Mahkemeler

Haksöz

İslami Hareket Davasında İki Tahliye

İstanbul 3 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 27 Ocak 1999 günü yapılan duruşmada 7 yıldır tutuklu bulunan Kutbettin Gök ve Mehmet Zeki Yıldırım tahliye edildi. Birçok davanın birleşmesi ile 15 bin sayfaya varan dava dosyası, 50'ye yakın sanık sayısı ve 7. yılına giren yargılama süresi ile DGM'lerdeki yargılamaların aynası haline gelen bu davadan halen 10 müslüman tutuklu bulunmaktadır.

Bir önceki duruşmada dosyanın mütalaa için savcılığa verilmesi kararı alınmıştı. Ancak bu duruşmada mütalaa verilmediği gibi dosyanın mütalaası için savcılığa verilmesi için yeni bir karar verilmedi. Tensiple birlikte yapılması gereken adli sicil ve nüfus bildirimlerinin istenmesi işlemi yeniden kararlaştırıldı. Bazı dosyaların belge celbi ve bazı tanıkların dinlenmesi için çağrı kararları yeniden alındı. İki sayfayı aşan ara kararlardaki işlemler dikkate alındığında, bu dava kararının 2000 yılına sarkacağı kesinleşti. Yeniden başlama sürecine giren davanın duruşması 4 Nisan 1999 günü saat 13.00'a bırakıldı.

Yahudi ve Siyonist Dokunulmazlığı

Yahudi işadamı Jack Kamhi'ye suikast girişiminde bulundukları iddiası ile İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesince yargılanan Can Özbilen, A. Rıza Bayramçavuş ve Osman Erdemir ömür boyu (müebbet) ağır hapis cezasına çarptırıldılar.

İsrail'in işgali altında bulunan müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'nın da içinde bulunduğu Kudüs'ün gündem tutulması için düzenlenen Kudüs Günü dolayısıyla tertip edilen gecede yaptığı konuşmada, Siyonizmi ve İsrail'i eleştiren Nurettin Şirin'e 17.5 yıl ağır hapis cezası verildi.

Son olarak da, Siyonist İsrail Dışişleri bakanı David Levi'nin Türkiye'ye gelişini, 7 Nisan 1997 günü protesto ettikleri için haklarında dava açılan 26 İstanbul Üniversitesi öğrencisine İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından toplam 39 yıl hasip cezası verildi.

1997 Nisan ayından bu yana görülmekte olan dava sonucunda Cumhuriyet Savcısı; Murat Togan Uzuner, Kamil Koç ve İsmail Kedik dışında kalan 23 sanığın beraatini talep etmiş, bu üç sanığın cezalandırılmasını istemişti. 28 Ocak Perşembe günü yapılan son duruşmada, sanık avukatları "Davada suçun unsurları oluşmadığından" bahisle tüm müvekkillerin beraatlerini talep ettiler.

Verilen kısa aradan sonra kararı açıklayan hakim, tüm sanıkların İzinsiz Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri gerekçesi ile cezalandırmasına karar verdi. Her sanık için ayrı ayrı 1 yıl 6 ay hapis cezası veren mahkeme, Ceza İnfaz Kanunu gereği bu cezaları erteledi.

26 müslüman için 1.5 yıldan toplam 39 yıl eden mahkumiyet kararını eleştiren sanık avukatları, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemenin siyasal ortamın ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin gölgesinde karar verdiğini açıklayarak temyiz edeceklerini söylediler.

Bu kararla birlikte Türkiye-İsrail ilişkileri bir kez daha sağlamlaştırılmış, Siyonist işbirlikçiliği tescillenmiş oldu.

"Cuntacı Paşalar" İfadesi TV Kararttı

Balıkesir bölgesinde yayın yapan Karesi TV'de yaptığı iki ayrı konuşmadan dolayı İsmail Yurdakök'e Genelkurmay adına Org. Çevik Bir'in müdahalesiyle dava açılmıştı. Söz konusu konuşmalarda İsmail Yurdakök'ün TSK'nın manevi şahsiyetine hakaret ettiği, TSK'yı küçültücü, aşağılayıcı beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle TCK'nın 159/1. maddesi gereğince Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılması kararlaştırıldı. Bu davada Çevik Bir müdahale isteminde bulunurken İsmail Yurdakök aleyhine "en üst düzeyden ceza tayini" talebinde bulundu. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı doğrudan Adalet Bakanlığı'na ve RTÜK'e şikayette bulunmuştu. Neticede Karesi TV de 30 günlük ekran karartma cezası aldı. Son olarak Çevik Bir'in kendi şahsına da hakaret ettiği gerekçesiyle açılan ve Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi'nce yürütülen dava da 8 Şubat 1999 tarihine ertelendi.

Uludağ Üniversitesi'nde Yürütmeyi Durdurma Kararı

Geçtiğimiz öğretim döneminde İstanbul Üniversitesi'nde başlayan başörtüsü zulmü bu yıl diğer üniversitelere de ulaşarak devam ediyor.

Bursa'da Uludağ Üniversitesi'nde 1. dönemin başında kayıtlarda başörtülü fotoğraf kabul edilmemesi ile başlayan problem öğrencilerin derslere alınmaması, derslerden atılması hatta kampus girişine yapılan jandarma yığınaklarının öğrencileri otobüs ve minübüslerden indirip, geri göndermelerine kadar vardı. Derslere başörtülü olarak giren öğrenciler hakkında tutanaklar tutulurken haftalık ve dönemlik uzaklaştırmalar verilmeye başlandı.

Gelişmeler üzerine derslere alınmayan 46 öğrenci üniversite hakkında dava açtı. Davanın ara kararına göre Bursa 2. idare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı aldı. Mahkeme kararında davanın duruma ve olayın niteliğine göre davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar dava konusu işlem ve eylemin yürütülmesinin durdurulmasına 2577 sayılı kanunun 20 ve 27. maddelerine göre 8 Ocak 1999 gününde oy birliği ile karar verilmiştir denildi. Bu karar üzerine 27 Ocak 1999 günü okula giden öğrenciler ilk etapta yine okula alınmadılar. Avukatların rektörlük ile görüşmesi üzerine teminatı olan 46 öğrenci derslere alınmaya başladılar.

Şimdiye kadar alınan olumlu görülen idare mahkemesi/danıştay kararları usul yönünden alınan kararlardır. "Başörtüsü üniversitelerde serbesttir" gibi esas yönünden alınmış kararlar değildir.

Türkiye'deki başörtüsü yasağı, direkt sistemden kaynaklanan İslam'ı ve müslümanları hedef alan bir sorundur. Bu nedenle usûl yönünden olumlu karar veren mahkeme kararlarına aldanıp, zafer çığlıkları atmak yersizdi. Taviz vermeden başörtüsü mücadelesi yaygınlaştırılarak sürdürülmelidir.