayrıca yanıltıcı, toplum kurallarına ve hakim ideolojiye aykırı bulduğu çalışma ve öğretilerin yayılmasını engelledi. 1970'lerde olduğu gibi iktidarın korunması uğruna İslami uyanışa taviz vermek yerine, Erkam ve ABIM'i himaye edip PAS'ı yalnız bırakmaya çalışılarak 1980'lerin İslami Direnişi ile mücadeleye girişti.

1981'de idareyi ele alan Mahathir, yine başarı ile çıktığı 1982 yılındaki seçimlerden sonra, iki yeni politika ortaya attı; Doğu'ya yöneliş ve İslami değerlerin özümsenmesi. İngiliz mallarının tüketilmesini kınayan ve doğuya yönelişi amaçlayan yukarıdaki politikaların ilki, bazı gözlemciler tarafından Malezyalıların Batı'yı taklitten vazgeçme kararlarının belirtisi olarak değerlendirildi. İslami değerlerin özümsenmesi ise UMNO liderliğinin İslamizasyona olumlu yaklaşımlarını yansıtıyordu. Bunlara ek olarak, bazı liderler UMNO'nun müslüman görüntüsünü geliştirmeye çalıştılar. Hatta bazıları yanlış olmasına rağmen UMNO'nun Malezya'nın en eski ve dünyadaki en büyük üçüncü İslami parti olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler.

Enver İbrahim'in UMNO'ya Geçişi

29 Mart 1982'de yani 1982 Nisanı'ndaki genel seçimler için aday gösterimi başlamadan hemen önce, Enver İbrahim yaklaşan genel seçimlerde UMNO'dan aday olmak üzere ABIM başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Bu durumda doğum yeri olan ve daha önce de babasının UMNO adayı olarak parlamentoya girdiği Permatang Pauh'da PAS adayına rakip olmuştu. Annesinin kendisinden habersiz yıllardan beri UMNO'ya üye aidatı yatırdığını ileri sürerek hareketini açıklamaya çalışmasına rağmen, bu iddiası ani ve beklenmedik değişimi açıklamaktan uzaktı.

Aslında dikkatli gözlemciler, Enver İbrahim'in bu hareketinin belirtilerini açıkça görebilirlerdi. 1981 yılında Mahathir'in Başbakan olmasından sonra herkes 1982'de erken genel seçimlere gidileceğini umuyordu. ABIM'in PAS'ı kastederek, aktif olarak hiç bir siyasal partiyi desteklememe kararı alması da seçimlerden bir kaç ay önce meydana gelen önemli bir değişiklikti. Enver İbrahim PKPIM'den öğrenci liderleri ile yaptığı toplantılarda PAS'a benzemek istemediklerini, partiler üstü bir teşkilat görüntüsünü yeniden kazanmak amacıyla bu kararı aldıklarını açıkladı. Belki de bu karar PAS-ABIM ittifakındaki son gelişmelerin bir yansımasıydı. Çünkü, bazı ABIM liderleri PAS'ın bu ilişkiden ABIM'e oranla daha fazla yararlandığını, kendilerinin sağladığı muğlak halk desteğine rağmen PAS'ın özellikle gençler arasında ABIM'in örgütsel gücü vasıtasıyla bir çok taraftar kazandığını düşünüyorlardı. Sonuç olarak, ABIM gelişimini engellemeye çalışan hükümet başkasını PAS'la ilişkili olmayan faaliyetlerinde bile fazlaca hissetmeye başladı.

Aksini iddia eden bazı söylentiler olsa da çoğunlukla Enver'in kararını onaylayan ABIM liderleri PAS ile ilişkileri iyice zayıflattılar. Tabii ki bu, iki grubun taraftarları arasında karışıklığa yol açtı ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi amacıyla yapılan bir kaç deneme de başarısız oldu, Enver'in ABIM'den ayrı olduğunu, fakat Mahathir'in desteğiyle milleti ve devleti "İslamileştirmek" gibi uzun vadeli bir planın parçası olarak UMNO'yu dönüştürmek amacıyla UMNO'ya katıldığını öne süren ABIM açıkça olmasa da Enver İbrahim'i destekledi. Diğer yandan PAS, önceleri ABIM'in de söylediği gibi, UMNO'nun gayri İslami bir ideoloji olan kavmiyetçilik Üzerine temellendiğini ileri sürerek böyle bir dönüşümün imkansız olduğunda ısrar etti. Bu gelişmeler olurken Enver İbrahim DAP [Demokratik Hareket Partisi - Laik muhalefetin lider partisi] gibi gayri İslami muhalefet partileri dururken, UMNO'nun PAS'a karşı yürüttüğü kampanyaya başkanlık etti. 1982 yılındaki genel seçimler sonunda iktidardaki BN koalisyonunun büyük başarısı, Enver İbrahim'in UMNO'ya geçişi de dahil Mahathir'in şahsına bağlanmıştı.

Enver İbrahim'in kararını destekleyen ABIM bağlıları, bunu yaparken Pakistan ve Sudan'daki çağdaş gelişmeleri Enver'i etkileyen benzer örnekler olarak gösterdiler. O sıralar Pakistan'da Cemaat-ı İslami İslamizasyon ilan eden General Ziya ül-Hak'ın askeri yönetimi ile sıkı işbirliği yapıyorken, Enver'in şahsen tanıdığı Dr. Hasan Turabi liderliğindeki Sudan İhvanı benzer bir İslamizasyon karan alan eski düşmanları General Cafer Numeyri iktidarını destekliyordu. Buna karşın Enver'in kararına muhalefet edenler, Cemaat-ı İslami ve Sudan İhvanı'nın bu kararları kendi içlerinde danışarak aldıklarını, ama Enver'in tek başına karar verip ardından ABIM yönetimini haberdar ettiğini belirttiler.

Diğer gelişmeler de Enver ve bağlılarının, geçiş kararını haklı çıkarma/meşrulaştırma çabalarına bir fayda sağlamadı. ABIM ve Enver'in, 1974'de şu anki UMNO genel sekreteri Senusi Cunid'in ABIM'den UMNO'ya geçişini şiddetli eleştirdikleri biliniyordu. Yapılan sözlü eleştiriler de aradaki sekiz senelik zamanda, Enver'in geçişini Senusi'ninkinden daha az oppurtunist yapan değişikliklerin neler olduğunu sorguluyordu. Bundan başka, Enver 1974 yılının sonlarında Kedah ve Baling eyalet merkezleriyle çevrelerinde köylüler tarafından yapılan gösterileri destekleyen öğrenci yürüyüşlerindeki görevi nedeniyle İç Güvenlik Kanunu gereğince mahkemesiz bir yıl hapsedilmişti. 1973 yılında Eğitim Bakanı olan Mahathir, Enver'in sıkça eleştirdiği Üniversite ve Kolejler Kanunu'na getirilen baskıcı değişikliklerin ve ardından gelen katı uygulamaların büyük ölçüde sorumlusuydu. Ayrıca PAS ile ittifak döneminin başlarında, Tun Razak'ın 1970'lerdeki davetini reddeden Enver, UMNO'yu içeriden temizlenmesi mümkün olmayan "fosseptik çukuru"na benzetmiş ve UMNO'ya katılma ihtimalini ortadan kaldırmıştı.

Güçlü hafızası olanlar için Mahathir-Enver uzlaşması adı geçenlerin ortaklığı yönünden değil, sadece zamanlaması itibariyle şaşırtıcıdır. Enver ilk defa 1960'larda [PBMUM] Malezya Dil Cemiyetinin başkanı iken ateşli bir milliyetçi olarak Malezya Üniversitesi'ndeki siyasal ortamda kendini gösterdi. Enver, Mayıs 1969'daki olaylar süresince UMNO'dan Mahathir gibi kişilerle birlikte çalışarak Başbakan Tunku Abdurrahman'ın istifası için halkı tahrik etti. Bunun sebebi Malezya Üniversitesi'ndeki solcu öğrencilerin eleştirdiği gibi Başbakan'ın pro-kapitalist ve sömürgeci siyasetleri değil, dil ve kültür gibi etnik konulardaki tavizkar tutumuydu. 1960'ların sonunda, yakın zamanda CIA'ya bağlı olduğu açıklığa kavuşan Asya Vakfı'ndan araştırma bursu alarak Harward'da Kissinger'in seminerini takip eden Mahathir gibi Enver de CIA himayesindeki Dünya Gençlik Birliği [World Assembly of Youth (WAY)]'nde Malezya Gençlik Konseyi [MBM]'nin başkanı olarak rol almıştı, ikisi de kendilerini Batı ve amaçlarından endişe duyan "Üçüncü Dünya Milliyetçileri" olarak görüyorlardı, İslam'a yönelik değişken tutumlarıyla beraber temelde ikisi de modernistti (Mahathir daha fazla) ve anlaşılabileceği gibi özelde ulemadan çekmiyorlardı.

Farklı olsa da, hedefledikleri Malezya'yı gerçekleştirmeye kendilerini adayan bu iki lider, halka onaylatmak zorunda oldukları kısır milliyetçi Malezya ideolojisinin getirdiği kısıtlamaların tam anlamıyla bilincindeydiler. Bu yüzden İslam'dan ödünç değerler alırken belki de modernist İslami yaklaşımın kısır Malezya milliyetçiliğinin açmazını atlatmada kendilerine yardımcı olacağını umuyorlardı. 1980'lerin başında bu iki kişiyi tekrar bir araya getirmekle tanınan eski Temple profesörü İsmail Faruki, Enver'in modernist yaklaşımındaki büyük potansiyeli gören kişiydi.

Bu gelişmeler, ABIM'de devamlı yankılar bıraktı. Köylerde, bir çok ABIM taraftarlarının, Enver'in partiden ayrılması nedeniyle, PAS'a kaymasıyla ABIM, tabanını büyük ölçüde kaybetti. Bir çok resmi düzeyde ABIM lideri, PAS'a katılmak veya başka İslami hareketlerde rol almak için ayrılırken ABIM'in özel okullarının bazıları da PAS'ın kontrolüne girdi. Üniversitelerde, PKPIM'in İslami hareketin lideri konumunu büyük ölçüde yitirmesiyle de, kampüslerde ABIM etkisi azaldı. Sadece bazı ABIM bağlılarının desteğine sahipti. Milli düzeydeki yetkilileri oldukça kayıran ABIM tüzüğünün özelliği nedeniyle, parti içinden ABIM'in milli liderliğine karşı koyan bazı girişimler başarısız oldu. ABIM tüzüğüne göre, bir eyaletteki ilk beş lider, ABIM'in merkezi yönetimi tarafından seçilir ve ileride yıllık ABIM kongresinde, eyalet temsilcilerine bunlar başkanlık eder. Azalan destekle birlikte, bir çok ABIM lideri, Enver'i onaylamakla doğru bir davranışta bulunduklarını ispatlamak zorunda kaldılar. Bazı ABIM liderleri ise, Enver'in UMNO ve hükümette İslam yararına daha çok değişiklikler başlatacağını, halka garanti etmeye çalıştılar. Bu yolda, Enver'in, kurulmasından sorumlu olduğu veya katkıda bulunduğu Uluslararası İslam Üniversitesi, İslam Bankası, İslami Sigorta düzenlemeleri ve diğer projelerin başarıya ulaşması için büyük çaba harcadılar.

Mahathir'in desteği Enver'in siyasal konumunu hızlıca sağlamlaştırmasını ve ilerletmesini sağladı. 1982 genel seçimlerinden kısa bir süre sonra başbakanlık bürosunda bakan yardımcısı oldu. Bir sene sonra da, UMNO gençlik başkanı olarak atandı. Her ne kadar Mahathir'in desteğiyle de olsa, bu, yeni gelen birisi için önemli bir ilerlemeydi. Kısa bir süre sonra Kültür, Gençlik ve Spor Bakanı, 1987'de önemli bir memuri­yet olan Eğitim Bakanlığı'na atanmadan önce de Tarım Bakanlığı yaptı. UMNO yönetiminin hemen hemen eşit güçte iki kampa ayrıldığı Nisan 1987 genel kongresinde partinin başkan yardımcılarından biri olarak seçildi.

Böylece, kısa zamanda, bir yandan UMNO ve hükümet üzerine etkisini yayarken, Mahathir'in koltuğuna varis olmak için siyasal tırmanışında basan gösterdi. Enver'in UMNO ve hükümetteki siyasal başarıları, ABIM liderlerinin, 1982'de onun hakkında onayladıkları karara inançlarını artırdı. Bu yüzden hükümete daha fazla destek vermekten çekinmedikleri gibi, hükümetin siyaset ve hareketlerini açıkça eleştirmeyi de bıraktılar. Mahathir yönetimi ne, özellikle İslamizasyon siyaseti lehinde sözde eleştirel destek veren ABIM, Enver'in bazen yürürlükteki resmi siyasetle çatışan kişisel tercihlerini yansıtan ve resmiyete sahip bir baskı grubu olarak ortaya çıktı. Böylece ABIM'in en yetkili liderleri, Enver'in konumundan da yararlanarak, artan biçimde UMNO içinde etkili oldular. Buna karşılık Enver'in parti ve hükümet içindeki durumu güçlendi.

1982 yılının başlarında Enver'in UMNO'ya geçişi ile ABIM'in yapısı özellikle 1981'deki topluluklar konusundaki değişikliklere muhalefetteki rolüne ters yönde, oldukça değişti. Şüphesiz, yapılmasına karar verilen değişikliklerin başlıca hedefi ABIM'di ve herhangi bir başka konuda, ondan böyle bir karar beklenemezdi. Yine de, ABIM'in o zamandan beri halkla ilgili konuların tamamına, fiili duyarsızlığı oldukça göze çarpıyordu. 1983'de Cabil İbrahim'in katli, hükümetin sahip olduğu bir bankadan Bumiputra Malezya Finans [BMF]'ın 2,5 milyar dolarlık kayıp ile ilgili açıklamalar, Bumiputra Malezya'nın Hong Kong şubesi, Maminko ve Makuvasa ile ilgili sonradan ortaya çıkarılan yolsuzluklar; Kasım 1985'de yerel PAS lideri İbrahim Libya ve takipçilerinin öldürülmeleri, önceden ABIM mensubu eylemciler de dahil bazı PAS liderlerinin mahkemesiz hapsedilmeleri, İsrail devlet başkanı Haim Herzog'un Kasım 1986'da komşu Singapur'a ziyareti ve neden olduğu alışılmadık protesto gösterileri, ABIM'in duyarsız kaldığı gelişmeler olarak sıralanabilir. Aralık 1986'da, devlet sırları kanununa getirilen baskıcı değişikliklere de sessiz kalan ABIM, Kuzey-Güney Anayolunun, daha önce ilgili herhangi bir tecrübesi bulunmayan ve UMNO'nun sahip olduğu bir şirkete satılmasındaki suistimallere karşı oluşturulan kampanyaya da kayıtsız kaldı. Halbuki bu iki gelişme, 1981'de topluluklar kanunundaki değişikliklere karşı oluşturulan birleşik protesto benzeri muhalefet hareketlerine sebep olmuştu.

Hükümet 1987 Ekimi'nin sonlarına doğru, bir çok PAS mensubu eylemci de dahil, yüzden fazla kişiyi iç Güvenlik Kanununa muhalefetten tutukladı. Bunlardan bazıları hala mahkeme edilmedi ve hapisteler. Bunun ardından hükümet, başta PAS'ı hedef alması beklenen polisin yetkilerini artırıcı yeni kanun tasarısını alelacele meclisten geçirdi. Basın ve yayın kanunlarına kısıtlamalar getirdi. Enver'e en yakın ABIM liderleri, şu an birlik olunmasını, hazırlık yapılmasını tavsiye ederken gösteri ve protestolardan kaçınılmasını istediler. Tam olmasa da 1980'in ortalarına gelindiğinde ABIM'in yeni görüntüsünü, Enver'in UMNO stratejisinin başarısı ve ABIM'in buna desteği belirledi. Bu da sanki ABIM'i Enver bin İbrahim Hareketi olarak yeniden tanımlayan eleştirmenlerin görüşlerini teyit ediyordu.

Görüldüğü gibi, 1982'den bu güne, ABIM oldukça değişti. ABIM, artık özellikle toplumdaki suistimaller ve adaletsizliklerle ilgili konulardan bahsederken bağımsız bir baskı grubu olarak değerlendirilmiyor. 1982 öncesi ABIM'e oranla daha az incelikte ve yetenekle ele alsa da, İslam ile ilgili meselelerde ve hatta diğer konularda bahsedilen konum, gittikçe artan bir biçimde PAS tarafından ele geçirilmiştir.

Bu, ABIM'in eski seçim bölgelerinde başarı sağlamaları mümkün olmayan diğer gruplara da, büyük bir alan açtı. Üyelik, katılım ve halk desteği gözönüne alınırsa, ABIM'in toplumsal ve siyasal rolü büyük ölçüde azaldı. Ayrıca şu da açıkça ortaya çıktı ki, ABIM'in gücü Enver'in yeteneklerine, öğrenciler arasındaki etkisine ve PAS ile ittifakına bağlıydı ve bunlar olmadan, ABIM'in bir şey yapması imkansızdı.

PAS Muhasara Altında

Enver'in UMNO'ya geçmesinden sonra 1982 Nisanı'ndaki seçimlerde Mahathir kesin bir zafer kazandı ve bu yılın sonlarında yapılan PAS kongresinde Muhammed Asri'nin partiden istifa ettiği açıklandı. İşbaşına gelen yeni PAS yönetimi, özelde İslami değerlerin özümsenmesi politikası olmak üzere Mahathir yönetiminin yeni siyasal girişimlerine cevap vermek gereği yanında daha bir çok sebeplerden dolayı partiyi yeniden örgütlemekle meşguldü. Parti içindeki bu çalışmalarından başka, Mahathir'in İslamizasyonu ile mücadele eden yeni PAS yönetimi, çok zorlandığı bu muhalefette, sözü edilen politikanın samimi olmadığını söylemekten fazla bir şey yapmadı.

Yeni PAS yönetiminin güçlendiği beş yıl boyunca, parti içinde ideolojik tutarsızlık ve pragmatik stratejik düşünceler gerilimi artırmıştı. Daha önceki parti ideolojisinin temelindeki milliyetçi düşüncenin bilincinde olan yeni liderler, UMNO'nun "yeni müslümanları", Mahathir, Senusi ve Enver'e Asri'nin halk arasındaki İslamcı-milliyetçi tabanını terk ederek, tutarlılık ve başarı bakımından değişiklik gösterseler dahi, İslam'ın daha gerçek bir yorumunu yapmaya çalıştılar. Kendilerini etkisiz kılmaya çalışan PAS yönetimini, sürekli yeni sorunlarla uğraşmak zorunda bırakan Mahathir liderliğindeki UMNO, bir anlamda PAS"ı ideolojik olarak kuşattı ve izole etti. Sahip olduğu ideoloji tarafından sınırlandırılması ve mevcut sorunların ancak bir kısmıyla sıkışmış olması, PAS'ın, Mahathir'in İslamizasyon kampanyası karşısında çoğunlukla savunmada kalmasına neden oldu.

PAS, şu an, yalnızca ideolojik berraklığına işaret eden bir konumda. Bu konumu fazla zorlamıyor; çünkü böyle bir hareket sahip olduğu eski bölgelerini kaybetmesine neden olabilir. Bununla birlikte, PAS, beceriksizce uygulamalarına rağmen, Mahathir'in 1983 yılının sonuna doğru önerdiği siyasal bir fırsattan hemen yararlanmaya çalıştı. Oyunun yazılı olmayan kurallarına uymayacağa benzeyen sorumsuz bir prensin, Malezya tahtına geçeceğini sezinleyen UMNO yönetimi, anayasada değişiklik yapmaya çalışarak hükümdarın ihtiyari yetkilerini sınırlandırmak girişiminde bulundu. Bazıları, tüm yapılanların gereksiz olduğunu ve kısmen yanlış tavsiyeden esinlenildiğini söylediler. Buna muhalif diğer bazı kişiler ise, yapılanların idarecinin gücünü artırmaya yönelik olduğunu ileri sürdüler. Durum her ne olursa olsun, mesele hemen büyüdü ve UMNO'nun yeni halkçı yönetimi ile ülkenin dokuz kraliyet sarayı arasında çatışmaya dönüştü. PAS yönetimi, Mahathir yönetimine muhalefet için bu fırsatı kullandı ve özellikle Doğu sahilindeki kraliyet sarayı ile ittifak oluşturdu. Müslüman köylüleri temsil eden geçmişini yitirme tehlikesine rağmen, kendisini hükümdarlarla özdeşleştirerek, PAS'ı Malay toplumunun savunucusu olarak tanımladı.

Bu anayasa krizindeki, oportunistik tepkisinin tersine, PAS'ın, bundan sonraki iki girişimi benimsediği, yeni İslam ideolojisine uygundu. Özellikle 1984, 1985 yıllan arasında, PAS kendini zalime karşı adalet için savaşan ve müstekbirler karşısında mustazafların temsilcisi olarak tanımlamaya büyük çaba harcadı. Bu ahlaki sınıflandırmalar, İslam'da her zaman güçlü dinsel çağrışımlar yapar, fakat bu kavramlar, özellikle 1979 İran İslam Devrimi'nin ideologu olarak bahsedilen Ali Şeriati'nin etkisi sonucu, son zamanlarda toplumsal önem de kazandı. PAS 1988'de, Malezya gözönüne alındığında, aşırı etnik gruplaşmalara tekabül eden kavmiyetçiliğe karşı da kendi kampanyasını başlattı. ABIM'in, kavmiyetçiliğe getirdiği eleştirinin benzerini PAS yaptı ve Malezya'daki çoğulcu toplumun sorunlarına çözüm olarak İslam'ı gösterdi. PAS'ın bu yeni girişimleri -ABIM'in etkisinden bağımsız olarak- Malezya toplumunda, İslam'ın daha fazla topluma, yönelik yorumları için meşruiyet zemini hazırlayan önemli bir çıkıştı.

1982 yönetim değişikliği ile güçlenen ve 1979 İran Devrimi'nden cesaret alan PAS, kısmen yeniden yorumladığı ideolojisi, üyeleri ve destekçilerinin artan eylemciliği nedeniyle, devletten gelen ağır baskılara maruz kalmaya başladı. PAS'ın yasal faaliyetlerde bulunabileceği alan gittikçe kısıtlanırken, halka açık çalışmalar yanında kamu malı binaların kullanılabilmesi gibi hükümet iznine bağlı çalışmalardan dan mahrum edilmeye başlandı. Bunun sonucunda, hükümetin izin verdiği bir kaç tören de katılım kaçınılmaz olarak arttı. 1984'de iç Güvenlik Kanunu'na muhalefetten dolayı bir çok genç eylemci yakalanıp hapsedildi ve ardından da gözaltında tutulmak şartıyla serbest bırakıldı. 1985'in başlarında, ara seçimler öncesinde, çoğunluğu parayla tutulmuş UMNO taraftarları Kedah eyaletindeki Lubok Marbau'da, PAS'ın seçim konuşmasında olay çıkartıp bir PAS taraftarının ölmesine sebep oldular. Kısa süre sonra bu olay üzerine bildiri yayınlayan bir PAS lideri mahkemesiz hapsedildi ve sonra da sürgün edildi.

Kasım 1985'de, Kedah eyaleti Baling bölgesinde, Üstad İbrahim Libya'nın liderliğindeki eylemci PAS taraftarlarının yaşadığı Mamali köyüne saldıran polisler, 14 köylüyü öldürüp, daha fazlasını da tutukladılar. (En azından PAS gözönüne alındığında) 1984'ten bu yana bu beklenmedik ve benzeri görülmemiş baskılar PAS eylemcilerinin devletin baskıcı karakter ve potansiyelini tanımalarına neden oldu.

O zamandan beri görülen o ki, hükümet baskısının demir yumruğu ile karşılaşan PAS, belki de kendi güçsüzlüğünü görerek geri çekilmeyi seçti, İslam'da yüceltilmiş bir makam olan "şehadet" üzerine çokça konuşma yapılmasına rağmen, herhalde PAS yönetimi, silahlı çatışma için yalnız fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da PAS'ın hazır olmadığını anlamışlardı. Bazı gözlemcilere göre UMNO PAS'ın blöfünü gördü ve kazandı. Ayrıca bu gelişmelerden sonra Mahathir ve Enver'in İslamcı kimliklerinin yara almaması da ilginçtir. 19S6'da UMNO başkan yardımcısı Musa Hitam, Başbakan Yardımcılığı ve içişleri Bakanlığı'ndan istifa edince, UMNO içindeki Musa karşıtları ve bir çok PAS yetkilisi 1984-1985 yıllarındaki olayların sorumluluğunu (diğer Kedah kökenli bir çok UMNO liderinin olaylarla ilişkisi uzun süre konuşulduğu halde) Musa'nın üzerine yıktılar.

Böylece, 1980'lerin ortalarından bu yana PAS yaklaşım ve eylemlerini yumuşatmaya başladı. Yeni yönetim kadrosu ve ulemanın kontrolü altında, gayri İslami olarak değerlendirdikleri Mahathir ve Enver yönetimindeki UMNO'ya muhalefetlerinde daha tutarlı ve etkili olmaya başladılar. UMNO ise bir yandan PAS'ı "aşırı uç" olarak tanımlayıp izole etmek için kendi İslamcı kimliğini ortaya koymaya daha fazla çaba harcarken, diğer yandan da yeni PAS yönetimince bilerek terkedilen İslam ve Malezya milliyetçiliği karışımı ideolojiye sahip orta tabanı ele geçirmeye çalışıyor. Önceleri kavmiyetçi yaklaşımı dolayısıyla UMNO'yu suçlayan bazı ABIM liderleri ise ya şu an meslektaşlarının konumlarını meşrulaştırmak ya da UMNO içinde ilerleyebilmek için eski söylemlerini terkettiler. Kırk yıl öncesine dayanan bağımsızlığının başlangıcından bu yana Malezya toplumunu yıpratan ırklararası ayırımla beraber dini kimliğin güçlenmesine neden olan bu gelişme ikisi arasındaki gerginliği tırmandırdı.

Bu arada taşrada özellikle siyasal patronaj (himaye) ve para politikalarının sürekli gelişimi ile PAS ve UMNO taraftarları arasındaki gerginlik artmaya devam ediyor. Özellikle köylerde hükümetten para yardımı görmek alt yapı çalışmalarından yararlanabilmek açısından PAS bağlılarının ayırıma tabi tutulması sürüyor. Bu sebeple PAS ve UMNO izleyicileri arasında artan bir düşmanlık var. Hatta Kelantan ve Trengganu'da bazı köylerde ayrı ayrı her parti, bağlıları için müstakil camiler yaptırdı. Bununla birlikte bazı araştırmacılar, bu açıklamaların PAS'ı bölücü bir parti göstermek amacıyla şişirildiğini ve çarpıtıldığını ortaya koydular. Siyasal pragmatizm pahasına da olsa, PAS'ın ideolojik olarak daha tutarlı davranması halktan aldığı desteği artırmadı, fakat var olan desteği derinleştirdi. PAS en büyük İslami muhalefet partisi olarak aldığı oylarda büyük artışlar olmasa da önemini koruyor. Bu kısmen iktidardaki partinin artan yolsuzlukları nedeniyle halk içinde tırmanan gerilim ve hayal kırıklığına cevap verebiliyor olmasından kaynaklanıyor.

Sonuç

Malezya'daki başlıca İslami hareketlerin gelişimini ve değişen yapılarını inceledikten sonra, bu hareketlerin oldukça farklı siyasal sonuçlarının ve uygulamalarının olduğu açıkça ortaya çıkmış olmalıdır. Apolitik dini ve örfi bağlılığının oluşturduğu tehlike dışında Tebliğ'in Malezya'daki İslami dirilişte siyasal bir önemi olduğunu söylemek zordur. Peygamber'in sünnetini model alarak alternatif ekonomik ve toplumsal kurumlar sunan Erkam ise güçlü bir konuma gelebilecekken, liderlerinin içine düştükleri teolojik tartışmaların partiyi yıpratması nedeniyle son yıllarda UMNO'ya iyice eklemlendi. Tebliğ ve Erkam ahiret hayatının önemini vurgulayarak manevi öğeleri daha ağır basan bir hayat tarzı sunarken ne İslam devleti kurulmasının aciliyeti üzerinde durmuşlar ne de siyasal statükoya doğrudan tehdit oluşturabilmişlerdir.

Kuruluşundan bu yana ABIM Pakistan'da Cemaat-ı İslami ve Orta Doğu'da ihvan tarafından savunulan ve onlarla özdeş, siyasal konum ve stratejiler üzerine yapılan kısmi modernist ve reformist yorumlara sahip çıkmıştı. Aynı zamanda, sürekli olmamakla birlikte İran Devriminin coşkusunu da taşıyordu. ABIM bu sentezci tavrı dolayısıyla, bir yandan İslam'ı kapitalizm ve sosyalizme alternatif olarak sunarken diğer yandan İslami eğilimlerin geniş bir kısmıyla ilişkisini sürdürdü ve onlardan maddi/manevi destek aldı. Ayrıca ABIM'in sentezci tavrı kendisini tutarsız ve sıkıntılı konumlara itecek önemli sorunlar üzerinde durmaktan kaçınabilmesine imkan verdi. Bu pragmatizm Mahathir'e politikalarında destek vermeyi meşrulaştırdığı gibi 1980'lerde PAS'la yapılan ittifakı da mümkün kıldı. Aslında ABIM, Mahathir'in İslamizasyon politikası doğrultusunda yeni kurumlar oluşturma girişimlerini onaylayabilir. Çünkü halk bu çalışmaları, ABIM'in de yıllardır üzerinde durduğu statükoda reform istek ve önerilerinin meyvaları olarak görüyor. Reformların yavaş hızı ve statükonun kalan kısmı rejimin politikalarına destek vermekte olan ABIM'i hala rahatsız ediyor olabilir. Bu sebeple ABIM muhtemelen bu meseleleri sadece UMNO veya etki alanı dışındaki bürokratlara bırakmamayı tercih edecek, reformların planlanması, tamamlanması ve kontrolüyle sıkı biçimde ilgilenecektir. Şu ana kadar İslamizasyon politikası doğrultusunda gerçekleştirilen göze çarpan değişiklikler şunlar: Hükümete dini konularda tavsiye veren İslami İstişari Yapı'nın kurulması, Uluslararası İslam Üniversitesi, İslam Bankası, İslami Sigorta Şirketi ve İslam Ekonomik Gelişme Vakfı. Bunların yanında özellikle yüksek öğrenim seviyesinde İslami ilimlerin eğitimini veren okulların sayısında artış oldu. İslam mahkemelerinin hukuki statüsü yükseltildi ve Arap alfabesinin kullanımı yaygınlaştırıldı. Suud himayesindeki VAMY başta olmak üzere uluslararası Müslüman gençlik teşkilatlarına kamp ve benzeri binalar tesis edildi.

Eskiden beri görev yapmakta olan müslüman memurlar ile ABIM bünyesinde yeni oluşan çalışan kesimden müslümanlar arasındaki gerginlik varlığını sürdürürken, UMNO'da faaliyet gösteren eski liderleri ile birlikte ABIM yetkilileri İslamizasyonun yolunda gitmesini sağlamak için bir çok projenin önemli mevkilerinde bulunuyorlar. Mahathir'in şimdi geniş yetkilerle donatılmış başbakanlık görevine (şu an işlevsiz olan Federal Toprak Bakanlığı ile birleştirilmiş) ek olarak içişleri ve Adalet Bakanlıklarını da yürütüyor olması, yakın gelecekte özellikle yasal düzende ve eğitim alanında daha büyük değişiklikler yapılabileceğini akla getiriyor. Zaten Enver de, Mayıs 1987'deki Bakanlar Kurulu değişikliğinden bu yana en fazla bütçeye sahip Eğitim Bakanlığı'nda görev yapıyor. Enver'in (ve dolayısıyla kendilerinin) etkisinin olduğu kadar İslamizasyon politikasının istikrarlı gidişinin de Mahathir'e bağlı olduğunun bilincinde olan ABIM liderleri, şimdi kişisel olarak da Mahathir'e destek vermek gibi kötü bir pozisyondalar. Sıkıntılarının nedeni halkın yadsıdığı bir çok kanun ve uygulama yanında, öğrencilerden oluşan tabanlarını korumak amacıyla herhangi uygunsuz bir yasaya gösterdiklerinden çok daha şiddetli eleştirdikleri 1979 tarihli UUCA kanun değişikliklerinin başlıca sorumlusunun Mahathir olmasıdır.

Bazı uzak görüşlü ABIM liderleri Malezya şartlarında böyle bir İslamizasyon sınırlarını görebiliyorlar ve belki de Mahathir'in bu sınırlar içerisinde gerçekten ne kadar hareket edeceği konusunda da emin değiller. Bir çok gözlemci hükümetin İslamizasyon politikasının İslam'a yalnızca sembolik imtiyazlar vermekten öte olduğunda ısrar ederken, bu politikanın PAS yönetiminden ne zaman kabul göreceğini kestiremiyorlar. Bununla birlikte çoğu devanı eden İslamizasyonun, kendisine muhalif müslüman liderleri, (PAS dahil) özellikle ABIM yönetimince daha makul ve ılımlı olarak değerlendirilenleri kendisine çekmeyi başaracağına inanıyorlar. Tabii bunlar dışında, İran'da olduğu gibi laik siyasal elitlerin tamamen ortadan kaldırılması dışında ulemanın tatmin olmayacağını söyleyenler de var. Ama Malezya şartlarında böyle köklü bir değişim pek mümkün görünmüyor. Bu tür bir kuvvet dağılımı gerçekleştirmek oldukça zor ve Enver'in niyeti olsa bile Mahathir'in böyle bir düşüncesi olduğu söylenemez.

PAS yönetiminin veya en azından büyük bir kesiminin koalisyon yoluyla "kazanılabileceğini" sanmak, daha geniş sahada temel eşitlikçi reformlar yapılmadığı takdirde, 1973-1977 yılları arasındaki deneyimlerin gösterdiği gibi, Müslüman Malay hoşnutsuzluğunun temelde aynı kalmasına yol açacaktır. Bu tür reformların gerçekleştirilmesi şu an ne UMNO ve ABIM ne de PAS tarafından düşünülüyor. Bununla birlikte İslam'daki adalet anlayışında bu tür değişikliklerin güçlü bir konumu var. Mesela, ABIM ve PAS'ın tasarladığı İslami ekonomik alternatif, kapitalist ya da başka türlü sosyo-ekonomik ilişkiler bazında olmaktan öte, öncelikle şekli/yasal terimlerden oluşuyordu. Örneğin, faizin kaldırılması veya biçiminin değiştirilmesi "zekat" ve "sadaka" toplanması ve dağıtılması (İran'da uygulanan bir çeşit İslami vergilendirme şekli olan "hums"tan bahsedilmedi bile), ve "beytülmal"ın kurulması.

Bununla birlikte faizin kaldırılması veya farklı biçimde korunması ya da gerekli diğer reformlar yapılmadan, daha ileri düzeyde vergilendirme ve kamu harcamaları sistemi yerine zekatın uygulanması toplum içinde eşitsizliğin artmasına yol açacaktır.

Bu sebeple, PAS Malezya'da yalnızca ABIM'in modernist-kapitalist hattına değil, tüm statükoya getirdiği İslami eleştiriyi geliştirmedikçe, müslüman ve gayri müslim Malezya insanının birlikte onaylayabileceği anlamlı, tutarlı ve halka hitap eden bir İslami alternatif sunmaya muvaffak olamayacaktır. Bunun yerine PAS, UMNO'nun zekice davranarak ittiği, "aşırı uç" veya "fundamentalist" konumunda kalmaya devam edecektir. Tabii ki PAS'ın böyle bir gelişme gösterebilmesi, Asgar, Suruş İrfani, Ali Şeriati ve Seyyid Talegani4 gibi şahsiyetlerin gösterdikleri yolda ilerlemesiyle mümkündür.

Malezya'da, gayri müslimlerin onayım almak kuşkusuz çok önemlidir, ama sadece bu insanlar nüfusun hemen hemen yarısını oluşturdukları (%30 Çinli, %10 Hintli) için değil. Müslümanların, İslami uyanış karşısındaki sessiz izleyici tavırlarına karşın, bir çok gayri müslim, kendilerini giderek artan güçlü, iddialı ve düşüncesiz olarak gördükleri İslamcılar tarafından yadsınmış, tehdit ve haksızlığa uğramış hissediyorlar, iktidardaki BN koalisyonundaki bazı gayri müslimler, İslami uyanışın arzettiği tehlike ile başa çıkabilmek için hükümetin İslamizasyon politikasını gerekli görürken, bir çoğu bunu BN koalisyonundaki UMNO karşısında Malay olmayan gayri müslim partilerin, zayıf, etkisiz ve ikinci sınıf konumlarının bir yansıması olarak görüyor.

Genellikle neyle karşılaşılacağı ve nasıl bir tepki gösterileceği bilinmeksizin, gayri müslimlerin korkuları, bütünüyle İslam hakkındaki cahillikleri ve umutsuzlukla çevrelenmiş artan bir siyasal ve kültürel yabancılaşma duygusuyla çepeçevre kuşatılmıştır. İslami uyanış ve onun sonuçları hakkındaki vehimleri, gayri müslimlerin bu gerginliklerinin ve kayıtsızlıklarının köklerine inen İslami veya başka bir tutarlı alternatifin varlığına kadar sürmeye devam edecek. Tekrarlayacak olursak, ancak ilerici bir yaklaşımı benimsemesi halinde PAS bu düğümü çözebilir.

Sonuç olarak, bu değerlendirmeler yapılırken, gözden kaçırılabilecek başka bir sessiz seçmen kitlesi var. Malezya'da, sözde bile kalsa, tüm Malaylar müslümandır. Bununla birlikte, Malezya'da yaygın olduğu gibi, Malayların, İslami uyanışı onayladıklarını veya hükümetin İslamizasyon politikasını, gerçek müslümanlar olarak onayladıklarını söylemek önemli bir hata olur. İsmen müslüman olanlar bu akımlara anlaşılır şekilde yabancılaşırken, bir çok gerçek müslüman ise Mahathir'in İslamizasyon politikası da dahil, özellikle kültürel tezahürleri ve siyasal sonuçları dolayısıyla İslami uyanışa kuşkuyla baktılar. Tamamen müslüman olmalarına rağmen çeşitli İslami yönelişlere ilgi göstermek ve muhalefet etmek hususunda isteksizler ve hatta korkutulmuşlar. Hissedebilecekleri huzursuzluğu gözönüne alırsak, güçlerini bırakın, sayılarını bile tesbit etmenin çok güç olduğu ortadadır. Örgütlü olmamalarına ve birleşmek için az ortak ilgi ve temelleri olmasına rağmen bu insanlar özellikle baskı altıda tutulurlarsa değişim zamanlarında gözönünde bulundurulması gereken bir güç haline gelebilirler.

Görünen o ki, PAS'ın ilerici bir İslami konum geliştirebilmesinin önünde bir çok engel var, bu durumda, Enver'in belirleyici bir rol oynayabileceği, yeni bir PAS-UMNO yakınlaşması yönündeki çabaların desteğiyle daha yoğun bir İslamileşme gündeme gelebilir. Mahathir'den sonra yerine Enver'in geçmesi, sonunda İslami muhalefeti tecrit edecek biçimde İslamizasyonun gelişmesine yol açabilir. Fakat İslamizasyon süreç içinde UMNO, ABIM ve hatta muhtemelen PAS tarafından kavranılan İslami alternatifin sınırlılığını da ortaya çıkarabilir.

Çev.; Mehmet Uzun

Dipnotlar:

1- Bkz.: J. Nagata The Refloıvering of Malaysian Islam: Modern Religious Radicah and their Roots. Vancouver: University of British Columbia Press, 1984; Chandra Muzaffer, "Islamic Resurgence in Malaysia", Petaling Jaya: Penerbit Fajar, 1987.

2- C. S. Kessler, "Malaysia: İslamic revivalism and political disaffectation in a divided society", South East Asian Chronicle (75) 1980, s. 3-11; ve A. B. Shamsul, "A revival in the study of İslam in Malaysia" Man (18) 1983.

3- Jomo Sundaram, A Question of Class: Capital the State and Uneven Development in Malaya, Oxford: Oxford University Press, 1986.

4- Aşgar Ali Engineer, İslam and its Relevance to our Age, Bombay: Ikrag, 1987; Suruş îrfani, 'The progressive İslamic movement', yer aldığı kaynak: Aşgar Han (der.), İslam, Politics and the State, Londra: Zed Press, 1979; ve Sayyid Mahmud Talighani, Society and Economics in İslam, Berkeley: Mizan Press, 1983.